Mekteb-i Tıbbiye’nin Unutulan Ebesi: Vefalı Zeliha Hanım’ın İzinde
Ahmet Balcı Araştırmacı/Yazar
İstanbul’da eski bir çeşmenin üzerinde sıra dışı bir kitabe bulunuyor.
Kitabede bir paşanın, bir devlet adamının ya da ünlü bir hekimin değil, bir kadının adı yazılı:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne Kabile Muallimelerinden Vefâlı Zeliha Hanım.”
Tarih: 1315.
Bugünkü karşılığıyla yaklaşık 1897-1898.
Bu birkaç kelime, Osmanlı tıp tarihinin büyük ölçüde unutulmuş kadınlarından birine açılan kapı niteliğinde.
Adı Zeliha Hanım’dı.
Mekteb-i Tıbbiye’de eğitim gördü.
Ebe oldu.
Daha sonra mezun olduğu kurumda görev yaptı.
Ebelik öğretiminde yer aldı.
Hilâl-i Ahmer’de çalıştı.
Ve aradan yaklaşık bir buçuk asır geçtikten sonra hayatının ayrıntıları Osmanlı memur sicillerinde yeniden karşımıza çıktı. [1][2]
1835-1836’DA İNEBOLU’DA DOĞDU
Sicill-i Ahvâl kayıtlarını inceleyen akademik araştırmaya göre Zeliha Hanım, Nalburlar Kethüdası Hacı Ömer Efendi’nin kızı olarak Hicrî 1251’de, yani 1835-1836 yıllarında İnebolu’da dünyaya geldi. [1]
İlk eğitimini Vefa Kız İbtidai Mektebi’nde aldı.
Daha sonra hayatının yönünü değiştirecek kuruma girdi:
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin ebe sınıfı.
Buradaki eğitimini tamamlayarak ebe oldu. [1]
Bu ayrıntı özellikle önemli.
Çünkü Zeliha Hanım, Osmanlı’da ebeliğin yalnız geleneksel usta-çırak ilişkisiyle öğrenildiği dönemden; ders, sınav, diploma ve ruhsatla tanımlanan profesyonel sağlık mesleğine dönüşmesinin yaşayan temsilcilerinden biriydi.
MEZUN OLDUĞU TIBBİYE’YE EBE OLARAK DÖNDÜ
Zeliha Hanım’ın kamu görevine başlama tarihini bile biliyoruz.
27 Şubat 1875.
Sicil kayıtlarına göre 41 yaşındaki Zeliha Hanım, mezun olduğu Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de ebe olarak çalışmaya başladı. [1]
İlk maaşı 60 kuruştu.
Daha sonra iki kez yapılan artışla maaşı 130 kuruşa yükseltildi. [1]
Bu bilgiler küçük ayrıntılar gibi görünebilir.
Oysa Osmanlı kadın tarihi açısından son derece değerliler.
Çünkü karşımızda yalnız adı bilinen bir ebe yok.
Doğum yeri, eğitimi, göreve başlama tarihi, çalıştığı kurum ve maaşı devlet kayıtlarına girmiş profesyonel bir kadın sağlık çalışanı bulunuyor.
TIBBİYE’DE ARTIK YALNIZ ÖĞRENCİ DEĞİLDİ
Zeliha Hanım’ın hikâyesinin en dikkat çekici taraflarından biri zaman içerisinde eğitim kadrosunda da yer alması.
İstanbul’daki tarihî kitabede kendisi açıkça:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne Kabile Muallimelerinden”
olarak tanımlanıyor. [2][3]
Buradaki “kabile” kelimesi günümüzdeki anlamıyla kabile/topluluk değildir.
Osmanlı tıp terminolojisinde “kâbile”, ebe anlamında kullanılıyordu.
Dolayısıyla kitabenin bugünkü Türkçeyle anlamı kabaca:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin ebelik öğretmenlerinden Vefalı Zeliha Hanım”
şeklindedir.
Bir zamanlar Tıbbiye’nin ebe sınıfında eğitim alan kadın artık başka kadınların yetişmesine katkı sağlayan bir eğitimciydi.
OSMANLI DEVLET SALNAMESİNDE ADI VAR
Zeliha Hanım yalnız Sicill-i Ahvâl kayıtlarında görünmüyor.
19. yüzyılın sonlarına ait Osmanlı devlet kayıtlarında Tıbbiye’nin kadın sağlık personeli arasında başka ebelerle birlikte adı geçiyor.
1877 Devlet Salnamesi’nden aktarılan kayıtlarda Tıbbiye çevresindeki ebelik kadrosunda Zeliha, Nâile, Nasibe ve Azime Hanımlar ile Madam Munya gibi kadınların isimleri bulunuyor. [4]
Bu liste önemli bir gerçeği ortaya çıkarıyor:
Mekteb-i Tıbbiye’de kadın sağlık personeli istihdamı tek bir istisnai kadından ibaret değildi.
19. yüzyılın ikinci yarısında kurumun içerisinde giderek belirginleşen profesyonel bir kadın ebe kadrosu oluşmuştu.
HİLÂL-İ AHMER’DE DE ÇALIŞTI
Zeliha Hanım’ın kariyeri Tıbbiye ile sınırlı kalmadı.
Sicil kayıtlarını inceleyen araştırmaya göre okul bünyesinde oluşturulan Hilâl-i Ahmer teşkilatında da görev yaptı. [1]
Burada aylık 300 kuruş maaşla yaklaşık iki yıl çalıştığı belirtiliyor.
İlgili teşkilatlanmanın sona ermesi üzerine buradan aldığı maaş da kesildi. [1]
Bu kayıt Zeliha Hanım’ın yalnız doğum yaptıran bir ebe olmadığını gösteriyor.
Osmanlı’nın modern sağlık teşkilatlanmasının farklı alanlarında görev almış eğitimli bir sağlık çalışanıyla karşı karşıyayız.
Belki de hikâyenin en heyecan verici bölümü arşivde.
Zeliha Hanım’ın memuriyet dosyasına ilişkin akademik araştırma, bugün bir tıp tarihçisi için son derece değerli belgelerin varlığını bildiriyor.
Osmanlı nüfus kâğıdının tasdikli sureti...
Ebe ruhsatnamesinin tasdikli sureti...
Hilâl-i Ahmer’de ne kadar süre çalıştığını gösteren belgeler...
Ve tercüme-i hâl evrakı.
Bunların Zeliha Hanım’ın memuriyet dosyasında muhafaza edildiği belirtiliyor. [1]
Mekteb-i Tıbbiye Nezareti tarafından hazırlanan değerlendirmede kişiliği ve görevine ilişkin olumlu bir kanaat de kayda geçirilmiş. [1]
Dolayısıyla Zeliha Hanım’ın hayatı yalnız sonraki kuşakların anlattığı bir aile hatırasından ibaret değil.
Devlet bürokrasisinin bıraktığı belge zinciriyle takip edilebiliyor.
İSTANBUL’DA ADINI TAŞIYAN BİR KİTABE
Fakat Zeliha Hanım’ın izi yalnız arşiv raflarında kalmadı.
İstanbul Eyüpsultan Düğmeciler’de bulunan tarihî Mehmet Paşa Çeşmesi’nde ikinci bir kitabe yer alıyor.
Akademik araştırmada kitabe şöyle okunuyor:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne Kabile mu’allimelerinden Vefâlı Zeliha Hanım 1315.” [2]
Çeşme aslında Hicrî 1185, yani 1771-1772 yıllarında yaptırılmıştı.
Zeliha Hanım’ın kitabesi ise daha sonraki bir onarıma işaret ediyor. [2][3]
Bu son derece etkileyici bir ayrıntı.
19. yüzyılın sonunda bir Osmanlı kadın sağlık çalışanı yalnız mesleğini icra etmekle kalmamış; kamusal bir hayır eserinin onarımına katkıda bulunarak adını İstanbul’un taşına yazdırmıştı.
KIZININ MEZAR TAŞINDA DA MESLEĞİ YAZIYOR
Zeliha Hanım’ın aile tarihine ilişkin başka bir fiziksel iz de bulundu.
Eyüp’teki tarihî mezar taşlarını inceleyen akademik çalışmada kızı Feride Hanım’ın kitabesinde Zeliha Hanım yine mesleğiyle tanımlanıyor:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane kabile muallimelerinden Zeliha Hanım’ın kerimesi...” [5]
Bu ayrıntı önemlidir.
Çünkü Zeliha Hanım’ın Tıbbiye’deki konumu yalnız devlet belgelerinde değil, ailesinin mezar kültüründe dahi kimliğinin temel parçalarından biri haline gelmişti.
Mesleği onun sosyal kimliğiydi.
VEFALI ZELİHA HANIM NEDEN ÖNEMLİ?
Mekteb-i Tıbbiye tarihini genellikle erkek hekimler üzerinden anlatıyoruz.
Hekimbaşılar...
Paşalar...
Yabancı profesörler...
Cerrahlar...
Askerî hekimler...
Oysa aynı kurumun içerisinde başka bir tarih daha yaşanıyordu.
Kadınlar ebe sınıfında eğitim görüyor, sınavlara giriyor, ruhsat alıyor, devlet hizmetine katılıyor ve daha sonra başka kadınları yetiştiriyordu.
Zeliha Hanım bu dönüşümün somut yüzlerinden biridir.
1830’larda doğmuş bir Osmanlı kadını...
Bir kız mektebinde eğitim görüyor.
Tıbbiye’ye giriyor.
Ebelik öğreniyor.
Diploma ve ruhsat alıyor.
Mezun olduğu kurumda maaşlı devlet görevlisi oluyor.
Sonra öğretmenliğe yükseliyor.
Hilâl-i Ahmer’de görev yapıyor.
Ve İstanbul’da bir hayır eserinin üzerinde kendi adıyla iz bırakıyor.
PORTRESİ NEREDE?
Burada henüz cevaplayamadığımız önemli bir soru var.
Zeliha Hanım’ın doğrulanmış portresine şu ana kadar ulaşılamadı.
İnternette “Osmanlı ebesi” şeklinde paylaşılan çok sayıda kadın fotoğrafı bulunmasına rağmen, bunlardan herhangi birini belge olmadan Vefalı Zeliha Hanım olarak tanımlamak tarihsel açıdan doğru değildir.
Fakat elimizde umut verici bir ipucu bulunuyor.
Akademik araştırma Zeliha Hanım’ın nüfus kâğıdı, ebe ruhsatnamesi ve diğer kişisel belgelerinin Sicill-i Ahvâl dosyasında bulunduğunu bildiriyor. [1]
Bu nedenle araştırmanın bir sonraki aşaması yalnız internet fotoğraf araması değil, doğrudan Zeliha Hanım’ın özgün memuriyet dosyasına ulaşmak olmalıdır.
Belki de yüzü hâlâ bir Osmanlı arşiv dosyasının içinde bizi bekliyor.
TIBBİYE TARİHİNİN UNUTULMUŞ KADINLARI
Onun adı bizi Nâile Hanım’a...
Nasibe Hanım’a...
Azime Hanım’a...
Madam Munya’ya...
ve Tıbbiye’nin diğer kadın sağlık çalışanlarına götürüyor.
Bu kadınların büyük bölümü bugün tıp tarihi kitaplarının ana anlatısında birkaç satırla geçiyor veya hiç anılmıyor.
Bir çeşmenin üzerindeki birkaç kelime bugün bize bunu yeniden hatırlatıyor:
“Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne Kabile Muallimelerinden Vefâlı Zeliha Hanım.”
Tıbbiye’nin unutulan kadınlarından biri artık tamamen isimsiz değil.
KAYNAKLAR
[1] Mesut Ayar, “Osmanlı’da Kadınların Memuriyette İstihdamı Meselesi ve Sicill-i Ahvâl Kayıtlarında Kadın Memurlar”, Zeliha Hanım’a ilişkin Sicill-i Ahvâl kayıtlarının değerlendirildiği akademik çalışma.
[2] İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul’daki Osmanlı dönemi çeşme ve sebillerini inceleyen akademik çalışma; Mehmet Paşa Çeşmesi ve “Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne Kabile Muallimelerinden Vefâlı Zeliha Hanım 1315” kitabesi.
[3] Mehmet Paşa Çeşmesi / Kaymakam Mehmet Paşa Çeşmesi tarihî yapı kayıtları; çeşmenin 1185 tarihli ilk kitabesi ve Zeliha Hanım’ın 1315 tarihli tamir kitabesi.
[4] İstanbul Ansiklopedisi, Osmanlı’da ebelik ve Mekteb-i Tıbbiye’nin ebe kadrosuna ilişkin madde; 1877 Devlet Salnamesi kayıtları.
[5] Mesut Ayar, Eyüp’te tarihî tekke, mezar taşları ve kitabeler üzerine çalışma; Zeliha Hanım’ın kızı Feride Hanım’ın mezar taşı kitabesi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 16 Eylül 2026 20:27 · Kaynak: tibbiyebulteni.com