Aliağa Termik Santrali ve COP31
- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Taraflar Konferansı COP31 toplantısı yaklaşıyor
- Pekiyi Konferansa ev sahipliği yapan Türkiye’nin iklim notu nasıl?
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Taraflar Konferansı COP31 toplantısı yaklaşıyor. Pekiyi Konferansa ev sahipliği yapan Türkiye’nin iklim notu nasıl? Bizce oldukça kötü. İklim değişikliğinin en önemli sebebi olan fosil yakıt endüstrisini destekleyen politikalar hız kesmeden devam ediyor. Somut örnek olarak yakınımızdaki Aliağa’ya bakmak yeterli.
7 Ekim 2026 tarihli COP31’e Giderken Aliağa[1] başlıklı yazımda Aliağa’nın genel olarak kirleticiliği üzerinde durmuştum. Bu yazımda Aliağa’daki özel bir tesis ile uygulanan politikalardan söz etmek istiyorum.
İthal kömür yakan Termik Santrali
İzmir- Aliağa’da faaliyet gösteren İzdemir Termik Santrali-II, yıllardır süren hukuki mücadeleye ve hakkında verilen çok sayıda yargı kararına rağmen, yeni yeni idari işlemler ve tartışmalı yasal düzenlemelerle faaliyetini sürdürüyor. Santralin faaliyetini mümkün kılan ÇED olumlu kararları daha önce yargı denetimine konu olmuş, Anayasa Mahkemesi tarafından özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş, yeniden yapılan yargılamalar sonucunda iptal edilmişti.
Buna rağmen idare, yargı kararlarının gereğini yerine getirmek yerine santralin çalışmasını fiilen sürdürecek yeni yollar üretmeyi tercih etti. 2009/7 Sayılı Genelge’ye dayanılarak düzenlenen yeni ÇED raporu ve halkın katılımı olmadan verilen 9 Mart 2025 tarihli ÇED kararı ile mahkeme kararları etkisiz hale getirildi.
Diğer yandan EGEÇEP’in ısrarlı başvuruları üzerine, birinci sınıf gayrisıhhi müessese olan termik santralin 2014 yılından bu yana işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan çalıştığı ortaya çıktı. İzmir Büyükşehire Belediyesi gecikmeli olark bu tespiti yaptı ve mühürleme işlemi uyguladı.
Ancak mühür etkisiz kaldı. Yerel yönetimin bu yerinde ve haklı müdahalesi Ankara’dan duyuldu ve hemen yeni düzenlemelere girişildi. Anayasaya aykırılığı tartışmasız olan 7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile özel bir düzenleme yapıldı.
Yasal düzenlemenin ardından mühürleme ve faaliyetten men yaptırımı ile karşı karşıya kalan termik santralin imdadına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetişti. Bakanlık tarafından 22.12.2025 tarihli Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi düzenlendi ve yıllarca işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösterdiği tespit edilen santralin faaliyetinin bu belge aracılığıyla devam etmesi sağlandı.
Söz konusu belge, 7554 sayılı Kanun’un 19. maddesinde yapılan düzenlemeye dayanmakta ve elektrik üretim tesisleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatı yerine geçeceği öngörülmekteydi.
Bu durum, çevre ve halk sağlığı açısından yüksek risk taşıyan tesislerin ruhsatlandırılması ve denetlenmesi konusunda yerel yönetimlere tanınmış asli yetkinin merkezî idare tarafından gasbedilmesi anlamına geliyor. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı, yalnızca ekonomik faaliyete izin veren teknik bir belge değildir; yangın güvenliğinden atık yönetimine, gürültüden çevresel etkilerin denetlenmesine kadar birçok unsurun değerlendirilmesini sağlayan önleyici bir kamu güvencesidir.
Büyükşehir belediyeleri özellikle birinci sınıf gayrisıhhî müesseseler bakımından bu yetkiyi kullanarak kent düzenini, çevreyi ve toplum sağlığını korumakla yükümlüdür. Ancak Üretim Tesisi Uygunluk Belgesi düzenlemesi ile bu koruyucu mekanizma fiilen ortadan kaldırılmış, belediyelerin denetim ve yaptırım yetkisi etkisiz hale getirilmiştir.
Şimdi Aliağa’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin denetleyemediği bir termik santral çalışmaya devam ediyor. Yurtdışından getirdiği kömürü yakarak bölgenin havasını, toprağını, suyunu kirletiyor, iklim krizinin derinleşmesine katkıda bulunuyor. Diğer yandan fosil yakıt endüstrisinin desteklendiği bu ülkede COP 31 toplanıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 04:58 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr