Başörtüsü Atışması Sürüyor: “İnanç Hürriyeti Kademelere Bölünemez”
Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, Prof. Dr. Aygün Attar’ın Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamalarına ilişkin eleştirilerine yanıt verdi. Tartışmayı yalnızca yükseköğretimdeki mevzuat ayrımına indirgemeyi doğru bulmadığını belirten Yıldız, Giresun Üniversitesi’nde başörtüsünün uygulandığı döneme ilişkin hatırlatmalarda bulunarak, “Ben akademik hayatımın ilk basamağında nerede duruyorsam bugün de aynı yerdeyim” dedi.
Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız ile Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar arasında Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamaları üzerinden başlayan tartışma yeni bir açıklamayla devam etti.
Yıldız’ın 15 Ekim’de Azerbaycan Türkçesiyle yayımladığı “Akademik Özgürlük” başlıklı paylaşımına yanıt veren Attar, Azerbaycan’da üniversite öğrencilerine yönelik genel bir başörtüsü yasağı bulunmadığını belirterek, ilk ve ortaöğretimdeki kıyafet düzenlemeleriyle yükseköğretim uygulamalarının birbirinden ayrılması gerektiğini savunmuştu.
Attar’ın değerlendirmesine “Sayın Prof. Dr. Aygün Attar’ın Teşekkürüne Dostane Mukabele” başlıklı bir açıklamayla karşılık veren Rektör Yıldız, tartışmanın yalnızca mevzuat ve eğitim kademeleri arasındaki teknik ayrımlarla ele alınmasının meselenin özünü gölgelediğini ifade etti.
Yıldız, inanç ve vicdan özgürlüğünün eğitim kademelerine göre sınırlandırılamayacağını vurguladı.
“İnanç ve vicdan hürriyeti kademelere bölünemez”Açıklamasında özgürlük anlayışının rektörlük makamından bağımsız olduğunu belirten Yıldız, düşüncelerini geçici bir idari unvanın arkasına sığınmadan, bir öğretim üyesi ve aydın kimliğiyle dile getirdiğini kaydetti.
Yıldız, “Makamlar, unvanlar ve koltuklar gelip geçicidir; geriye sadece fikirler, ilkeler ve hakikat karşısında takındığımız asil duruşlar kalır” ifadelerini kullandı.
İnanç özgürlüğünün yalnızca üniversitelerle sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Yıldız, okul çağındaki gençlerin inançları doğrultusunda tercih ettikleri kıyafetlerin bir nizam sorunu veya tehdit olarak görülmesine karşı çıktı.
Yıldız, “Açık ve net olmak mecburiyetindeyiz: İnanç ve vicdan hürriyeti kademelere bölünemez” diyerek, “Üniversitede serbest, lisede yasak” anlayışının özgürlükçü bir yaklaşım olmadığını savundu.
28 Şubat sürecini hatırlattıTürkiye’de geçmişte uygulanan başörtüsü yasaklarının yalnızca üniversitelerde ortaya çıkmadığını belirten Yıldız, 28 Şubat sürecinin eğitim kademeleri ve kamusal alan boyunca yayılan uygulamalarla şekillendiğini ifade etti.
Yıldız, geçmişte “kıyafet disiplini”, “yaş küçüklüğü”, “okul nizamı” ve “üniforma” gibi gerekçelerle uygulanan kısıtlamaların zamanla genişlediğini, üniversitelerde ise başörtülü öğrencilerin eğitim hayatlarını doğrudan etkileyen uygulamalara dönüştüğünü kaydetti.
Geçmişte yaşananların yalnızca bir dönemle sınırlı bir mağduriyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yıldız, aynı yanlışların farklı gerekçelerle yeniden ortaya çıkmaması için özgürlükler konusunda açık bir tutum sergilenmesinin önemine dikkat çekti.
Giresun Üniversitesi’ndeki geçmiş döneme ilişkin dikkat çeken sözlerYıldız’ın açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de Prof. Dr. Aygün Attar’ın Giresun Üniversitesi’nde görev yaptığı döneme ilişkin değerlendirmeleri oldu.
Attar’ın o dönemde rektör yardımcısı olduğunu, kendisinin ise mesleğinin başında genç bir öğretim görevlisi olarak üniversitede bulunduğunu hatırlatan Yıldız, temel haklar ve inanç özgürlüğü konusundaki duruşunun yıllar içinde değişmediğini belirtti.
Yıldız, “Ben akademik hayatımın o ilk basamağında, bir öğretim görevlisiyken temel hak ve inanç özgürlüğü konusunda nerede duruyorsam, bugün de tam olarak aynı yerde, aynı kararlılık ve vicdanla duruyorum” ifadelerini kullandı.
Giresun Üniversitesi’nde başörtüsü yasağının o dönemde sert biçimde uygulandığını ileri süren Yıldız, kampüs girişlerindeki kontrolleri ve başörtülü öğrencilerin yaşadığı mağduriyetleri hatırlattı. Yıldız, kendi anlatımına göre, yalnızca öğrencilerin değil, çocuklarını ziyarete gelen başörtülü anne ve babaların da üniversite girişlerinden geri çevrildiğini savundu.
Bu uygulamaların geçmişte yaşanan özgürlük tartışmalarının anlaşılması açısından önem taşıdığını belirten Yıldız, açıklamasında kendi tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı.
“Azerbaycan’ı yalnızca mevzuat maddelerinden tanımayız”Attar’ın Azerbaycan’daki yükseköğretim uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerine de yanıt veren Yıldız, Bakü’den Nahçıvan’a uzanan kişisel ilişkilerini ve bölgeyle kurduğu bağları hatırlattı.
Azerbaycan’ı yalnızca resmî açıklamalar ve mevzuat üzerinden tanımadığını belirten Yıldız, ülkedeki toplumsal gerçekliklerin ve idari kararların doğurabileceği sonuçların da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Yıldız, “Biz kardeş Azerbaycan’ı ve Nahçıvan’ı yalnızca resmî bültenlerin soğuk mevzuat maddelerinden değil; sokaklarından, meydanlarından, üniversitelerinden ve en önemlisi o samimi insanının kalbinden tanırız” dedi.
İdari kararların toplumsal etkilerini değerlendirmenin mevzuatı bilmemek anlamına gelmediğini kaydeden Yıldız, asıl meselenin geçmiş tecrübeler ışığında özgürlükleri kısıtlayabilecek yaklaşımlara karşı dikkatli olmak olduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ettiTürkiye’nin geçmişteki başörtüsü yasaklarını geride bıraktığını belirten Yıldız, bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine ve attığı adımlara teşekkür etti.
Açıklamasının kişisel bir polemik oluşturma amacı taşımadığını belirten Yıldız, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin yeniden yaşanmaması için açık ve kararlı bir tutum sergilemenin gerekli olduğunu kaydetti.
Yıldız, “Bir evladımızı okul kapısında inancından taviz vermeye zorlayan hiçbir idari yaklaşım hakkaniyetle bağdaşmaz” ifadeleriyle açıklamasını sürdürdü.
Kategori: Eğitim
Yayın: 26 Ekim 2026 10:49 · Kaynak: gumuskoza.com.tr