Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Ekim 2026 12:37
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Tavuk: Ortak Kaderin Farklı Yüzleri

Tavuk: Ortak Kaderin Farklı Yüzleri
Görsel kaynağı: gzt.com

Macar yönetmen György Palfi’nin bu sıralar vizyonda olan bir filmi var. Tavuk (Hen) isimli yapımın merkezinde, gerçekten de bir tavuk var. Tavuk’un hikâyesi, bir tavuk üretim çiftliğinde başlıyor ve oradan kaçarak kendine kurmaya çalıştığı hayatı tema alıyor. Tavuk, kaçtığında başına çeşitli tehlikeler geliyor, sokaklarda kalıyor, bir Tilki’ye yem olmaktan kurtuluyor. Bir eylemin ortasında kalıyor. Orada katiller sloganlarının eşliğinde kendi yolunu arıyor. Bir açıdan tesadüf olmadığını varsaydığımız bu sahne bize, yeryüzündeki hayvan katliamlarını hatırlatıyor. Tavukların da endüstriyel süreçte zorlu aşamalardan geçtiği, birçoğuna yaşam hakkı tanınmadan daha civcivken yok edildiği bilinen bir gerçek. Ama bu sadece tavukları kapsayan bir gerçek değil, büyükbaş hayvanlar da vahşice kesiliyor. Belki yemek yerken olayları bu kadar içselleştirmiyoruz ama gerçek boyutunda da bu var. Yaşam alanı doğa olan yenebilen hayvanların büyük çoğunluğu insanlar tarafından vahşete uğruyor. Bununla ilgili insanoğlunun, hayatta kalmasının aslında doğa ve hayvanlar üzerinde açtığı tahribat üzerine de düşünmeye değer. Tavuk bu zorlu yolculuğun ardından deniz kenarında bir restoranın konuğu oluyor. Orada keyfi yerinde görüyoruz, yemini yiyor, suyunu içiyor, yumurtasını yapıyor, bahçede geziyor, horozla aşk yaşıyor. Belki de bu sahneleri izlerken düşündüğümüz şey, onların gerçek doğanın bir parçası olması gerektiği gerçeği. Ama burada da başka bir gerçeklik var, iş yerinin sahibinin yanında çalışanlar, göçmen kaçakçılığı yapıyor. Suriyeli olduklarını anladığımız bu insanlar, günümüzün kronik sorunlarından biri. Bizde de çok tartışılan sorunlardan biri olarak bu insanların nasıl hayatta kaldığı, ne gibi şartlar sonucunda yaşamlarına yeni bir alan açtığını sorgulamak kalıyor. Uzun yıllar süren Suriye savaşı sonunda milyonlarca insan göçmen olarak yaşamak zorunda kaldı. Göçmenlerin yaşama açılan zorluğu aslında daha ülkelerini terk ettikleri andan itibaren başlıyor. Bütün bu parçalar birleştiğinde, tavuk gibi hayvanlara endüstri içinde layık görülen kader neyse, göçmenlere de layık görülen kader dünya gerçekliğinde böyle demek haksızlık olmaz. Hayatta kalmak uğruna birçok zorlu aşamadan geçen bu insanlar eğer şanslılarsa yeni hayatın kapısını aralayabiliyor. Ama oralara ulaşana kadar geçen aşamada, dünyanın görmezden geldiği, belki insan yerine bile koymadığı, herkesin basit bir para hesabı olarak baktığı insanlar. Bu insanların yaşam alanını, hakkını savunmak da bir tür mücadele araçlarından biri ama insanlık olarak buralarda da çok başarılı olduğumuz söylenemez. Bu filme paralel olacak bir başka anlatı da yıllar önce Türkiye’de çekilmişti. Onur Saylak’ın yönetmenliğini yaptığı Daha filmi, bir roman uyarlamasıydı. Orada da işlerin hiç kolay gerçeklerden oluşmadığı, göçmen olmanın daha ilk aşamada insandan daha aşağıda olmak olarak algılandığı gerçeğine dair bir anlatıydı. Dünyanın savaşsız bir yer olması sadece arzumuz ama yakın coğrafyamızdakilerin savaşla değişen kaderlerine dair de düşünmeye ihtiyacımız var.

Kaynaklar: gzt.com
Haber metni ve görseller gzt.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 02 Ekim 2026 12:37 · Kaynak: gzt.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp