“mevsimsiz özlem”lerden Bir Dizi Söz
- Antalya’da yayın hayatını sürdüren Ubuntu Yayınları, Türkiye’den önemli isimlerin eserlerini okurla buluşturduğu gibi Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yayımlanan Türkçe – Özbekçe Sözlük’ün yazarı, ünlü Özbek çevirmen Nasiba Yusupova’nın yayınevinin editörlüğünü üstlenmesi nedeniyle Ubuntu
Antalya’da yayın hayatını sürdüren Ubuntu Yayınları, Türkiye’den önemli isimlerin eserlerini okurla buluşturduğu gibi Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yayımlanan Türkçe – Özbekçe Sözlük’ün yazarı, ünlü Özbek çevirmen Nasiba Yusupova’nın yayınevinin editörlüğünü üstlenmesi nedeniyle Ubuntu Yayınları; Özbekistan ve Tacikistan başta olmak üzere Türk dünyası şair ve yazarlarının Türkiye’deki merkezi hâline geldi.
Rana Romanova’nın, el yazmasının tazeliğini ve samimiyetini koruyarak Özbekçeden Türkçeye aktarılan Mevsimsiz Özlemler adlı şiir kitabı; Özbek şiirinin ritmini, kültürel dokusunu ve imge dünyasını Nasiba Yusupova’nın titiz çevirisiyle eksiksiz bir biçimde Türk okuruna sunmaktadır. Bu eser, şairin Özbekçe yayımlanan üç kitabından sonra Türkçeye çevrilen ilk kitabıdır.
Karşılıklı sayfa düzeninde; harfi harfine, ekine ve köküne milimetrik olarak sadık kalınarak hazırlanan bu çalışma, sadece bir şiir çevirisi değil; iki kardeş dilin dikey eksende kusursuz bir simetriyle birleştiği edebi bir eserdir. Kitap, Bozatau kırlarının melankolisini, dutarın tellerinden yükselen o gökyüzünü dolduran nağmeleri satır satır kalbinize işliyor.
Rana Romanova’nın insan yüreğinin en sessiz yerlerine dokunan dizelerinde hayat, bazen bir bahar sabahı bazen uzaklara giden bir gemi bazen duvarda kırk yıl sessizce asılı duran bir dutar bazen de bir çocuğun gözlerinde yeniden parlayan bir dünya olarak karşımıza çıkar.
Şair, büyük sözlerin peşine düşmeden büyük duyguları anlatır. Özlem, ayrılık, sevgi, kırgınlık, umut ve zaman; onun şiirlerinde gündelik hayatın doğal akışı içinde kendine yer bulur. Rana Romanova, devlet kademelerinin önemli makamlarında idarecilik yapmış, kamu işyerlerinde ve sendikalarda görev almış ama şiirden hiç kopmamış, şiirin güzelligini ve estetiğini her alana taşımıştır.
Şiir, bir yetenek işidir; yani Allah vergisidir. Şiir gaibden birden bire gelir; artık ne gelirse, Allah ne verdiyse... Kimi sözcükler üzerine çok uğraşılır, biçim çalışmaları yapılır. Şairler “sıkı şiir” olsun diye çırpınıp dururlar.
Kimi de fazla uğraşmadan, ne geldiyse ilhamından hemen servis eder. Ben gelenin ne olduğuna ve derinliğine bakarım. Yaşamdan gelen, yaşamı okuyan şiirler beni daha çok cezbeder. Rana Hanım’ı okurken de bunları düşündüm. Devletin önemli kademelerinde görev yapmış olmasına rağmen hiç kibirlenmeden, kendini insanlardan üstün görmeden ve duygularından kopmadan insanca yaklaşmış insanlara ve olaylara.
Vatan sevgisi, aile sevgisi, aşk, vefa ve kadirbilirlik... Günlük yaşamda ne yaşanıyorsa hepsi var onun şiirlerinde. Her zaman söylerim; esas olan şiiri yaşamda yakalamak, insanca ve şiir gibi yaşamaktır.
“Batan Gemi”de ömür kervanına yetişemeyen gemi, aslında insanın zaman karşısındaki kırılganlığının simgesine dönüşür. “Dur, Bahar!”da ise şair, baharı durdurmak ister; çünkü çocukların ve gençliğin bahara doymadığını düşünür. Böylece mevsim, hayatın kendisine dönüşür.
Şairin şiirlerinde suskunluk da konuşur; bazen söylenmeyen bir söz, söylenmiş olandan daha ağırdır. “Sebebini söyleme, itiraf gerekmez” derken gözlerde donan yaşın, kalpte açılan yaranın sözcüklere ihtiyaç duymadığını anlatır.
“Gelemedim” şiirinde ise insanın sevdiğine ulaşamamasının acısı, tekrar tekrar söylenen “gelemedim” sözcüğünde yankılanır.
Şairin dili çoğu zaman yalındır ama bu yalınlığın içinde güçlü imgeler saklıdır. Örneğin bir geminin batışı, bir ömrün geçişini anlatır. Bütün bunların yanında Rana Romanova’nın şiirlerinde hayata karşı derin bir şükür ve umut duygusu da vardır; acının içinden bile güzelliği görebilen bir bakış hissedilir.
Şair olmanın en bariz göstergesi de evrensel sorunlara parmak basması ve haykırmasıdır. Tarihin her döneminde ve her ülkede insan olmanın en büyük engeli şu çıkar kavgasıdır. Hele bu bize hiç yabancı değil. Şairin Çıkar Umarak şiirini okurken “Benim hiç kimseyi göresim yok bugün…” demesini okur çok iyi anlayacaktır.
Bu kitap, yalnızca şiirlerin değil; bir ömrün içinden süzülüp gelen hatıraların, özlemlerin, sevinçlerin ve dileklerin kitabıdır. Evet, ömür dediğimiz şey batan bir gemi misali. Ömür kervanına yetişemeyen gemi batar gider diyor şair. Gemi batmadan kervana yetişiriz umarım.
Aramıza hoşgeldiniz Rana Romanova. Şiirlerinizi keyifle okuyacağız.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 28 Ekim 2026 09:50 · Kaynak: fethiyetv.com