Habermetrik
← Ana Sayfa
Balıkesir 06 Kasım 2026 11:53 · Güncelleme 11:56
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

2025'te İslamofobi: Örtük Nefretten Kurumsal Şiddete Geçiş

2025'te İslamofobi: Örtük Nefretten Kurumsal Şiddete Geçiş
Görsel kaynağı: ensondakika.com.tr
⏱️ 2 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Kaliforniya Üniversitesi öğretim görevlisi Hatem Bazian, 2025 yılı itibarıyla küresel ölçekte İslamofobik söylemlerin hızla fiziksel şiddete dönüştüğünü vurguluyor
  • Müslüman karşıtlığının artık kurumsal politikalarla meşrulaştırıldığı ve toplumsal hafızadaki önyargıların anlık saldırıları tetiklediği belirtiliyor

İslamofobi Araştırma ve Belgeleme Projesi kurucusu Hatem Bazian, 2025 yılının İslamofobi tarihinde bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor. Bazian'a göre, geçmişte zihinlerde inşa edilen örtük önyargılar ile medyadan siyasete kadar uzanan açık düşmanlık arasındaki sınır tamamen ortadan kalktı.

İslam'ı şiddet yanlısı ve geri kalmış olarak kodlayan Oryantalist söylemler, günümüzde doğrudan devlet politikaları, gözetleme programları ve askeri müdahalelerle somut bir şiddet sarmalına dönüşmüş durumda. Bu sürecin en tehlikeli boyutu, nefret söylemi ile fiziksel saldırı arasındaki sürenin kısalmasıdır.

Avustralya'da 14 Aralık 2025 tarihinde yaşanan Bondi Plajı saldırısı, bu durumun somut bir örneği oldu. Olayın ardından yetkililerin durumu 'antisemitik terörizm' olarak nitelendirmesi, İslam karşıtı vakaların bir günde on sekiz katına çıkmasına yol açtı.

Bir Müslüman mezarlığına yapılan saldırı, toplumsal hafızadaki İslamofobik reflekslerin herhangi bir kanıta ihtiyaç duymadan nasıl harekete geçtiğini kanıtladı. Bazian, küresel İslamofobi'nin altı farklı bölgede birbirini besleyen bir mimariyle işlediğini savunuyor.

ABD ve İngilizce konuşulan ülkelerde güvenlik politikaları 'antisemitizmle mücadele' kılıfıyla yeniden kurgulanıyor. 14188 sayılı Başkanlık Kararnamesi, Mahmoud Khalil, Rümeysa Öztürk ve Mohsen Mahdawi gibi isimlerin gözaltına alınması ve Sami Hamdi'nin vizesinin iptal edilmesi, Filistin yanlısı duruşun 'şüpheli Müslüman' damgasıyla karşılandığı yeni bir dönemi işaret ediyor.

NYPD eğitimlerinde kefiyenin dahi antisemitik sembol sayılması, bu baskıcı atmosferin bir parçası olarak görülüyor. Avrupa'da ise Fransa, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve İsviçre gibi ülkeler 'makbul İslam' tanımı yaparak Müslümanların yaşam biçimini yasalarla denetliyor.

Fransa'nın 23 kurumu hedef alan raporu, Marsilya'daki Bleuets Camisi'ni kapatma tehditleri ve Avusturya'daki başörtüsü yasakları, devletin denetim mekanizmalarının sokağa şiddet olarak yansıdığını gösteriyor. Nitekim Aboubakar Cisse'nin cami içinde katledilmesi ve Paris çevresindeki dokuz camiye eş zamanlı domuz kafası bırakılması, bu devlet politikalarının yarattığı iklimin bir sonucudur.

İslamofobi'nin üçüncü ayağını ise Müslüman çoğunluklu ülkeler oluşturuyor. Mısır, Tunus, Cezayir, BAE, Bahreyn ve Tacikistan gibi devletler, muhalefeti bastırmak için 'radikalizm' kavramını araçsallaştırıyor. Raşid Gannuşi'nin hapis cezası ve Tacikistan'ın başörtüsünü dış etki olarak yasaklaması, bu ülkelerin Batı'nın denetim modelini benimseyerek kendi halkları üzerinde meşruiyet sağladığını ortaya koyuyor.

Eylül 2025 itibarıyla BM verilerine göre Gazze'de 70 bini aşan can kaybı, Genocide Watch'un Çin'deki Uygur politikalarını soykırım olarak tanımlaması ve Myanmar'daki cami kısıtlamaları, küresel ölçekteki bu sistematik baskının ulaştığı vahim boyutu gözler önüne seriyor.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: ensondakika.com.tr
Haber metni ve görseller ensondakika.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel · Bölge: Balıkesir
Yayın: 06 Kasım 2026 11:53 · Kaynak: ensondakika.com.tr
Kaynağı Oku ↗