“Hırsız bizim hırsızımız arkadaşlar.!” Artık değil.!
- Güney illerimizden birinde, AKP ilçe başkanı 2019 seçimlerinde böyle diyordu; ağız dolusu
- “Mevcut başkanımıza [Bildiğiniz o ‘Başkan’ değil] ‘hırsız’ diyen de oldu, ‘yanlış yapıyor’ diyen de
Güney illerimizden birinde, AKP ilçe başkanı 2019 seçimlerinde böyle diyordu; ağız dolusu.!“Mevcut başkanımıza [Bildiğiniz o ‘Başkan’ değil] ‘hırsız’ diyen de oldu, ‘yanlış yapıyor’ diyen de. Vatan hainlerinin [Millet İttifakı] yanında yer almaktansa; hırsız BİZİM hırsızımız arkadaşlar, onun yanında yer alırız.!”Öyle yaptılar; Cumhur İttifakı ‘mevcut başkanı’ tekrar seçtirdi ama 2024’te aday bile yapmayacaklardı.
Bu ulvi (!) ve de derin hikmetler taşıyan yaklaşım öyle hüda-i nabit bir şey değil…Arkadaşların bir fetvacısı var; "[İslamcı] İktidara zarar verecekse haksızlık ve doğruları söylemek caiz değildir" buyuruyorlar. İnsanın aklına—Hadis olmasa da bir kelam-ı kibar—dilli ve dilsiz şeytan ikilemi geliyor.
Batıl şeylerle insanların aklını çelen dilli şeytandır; hakkı söylemekten sakınan yani haksızlık karşısında susan ise dilsizi. Seçim bize kalmış; özgür irade.!‘İlmi ile amil bir Müslüman’ o fetvaya—ve de fetvacıya—karşı çıkmış, ‘kurtlu, böceklenmiş, mayası bozulmuş bulgura’ benzettiği iktidara susarak tahammül ‘zaruretini’ sorgulamıştı.
“Siyasi iktidarın açık yanlışlarına meşruiyet kılıfı giydiren bir din algısı iktidarla beraber dinin de yıpranmasına yol açıyor” diyordu. Yaptığı, azımsanacak bir şey değildi; karşı çıktığı fetvacı, “İmam Hatip neslinin yetişmesinde çok büyük emeği olan biri”, üstelik Erdoğan’ın da hocası.!Elbette alınmış, “İslâm laik düzenle bağdaşmaz; ulema [kendisini ulemadan sayıyor] siyaset dâhil her konuyu dinî bakımdan incelemek, meşru olanı olmayandan ayırmak durumundadır” diyor.
O, “İktidarın yanlışlarını, bir kısım yöneticilerin meşru olmayan davranış ve kazançları [aynen böyle] olduğunu” inkâr etmiyormuş. Ama, “Her şeye rağmen Müslüman [a.b.] kamuya ait birçok kazanımın elden çıkmaması” için bu iktidarı korumak [susmak] gerekiyormuş."Kardeşimin yazdıkları ‘İslâm’a göre meşrudur’ diye algılanır, ‘Günah olsa yapmaz’ diye düşünülür” uyarısıyla, ‘Yaptığı Müslüman’a yakışmaz, günahtır’ demeye getiriyor—aklınca.!İşte temel sorun bu kafa ve düşünce yapısında ve yeni de değil…!Daha 2006’da bir ‘AK Parti’ milletvekili (şimdilerde Anahtar Parti’de), “Yolsuzlukla mücadele, yolsuzlukla mücadele edenle mücadele haline geldi.
Mücadele, partimiz mensupları dışında kalan kişilerin yolsuzluklarıyla sınırlı kalırsa, halk ve hak için bir mücadele olmaktan çıkar” deyince AKP’den ihraç edilmişti. O zaman AK Parti olmaktan çıktılar zaten.!Davutoğlu bile 2021’de, “Milleti ayetle, nasla kandırmaya, dini kendi batırdığınız işlere alet etmeye utanmıyor musunuz?
Bu açık bir hıyanet tablosudur!” deyip, Erdoğan’a, bürokratlara, AKP milletvekillerine, “Dilsiz şeytan olmayın!” çağrısı yapmıştı. Artık siyasette yok.!Ama o fetvacı ‘kur korumalı mevduat’ hesaplarına “Faiz değil, hibe” diye destek verecek ve 2022 yılında, “İçtihat kapısını açık tutmak için canla başla çalışan bir ilim adamı” olarak Cumhurbaşkanlığı İlim ve Kültür Büyük Ödülü'nü alacaktı—Erdoğan’ın elinden…Sonra, yanlış yerde aradıkları ‘ahtapot’ ortaya çıktı, fon krizi patladı ki ne patlama—evlere şenlik…AKP’li bir vekil, boş bulunup, “Kimse kusura bakmasın.
Kim varsa içinde herkes bedelini ödesin. Artık içim acıyor” diyecek oldu ama anasından emdiği sütü burnundan getirdiler. Sonra da İsrafil’in Sûr’a üflemesi gibi, hiç beklenmedik bir şey oldu; kıyamet koptu.!İstanbullu bir cemaat, ‘Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz!
İnsan Kalalım.!’ çağrısı yaptı. "Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın, kayırmacılığın sonucu" diyorlardı.“Güçlülerin hatalarına sessiz kalıp yalnızca zayıfların hatalarını dile getiren bir anlayışın inandırıcılığını yitirmeye mahkûm olduğuna” işaret ediyorlardı—2006’daki AK Partili gibi.!"Yolsuzluğa, torpile, kul hakkına susanlar bu vebalin ortağıdır" diyorlardı—Davutoğlu gibi.!Birileri, “Allah'ımıza şükürler olsun; beş vakit ezan okunmuyor mu?
Çocuklarımız İstiklal Marşı'nı okumuyorlar mı?” falan diye saçmalarken başkaları telaşla Erdoğan’ı uyandırdılar. Cemaat, “Bu bir rica değil, uyarıdır” diyordu. Ve arkadaşlar fikir değiştirdiler…!Erdoğan, grup toplantısında, “Ne mutlu bize ki; soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var” diyerek “İrşat ve ikaz görevlerini layıkıyla [ve de açıktan] yapan gönül dostlarına” teşekkür ediyordu.
Artık, “Kol kırılır yen içinde kalır” demeyeceklermiş. Yerseniz—elleri mahkûm…!Beş yıldır orada olan Borsa İstanbul Genel Müdürünün, iki gün önce, "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "rüşvet" iddiasıyla gözaltına alınması çok önemlidir, bir eşiktir.
Şimdi sıra İsrafil’in Sûr’a ikinci kez üflemesinde—diriliş için…Cumhuriyet tarihinin en kritik bir döneminde, gerçekten de bir savaşın içindeyiz. Demokrasi ve Cumhuriyet karşıtı, yozlaşmış bir azınlık, gözlerini karartmış, iktidarda kalmak için her yola başvuruyorlar.
Panik halindeler ve çok korkuyorlar. Şimdi; sakin, serinkanlı ama kararlı ve akıllı davranma zamanıdır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Denizli/Güney
Yayın: 02 Kasım 2026 04:01 · Kaynak: gazetepencere.com