Antalya’nın suyu nereye gidiyor? Yüzde 80’lik gerçek ortaya çıktı
- Antalya’daki yeraltı su kaynaklarının çekilmesi ve tarımsal sulamada yoğun su kullanımı, iklime uyumlu üretim planlamasını gözler önüne serdi
Antalya'da, su kaynaklarının geleceği ve tarımsal üretimin iklim koşullarına göre planlanması yeniden önem kazandı. Yer altı sularındaki çekilme ve tarımın su tüketimindeki payı, hangi ürünlerin hangi bölgelerde yetiştirileceği ve sulama kaynaklarının nasıl yönetileceği konularını yeniden gündeme taşıdı.
Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, tarımsal üretimde planlamanın zorunlu olduğunu belirterek; iklim ve mevsim koşullarına uygun ürün çeşitlerinin seçilmesi, sulama altyapısının iyileştirilmesi ve modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Suyun yalnızca tarımsal üretim ve insan kullanımı için değil, doğadaki diğer canlıların yaşamını sürdürmesi açısından da vazgeçilmez bir kaynak olduğuna dikkat çeken Kaçan, su yönetiminde ihtiyaca uygun ve ölçülü kullanımın esas alınması gerektiğini vurguladı.
YÜZDE 80'E YAKININI TARIMSAL ÜRETİMDE KULLANILIYOR
İklime uyumlu çeşitlerin ve tarımsal üretimde güvenli gıdaya ulaşmak için tarımsal üretimde planlama zorunluğu yapılması gerektiğini dile getiren Kaçın, mevcut suyun yüzde 80’e yakın tarımda kullanıldığını söyledi. Sudaki kayıp kacaklara değinen Kaçın, “Bu tarımsal üretim planlama zorunluluğunun içerisinde su yönetimi de var.
Ve mevsimimize uygun çeşitleri seçme zorunluluğumuz var. Çünkü yapmış olduğumuz tarımsal üretim, konvansiyonel tarımsal üretim. Yani hem kimyasal kullanıyoruz, bitki koruma ürünleri dediğimiz pestisitleri kullanıyoruz hem de faydalı böcekleri kullanıyoruz ya da organik ürünleri kullanabiliyoruz, organik ilaçları kullanabiliyoruz.
Bu anlamda yer altı suyu gerçekten bizim için çok önem arz ediyor. Biz, kayıp kaçaklarla beraber, mevcut suyumuzun yüzde 80'e yakınını tarımsal üretimde kullanıyoruz. Ama buna şöyle bakmak lazım. Bu kayıp kaçaklar daha çok sulama sistemindeki kayıp kaçaklardan kaynaklanıyor” dedi.
“TEK BAŞINA KEYFİ OLARAK TÜKETEMEYİZ”
“Su bizim değil, doğaya ait” diyen Kaçın, “Suyu tek başına biz gıda üretimi için ya da tek başına otellerin havuzunu doldurmak için veya tek başına keyfi olarak tüketemeyiz. Su, doğanın bir parçası ve doğadaki tüm canlılarla paylaşmamız gereken bir kaynak.
Bu öz kaynağımızı yönetelim derken, biz sularımızın tamamını yer altına indirelim ya da göllerimizin üzerine bazı tedbirler alalım anlamına gelmiyor. Çünkü bu suyun üzerinde kurdun kuşun da ihtiyacı var, hakkı var.
Bizim burada tarımsal suyu yönetirken yapmak istediğimiz şey, olması gereken şey, bir kere tarımsal üretimde gerçekten de ihtiyacı olan kadar suyun doğru zamanda, doğru miktarda bitkiye uygulanmasını sağlamak. Bizde zaten tarımsal üretimimizdeki sulama, fertigasyon dediğimiz gübreli suyla, yani bitkinin ihtiyacı olan gıdayla birlikte verilir. Tek başına sade suyu zaman zaman kullanırız” ifadelerini kullandı.
“MUTLAKA MODERN BİR SULAMA SİSTEMİNE GEÇMEMİZ GEREKİYOR”
Tarımsal üretimde kullanılan suyu planlamak ve programlı bir şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Kaçın, “Altyapımızı düzeltmemiz lazım. Sulama sisteminde mutlaka modern bir sulama sistemine geçmemiz lazım. Bugün suyumuzun çok bol olduğunu düşünelim.
Üretim alanının kenarından nehir aktığını düşünelim. Yine de vahşi sulama yöntemi, tarımsal üretim açısından uygun değildir. Çünkü o vahşi sulama yöntemi ile topraktaki birçok faydalı mineral ve mineral maddeler, örneğin demir gibi elementler, yıkanır ve bitkinin alamayacağı yerlere, yer altı suyuna karışır.
O yüzden tarlanın yanından nehir de geçse, modern bir sulama sistemi ile ölçülebilir miktarda su vermemiz gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Tarım · Bölge: Antalya/Kumluca
Yayın: 08 Kasım 2026 01:25 · Kaynak: antalyagundem.com.tr