Bitki bazlı gıdada küresel pazar 2034’te 491 milyar dolara çıkacak
- Ekonomi Haberleri — Bitki Bazlı Gıdalar Derneği Başkanı Akdağ, et alternatifi satışlarının 10 yılda 3 katına çıktığını, küresel pazarın 238 milyar dolardan 2034’te 491 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini belirtti
Paylaş Kaydet En Son Dakika Google'da tercih edilen kaynak Bitki bazlı gıdada küresel pazar 2034’te 491 milyar dolara çıkacak Ekonomi Haberleri - KAAN ULU - Dünya genelinde büyümesini sürdüren bitki bazlı gıda pazarının küresel hacminin 2034 yılına kadar 491 milyar dolara ulaşması öngörülürken, aynı dönemde Türkiye'deki büyümenin de yaklaşık 2 katına çıkması ve bitkisel çeşitliliğinin etkisiyle pazara yeni ürünler kazandırması bekleniyor.
Bitki Bazlı Gıdalar Derneği (BİTKİDEN) Yönetim Kurulu Başkanı ve gıda mühendisi Ebru Akdağ, , dünya genelinde gıda sistemlerinin dönüşümüyle bitki bazlı ürünlere yönelik talebin arttığını belirterek, Türkiye'nin sahip olduğu bitkisel çeşitlilik, üretim kapasitesi ve coğrafi konumuyla bu alanda önemli bir üretim ve ihracat merkezi olabileceğini söyledi.
Bitki bazlı gıdaların geniş bir ürün grubunu kapsadığını ifade eden Akdağ, baklagiller, bitkisel ürünlerden elde edilen fonksiyonel gıdalar ile et ve süt ürünlerine alternatif olarak geliştirilen bitkisel protein ürünlerinin bu kategori içerisinde yer aldığını dile getirdi.
Akdağ, bitki bazlı gıdaların hayvansal ürünlere rakip olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu ürünlerin hayvansal gıdalarla birlikte gelişebilecek bir alan olduğunu aktardı.
Tüketicilerin hayvansal proteinleri tamamen beslenme düzeninden çıkarmadan bitkisel gıdalara daha fazla yer vermesinin "fleksitaryen beslenme" olarak adlandırıldığını belirten Akdağ, sağlık, tat ve çevresel kaygıların tüketicileri bitkisel ürünlere yönelten başlıca unsurlar arasında bulunduğunu kaydetti.
Bitki Bazlı Gıdalar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Akdağ, şöyle devam etti:
"Bu alanda dünya pazarı bir dönem çok hızlı şekilde büyüdü. 2015'ten 2025'e kadar geçen 10 yıllık süreçte et ürünleri alternatiflerinin satışları 3 katına çıktı. Bugün küresel bazda baktığımızda 238 milyar dolarlık bir hacimden bahsediyoruz.
2026 için tahmin edilen rakam 256 milyar dolar ve 2034'e geldiğimizde ise küresel hacmin 491 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Bu tabii geniş anlamda anlattığımız bitkisel ürünler, yani bunun içerisinde her türlü bitkisel alternatifler var ama sadece et ve süt alternatiflerine baktığımız zaman da küresel pazar 29 milyar dolarlık bir hacme sahip."
Türkiye'de bitkisel ürün pazarının yaklaşık 190 milyon dolar büyüklüğünde olduğuna ilişkin tahminlerin bulunduğunu ifade eden Akdağ, Türkiye'de de pazarın küresel eğilime paralel olarak büyümesinin beklendiğini söyledi.
Akdağ, "Tahminlere baktığımız zaman 2034'e geldiğimizde bugünün 2 katına çıkmasını beklediğimiz bir pazardan bahsediyoruz." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin bu alanda önemli avantajlara sahip olduğuna dikkati çeken Ebru Akdağ, bitkisel ürünlerin Türkiye ve bölge mutfağı açısından yeni bir kavram olmadığını belirtti.
Baklagiller, nohut, mercimek ve zeytinyağlıların Türkiye'nin geleneksel beslenme kültürünün önemli parçaları olduğunu ifade eden Akdağ, Türkiye'nin bu ürünlerin üretimi ve işlenmesinde güçlü bir konumda bulunduğunu söyledi.
Akdağ, Türkiye'de yaklaşık 12 bin bitki türünün bulunduğunu ve bunların 4 bininin endemik olduğunu belirterek, bu çeşitliliğin yeni fonksiyonel ve katma değerli ürünlerin geliştirilmesi açısından önemli bir potansiyel sunduğunu dile getirdi.
Türkiye'de bitkisel alternatifler arasında en fazla ilgi gören ürünlerin başında bitkisel içeceklerin geldiğini anlatan Akdağ, soya ve badem gibi ürünlerden elde edilen içeceklerin hem doğrudan tüketimde hem de kahve tüketiminde yaygınlaşmaya başladığını söyledi.
Akdağ, sektörün geleceğinin yalnızca hayvansal ürünlerin birebir alternatiflerini üretmekten geçmediğini vurgulayarak, bitkisel ve hayvansal proteinlerin bir arada kullanıldığı hibrit ürünlerin de önem kazanacağını kaydetti.
Ebru Akdağ, et ve süt ürünlerine alternatif bitkisel ürünlerin halen bazı ürün gruplarında daha yüksek fiyatlı olduğuna işaret ederek, üretim ve talebin artmasıyla ölçek ekonomisinin devreye gireceğini söyledi.
Akdağ, "10 yıl öncesiyle kıyasladığımızda fiyatların oldukça düştüğünü görebiliriz. Bir yandan üretimin artması, bir yandan talebin artmasıyla beraber bu ürünlerin fiyatı daha da düşecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Gelecek dönemde bazı bitkisel ürünlerin hayvansal alternatiflerinden daha düşük fiyatlı hale gelebileceğini belirten Akdağ, sektörün kalıcı bir pazara dönüştüğünü ifade etti.
Akdağ, Almanya'nın bitki bazlı gıdalarda Avrupa'nın en büyük pazarı olduğuna işaret ederek, Fransa ve Hollanda'nın da sektör yatırımlarıyla öne çıkan ülkeler arasında yer aldığını söyledi.
Danimarka'nın 2023 yılında dünyanın ilk ulusal bitkisel gıda eylem planını ortaya koyduğunu hatırlatan Akdağ, bitkisel üretimin çiftçiler için yeni gelir ve ihracat imkanları oluşturduğunu kaydetti.
Akdağ, Hollanda'da da 60 kuruluşun bir araya gelerek hükümetten ulusal bir bitkisel eylem planı talep ettiğini aktararak, bu tür planların çiftçi, sanayici, kamu ve düzenleyici kurumları aynı hedef doğrultusunda buluşturduğunu söyledi.
Bitki Bazlı Gıdalar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Akdağ, Türkiye'nin de öncelikle pazarın büyüklüğünü ve potansiyelini daha kapsamlı şekilde ölçmesi gerektiğini ardından üretim, AR-GE ve ihracat odaklı bir bitkisel eylem planı oluşturulabileceğini dile getirdi.
Akdağ, "Bizim de Türkiye olarak önce bunu ölçümlemeye ve ardından bir bitkisel eylem planını ortaya koymaya ihtiyacımız var." dedi.
Bitkisel ve fonksiyonel ürünlerin özellikle yeni girişimler için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Akdağ, geçmişte büyük şirketlerin ağırlıkta olduğu yatırımlarda startupların ve küçük üreticilerin de giderek daha fazla rol üstlenmeye başladığını söyledi.
Akdağ, Türkiye'deki gıda sektöründe de bu alana yönelik AR-GE çalışmalarının bulunduğunu ifade ederek, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ve diğer ülkelere ihracat açısından avantajlı bir konumda olduğunu kaydetti.
Türkiye'de bitki bazlı süt ürünü alternatifleri üreten ve bunları ihraç eden yerli firmaların bulunduğunu belirten Akdağ, söz konusu ürünlerin yalnızca Avrupa'ya değil, ABD ve Uzak Doğu pazarlarına da gönderildiğini aktardı.
Türkiye'nin bitki bazlı gıda ihracatını artırabilmesi için ham maddelerini daha fazla katma değerli ürüne dönüştürmesi gerektiğini belirten Ebru Akdağ, özellikle AR-GE ve inovasyon yatırımlarının önem taşıdığını vurguladı.
Akdağ, Avrupa Birliği'nin yağlı tohumlar ve protein bitkilerinden elde ettiği proteinin yalnızca yaklaşık 4'te 1'ini kendi üretimiyle karşıladığını ifade ederek, Türkiye'nin coğrafi yakınlığı ve üretim potansiyeli sayesinde önemli bir tedarikçi olabileceğini söyledi.
Soya gibi ithalata dayalı ham maddelerin yerine Türkiye'nin kendi bitkisel kaynaklarından yeni ürünler geliştirmesi gerektiğini belirten Akdağ, "Bizim daha çalışılmamış, bilinmemiş bir sürü bitkisel kaynağımız var. Dolayısıyla bunlardan bambaşka fonksiyonlarda, çok iyi tada sahip ürünler yaratabiliriz. Kendi ürünümüzü oluşturabiliriz." diye konuştu.
Akdağ, Türkiye'nin sahip olduğu 12 bin bitki türü, 4 bin endemik türü, genç üretim tesisleri ve üniversitelerde yürütülen çalışmaların önemli avantajlar sunduğunu bildirerek, bu potansiyelin doğru stratejilerle ekonomik değere dönüştürülebileceğini vurguladı.
Ebru Akdağ, "Bunları gerçek hayata dönüştürebilirsek Türkiye bu konuda gerçekten bir yıldız olabilir diye inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Küresel bitki bazlı gıda sektöründe dönemsel dalgalanmalar yaşansa da uzun vadeli büyüme eğiliminin devam ettiğini belirten Akdağ, Avrupa'daki yatırımların sürdüğünü ve Türkiye pazarının da gelecek yıllarda önemli ölçüde büyümesinin beklendiğini kaydetti.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi
Yayın: 08 Kasım 2026 08:13 · Kaynak: ensondakika.com.tr