Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 07:02 · Güncelleme 07:03
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Anayasa profesörlerinden Mehmet Uçum'a sert yanıt:'Başka ülkede söylesen gülerler

Anayasa profesörlerinden Mehmet Uçum'a sert yanıt:'Başka ülkede söylesen gülerler
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Türkiye'de yeni anayasa tartışmaları, bu kez anayasal değişikliklerin sınırları ve Anayasa Mahkemesi'nin denetim yetkisi üzerinden gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un yeni anayasanın mevcut Anayasa'nın değişiklik usulünden bağımsız biçimde hazırlanabileceği ve bu nedenle AYM denetiminin dışında kalacağı yönündeki yaklaşımına anayasa hukukçularından itiraz geldi.

Yeniçağ'dan Edda Sönmez'e konuşan Prof. Dr. Süheyl Batum ve Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, mevcut TBMM'nin anayasa değişikliği yapma yetkisinin anayasal sınırlarla çevrili olduğunu belirtti. Hukukçular, Meclis'teki milletvekili sayısının bu sınırları ortadan kaldırmayacağını ve Anayasa'nın 175. maddesinin kullanılması halinde işlemin yeni anayasa değil, anayasa değişikliği niteliği taşıyacağını ifade etti.

Tartışmanın odağında ise şu soru yer alıyor: Mevcut anayasal düzen içinde seçilmiş bir Meclis, yeni anayasa hazırlama gerekçesiyle Anayasa'nın kendisine çizdiği sınırları aşabilir mi?

Prof. Dr. Süheyl Batum, TBMM'de anayasa değişikliği için gerekli çoğunluğa ulaşılmasının Meclis'e asli kurucu iktidar yetkisi vermeyeceğini belirterek eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Asli kurucu iktidar ancak belirli dönemlerde ortaya çıkar. Mevcut bir iktidar, Meclis'teki sayısal çoğunluğuna dayanarak, varsayalım 600 üyenin 420'si elinde. Buna dayanarak anayasada istediği değişiklikleri değil, pardon, istediği anayasayı yapamaz.

Çünkü anayasayı yapma yetkisi olan asli kurucu iktidar millettedir. Millette olduğu için de millet, sadece belli bir dönemdeki, 2023 yılında veya 2028 yılında seçilen Meclis'te oluşan milletvekilleri demek anlamına gelmez.

O bakımdan asli kurucu iktidar ancak belirli zamanlarda; yeni bir devlet kurulduğunda ya da devletin üzerine dayandığı bütün ilkeler, usuller değiştiğinde oluşan bir durumdur. Örneğin hemen derler ya:'Ne var yani, savaş mı olacak mutlaka?

Darbe mi olacak?' türünde anlamsız, saçma sapan sorular sorarlar.'Saçma sapan' diyorum çünkü hakikaten 20 senedir biz bunlarla çok uğraştık, bunların da anayasa hukukunda yeri yok. Başka bir ülkede söylesen gülerler,'Bu nasıl anayasacı?' derler. Bizde işte'Cumhurbaşkanı danışmanı' diyebiliyorlar.”

Süheyl Batum, yeni anayasa ile anayasa değişikliği arasında kurulan ayrımın hukuken geçerli olmadığını savundu. Uçum'un, yeni anayasanın sıfırdan hazırlanacağı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nin denetim yetkisinin ortadan kalkacağı yönündeki yaklaşımını eleştiren Batum, anayasa hukukunda asli ve tali kurucu iktidar ayrımına dikkat çekti. Batum, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Diyor ki:'Biz anayasa değişikliği yapmayacağız, sıfırdan anayasa yapacağız. O yüzden Anayasa Mahkemesinin hiçbir yetkisi olmayacak. Yani istersek biz yeni anayasa yaptığımız için değişmez maddelerin de bir anlamı olmayacak, her istediğimizi yapabiliriz; çünkü Anayasa Mahkemesi bunu denetleyemeyecek.' diyor.

Oysa anayasa hukukunda böyle bir şey yok. Şimdi anayasa hukukunda anayasa yapma işlevine'kurucu iktidar' denir. Yani devleti kuruyorsun, sıfırdan kuruyorsun. Sıfırdan anayasayı yeniden yapmaya'asli kurucu iktidar' adı verilir.

Onda değişiklikler yapmaya da, istediğin kadar değişiklik yap, ona da'tali kurucu iktidar' denir.”

Batum, anayasa değişikliklerine yönelik sınırların yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığını belirterek Fransa, Almanya, İtalya ve Portekiz'den örnekler verdi.

“Bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değildir. Dünyanın birçok anayasasında kurucu iktidarlar, asli kurucu iktidarlar anayasayı yaptığında, örneğin Fransa'da Beşinci Cumhuriyet kuruldu, Almanya'da Hitler rejimi yıkıldı, yeni bir anayasa yapıldı, İtalya'da İkinci Dünya Savaşı sonrası Mussolini rejimi yıkıldı, faşist bir düzenden yeni bir düzene geçtiler, yeni anayasa yaptılar.

O zaman asli kurucu iktidarlar yeni bir meclis kurar, buna'kurucu meclis' adı verilir, bir anayasayı yapar. Ve bu anayasayı yapan meclis de birtakım sınırlar koyabilir; mesela cumhuriyet şekli değişmesin diye. Bu Fransa'da da var, Portekiz'de de var, İtalya'da da var, Almanya'da da var.

Şimdi Mehmet Uçum'un söylediği,'Biz asli kurucu iktidar yapıyoruz, o yüzden anayasayı değiştiriyoruz. Bu anayasa değişikliği değil, sıfırdan yapılmış bir anayasa. O yüzden Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda yetkisi yok.' görüşü tamamıyla uydurma.

Anayasa hukukunun bu en temel asli kurucu iktidar, tali kurucu iktidar ikilemiyle bağdaşmayan safi uydurma bir şeydir.”

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz da Mehmet Uçum'un değerlendirmelerine karşı çıkarak mevcut Anayasa'nın 175. maddesi üzerinden yapılacak düzenlemelerin yeni anayasa değil, anayasa değişikliği niteliği taşıyacağını vurguladı.

Boyunsuz, Anayasa'nın 175. maddesindeki usulün kullanılması halinde Anayasa Mahkemesi'nin denetim yetkisinin devam edeceğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Anayasa'nın 175. maddesindeki usulle kabul edildiği zaman bu tali kurucu iktidar olur. Yani Anayasa değişikliği olur. Dolayısıyla bunun yeni bir anayasa, yepyeni bir anayasa olması için bir önceki anayasadaki usulle değil de tamamen farklı kanallardan, hukuk ötesi bir yerden meşruluğunu alması gerekir.

Dolayısıyla 175. madde kullanılırsa Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabidir. Bütün maddeler değişse bile öyledir. Zaten 175 kullanıldığı zaman ilk dört madde değiştirilemez. İlk dört madde dışındaki maddeler değiştirilir 175 kullanılırsa. Ve bu da Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabidir.”

Boyunsuz, Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişiklikleri üzerindeki denetim yetkisinin kapsamını değerlendirirken 2008 yılında verilen kararı hatırlattı. Anayasa değişikliklerinde şekil denetiminin yalnızca oy ve teklif çoğunluğuyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Boyunsuz, değiştirilemez maddelere dolaylı biçimde aykırılık oluşturabilecek düzenlemelerin de denetim konusu olabileceğini söyledi. Boyunsuz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Fakat bu denetim esas itibarıyla şekil denetimidir. Yani teklif ve oylama çoğunluğuna bakılır. Şöyle ki teklif edilemeyecek maddelerin, içeride o maddelere aykırı bir değişiklik yapılmasını da engeller. Yani 175. maddeye göre yapılacak bir değişiklikte ilk dört maddeye dokunulamaz ve ilk üç maddeye aykırı anayasa değişiklikleri içeriye sokulamaz.

Anayasa Mahkemesi orada ilk üç maddeye aykırı hükümler olup olmadığını da denetleme yetkisine sahip. En son 2008'de bu içtihadını tekrar teyit etti, söyledi. Sonraki kararlarında da yine bu içtihattan döndüğüne dair herhangi bir işaret yok. Anayasa Mahkemesi bunun denetimini yapabilir.”

Şule Özsoy Boyunsuz, tamamen yeni bir anayasanın hazırlanması durumunda demokratik meşruiyetin nasıl sağlanması gerektiğine de değindi. Mevcut Anayasa'nın 175. maddesinden bağımsız bir süreç işletilmesi halinde halkın doğrudan onayının önem taşıdığını belirten Boyunsuz, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ne zaman bu bir asli kurucu iktidar olur? Tümüyle yeni bir anayasa, yani 175 kullanılmadan hukuk ötesi bir alanda bir meşruluk sağlayacak şekilde başka bir yöntem, bir usul belirlenir ve o şekilde yapılır. Bunun tabii meşru olabilmesi için mutlaka halkın onayından çıkması lazım.

Yani milletin egemenlik yetkilerini kullandığını gösterir şekilde yapılması lazım. Bu, özel olarak seçilmiş bir kurucu meclis olabilir. Ama mutlaka halk oylamasına gönderilmesi gerekir. Ama eğer siz 175'teki usulü kullanırsanız bu demektir ki mevcut anayasanın koyduğu kurulu iktidar düzeni içinde değişiklik yapıyoruz.

O da Anayasa Mahkemesi'nin yetkisinin devam ettiği anlamına gelir hukuken. Dolayısıyla yanlış söyledi Mehmet Uçum, anayasa hukuku açısından.”

Anayasa tartışmasının diğer tarafında yer alan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 1 Kasım 2026'da Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde TBMM'nin yeni anayasa yapma yetkisini savundu. Uçum, Meclis'in yalnızca mevcut Anayasa'nın oluşturduğu bir organ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, halkın asli kurucu iradesini temsil eden bir konuma da sahip olduğunu ifade etti.

Uçum, "Geçmişte ele aldığımız bu konuyu yeni ve sivil anayasa gündeminin öne çıktığı bu dönemde bir kez daha hatırlamakta fayda var. Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) yeni anayasa yapma yetkisi, asli kurucu irade olan halkın verdiği görevden doğar.

Milli egemenliğin tek meşru sahibi halk, anayasa yapma hakkına ve gücüne sahiptir. Gayrimeşru ve hukuk dışı bir güç olan darbecilerin yaptığı anayasanın ilga edilemeyeceğini ileri sürmek, milli egemenliği ve demokrasiyi reddetmek demektir." ifadelerini kullanmıştı.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: habersunum.com
Haber metni ve görseller habersunum.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 02 Kasım 2026 07:02 · Kaynak: habersunum.com
Kaynağı Oku ↗