Habermetrik
← Ana Sayfa
Yalova 29 Ekim 2026 11:01 · Güncelleme 11:03
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Cumhuriyet sütçülüğü sanat saydı, bilimin ışığında sektöre dönüştürdü

Cumhuriyet sütçülüğü sanat saydı, bilimin ışığında sektöre dönüştürdü
Görsel kaynağı: ekonomim.com
⏱️ 11 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Sütçülük mesleği Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan geleneksel iş kolları arasındaydı
  • Faaliyetler, küçük aile işletmeleri üzerinden dağınık, kuraldan ziyade alışkanlıklarla yürütülüyordu
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Süt ve süt ürünleri, sorunları çok olan konu başlığıydı. Geleneksel metodlar ve yerleşik anlayış, aşılması gereken en önemli sorunlardı. Üretici maliyetten, tüketici fiyatlardaki pahalılıktan şikayetçiydi. İdari kurumlar da kuralsızlık ve düzensizlikten.

Herşeye en temelinden başlandı. Atatürk, pek çok konuda olduğu gibi süt sahasında da öncüydü. Tarımsal üretimin sembol kurumu Gazi Çiftliği başta olmak üzere Türkiye’ye 14'ün üzerinde işletme kazandırdı. Sütaş'ın katkılarıyla hazırladığımız dosyamızda Cumhuriyetin kurulmasından sonraki 15 yılda yaşanan gelişmelerin izini, dönemin gazete kupürleri üzerinden sürdük.

Gazi Paşa Çiftliği, süt endüstrisinin ve sağlıklı beslenme alışkanlığının gelişmesine öncülük etti

Lozan Antlaşması’nın imzalanması ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının dünyaca kabul görmesini müteakiben Atatürk, köylünün ve ülkenin kalkınması için ziraat odaklı bir hamleye bizzat öncülük etti. Basın tarafından Gazi Paşa Numune Çiftliği olarak isimlendirilen arazide yapılan çalışmalar aslında örnek bir köy oluşturmayı hedefliyordu.

“Çiftçi memleketinde çiftçiliği düşünen ilk reis-i hükümet” olarak nitelendirilen Gazi Paşa’nın amacı, çiftliği bir çiftliğin ötesine taşımaktı. Vakit, yapılan çalışmaları şöyle özetliyordu: “Numune çiftliği Gazi hazretlerinin istasyon civarında satın aldıkları geniş arazi dahilinde tesis edilmektedir.

İki haftadan beri Gazi hazretleri resmi işlerinden artan bütün vakitlerini çiftlikteki tesisata bizzat nezaret etmekle geçiriyorlar. Çalışmalar süratle ilerlemektedir. Uzaktan bakılınca arazi üzerinde öteye beriye dağılmış küme küme çadırlar göze çarpıyorlar.

Bunlar hep muhtelif mesailerin merkez-i faaliyetidir. Bir tarafta artezyen kuyuları açılıyor, öbür tarafta kuvvetli traktörle, biçerdöverle arazi üzerinde yüzüyor. Sürülen bu yerlere bilahare buğday ve arpa ekilecek ve çiftliğin bazı aksamında pamuk, tütün, susam ziraatı da tecrübe edilecektir.

Bir taraftan da çiftliğin haritaları alınıyor, planları projeleri hazırlanıyor. Çiftliğin esas binası arazinin en mürtefi [yüksek] bir noktasında yapılacak ve yanında bir de tarassut [gözetleme] kulesi vücuda getirilecektir.

Bu binalarla istasyon arazisi arasındaki ova üzerinde yeni bir numune köy tesis edilecek. Bu köy Anadolu köylü hayatına saadet katacak sıhhi meskenleri, mektebi, tiyatrosu, spor mahalli, muntazam yolları, fennî ve medenî tesisatı havi güzel bir örnek olacaktır.

Çiftlikte açılacak çiftlik mektebine 14 ile 16 yaş arasındaki kimsesiz çocuklar kabul edilecek, bunlar beş sene geceleri okuyup gündüzleri çiftlikte ameliyatla meşgul olacaktır. Mektepte ormancılık, sebzecilik, meyvecilik, konservecilik, arıcılık ve saire ile makine usul istimali ve tamiri de öğretileceğinden talebe nazarî ve amelî mükemmel birer çiftçi olarak yetişecektir.” Gazi Paşa hazretleri tesis ettikleri çiftlikte hayat-ı ziraata karışıyor

“Ticarethanemiz, Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerine de (Oliver Pullukları) ile iki (Fordson Traktörü) satmıştır”

Cumhuriyet’in ilanın ardından modern ziraat usullerinin yaygınlaştırılması için tarımda makinalaşma hızlandırıldı. Bu amaçla yabancı traktör mümessilleri de yeni pazardan pay almak için ilanla desteklenen tanıtım çalışmaları yapıyordu.

İstanbul merkezli Edgar B. Hovard şirketi de, Fordson Traktörü ve Oliver Pulluğu satarak pazarını genişletti. Hatta Gazi Paşa Numune Çiftliği’nde kullanılmak üzere Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya da iki Fordson traktörü ve Oliver pullukları sattı.

Bu satışını da ilanlarla halka duyurarak, Milli Mücadele’nin lideri Atatürk’ün de sağlamlığı ve üstün nitelikleri sebebiyle bu markalara güvendiğini vurguladı. İlanın tam metni şöyleydi: “Fordson Traktörü ve Meşhur Oliver Pullukları Çiftçiliğin ileri gitmesine başlıca çare Avrupa ve Amerika çiftçilerinin yaptığı gibi makine kuvvetinden istifade ederek mümkün olduğu kadar az amele ve az hayvan kullanmaktır.

Bu mühim işi nazar-ı dikkate alan Amerika’nın en büyük ticarethanelerinden Edgar B. Hovard müessesesi, Türk erbab-ı fen ve sanayii ve Türk müteşebbislerinin iştirakiyle memlekette vâsi bir makine teşkilatı vücuda getirmiştir.

Müessese bu ana kadar yüzlerce Fordson traktör ve teferruatı ile zürraın nakliyatta kullandığı yüzlerce Ford kamyon ve otomobilleri, orak ve harman makinelerini çiftçilere vermekle müftehirdir. Ticarethanemiz yalnız bir sene zarfında hükümete “yüz otuz” traktör verdiği gibi bu sene Adana Sergisi’nden sonra da ayrıca hükümete tekrar on sekiz traktör sattığından maada Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerine de (Oliver Pullukları) ile maa-teferruat [teferruatıyla] iki (Fordson Traktörü) satmıştır.

Sattığımız makinelerin hayatını idame için hal-i hazırda on iki muktedir makinist daimî ortada dolaşarak çiftçileri memnun etmektedir. Çiftçilere! Bugün Türkiye’nin her tarafında çalışmakta olan 500 küsur (Fordson Traktörü) (Oliver Pullukları) ile hafriyat yapmaktadır.

Oliver fabrikası bu sene mayıs ayı zarfında Almanya gibi sanayii son derece müterakki [ilerlemiş] bir memlekette 600 adet D.72 disk pulluk satmakla derece-i mükemmeliyetini ispat etmiştir. Acentesi müessesemizdir. Merkez Acentesi İstanbul – Sirkeci: Sanasaryan Hanı Karşısında Daire-i Hususiye (Edgar B.

Hovard Müessesesi) Beyoğlu Şubesi: Pangaltı Amerikan Garajı. Taşra acentelikleri: Mersin, Konya, Adana, Tarsus, Afyon Karahisar, Gelibolu, Çanakkale, Bursa, Samsun’da şube ve acentelikleri vardır.”

Burdur’un Tulum Peyniri

Burdur Vilayeti’nin ünlü koyun ve keçi sahipleri hazirandan itibaren sütleri beyaz salamura peynirine tahvil ederek yüzde 2-3 nispetindeki tuzlu su ile tenekeler derununda eylül ayına kadar muhafaza ederler. Tulum peynirinin işte bu zamanda imaline başlanır.

İki imal tarzı olan tulum peyniri, birincisinde tenekelerden çıkarılıp temiz su ile yıkanır ve ılık su dolu kazanlara doldurularak bekletilir. İkinci imal tarzı ise ufalanmış olan peynir tuluma doldurulmasıyla başlar. Sürecin ilerleyen safhalarında haftada bir tulumun ağzı açılarak içine süt katılır, en sonunda ağzına ince tuz erpilip bağlanır. Üzerine taş konup baskılanır.

Kayseri Çömlek Peyniri

Bütün Türkiye çapında meşhur olan peynir türlerinden biri de Kayseri çömlek peyniridir. Kayseri’den başka yerde yapılmayan bu peynir, o yıllarda Ankara, İzmir, Adana, Konya vilayetlerinde ve bilhassa İstanbul’da büyük bir rağbete mazhar olmuştu.

Ticari eşya arasına karışacak kadar çok üretilmez ama yerli ürün hediyeleri de çömlek peynir olmadan düşünülmez. İddiaya göre Türkiye’de yapılan peynirlerin en nefisi ve en lezizidir.

İstanbul, süt meselesinde milyonluk Avrupa şehirleriyle kıyaslanmalı

Vakit Gazetesi’nde yazar Asım Us’un yazısında İstanbul’un süt meselesi ele alınıyor. Yazar, bu konuda bazı düzenlemeler öneriyor: İstanbul Belediyesi yüz bin liralık bir sermaye ile bir süt fabrikası kurmak arzusundadır.

Bu suretle İstanbul’un müzmin süt meselesini halletmek azmindedir. Bunu duyar duymaz ilk hatıra gelen şey eski belediye reisi Muhiddin Üstündağ zamanında girişilen, fakat belediyenin binlerce lirasının heba olmasından ve birçok kimselerin ayrıca zararlara girmesinden başka bir netice vermeyen teşebbüsler oluyor.

Onun için binde bir ihtimal olsa da gene yeni girişilecek teşebbüsün de evvelki tecrübeleri tekrar etmek gibi bir neticeye varması tehlikesini düşünmemek kabil olmuyor.

En iyi yoğurt İzmir'de 25, İstanbul'da 60 kuruş

Akşam Gazetesi’nin 1930 tarihli haberinde İzmir’de yoğurt fiyatları konu edilmiş. Haber şöyle: Yaptığımız tahkikata göre yoğurt şehrimizin her semtinde başka fiyatla satılıyor. İskele ve piyasaya yakın olan semtlerdeki fiyatlarla diğer semtlerin fiyatları arasında büyük farklar vardır.

Meselâ Beşiktaş, Kumkapı’da Silivri yoğurdu 40 kuruşa satılıyor. Halbuki Beyoğlu’nda ve şehrin diğer bir çok semtlerinde aynı yoğurt 60 kuruşa veriliyor. Yoğurt toptan 20 kuruşadır. Seyyar satıcılar bunu kabzımallardan 30 kuruşa alıyor ve yukarıda yazdığımız gibi 40 ile 60 arasında satıyorlar.

Beyoğlu cihetinde fiyat daha fazla olduğu için satıcı da çoktur. Mamafih bir kaç günden beri bu semtte de fiyatlar 50 kuruşa inmiştir. İzmir gazetelerinin verdiği malûmata göre İzmir’de en nefis yoğurt 25 kuruşa satılmaktadır. Süt ve peynir fiyatları da mühim surette düşmüştür.

Süt mü, su mu?

Dönemin Vakit Gazetesi haberine göre Sütçüler Cemiyeti belediyeye “süte su katıldığı” konusunda şikayette bulunmuş. Belediye de 3 binden fazla seyyar sütçüyü denetlemeye ve dağıtıcı sayısını azaltmaya karar vermiş. Haber, Belediye Reisi (1928 – 1938) Muhittin Üstündağ’ın açıklamalarına yer veriyor.

Habere göre Sütçüler Cemiyeti belediyeye “süte su katıldığı” konusunda şikayette bulunmuş. Belediye de 3 binden fazla seyyar sütçüyü denetlemeye ve dağıtıcı sayısını azaltmaya karar vermiş. Haber, Belediye Reisi (1928 – 1938) Muhittin Üstündağ’ın açıklamalarına yer veriyor.

50 bin kilonun 33 bin kilosu süt Belediye, süt işini esaslı bir surette halletmeye karar vermiştir. Belediye reisi Muhittin Bey bu işle bizzat uğraşmaya başlamıştır. Yakında mütehassıs kimselerden bir komisyon seçilerek halka temiz süt içirme işi görüşülecektir.

Halen İstanbul'da günde 33.490 kilo süt çıkarılmaktadır. Bunun 28.490 kilosu İstanbul dahilinde elde edilmekte, geri kalanı Yalova'dan gelmektedir. İstanbul'un günlük süt sarfiyatı 50.000 kilodur. İstihsal miktarı 33.490 kilo olduğuna göre geri kalan miktarın su olduğu da meydandadır.

Sütçüler Cemiyeti seyyar sütçülerin çoğaldığını ve bunların süte yarı yarıya, hatta daha fazla su karıştırdıklarını iddia etmekte ve bu halin önüne geçmek için tedbir alacaklarını söylemektedirler. Belediye, sütçüler cemiyetinin bu teşebbüsünü beğenmekte ve elden gelen yardımı esirgemeyeceğini söylemektedir.

Belediye, son bir sene zarfında adetleri 3000'i geçen seyyar sütçülerin miktarını azaltmağa, bunları sıhhî muayeneye tabi kılmağa, sütlerin sık muayene edilmesini temine çalışacaktır.”

İnek sahiplerinin teşebbüsü

1930’lu yıllarda inek sahipleri çikolata imalatı için süt ithal edilmesine karşı çıkıyor. İktisat Vekâleti’ne baş vurarak toz süt ithali durdurulursa, inekçiler olarak bir kooperatif yaparak Avrupa’dan bir süt makinesi alabileceklerini bildirmek için harekete geçiyorlar.

Son Posta Gazetesi’nin 1932 yılındaki haberinin başlığı, “İnek Sahipleri Yeni Bir Teşebbüse Girişiyor” başlıklı haberde şunlar anlatılıyor: Çikolata adî sütle yapılmadığı için her sene memlekete hariçten mühim miktarda toz halinde süt ithal edilmektedir. Son zamanlarda süt sarfiyatının azaldığını nazarı itibara alan süt müstahsilleri memleketimizde basit bir usulle yapılması çok mümkün olan toz sütün ithal edilmemesi hususunda İktisat Vekâleti nezdinde teşebbüste bulunmaya karar vermişlerdir.

Toz sütün ithali menedildiği takdirde inekçiler bir kooperatif yaparak Avrupa’dan bir süt makinesi alacaklardır.

Yabancı sermaye İstanbul'a temiz süt fabrikası kurmak istiyor

Son Posta Gazetesi’nin 1932 tarihli haberinde yabancı ortaklı bir şirketin Türkiye’de yatırım yapmak istediği anlatılıyor. “Bir Şirket Teşebbüse Girişiyor” başlıklı haberde şunlar söyleniyor: Biri İngiliz ve Amerikan, diğeri münhasıran İngiliz sermayedarlarından müteşekkil iki mali grup Türkiye’de bir takım iktisadi teşebbüslerde bulunmak için tetkikata başlamışlardır.

İngiliz- Amerikan grubu İstanbul’a ve İstanbul’a yakın şehirlerin asri süt ihtiyacını temin etmeyi düşünmektedir. Grup, evvelâ Feriköy’de bir süthane tesis edecektir. Asri ahırlarda, besili ineklerden alınacak süt fenni şekilde takdim edilerek şehirde satılacaktır.

Ayrıca İstanbul'da ve Kadıköy'de birer süthane açılacaktır. Diğer İngiliz grubu ise yakın Şarkın kumaş ihtiyacını temin için İstanbul’da büyük bir kumaş fabrikası açmağı düşünmektedir. Tetkikat müsbet netice verirse grup hükümete müracaat edecektir.

“Ana sütünün aynısıdır” gazete ilanı

Türkiye'nin büyük hizmetlerde bulunmuş süt tesislerinden Kars Süt Fabrikası ürünlerine ilişkin Yeni Asır Gazetesi'nde çıkan bir ilan gördüğünüz.

Sütü bozukların hilelerine sakın kapılmayınız!

Son Posta Gazetesi, haberinde “sütü bozuk” lafını kullanarak tüketiciyi uyaran bir haber yayımlamış. Haberde hileli sütün anlaşılmasını sağlayan test yöntemleri de sayılmış. Bunlardan biri de birkaç damla süte tentürdiyot damlatmak.

Haberin gazetenin birinci sayfasındaki kısmı şöyle: Bugün size hile ile, desise ile ve hokkabazlık ile meşhur senelerce peşinden koşup mütemadiyen aldandığımız en mühim gıda maddelerimizden birini anlatacağım.. Üzerine düşüp çırpındığımız, Belediyenin bile kan ter içinde kaldığı bu fettan nesne süttür.

Ekmek ve yağdan sonra çocuklarda ve hastalar da en mühim ihtiyaç maddesini süt teşkil eder. Sütler cinsine göre manda, koyun, inek ve keçi sütleri olarak tasnif edilir. Sütün gıda kıymeti, içindeki yağ miktarı ile ölçülür.

Binaenaleyh yukarıda saydığımız süt cinslerinde yağ kemiyeti muhtelif rakamlar gösterir. Manda sütünde binde 60 karıştırmazlar. Kesafeti kaybetmemek için, bir hayli nişasta da katmak mecburiyetinde kalırlar.. Bu suretle sütün hem sıkleti çoğalır hem de yarım okkadan bir okka parası alınarak müthiş kâr edilir.

Temiz süte kavuşuyoruz

Tan Gazetesi’nin habere göre süt satana etiket kullanımı zorunluluğu getiriliyor ve hile halinde sütün kim tarafından satıldığının belirlenmesini sağlayacak numaralandırma sistemine geçiliyor. “Sütçüler Kurumu yeni yapılan süt talimatnamesinin tatbikine başladı” denilerek, uygulama hakkında bilgi veriliyor.

Haberde, elinde süt güğümü, ineğin yanında genç bir sütçü fotoğrafı kullanılmış. Foto altında, “Yeni süt talimatnamesine göre artık hileli süt içmeyeceğiz. Süt ineğin memesinden çıktığı gibi satılacak” deniliyor. Haber şöyle: Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve tebliğ edilen süt talimatnamesinin tatbikine Sütçüler Kurumu başlamıştır.

Öğrenildiğine göre, bütün süt istihsal edenlere ve satanlara emirler verilmiş, talimatname hükümleri ayrı ayrı bildirilmiştir. Süt kapları üzerine takılacak olan etiketler bir fabrikaya sipariş olunmuştur. Etiketler emaye olacak, renkli zeminli yaptırılacaktır.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ekonomim.com
Haber metni ve görseller ekonomim.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Yalova
Yayın: 29 Ekim 2026 11:01 · Kaynak: ekonomim.com
Kaynağı Oku ↗