Çağatay Güç’ten İzmir kongresinde mesaj: “Biz umuduz, biz Cumhuriyet’iz”
YENİ Parti İzmir 1. Olağan İl Kongresi, Bayraklı Tepekule Kongre Merkezi’nde devam ediyor. Kongreye YENİ Parti İzmir milletvekilleri Murat Bakan, Tuncay Özkan, Ümit Özlale, Yüksel Taşkın ve Ednan Arslan, ilçe belediye başkanları, İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, partinin il ve ilçe yöneticileri ile partililer katıldı.
Kongrede konuşan YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, partilerinin adının değişim, gelişim, umut ve daha iyi bir gelecek iddiasını taşıdığını belirtti. Geleceği inşa etmek için geçmişin doğru anlaşılması ve bugünün gerçekleriyle yüzleşilmesi gerektiğini ifade eden Güç, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en ağır siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerinden birini yaşadığını söyledi.
Dünyadaki ekonomik ve siyasi dönüşümün emeği, üretimi, dayanışmayı ve toplumsal adaleti geri plana ittiğini savunan Güç, hakça bölüşümün yerini ayrıcalıklı kesimlerin zenginleşmesinin, sosyal devletin yerini derin yoksulluğun, demokratik yönetimin yerini ise giderek güçlenen otoriter anlayışların aldığını kaydetti.
“BU ÜLKENİN İNSANLARI EN ZOR KOŞULLARDA BİLE TESLİM OLMADI”
Güç, 25 yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidarın devlet kurumlarını zayıflattığını ve kuralları uygulamak yerine kendi anlayışına göre değiştirdiğini öne sürdü.
2017 Anayasa değişikliğiyle hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin güçler ayrılığı ilkesini ve denge-denetim mekanizmalarını büyük ölçüde ortadan kaldırdığını savunan Güç, yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin bozulduğunu, TBMM’nin etkisinin bilinçli şekilde azaltıldığını, yargı bağımsızlığının ağır yara aldığını ve basın özgürlüğünün yok edilme noktasına geldiğini söyledi. Güç, örgütlü toplumsal hareketleri ortadan kaldırmaya yönelik anlayışın da devlet politikası hâline geldiğini ileri sürdü.
Türkiye’de yalnızca ekonomik değil; adalet, demokrasi, devlet yönetimi ve toplumsal güven alanlarında da derin bir kriz yaşandığını belirten Güç, şöyle konuştu:
“Bir tarafta kamu kaynaklarından beslenen ayrıcalıklı bir kesim, diğer tarafta emeğinin karşılığını alamayan milyonlar var. Emekliye gelince kaynak bulamayanlar, çiftçiye destek veremeyenler, asgari ücretliyi açlık sınırına mahkûm edenler; belirli çevrelere kaynak aktarmakta hiçbir sakınca görmüyor.
Üretenin değil, ayrıcalıklı olanın kazandığı; çalışanın değil, iktidara yakın olanın korunduğu bir düzen kuruldu. Bu düzenin bedelini işçilerimiz, emeklilerimiz, çiftçilerimiz, esnafımız, gençlerimiz ve kadınlarımız ödüyor. Ancak yaşadığımız sorun yalnızca derin yoksulluk da değildir.
“İş cinayetleri, kadın cinayetleri, çocukların karşı karşıya kaldığı şiddet, liyakatsizliğin ve denetimsizliğin ağırlaştırdığı afetler, geleceğinden umudunu kesen gençlerimiz ve her geçen gün büyüyen toplumsal güvensizlik, ülkemizin içine sürüklendiği yıkım tablosunun parçalarıdır. Bugün vatandaşlarımız güven içinde yaşama kaygısıyla da mücadele ediyor.
Daha da vahimi, bütün bu sorunların çözümü olması gereken devlet kurumları, siyasi iktidarın gücünü koruma araçlarına dönüştürülüyor. Kendisine karşı çıkanları düşmanlaştıran, eleştiriyi tehdit sayan, toplumu'bizden olanlar ve olmayanlar' diye ayıran bir anlayışla karşı karşıyayız.
“Seçilmiş siyasetçilerin, gazetecilerin, aydınların ve düşüncelerini özgürce ifade eden yurttaşların yargı süreçleri üzerinden baskı altında tutulduğu, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir düzende hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün değildir. Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir.
Ancak bugün, sandıktan çıkan millet iradesi dahi yok sayılmaktadır. Milletin oyuyla kazanılamayan siyasi mücadelelerin yargı eliyle kazanılmaya çalışılması, demokratik hukuk devleti anlayışına ağır bir darbedir. Bu karanlık tablo ne bizi bir umutsuzluğa sürükler ne de mücadelemizden tek bir geri adım attırır. Çünkü bu ülkenin insanları, tarih boyunca en zor koşullarda bile teslim olmamıştır.”
“BU AĞIR TABLO KİMSEYİ KARAMSARLIĞA SÜRÜKLEMESİN”
Gezi’de özgürlüklerine sahip çıkanların, 19 Mart sürecinde demokrasi ve millet iradesi için meydanları dolduranların, toprağını ve doğasını korumak için mücadele eden köylülerin, emeğinin hakkını arayan işçilerin ve adalet isteyen milyonların toplumun mücadele gücünü ortaya koyduğunu belirten Güç, bu kesimlerin toplumsal vicdanın hâlâ ayakta olduğunu gösterdiğini söyledi.
YENİ Parti’nin yalnızca mevcut iktidara karşı çıkmak amacıyla kurulmadığını ifade eden Güç, ülkenin bozulan kurumlarını yeniden ayağa kaldırmak, adaleti tesis etmek, emeğin hakkını korumak, üretimi güçlendirmek ve Cumhuriyet’in kazanımlarını geleceğe taşımak için yola çıktıklarını kaydetti.
Güç, mücadelelerinin Türkiye’nin yeniden demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olması; halkın refahının, özgürlüğünün ve geleceğe duyduğu güvenin yeniden inşa edilmesi olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Siyaseti kişisel hesapların, makam kavgalarının ve dar çıkar ilişkilerinin alanı olmaktan çıkarmak zorundayız. Bu ülkenin artık kavgaya değil, dayanışmaya; ayrışmaya değil, birleşmeye; korkuya değil, umuda ihtiyacı var.
Yarınlarımızı inşa ederken yıkılan kurumları, toplumun adalet duygusunu, birbirine olan güvenini ve ortak geleceğe dair inancını da onarmak zorundayız. Bunun yolu bağımsız yargıdan, güçlü parlamentodan, özgür basından, liyakatli kamu yönetiminden, hakça bölüşümden ve Cumhuriyetimizin temel değerlerinden geçmektedir.”
“BİZ UMUDUZ, BİZ CUMHURİYET’İZ”
Çağatay Güç, partisinin Türkiye’nin müreffeh geleceğine inançla yola çıktığını ve milletin değişim talebinden doğduğunu söyledi. Genel Başkanları Özgür Özel’in öncülüğünde başlayan yürüyüşün gerçek sahibinin millet olduğunu belirten Güç, milletin seçtiğini, değişime karar verdiğini ve hiçbir iktidarın millet iradesinden büyük olmadığını ifade etti.
Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların zor olabileceğini ancak bağımsızlığını kazanmış ve Cumhuriyet’ini kurmuş bir milletin evlatları olduklarını dile getiren Güç, 1919 yılının 19 Mayıs’ında Mustafa Kemal Atatürk’ün karşılaştığı koşulların bugünkünden çok daha ağır olduğunu söyledi.
O dönemde milletin kaderini değiştiren unsurun koşulların ağırlığı değil, teslim olmayan irade, cesaret ve kararlılık olduğunu belirten Güç, bugün de aynı inancın, mücadele ruhunun ve Cumhuriyet bilincinin geleceğe taşınması gerektiğini kaydetti.
Güç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü biz gücümüzü milletimizden alıyoruz. Çünkü biz umudumuzu bir kişiye değil, Cumhuriyet’e, demokrasiye ve halkımızın iradesine bağlıyoruz. Ve çok iyi biliyoruz ki: Türkiye’nin geleceği, bu karanlık düzene teslim olmayacak kadar güçlüdür.
“Biz YENİ’yiz. Çünkü bu ülkenin yeniden ayağa kalkacağına inanıyoruz. Biz YENİ’yiz. Çünkü Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını adaletin, demokrasinin, üretimin ve refahın yüzyılı yapmakta kararlıyız. Ve biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere gösterdiği yolda, hiçbir zorluk karşısında geri adım atmadan yürümeye devam edeceğiz.
Çünkü muhtaç olduğumuz kudretin, damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu biliyoruz. Çünkü biz YENİ’yiz. Biz umuduz. Biz Cumhuriyet’iz. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatlarıyız. Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yolumuz açık olsun.”
Kategori: Siyaset
Yayın: 25 Ekim 2026 14:29 · Kaynak: babaocagi.com.tr