Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 12:00 · Güncelleme 12:47
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Bakan Kacır, 60 sivil ölümlü TB2 raporunun ardından savunma sanayisini savundu

Bakan Kacır, 60 sivil ölümlü TB2 raporunun ardından savunma sanayisini savundu
Görsel kaynağı: rss.haberler.com
⏱️ 8 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 52 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Haber: Berfin BAYIR(TBMM) - TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bütçe görüşmeleri sırasında DEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartın'ın, Türk yapımı Bayraktar TB2'lerle Burkina Faso ve Mali'de düzenlenen ve en az 60 sivilin yaşamını yitirdiği saldırılara ilişkin
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Haber: Berfin BAYIR(TBMM) - TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bütçe görüşmeleri sırasında DEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartın'ın, Türk yapımı Bayraktar TB2'lerle Burkina Faso ve Mali'de düzenlenen ve en az 60 sivilin yaşamını yitirdiği saldırılara ilişkin İnsan Hakları İzleme Örgütü raporunu gündeme getirmesi üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türk savunma sanayinin savaş suçu ile aynı cümlede ifade edilmesi asla kabul edilemez" dedi. AK Parti Samsun Milletvekili ve Komisyon Başkanı Mehmet Muş'un başkanlığında toplananTBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşların bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları görüşülüyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın sunumunun ardından komisyon üyeleri söz aldı. DEM PARTİLİ FIRAT: TEKSTİL SEKTÖRÜNDE 376 BİN KİŞİLİK İSTİHDAM KAYBI YAŞANDIDEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün ciddi bir rekabet kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek, sektördeki daralmanın yalnızca işletmeleri değil, yüz binlerce emekçinin geleceğini de etkilediğini söyledi.

Tekstil sektörünün geniş bir üretim zincirinden oluştuğunu vurgulayan Fırat, "Tekstil sektörü yalnızca kumaş, hazır giyim üretiminden ibaret değildir; çiftçisinden iplikçisine, dokumacısından boyahanesine, konfeksiyon atölyesinden emekçisine, ihracatçısına kadar geniş bir üretim zincirinden söz ediyoruz. Bu zincirin her halkası ülkemizdeki binlerce işletmenin, milyonlarca insanın geçimini doğrudan etkilemektedir" dedi.

Sektördeki ihracat ve istihdam kaybına ilişkin verileri paylaşan Fırat, 2022 yılı sonunda tekstil ve hazır giyim sektörlerinde toplam 1 milyon 222 bin kişinin istihdam edildiğini, bu sayının 2023 sonunda 1 milyon 24 bine, 2024 sonunda 900 bine, 2025 sonunda ise 845 bine düştüğünü belirtti. Fırat, "2022 yılı sonundan 2025 yılı sonuna kadar sektörde 376 bin kişilik kayıtlı istihdam kaybı yaşanmıştır.

Bu, sektörün kayıtlı istihdamında yüzde 30,8 oranında bir azalma anlamına gelmektedir" diye konuştu. Kadın istihdamındaki düşüşe dikkat çeken Fırat, hazır giyim alt sektöründe çalışanların yaklaşık yüzde 53'ünün kadın olduğunu belirterek, "Son bir yılda tekstil, hazır giyim sektöründe on binlerce kadın çalışan istihdamdan kopmuştur.

Örneğin, hazır giyimde kadın istihdamı yüzde 10,6 düşüşle 268 binli seviyelere, tekstilde ise yüzde 7,5 düşüşle 108 bin seviyelerine gerilemiştir. Bu, kadın istihdamının en çok azaldığı alanlardan bir tanesidir" dedi. Yaşanan daralmanın sosyal sonuçlarına işaret eden Fırat, "Bu rakamlar yalnızca istatistikten ibaret değildir, bunlar kapanan atölyeler, üretimi durduran fabrikalar, işsiz kalan işçiler, geçim mücadelesi veren aileler demektir.

Yaşanan bu daralma doğrudan emekçinin sofrasına, ailesinin geçimine ve çocuklarının geleceğine yansımaktadır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin tekstil sektöründe tasarım gücü, üretim tecrübesi, kalite, Avrupa pazarlarına yakınlık ve hızlı teslimat gibi rekabet avantajları bulunduğunu belirten Fırat, yeni teknoloji alanlarında gelişmenin mevcut sektörlerden vazgeçilmesini gerektirmediğini söyledi.

Fırat, "Elbette ki ülkemiz yapay zekada, yazılımda, ileri teknolojide çok daha güçlü olmalıdır, olacaktır ancak yeni sektörler kazanmak için mevcut sektörlerimizden vazgeçmek zorunda mıyız? Tekstil fabrikalarının kapanmasıyla işsiz kalan yüz binlerce insanımızın, kadınların, gençlerin ertesi gün yazılım şirketlerinde veya yüksek teknoloji fabrikalarında çalışabileceğini mi düşünüyoruz?" diye sordu.

Sektörün mevcut üretim gücünün korunarak daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Fırat, "Bizim ihtiyacımız tekstilden vazgeçmek olmamalıdır, mevcut üretim gücünü koruyarak sektörü daha yüksek katma değerli, rekabetçi bir yapıya döndürmemiz gerekiyor. Bu nedenle tekstil, hazır giyim sektöründe yaşanan sorunları yalnızca ekonomik göstergeleri üzerinden değil, sosyal sonuçlarıyla birlikte değerlendirmek zorundayız" dedi.

DEM PARTİLİ BARTIN: 6'NCI VE SON GELİŞMİŞLİK KADEMESİNDEKİ 17 İLİN 16'SI KÜRT COĞRAFYASINDADEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartın da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesini bölgesel eşitsizlikler üzerinden değerlendirdi. Bütçenin yalnızca ödenek cetvelleri olarak değil, kaynakların hangi coğrafyalara ve hangi amaçlarla ayrıldığını gösteren bir tercih belgesi olarak ele alınması gerektiğini belirten Bartın, bölgesel gelişmişlik farklarının tarihsel ve siyasal tercihlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu.

Bartın, "Karşımızda kendiliğinden geri kalmış bir coğrafya değil; merkeziyetçi, güvenlikçi ve sermayeyi belli merkezlerde yoğunlaştıran politikalarla geri bırakılmış Kürt coğrafyası vardır" dedi. Bakanlığın 2025 yılı raporundaki gelişmişlik sıralamalarını aktaran Bartın, İstanbul'un birinci, Ankara'nın ikinci, İzmir'in üçüncü sırada yer aldığını; Hakkari'nin 77'nci, Şırnak'ın 78'inci, Urfa'nın 79'uncu, Muş'un 80'inci ve Ağrı'nın 81'inci sırada bulunduğunu söyledi.

Bartın, "6'ncı ve son gelişmişlik kademesindeki 17 ilin 16'sı Kürt coğrafyasındadır. Hakkari rekabetçi ve yenilikçi kapasitede ve yaşam kapasitesinde de 81'inci sıradadır. Bu, tek bir gösterge değil; tesadüf değil; üretimden, teknolojiden ve insanca yaşam koşullarından uzaklaştırılmış bir coğrafyanın bütünlüklü tablosudur" diye konuştu.

TÜİK'in 2024 yılı il bazındaki verilerine de değinen Bartın, İstanbul'daki kişi başına üretimin Van, Ağrı ve Urfa'daki üretimin yaklaşık dört katı olduğunu belirterek, "Bu farkı coğrafyanın kaderi diye açıklayamazsınız. Bu fark; yatırımın, istihdamın, sanayi altyapısının, Kürt düşmanlığının ve kamusal imkanların nerede biriktirildiğinin sonucudur" ifadelerini kullandı.

Bölgedeki ekonomik eşitsizlikleri tarihsel politikalarla ilişkilendiren Bartın, Şark Islahat Planı'ndan umumi müfettişliklere ve OHAL uygulamalarına uzanan güvenlikçi yönetim anlayışının bölgeyi üretim ve refah alanı olarak değil, denetlenecek bir saha olarak ele aldığını savundu. BARTIN, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI BÜTÇESİ İLE SAVUNMA HARCAMALARINI KARŞILAŞTIRDISanayi ve Teknoloji Bakanlığına 2027 yılı bütçesinde 248 milyar 830 milyon lira ayrıldığını, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ise 1 trilyon 532 milyar 647 milyon lira olduğunu belirten Bartın, iki bakanlığın bütçeleri arasındaki farkın 6,2 kat olduğunu söyledi.

Bartın, "Milli Savunma Bakanlığı ödeneği 2026'ya göre yüzde 86,2 artırılırken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ödeneğindeki artış yüzde 40,6'dır" dedi. Program bütçesindeki kaynak dağılımına da dikkat çeken Bartın, sanayinin geliştirilmesi, üretim ve yatırımların desteklenmesi programına 246 milyar 740 milyon lira, Bölgesel Kalkınma Programı'na 9 milyar 931 milyon lira, Ulusal Savunma ve Güvenlik Programı'na ise 2 trilyon 180 milyar 183 milyon lira ayrıldığını belirtti.

Bartın, "Bölgesel Kalkınma Programı'na ayrılan kaynağın yaklaşık 220 katı Ulusal Savunma ve Güvenlik Programı'na ayrılmıştır. Bütçenin kendi sınıflandırması içindeki öncelik farkını göstermeye çalışıyoruz" diye konuştu. Savunma harcamalarının ve savunma sanayisi ihracatının toplumsal sonuçlarının da sorgulanması gerektiğini belirten Bartın, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Burkina Faso ve Mali'de Türk yapımı Bayraktar TB2'lerle düzenlenen saldırılara ilişkin raporuna değindi.

Bartın, örgütün Ağustos-Kasım 2023 arasında pazaryerleriyle bir cenaze törenine düzenlenen saldırılarda en az 60 sivilin yaşamını yitirdiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını belgelediğini aktararak "Saldırıları'olası savaş suçu' olarak nitelendirdi. Bu rapor silah ihracatının yalnızca döviz geliri ve pazar başarısı başlığı altında ele alınamayacağını gösteriyor.

İhracatın nihai kullanıcısı, sivil kayıplar, denetim ve uluslararası hukuk sorumluluğu açıkça karıştırılmalıdır. İktidar bir yandan bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacağını söylüyor; diğer yandan kaynakların çok daha büyük bölümünü güvenlik ve silahlanma programlarına yöneltiyor" dedi.

AK PARTLİ ERDEM'DEN "KÜRT COĞRAFYASI" İTİRAZIBartın'ın konuşmasında "Kürt coğrafyası" ifadesini kullanmasına Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsü AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem itiraz ederek "Konuşmanızda birkaç kez'Kürt coğrafyası' ifadesi kullanıldı. Sadakat yemini ederek başladınız ve geldiniz.

Anayasa'nın 3'üncü maddesi, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu belirtmektedir" dedi. DEM Partili Bartın ise Erdem'e, "Neresi bölündü Sayın Başkan? O bölgede Kürtler yaşıyor" diye karşılık verdi. Erdem, "Kimse etnik kökenine göre bölemez.

Her yerde yaşıyor. Bir coğrafyaya bölemezsiniz, bu uygun bir ifade değil. Yine madde 123, idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenleniyor. Buna uymanızı hassasiyetle tekrar hatırlatmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

KACIR: TÜRK SAVUNMA SANAYİİNİN "SAVAŞ SUÇU" İLE AYNI CÜMLEDE İFADE EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZSanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da Bartın'ın savunma sanayisine yönelik değerlendirmelerine tepki göstererek "Türk savunma sanayinin savaş suçu ile aynı cümlede ifade edilmesi asla kabul edilemez. Türk milleti tarihin hiçbir döneminde dünyanın hiçbir coğrafyasında savaş suçunun tarafı değildir, olmamıştır" dedi.

Komisyon Sözcüsü Erdem de tartışmaya ilişkin, "Kesinlikle bu noktalarda dikkatli konuşmamız lazım" ifadelerini kullandı. DEM PARTİLİ OLUÇ:'KÜRT COĞRAFYASI' TARİHSEL, SOSYOLOJİK VE COĞRAFİ BİR KAVRAMDIRDEM Parti Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsü Saruhan Oluç, tartışmanın ardından söz alarak "Kürt coğrafyası" ifadesine ilişkin açıklama yaptı.

Oluç, "Tutanaklara geçmesi için ben de söz aldım. Daha evvel de bu konuda tartışma yürütmüştük, hatırlarsınız, geçen dönemlerde de. Doğrudan konumuzla ilgili olmasa da bu tutanaklarda yer almasını önemsiyoruz" dedi. Anayasa'nın 3'üncü maddesiyle ilgili bir tartışma yürütmediklerini belirten Oluç, "Birincisi, Anayasa'nın 3'üncü maddesiyle herhangi bir sorununuz yoktur.

Öyle bir tartışmayı yürütmüyoruz. İkincisi, tarihsel, sosyolojik bir kavram olarak ve coğrafi bir kavram olarak'Kürt coğrafyası','Kürdistan coğrafyası' gibi kavramları kullanıyoruz, daha evvel de kullandık. Bunun ne Anayasa'nın 3'üncü maddesiyle ne de idari yapı ile ilgili bir tartışma olmadığını özellikle belirtmek isterim" ifadelerini kullandı.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: rss.haberler.com
Haber metni ve görseller rss.haberler.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 02 Kasım 2026 12:00 · Kaynak: rss.haberler.com
Kaynağı Oku ↗