Habermetrik
← Ana Sayfa
çanakkale 30 Ekim 2026 12:23
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kuraklık, kirlilik ve iklim krizi! ÇOMÜ Türkiye’nin sulak alanları için uyardı

Kuraklık, kirlilik ve iklim krizi! ÇOMÜ Türkiye’nin sulak alanları için uyardı
Görsel kaynağı: Çanakkale Olay, canakkaleolay.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Türkiye’de Antroposen Çağında Sulak Alanlarda Ekolojik Riskler Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı

ÇOMÜ Türkiye’nin sulak alanları için uyardı Kuraklık, kirlilik ve iklim krizi! ÇOMÜ Türkiye’nin sulak alanları için uyardı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Türkiye’de Antroposen Çağında Sulak Alanlarda Ekolojik Riskler Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, hidro-jeomorfolojik dönüşümlerden dijital izleme teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede hazırlanan raporu kamuoyuyla paylaştı. Çevre-Tarım 30 Eki 2026 - 15:18 30 Eki 2026 - 15:18 66 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ev sahipliğinde, akademik çevrelerin ve uzmanların geniş katılımıyla düzenlenen “Türkiye’de Antroposen Çağında Sulak Alanlarda Ekolojik Riskler Çalıştayı” tamamlandı.

Doğal süreçlerin beşeri faaliyetler ve iklim değişikliği vesilesiyle yeniden şekillendiği Antroposen döneminde sulak alan ekosistemlerinin karşı karşıya kaldığı ekolojik risklerin çok disiplinli bir yaklaşımla ele alındığı çalıştayın sonuç bildirgesi, ÇOMÜ Rektörü ve Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu tarafından yayımlandı.

Çalıştay sonuç bildirgesinde sulak alanların yalnızca birer su kütlesinden ibaret olmadığına dikkat çekilerek, biyolojik çeşitlilik, karbon depolama kapasitesi, kıyı koruması ve havza dengesi açısından gezegenin hayati organları oldukları vurgulandı. Bildirgenin giriş bölümünde, bu ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir yönetiminin bilimsel temelli veri akışına ve kurumlar arası eş güdüme dayandığı ifade edildi.

İklim değişikliği ve havza ölçekli beşeri müdahalelerin Türkiye genelinde hem iç hem de kıyı sulak alanlarında ciddi alan kayıpları yarattığı belirtilen raporda, Amik Gölü Havzası’ndaki kurutma çalışmalarının taşkın risklerini artırdığı, Ladaş Gölü’nde su yüzeyi alanının daraldığı ve Cilo-Sat Buzul Dağları’ndaki kütle kayıplarının yüksek dağ sulak alanlarının kırılganlığını gözler önüne serdiği kaydedildi. Ayrıca Batı Ege havzalarındaki sıcak-kurak hava dalgaları ile Kızılırmak, Yeşilırmak, Yumurtalık ve Göksu deltalarındaki kıyı gerilemelerinin bütüncül su ve arazi yönetimini zorunlu kıldığı aktarıldı.

Göller ve kıyısal lagünlerde biriken sediman kayıtlarının çevresel kirliliğin dikey profillerini sunduğuna işaret edilen bildirgede, Abalı Bükü, Gala Gölü, Erzurum Ovası, Acısu Çayı ve Küre Dağları’ndaki araştırmaların tarımsal drenaj, endüstriyel atıklar ve gemi söküm faaliyetlerine bağlı ağır metal risklerini ortaya koyduğu ifade edildi. Çevresel adli jeokimya proksileri (Zr/Al, Ca/Al, Sr/Ca, S/TOC) aracılığıyla sanayi ve tarım kaynaklı izlerin doğal arka plan değerlerinden ayrımlaştırılabileceği vurgulandı.

Kirlilik süreçlerinin erken tespiti hususunda Copernicus Sentinel uydu verileri, InSAR radar geometrisi, Yapay Zekâ tabanlı karar destek sistemleri ve İHA fotogrametrisi gibi ileri teknolojilerin 7/24 izleme ağlarına dönüştürülmesinin kritik önem taşıdığı belirtildi. Sultansazlığı Havzası’nda InSAR verileriyle saptanan yer çökmelerinin (subsidence) yeraltı suyu kullanımının sürekli izlenmesi gerektiğini kanıtladığı, Trakya sulak alanlarındaki yüksek toprak organik karbonu stoklarının ise mavi ve yeşil karbon koruma potansiyelini açıkça gösterdiği dile getirildi.

Ekolojik risklerin yönetiminin toplumsal bilinçle mümkün olabileceği belirtilen raporda, bireylerin ve gençlerin sosyo-ekolojik risk okuryazarlık düzeylerinin artırılması ile su kaynaklarına yönelik koruma bilincinin yaygınlaştırılmasının önemi vurgulandı. Toplumsal farkındalığın inşasında medya ve sinema sektörünün üstlendiği eğitsel role dikkat çekilerek, Türk sinemasında "Susuz Yaz"dan günümüze uzanan süreçte sudaki mülkiyet ve kuraklık kaygılarının işlenişinin kültürel boyutu yansıttığı ifade edildi.

Doğru haber akışının yanı sıra belgesellerin, Yapay Zekâ Destekli Genişletilmiş Gerçeklik (A-AR) sergilerinin ve sürdürülebilir iletişim projelerinin gelecek kuşaklar için kalıcı bir öğrenme ortamı sağladığına değinildi.

Çalıştayın genel değerlendirmesini paylaşan ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, sulak alanların geçmişten devralınan durağan su kütleleri değil, Antroposen çağında iklim krizine karşı en güçlü doğal kalkanlar olduğunu belirtti.

İleri uydu teknolojilerinden jeokimyasal adli analizlere, sinema ve medyadan toplumsal su okuryazarlığına uzanan bütüncül bilimsel yaklaşımın doğa temelli çözümleri kayırması gerektiğini kanıtladığını ifade eden Rektör Erenoğlu, bugünkü bilimsel ve kararlı adımların gelecek kuşaklara su bakımından dirençli ve sürdürülebilir bir vatan bırakmanın en somut teminatı olduğunu kaydetti.

İsmetpaşa Mah. Demircioğlu Cad.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: Çanakkale Olay, canakkaleolay.com
Haber metni ve görseller Çanakkale Olay, canakkaleolay.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava · Bölge: çanakkale
Yayın: 30 Ekim 2026 12:23 · Kaynak: Çanakkale Olay, canakkaleolay.com
Kaynağı Oku ↗