Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/üsküdar 16 Eylül 2026 16:05
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Uzmandan su krizi uyarısı: Geleceğin sorunu yalnızca su değil

Uzmandan su krizi uyarısı: Geleceğin sorunu yalnızca su değil
Görsel kaynağı: haberege.com.tr

Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliği ve bilinçsiz tüketimin Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.

0 Okunma 0 Paylaşım 0 Okunma 0 Paylaşım Google Kaynaklara Ekle A − A + Üsküdar Üniversitesi SHMYO Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 18 Eylül Dünya Su İzleme Günü kapsamında Türkiye’nin su kaynaklarının karşı karşıya olduğu risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Adiller, su krizinin yalnızca şehirlerde yaşanan su kesintilerinden ibaret olmadığını belirterek, su kaynaklarının miktar ve kalite açısından azalmasının tarımsal üretimden gıda fiyatlarına, sanayiden enerji üretimine ve halk sağlığına kadar geniş bir alanda etkili olabileceğini söyledi. Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu ifade eden Adiller, nüfus artışı ve iklim değişikliğiyle birlikte kaynaklar üzerindeki baskının gelecekte artabileceğine dikkat çekti.

Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı hassas Akdeniz Havzası içinde bulunduğunu belirten Adiller, artan sıcaklıklar, buharlaşma, değişen yağış rejimleri ve daha uzun kurak dönemlerin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.

Adiller, su krizinin yalnızca yıllık yağış miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Kısa sürede gerçekleşen yoğun yağışların her zaman su kaynaklarının sağlıklı biçimde beslendiği anlamına gelmediğini belirten Adiller, bu tür yağışların yüzeysel akış, erozyon ve taşkınlara dönüşebileceğini söyledi.

Türkiye'nin 2026-2035 Ulusal Su Planı da iklim değişikliğine uyum, su verimliliği, su kaynaklarının korunması ve risk yönetimini öncelikli alanlar arasında ele alıyor. Plan, 14 Mart 2026'da yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yürürlüğe girdi.

Günlük yaşamda yapılan su tasarrufunun önemli olduğunu ancak Türkiye'nin su sorununu yalnızca bireysel tüketimin azaltılmasına indirgememek gerektiğini belirten Adiller; tarımsal sulama, şebeke kayıpları ve sanayide su verimliliğinin de ele alınması gerektiğini söyledi.

Adiller, diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, gereğinden uzun duş almak, araç ve balkonları hortumla yıkamak gibi uygulamaların gereksiz su tüketimine yol açabileceğini ifade etti. Bahçe sulamasının sıcak saatlerde yapılmasının da buharlaşma nedeniyle verimliliği düşürebileceğini belirten Adiller, kontrollü sulama yöntemlerinin kullanılmasını önerdi.

Yağmur suyu ve uygun şekilde arıtılmış gri suyun, içme suyu kalitesinin gerekli olmadığı alanlarda değerlendirilmesinin de su verimliliğine katkı sağlayabileceğini söyledi. Ulusal Su Planı'nda da su verimliliğinin artırılması, atık suların geri kazanılması ve altyapıdaki kayıpların azaltılması önemli başlıklar arasında yer alıyor.

Adiller'in dikkat çektiği başlıklardan biri de yeraltı suları oldu. Yeraltı sularının görünür olmaması nedeniyle tükenmeyecek bir kaynak gibi algılanabildiğini belirten Adiller, doğal beslenme miktarından daha fazla su çekilmesi halinde seviyelerin sürekli düşebileceğini ifade etti.

Aşırı çekimin kuyulardaki su seviyesinin daha derine inmesine ve suyun çıkarılması için daha fazla enerji harcanmasına yol açabileceğini belirten Adiller, bazı bölgelerde zeminde oturma ve çökmelerin meydana gelebileceğini söyledi.

Kıyı bölgelerinde ise aşırı yeraltı suyu çekiminin tuzlu su girişimi riskini artırabileceğini ifade eden Adiller, bu nedenle yeraltı suyunun sınırsız bir kaynak olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Su krizinin yönetiminde tarımsal sulamanın önemli bir başlık olduğunu belirten Adiller, su ihtiyacına uygun ürün seçimi, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve çiftçilerin bitkinin gerçek su ihtiyacına göre sulama yapmasının önemine dikkat çekti.

Türkiye'nin 2026-2035 Ulusal Su Planı'nda da tarımsal sulama verimliliğinin artırılması, su kayıplarının azaltılması ve arıtılmış atık suların yeniden kullanımının geliştirilmesi gibi hedefler bulunuyor.

Su krizinin önlenmesi için tek bir tedbirin yeterli olmayacağını belirten Adiller, suyun havza ölçeğinde ve bütüncül biçimde yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Adiller; su kaynaklarının sürekli izlenmesi, tarımsal sulamanın modernize edilmesi, kentlerde şebeke kayıp ve kaçaklarının azaltılması, arıtılmış atık suların yeniden kullanılması, yağmur suyu hasadı ve gri su uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Yeraltı sularında kontrolsüz çekimlerin önlenmesi ve su havzaları ile sulak alanların korunmasının da tasarruf kadar önemli olduğunu vurgulayan Adiller, “Bugün vereceğimiz kararlar, 20–30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin su yönetiminde 2026-2035 dönemi

14 Mart 2026'da yürürlüğe giren Ulusal Su Planı, Türkiye'nin önümüzdeki 10 yıllık su yönetimi çerçevesini belirliyor. Plan kapsamında su kaynaklarının korunması, verimliliğin artırılması, kuraklık ve taşkın risklerinin yönetilmesi ile altyapının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Su krizi gıda ve ekonomiyi de etkileyebilir

Uzman değerlendirmesine göre su kaynaklarındaki miktar ve kalite kaybı yalnızca içme suyuna erişimi değil; tarımsal üretim, gıda güvenliği, sanayi, enerji ve ekosistemleri de etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle su yönetiminin havza ölçeğinde ve farklı sektörleri birlikte kapsayacak şekilde yürütülmesi önem taşıyor.

Gönder Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz. Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Kaynaklar: haberege.com.tr
Haber metni ve görseller haberege.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel · Bölge: İstanbul/üsküdar
Yayın: 16 Eylül 2026 16:05 · Kaynak: haberege.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp