Habermetrik
← Ana Sayfa
Elazığ 05 Ekim 2026 17:01
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Vahiy İhtiyacı Yerden, Yanıt Gökten Gelir

Vahiy İhtiyacı Yerden, Yanıt Gökten Gelir
Görsel kaynağı: elazighaberkent.com

Son yıllarda Kur’an ile ilgili tartışmalar; vahyin/kitabın kadim olup olmadığı, kitap halinde indirilip indirilmediği, indiği şekilde muhafaza edilip edilmediği gibi mevzular etrafında sürüp gitmektedir.
Bu mevzular, genellikle Levh-i Mahfuz, Kitab-ı Mahfuz, Kitab-ı Mubin kavramları üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla mevzuyu doğru anlamak için önce bu kavramları maksada uygun anlamak lazım.
Kitab-ı Mahfuz (Kaf 50/4) ve Kitab-ı Mubin (Yasin 36/12), her şeyi kayda alan, muhafaza eden ve günü geldiğinde ortaya döken bir kitaptır. Yani, sorumluluk sahibi olan insanların bütün yapıp ettiklerini bir yazılım ve yasayla kayıt altına almaktır. Diğer bir ifadeyle, insanların yapıp ettikleriyle yüzleşmelerini sağlayan sicilleridir, karneleridir.
“Levh-i Mahfuz” kelime olarak “korunmuş levha (kitabe, yazıt) anlamına gelmektedir. Buruc suresinde (85/21,22) geçen bu ifade, Kur’an’ın her türlü müdahaleden muhafaza edildiğini bildirir. Bu ve benzer ayetler, Muhammed resulün karşısına dikilenlerin itirazları üzerine inmiştir. Çünkü müşrikler, Muhammed’in (as) vahyi Allah’tan değil, başka kaynaklardan aldığını iddia ediyorlardı.
Kur’an’ın her türlü müdahaleden korunmuşluğunu gösteren bir ayet de “zikri biz indirdik ve kesinlikle onu biz koruyacağız.” (Hicr 9) ayetidir. Bu ayet de zikrin/Kur’an’ın, kaynağından hedefine ulaşıncaya kadar korunduğunu bildirmektedir. İnişinden sonra korunmadığını dillendirenler olmuşsa da indirildiği andan itibaren hafızlar tarafından korunarak günümüze kadar geldiğine her çağın insanları şahittir.
Bilindiği gibi Allah’ın ilmi ve bilgisi sınırsızdır. Denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa O’nun bilgisi tükenmez. O, gönderdiği vahiy dahil, bütün varlık aleminin bilgisine sahiptir. Bütün varlık aleminin bilgisine sahip olması, vahyin/kitabın kadim olmasını veya Kur’an’ın yeryüzüne inmeden önce kitap olarak hazırlandığını ve Muhammed Resul’e yazılı bir kitap olarak geldiğini göstermez.
“Kur’an’ın önceden fiziksel olarak hazırlandığı ve günü geldiğinde aşağıya indirildiği” şeklinde anlaşılması, ayetlerin ruhuna ve maksadına uygun değildir. Levh-i Mahfuz’u veya Kitab-ı Mubin’i gerekçe göstererek, Kur’an’ın önceden hazırlandığını ve Muhammed Resul’e kitap olarak gönderildiğini dillendirmek, insan hayatını ve sorunlarını dikkate almamaktır.
(“Allah, eline kağıt kalem alıp yazdı veya başka şekilde yazdırıp hazır bir kitap olarak gönderdi” demek, Allah’ı insan şeklinde tasavvur etmekten başka bir şey değildir.)
Kur’an ayetleri maksadına uygun dikkatlice okunduğunda, Kur’an’ın önceden hazırlanmış bir kitap olmadığı, insanların ihtiyaçları, soruları, sorunları ve durumları dikkate alınarak parça parça indirildiği rahatlıkla görülecektir. Gerçek şu ki Allah, insanların ihtiyaçlarını dikkate alarak sınırsız ilmiye seçtiği elçilere vahyeder, bilgi verir.
Mevzuyu şöyle formüle etmek mümkündür: Vahyin kaynağı gök/Allah, nüzul zemini yer, muhatabı insan, amacı ise insanları Allah’ın istediği istikamete dönüştürmektir. O halde vahiy, kadim değil, insani ve tarihidir. Hayattan kopuk bir metin değildir. İnsanın yeryüzündeki soruları, sorunları, ihtiyaçları, olayları dikkate alınarak inmiştir.
Binaenaleyh savaş ve barış şartları, yetimler, kadın ve aile ilişkileri, kölelik, ekonomik sömürü, ticaret ve borç durumu, haksızlıklar, toplumsal adalet, müşriklerin durumu, münafıklar, iftiralar, hesap günü nelerle karşılaşacakları, Medine toplumunun kuruluş sorunları vb. insanlara ait gerçek hayat konuları vahyin konusunu oluşturmuştur.
Konuyla ilgili önemli soru şudur: Vahyin indirilişi için ihtiyaç/soru yerden mi, gökten mi? Cevabı, vahyin ihtiyacı yerden doğar, yanıt gökten/Allah’tan gelir. Bu durum, insanın Allah’a vahiy sipariş verme anlamına gelmez. İnsanların yaşadığı olaylar, sordukları sorular, yaptıkları yanlışlar ve oluşturdukları toplumsal şartlar, vahyin ne zaman ineceğini belirler. Buna tefsirciler “sebeb-i nüzul” demişlerdir.
Hülasa; vahiy, gökten yere durup dururken indirilen bir bilgi aktarım kaynağı değildir. Allah’ın, insanın gerçek hayatına müdahil olmasıdır. İnsanın gerçek ihtiyaçları ve tarihsel şartları dikkate alınarak indirilmiştir, yol göstermiştir. Bu durum, Kur’an’ın sadece 7. Yüzyıldaki olayları tekrarlamak değil, o olayların arkasındaki ilahi maksadı kendi çağımızın gerçekliğiyle buluşturmaktır. Onun için Kur’an’ı çağın aklıyla okumak farzdır.
(NOT: Bir sonraki yazımızda “elçiler nasıl vahiy alır?” konusu üzerinde duracağız. İnşallah…
Selam ve sağlık dileklerimle…

Kaynaklar: elazighaberkent.com
Haber metni ve görseller elazighaberkent.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Ekonomi · Bölge: Elazığ
Yayın: 05 Ekim 2026 17:01 · Kaynak: elazighaberkent.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp