Şanlıurfa’da 2027 maaş beklentisi: Vatandaş zamdan önce hayat pahalılığına çözüm istiyor
- Kentte hızla artan ev kiraları, temel gıda fiyatları ve okul masrafları karşısında mevcut maaşların eridiğini dile getiren vatandaşlar, yapılacak maaş zamlarının yeni fiyat artışlarını tetiklememesi için piyasa denetimlerinin sıkılaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor
Kentte hızla artan ev kiraları, temel gıda fiyatları ve okul masrafları karşısında mevcut maaşların eridiğini dile getiren vatandaşlar, yapılacak maaş zamlarının yeni fiyat artışlarını tetiklememesi için piyasa denetimlerinin sıkılaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Urfanatik mikrofonlarına konuşan vatandaşlar Mustafa Hakkı Yetkin, Mustafa Doğanay, Mustafa Köprübaşı ve Bahri Yaş, 2027 yılı maaş beklentilerini, çarşı-pazardaki son durumu ve yetkililerden taleplerini değerlendirdi.
“TARLADA 5 LİRA OLAN ÜRÜN MARKETTE 80 LİRAYA SATILIYOR”
Maaşlara yapılacak artışların piyasada yeni zamlara yol açtığını ve bu nedenle öncelikle fahiş fiyatların denetlenmesi gerektiğini belirten Mustafa Hakkı Yetkin, üretici ile market arasındaki fiyat uçurumuna dikkat çekerek;
“Maaşlar ne kadar artarsa artsın, beraberinde her şeyin fiyatı da yükseleceği için bu artış pek verimli olmuyor. Bugünkü şartlarda maaşların en az 50 bin, hatta 65-75 bin lira olması lazım ancak 100 bin lira da yapsalar her şey yeniden zamlanacak ve durum daha kötü olacak.
Öncelikle piyasayı iyi kontrol etmeleri gerekiyor. Bugün tarladan 5 liraya alınan bir ürün, marketlerde 75-80 liraya satılıyor. Arada çok fazla aracı var ve birçok ürün fahiş fiyatlarla tüketiciye sunuluyor. Bunun önüne geçmek için en güzel yöntem kooperatifleşmedir ancak Şanlıurfa’da bu sistem pek yaygın değil.
30 yıldır il dışındaydım, memleketime döndüğümde gördüm ki değişen bir şey yok; eski tas, eski hamam devam ediyor” dedi.
“KALABALIK BİR AİLENİN SADECE SABAH EKMEĞİ 200 LİRA TUTUYOR”
Kendisi de bir emekli olan ve mevcut maaşlarla geçinmenin imkânsız hale geldiğini ifade eden Mustafa Doğanay, artan enflasyonun temel mutfak ve eğitim masraflarını katladığını dile getirerek;
“Şu andaki ekonomik şartlarda hem emeklinin hem de asgari ücretlinin geçim sıkıntısı çok büyük. Mevcut 28-30 bin lira seviyelerindeki gelirlerle geçinmek kesinlikle mümkün değil; millet perişan durumda. Okula giden çocuğu, öğrencisi olan aileler var.
Bugün bir aylığın geçime yetmesi için mevcut rakamların en az iki katına, yani 45 bin ile 55 bin lira seviyesine çıkması lazım. Ancak keşke bu hayat pahalılığı ve enflasyon hiç yükselmeseydi de maaşlar yerinde kalsaydı. Çünkü maaşlar yükseldiği zaman enflasyon da yükseliyor ve alınan paranın hiçbir değeri kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Günlük ekmek masrafı üzerinden geçim zorluğunu örneklendiren Doğanay;
“Örneğin şu anda bir tırnaklı ekmek 15 lira, yılbaşından sonra 18-20 lira olacak. Kalabalık bir ailenin sadece sabah kahvaltısında 10 tane ekmek tükettiğini düşünürsek, sadece ekmek parası 200 lira tutuyor. Bunun yanında kahvaltılığı ve okula giden çocukların harçlığı da var.
Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve yetkililerden beklentimiz, vatandaşın geçinebileceği bir dengenin sağlanmasıdır” diye konuştu.
“MAAŞ EN AZ 90 BİN LİRA OLMALI, YETKİLİLER HALKIN İÇİNE ÇIKMALI”
Fiyatların her geçen gün kademeli olarak arttığını ve açıklanan enflasyon oranlarının sahadaki gerçeği yansıtmadığını savunan Mustafa Köprübaşı, maaşların en az 90 bin lira olması gerektiğini belirterek;
“Bence maaşlar en az 90 bin lira olmalı ancak bunun gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Ülkede her şeyin fiyatı günden güne artarken, açıklanan enflasyon rakamları gerçeği yansıtmıyor. Sadece Şanlıurfa’da değil, Türkiye’nin hiçbir yerinde halk mevcut parayla geçinemez.
Tahminimce yüzde 10 civarında bir artış yapılacak fakat bu kesinlikle yeterli olmayacak. Yetkililerin halkın içine çıkıp insanların gerçekten nasıl bir hayat sürdüğüne bakması lazım. Bir insan ailesiyle birlikte haftada iki-üç gün dışarı çıkıp bir restoranda yemek yiyemiyorsa, yılda bir kez tatile gidemiyorsa ve sürekli evde aynı yemekleri yemek zorunda kalıyorsa böyle bir hayat olmaz.
‘Kafeler dolu’ diyorlar ama orada oturanların çoğu öğrenci; bir kahve alıp saatlerce vakit geçiriyorlar. Uzun vadede bu şekilde gitmez, yetkililerin sokağa çıkıp vatandaşı dinlemesi gerekiyor” dedi.
“EV SAHİBİ OLARAK KİRA ALIRKEN VİCDAN AZABI ÇEKİYORUM”
Mevcut ekonomide maaşların en az 40 bin lira olması gerektiğini söyleyen ancak asıl çözümün zamları durdurmak olduğunu vurgulayan Bahri Yaş, bir ev sahibi olarak kiracısının yaşadığı zorluğa üzüldüğünü belirterek;
“Şu anki ekonomiye göre maaşların en az 40 bin lira olması gerekiyor çünkü sabit gelirli arkadaşlarımız geçim konusunda çok zorlanıyor. Benim bir dairem var ve şu anda en az 20 bin lira kira alıyorum. Ancak asgari ücretle çalışan bir insanın ödeyeceği kirayı, elektrik ve su faturalarını hesapladığım zaman vicdan azabı çekiyorum, o parayı almaya gönlüm elvermiyor” ifadelerini kullandı.
Maaş artışlarından ziyade hayat pahalılığının durdurulması gerektiğinin altını çizen Yaş;
“Maaşları 50 bin veya 100 bin lira da yapsanız, enflasyon bunu yeniden eritirse ve her şeye tekrar zam gelirse yapılan artışın hiçbir önemi kalmaz. Maaşa 2 bin lira zam geliyorsa ev kirasına, elektriğe ve diğer tüm kalemlere peş peşe zam geliyor.
Yetkililere mesajım; maaşlara zam yapmaktan ziyade mevcut hayat pahalılığının ve zamların önüne geçmeleridir” sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi · Bölge: şanlıurfa
Yayın: 05 Kasım 2026 06:31 · Kaynak: urfanatik.com