Habermetrik
← Ana Sayfa
Gaziantep 27 Eylül 2026 10:49
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Saygıyı Kaybettiğimiz Gün Kaybettik

Saygıyı Kaybettiğimiz Gün Kaybettik
Görsel kaynağı: gaziantepolusum.com

Sabah erkenden okula veya işe gitmek kapıyı açıp caddeye adım attığınızda ilk karşılaştığımız şey nedir sizce? Temiz bir hava, bol oksijen, dingin insanların birbirine saygı duyduğu bir ortam mıdır; yoksa karmaşık bir trafik, korna sesleri, küfürlü konuşmalar, gürültü müdür? Korkarım çoğumuz için cevap ikincisi. Artık evden dışarı çıktığımız an, adeta görünmez bir savaş alanına adım atıyoruz. Trafikte makas atanlar, kornaya basmak için yeşil ışığın yanmasını bile bekleyemeyen sürücüler, yaya geçidinde geçiş hakkı ararken ezilme tehlikesi geçiren yayalar... Toplumda insanlar adeta her an patlamaya hazır birer saatli bomba gibi. En ufak bir bakış büyük bir kavgaya, basit bir yol verme meselesi cinayet teşebbüsüne dönüşebiliyor. Sokaklarımız, mahallelerimiz ne ara bu kadar gergin birer alana, biz neden bu hale geldik sosyolojik olarak araştırılması gerekir bence.
İşin en acı kısmı ise, bu sokağın taşıdığı zehrin evlerimizin içine kadar sızması. Akşam yorgunlukla eve döndüğümüzde huzur bulmamız gerekirken, evde de tablo sokaktakinden farksız. Odasından çıkan bir çocuğun anne babasına hoyratça bağırdığı, eşlerin birbirine karşı anlayışını tamamen yitirdiği, en küçük bir meselenin bile koca bir kavgaya zemin hazırladığı evler, birer sığınak olmaktan çıkıp cepheye dönüştü. Aynı tabloyu eğitim yuvalarında da ibretle izliyoruz. Geleceğimizi emanet ettiğimiz okullarda, öğrenciler öğretmenlerine karşı sınırları aşıyor, saygı kavramı eski defterlerin arasında unutup gitmiş durumda. Bireylerin birbirine olan tahammülü bitmiş vaziyette. Karşımızdakini dinlemeye, anlamaya, en azından farklı olana saygı duymaya dair en ufak bir sabrımız kalmadı. Peki, bu noktaya nasıl geldik? Bu tablonun temelinde yatan en büyük nedenin eksik ve yanlış kurgulanmış eğitim sistemimizden kaynaklandığını düşünüyorum. Biz çocuklara yıllarca sadece sınav kazandırmayı, ezberletmeyi, yarıştırtmayı öğrettik; vicdanı, empatiyi, ahlakı ve insan sevgisini öğretmeyi unuttuk. Aslında eğitim sadece okul sıralarında diploma almak değildir. Gerçek eğitim; insana insan olduğu için değer vermeyi, sokaktaki kediden karşıdaki komşuya kadar herkese karşı sorumluluk hissetmeyi aşılar. Okullarımız test çözme makineleri üretirken, karakterli, hoşgörülü ve tahammüllü bireyler yetiştirmeyi başaramadı. Diplomalı ama sevgisiz, unvanlı ama vicdansız nesiller türettik. Temeli sağlam atılmayan bu yapı, en ufak bir sarsıntıda yıkılmaya mahkumdur; nitekim bugün yaşadığımız tüm bu şiddet, tam da bu çürük temelin tezahürüdür.
Eğitimsizliğin ve sevgisizliğin doğurduğu bir başka büyük yara ise toplumun dört bir yanını saran menfaatçilik ve birbirini kandırma kültürüdür. Bugün ilişkilerimiz samimiyet üzerine değil, bu kimseden ne çıkarım olur hesabı üzerine kurulu. Esnafın müşteriye çürük malı kakalaması, iş arkadaşının kuyu kazması, komşunun yüzüne gülüp arkasından iş çevirmesi sıradanlaştı. Herkes birbirini kandırmayı bir başarı veya olarak görüyor. Dürüstlüğün keriz sayıldığı, yalanın ve dalancılığın mükafatlandırıldığı bir iklimde yaşıyoruz. İnsanlar birbirine güvenmiyor çünkü karşısındakinin ilk fırsatta kendisini kandıracağını biliyor. Güvenin olmadığı yerde ise ne hoşgörü kalır ne de barış. İşte bu güvensizlik ve içsel öfke, hayatın her alanına bir hoşgörüsüzlük olarak yansıyor. Farklı giyinenlere, farklı düşünenlere, hatta sadece trafikte önümüze geçene bile tahammül edemiyoruz. Bu ruh hali, doğal olarak yaşadığımız çevreye de vahşice yansıyor. İnsanlar birbirine saygı duymayan, yaşadığı sokaklara, parklara, doğaya da saygı duymuyor. Yere atılan çöpler, çekirdek kabukları, camdan fırlatılan izmaritler sadece birer temizlik sorunu değil; benim dışımda kimse önemli değil bencilliğinin, eğitimsizliğin ve ruhsal kirliliğin aynasıdır. Yaşadığı şehre, toprağa, sokaktaki canlıya hürmet etmeyen bir toplum, kendi öz benliğine de yabancılaşmıştır. Bu kısır döngü bizi her geçen gün daha çok yalnızlaştırıyor, daha çok öfkelendiriyor. Oysa dönüp dolaşıp geleceğimiz yer yine aynı.
Sözün özü: Eğitimi sadece zihinsel değil, kalbi ve vicdani bir sürece dönüştürmek zorundayız. Trafikte sabırlı olmak, evde sesimizi alçaltmak, komşumuzla ilişkimizde dürüst olmak, yere bir çöp atmamak bir lüks değil; bu coğrafyada insan kalabilmenin yegâne şartıdır. Unutmayalım ki, iktisadi sorunlar bir gün biter ama ahlaki sorunlar ve kültürel erozyonu düzeltmek yıllarımızı alır.

Kaynaklar: gaziantepolusum.com
Haber metni ve görseller gaziantepolusum.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Eğitim · Bölge: Gaziantep
Yayın: 27 Eylül 2026 10:49 · Kaynak: gaziantepolusum.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp