Ankara'daki bu binalar ne için yapıldı, ne için kullanılıyor?
Başkentin farklı dönemlerine tanıklık eden bazı yapılar, yüzyıllar içinde defalarca işlev değiştirdi; bugün ziyaretçilerin gezdiği müzelerin ve kültür merkezlerinin çoğu aslında bambaşka amaçlarla inşa edilmişti. Bu yapıların bir kısmı Roma ve Osmanlı dönemine, bir kısmı ise Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanıyor; her biri kentin değişen ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendi. ROMA VE OSMANLI DÖNEMİNDEN KALANLAR Augustus Tapınağı, Roma döneminde imparator Augustus adına inşa edilen bir pagan tapınağıydı. 6. yüzyıl başında Bizanslılar tarafından kiliseye çevrildi; cella'nın taban seviyesi düzenlendi, arkasına apsis, güneydoğu duvarına pencereler açıldı. 1427-1428'de ise yapının kuzeybatı köşesine Hacı Bayram Camii inşa edildi ve tapınak bugünkü haliyle bir caminin bitişiğinde duran bir örenyerine dönüştü. Çengelhan, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1522-1523'te Damat Rüstem Paşa tarafından ticari bir han olarak yaptırıldı; konaklama ve alışveriş amacıyla kullanıldı. 20. yüzyılın sonlarında işlevini kaybederek dokumacılık, tiftik-urgan, kuru bakliyat, hırdavat ve ham deri ticaretinin yapıldığı bir depo-atölye alanına dönüştü. 2005'te Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından restore edilerek müzeye çevrildi. CUMHURİYETİN İLK MECLİS BİNALARI I. TBMM Binası, 1915 civarında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kulüp binası olarak inşa edilmişti. 23 Nisan 1920'den 15 Ekim 1924'e kadar I. Türkiye Büyük Millet Meclisi burada toplandı ve Cumhuriyet bu binada ilan edildi. Meclis taşındıktan sonra sırasıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi ve geçici olarak Hukuk Mektebi olarak kullanıldı; 23 Nisan 1981'de Kurtuluş Savaşı Müzesi adıyla ziyarete açıldı. II. TBMM Binası ise mimar Vedat Tek tarafından 1923'te aslında Cumhuriyet Halk Fırkası'nın toplantı yeri olarak tasarlanmıştı. 18 Ekim 1924'te meclis binası olarak hizmete girdi ve 1960'a kadar 36 yıl boyunca TBMM olarak kullanıldı. 30 Ekim 1981'de düzenlenerek Cumhuriyet Müzesi adıyla ziyarete açıldı. SERGİ SALONUNDAN OPERAYA Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin binası, 1934'te mimar Şevki Balmumcu'nun tasarımıyla Sergievi olarak açılmıştı; sanayi, tarım ve el sanatları sergilerine ev sahipliği yapıyordu. Ankara'da büyük bir tiyatro-opera salonu ihtiyacı doğunca, yeni bina yapmaya bütçe yetmediği için Alman mimar Paul Bonatz 1946'da yapıyı opera binasına dönüştürdü. BANKADAN MÜZEYE, ATÖLYEDEN SANAT MERKEZİNE Ziraat Bankası'nın Ulus'taki tarihi genel müdürlük binası, İtalyan mimar Giulio Mongeri tarafından inşa edilip 26 Kasım 1929'da açıldı ve uzun yıllar bankanın merkezi olarak kullanıldı. Binanın giriş katı ve bodrumu 2019'da restore edilerek Ziraat Bankası Müzesi'ne dönüştürüldü; Türkiye'nin ilk bankacılık müzesi unvanını taşıyor. CerModern'in binası, 1926-1927'de demiryollarının millileştirilmesinin ardından tren vagonlarının bakım ve onarımının yapıldığı bir cer atölyesi olarak inşa edildi. 1990'lara kadar bu amaçla kullanıldıktan sonra uzun süre atıl kaldı; Nisan 2010'da restore edilerek çağdaş sanat merkezine dönüştürüldü.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara
Yayın: 17 Eylül 2026 01:46 · Kaynak: yeniankara.com.tr