Nazilli'den Söke'ye obruk uyarısı. Dr. Metin Aydın: Jeotermal santrallerin su kullanımı araştırılsın
- Aydın’da jeotermal enerji santralleri ve kuyularının yoğunluğu, tarımsal üretim ve çevre üzerindeki etkileriyle tartışılmaya devam ediyor
- Germencik Çevre ve Doğa Koruma Derneği Basın Sözcüsü Dr
Aydın’da jeotermal enerji santrallerinin (JES) çevreye etkileri yeniden gündemde. Germencik Çevre ve Doğa Koruma Derneği Basın Sözcüsü Dr. Metin Aydın; yer altı suları, tarım arazileri, Büyük Menderes Nehri ve halk sağlığı konusunda dikkat çeken iddialarda bulundu.
Aydın, bağımsız ölçüm ve denetim sonuçlarının kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını istedi.
Aydın’da jeotermal enerji santralleri ve kuyularının yoğunluğu, tarımsal üretim ve çevre üzerindeki etkileriyle tartışılmaya devam ediyor. Germencik Çevre ve Doğa Koruma Derneği Basın Sözcüsü Dr. Metin Aydın, kentteki JES faaliyetlerine ilişkin değerlendirmesinde, özellikle Germencik ve çevresindeki tarım alanları ile su kaynaklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Dr. Aydın, yaklaşık 8 bin kilometrekarelik Aydın coğrafyasında kilometrekare başına düşen santral ve kuyu yoğunluğunun çok yüksek olduğunu savunarak, JES tesislerinin incir ve zeytin bahçeleriyle iç içe bulunduğunu söyledi.
Tesislerin ve boru hatlarının birinci sınıf tarım arazileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken Aydın, mevcut çevre ve tarım mevzuatına uyulup uyulmadığının incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Dr. Metin Aydın, jeotermal tesislerden çıkarılan akışkanın yeniden yer altına enjekte edilmesi konusunda eksiklikler yaşandığını ileri sürdü. Aydın, yer altına geri basılmadığını iddia ettiği akışkanın Büyük Menderes Nehri’ne ve dere yataklarına bırakılmasının su kaynaklarında kirlilik riski oluşturduğunu öne sürdü.
JES tesislerinin su tüketimine de dikkat çeken Aydın, yer altı su seviyelerindeki düşüşün tarımsal üretim ve bölgenin geleceği açısından araştırılması gerektiğini belirtti. Nazilli’den Söke’ye uzanan bölgede çökme ve obruk oluşumu riskine ilişkin uyarılarda bulunan Aydın, konunun bilimsel çalışmalarla takip edilmesi çağrısı yaptı.
Dr. Aydın, içme ve kullanma sularında krom, nikel ve nitrat gibi maddelerin düzeylerine ilişkin çeşitli araştırma ve ölçümlere dikkat çekti. Bu değerlerin yasal sınırlarla karşılaştırılması ve sonuçların kamuoyuna açık biçimde paylaşılması gerektiğini savundu.
JES faaliyetleri sırasında ortaya çıkabilecek hidrojen sülfür ve diğer gazların hava kalitesi üzerindeki etkilerinin de düzenli olarak izlenmesini isteyen Aydın, bölgede solunum yolu hastalıkları ve kanser vakalarına ilişkin değerlendirmelerin bilimsel verilere dayanması gerektiğini ifade etti.
Aydın, kentteki ölüm nedenlerine ilişkin istatistikleri de eleştirerek bazı ölüm kayıtlarının yeterince açıklayıcı olmadığını ileri sürdü. TÜİK verilerinin gerçek tabloyu yansıtmadığı ve JES’lerin etkilerinin görünmez kaldığı yönünde iddialarda bulunan Aydın, bu değerlendirmelerini kurumların verileri üzerinden tartışmaya açtı.
Ancak ölüm nedenleri, kanser vakaları ve çevresel etkiler arasında doğrudan bir ilişki kurulabilmesi için kapsamlı epidemiyolojik araştırmalara ve doğrulanabilir verilere ihtiyaç bulunuyor. Bu nedenle söz konusu iddiaların ilgili kurumların verileri ve bağımsız bilimsel çalışmalarla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.
JES işletmelerinin çevresel yükümlülüklerine ilişkin denetimlerin artırılması gerektiğini belirten Dr. Metin Aydın, bağımsız uzmanlar tarafından düzenli ölçüm ve analiz yapılmasını istedi. Aydın, çevre mevzuatına aykırılık tespit edilen işletmeler hakkında yasal işlemlerin uygulanması ve denetim sonuçlarının kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
Aydın’daki JES faaliyetlerinin tarım, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmaların netleşmesi için ölçüm sonuçlarının, denetim raporlarının ve bilimsel araştırmaların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Trafik
Yayın: 29 Ekim 2026 19:01 · Kaynak: yenisokegazetesi.com