Tepebağ ve Kayalıbağ’daki eski Adana evleri turizme kazandırılmayı bekliyor
- Adana’nın tarihî Tepebağ ve Kayalıbağ mahallelerinde bulunan eski Adana evlerinin restore edilerek turizme ve sosyal yaşama kazandırılması öneriliyor
Adana’nın tarihî Tepebağ ve Kayalıbağ mahallelerinde bulunan eski Adana evlerinin restore edilerek turizme ve sosyal yaşama kazandırılması öneriliyor. Bölgede yaşayan Ali Mustafa Mercan, tarihî yapıların korunmasının kentin kültürel belleğinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıdığını belirterek, evlerin kütüphane ve kafe gibi sosyal alanlara dönüştürülebileceğini söyledi.
Adana’nın tarihî kent merkezinde yer alan Tepebağ ve Kayalıbağ mahalleleri, sahip oldukları mimari ve kültürel mirasa rağmen yeterince değerlendirilemiyor. Bölgede bulunan çok sayıda eski Adana evi, bakımsızlık nedeniyle yıpranırken bazı yapılar da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
Tarihî dokunun korunması ve bölgenin yeniden canlandırılması amacıyla restorasyon çalışmalarının yanı sıra ekonomik ve sosyal yaşamı destekleyecek projelerin hayata geçirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu kapsamda kamu kurumlarının mülkiyet sorunlarının çözülmesi, altyapının iyileştirilmesi, sokak sağlıklaştırma çalışmalarının yürütülmesi ve güvenliğin sağlanması gibi konularda sorumluluk üstlenmesi öneriliyor.
Kamu tarafından restore edilecek büyük yapıların sinema müzesi, Karacaoğlan Edebiyat Evi, Çukurova Zanaat Atölyeleri ve Kent Belleği Arşivi gibi kültürel merkezlere dönüştürülmesi de öneriler arasında yer alıyor. Eski Adana evlerinin geleneksel mutfağı tanıtan işletmeler, restoranlar, butik oteller, tasarım ofisleri ve el sanatları galerileri olarak değerlendirilmesiyle bölgedeki ekonomik hareketliliğin artırılabileceği ifade ediliyor.
Bu tür projelerin restorasyon ve işletme süreçlerinde istihdam oluşturabileceği, özellikle gençlerin ve kadınların çalışma hayatına katılımına katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Bölgede yaşayan Ali Mustafa Mercan, İlkhaber Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Tepebağ ve Kayalıbağ mahallelerinin tarihî ve kültürel değerlerinin korunarak yeniden kente kazandırılması gerektiğini söyledi.
“TEPEBAĞ, ADANA'NIN GEÇMİŞİNE AÇILAN KAPIDIR” Bölgenin tarihî ve kültürel değerlerinin korunarak kente kazandırılması gerektiğini belirten Ali Mustafa Mercan, “Öncelikle Tepebağ Mahallesi’nin tarihî geçmişine odaklanmalıyız. Adana’nın ilk yerleşim yeri olan Tepebağ’ın hemen yanından Seyhan Nehri geçiyor.
Geçmişte nehrin taşkınlarından korunmak amacıyla yerleşim alanları nehrin daha yüksek kesimlerinde oluşturulmuş. Bölgede gerçekleştirilen kazı çalışmalarının geçmişi MÖ 6000-7000 yıllarına kadar uzanıyor. Hitit, Asur, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük medeniyetler de bugünkü Tepebağ Mahallesi’nde izlerini bırakmış.
Yani burası yalnızca bir mahalle değil, çok daha fazlası. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Tepebağ, bugün de bu tarihî kimliğini yaşatmaya devam ediyor. Yeni yükselen binaların, gecekonduların ve çarpık kentleşmenin arasında kalan Tepebağ ve buradaki eski Adana evleri, insanı şehrin kalabalığından bir nebze olsun uzaklaştırıyor ve âdeta geçmişe doğru bir tarih yolculuğuna çıkarıyor.
Ancak beni üzen nokta, bu bölgenin yeterince tanınmaması ve ayakta kalan tarihî evlerin gerektiği gibi korunmaması. Turizm açısından son derece dikkat çekici olan bu yapılar, şehrin karmaşası içinde unutulmaya yüz tutmuş durumda.
Bazıları ise bakımsızlık nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Fakat henüz çok geç değil. Hâlâ yapılabilecek şeyler var ve hatta bu konuda mutlaka adımlar atılmalı. Çünkü bu evler yalnızca mimari yapılardan ibaret değil, aynı zamanda toplumsal belleğimizin de bir parçası.
Bellek, geçmişin izlerini gelecek kuşaklara aktarmanın en önemli yollarından biridir. Geçmişini bilmeyen bir toplum, geleceğine yön vermekte zorlanır. Biz bugün Tepebağ’a ve oradaki eski Adana evlerine sahip çıkmazsak gelecek nesiller yaşadıkları şehri yeterince tanıyamayacak.
Dolayısıyla Adana’nın tarihini, kültürünü ve kimliğini de tam anlamıyla öğrenemeyecekler.” şeklinde konuştu. “TEPEBAĞ EVLERİ TURİZM VE KÜLTÜREL BELLEK AÇISINDAN ÖNEMLİ” Ali Mustafa Mercan Tarihi evlerin kütüphane veya kafe gibi sosyal alanlara dönüştürülebileceğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Saha çalışmalarım sırasında yerel halkın sitemlerine de birçok kez tanık oldum.
Görüştüğüm insanların neredeyse hepsi aynı konudan şikâyetçiydi: Bu mirasın korunmaması. Böylesine önemli bir kültürel mirasın kendi hâline bırakılmaması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekiyor. Turizm, kültürel bellek ve Adana'nın geleceği açısından bu konuda gerekli tüm adımların tereddüt edilmeden atılması büyük önem taşıyor.
Örneğin, bu yapılar kütüphaneye veya kafeye dönüştürülebilir. Bunlar şimdilik yalnızca birer fikir olsa da oldukça önemli öneriler. İnsanların sosyalleştiği mekânların bu tür tarihî yapılar olması, kültürel ve bilgi aktarımını kolaylaştırırken bu mirasın daha geniş kitlelere ulaşmasını da sağlayabilir.
Eğer bu yapılar korunmazsa zamanla yok olup gidecekler. Gelecek nesiller bu yapıları tanıyamayacak, onları yalnızca büyüklerinden dinleyerek öğrenebilecekler. Anlayacağınız üzere Tepebağ Mahallesi ve oradaki evler, yalnızca bir mahalleden ya da mimari yapılardan ibaret değil.
O evlerin ve sokakların her birinde sayısız yaşanmışlık, hatıra ve kültürel değer barınıyor. Konuyu başka bir perspektiften ele aldığımızda ise karşımıza çarpık kentleşme ve betonlaşma olguları çıkıyor. Aslında bu iki kavramı birbirinden tamamen ayırmak oldukça zor.
Çünkü bir şehir gelişip büyümeye başladığında betonlaşma da beraberinde geliyor. Ekonomik açıdan daha dezavantajlı durumda olan bireyler ise kendi bütçelerine uygun konutlar inşa edebilmek veya bu konutlarda yaşayabilmek için kentin daha dış kesimlerine yöneliyor.
Bu süreç, plansız yapılaşmayı ve dolayısıyla çarpık kentleşmeyi de beraberinde getiriyor.” “GEÇMİŞİMİZİ BİLEREK KÜLTÜREL MİRASIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ” Şehirlerin betonlaşmasıyla insanların birbirinden uzaklaşabildiğini ve toplumsal değerlerin zayıflayabildiğine dikkat çeken Mercan, “Şehir betonlaştıkça bireyler de yavaş yavaş, ancak bir o kadar da hızlı bir şekilde donmaya başlıyor. Burada ‘donmak’ ifadesiyle aslında insanların birbirlerinden uzaklaşmasını, zamanla insani değerlerini ve insan olmanın gerektirdiği duyarlılığı kaybetmesini vurgulamak istedim.
Bu durum ne kadar üzücü olsa da maalesef içinde bulunduğumuz gerçeklik bu yönde. Ne yazık ki bu süreci tamamen tersine çevirmek artık imkânsız gibi görünse de bir yerlerden başlayarak bazı şeyleri değiştirebiliriz. Peki, nasıl mı?
Elbette özümüze dönerek, geçmişimizi tanıyarak, çok okuyup sorgulayarak ve kültürel değerlerimizin farkına vararak bu değişime katkı sağlayabiliriz. Tepebağ Mahallesi’nde gördüklerim ve bizzat tecrübe ettiklerim de bu düşüncelerimi pekiştirdi.
Bir genç olarak kültürüme ve miraslarımıza sahip çıkma, onları koruma ve gelecek nesillere aktarma bilincine sahip olduğumu düşünüyorum. Aynı bilinci çevremdeki insanlara da kazandırmak ve bu konuda farkındalık oluşturmak istiyorum” dedi.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.





Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 02 Kasım 2026 08:01 · Kaynak: ilkhaber-gazetesi.com