Habermetrik
← Ana Sayfa
06 Kasım 2026 10:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Yazar Eylem Ayık: Gülen Kalemin Mürekkebi Kurumaz

Yazar Eylem Ayık: Gülen Kalemin Mürekkebi Kurumaz
Görsel kaynağı: cukurovametropol.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Biz, ‘hoş geldin’ demeye hazırlanırken ve kendisine ulaşmışken konuşalım istedik
  • Her sabah yazma isteğiyle uyanan yazarımız bu kez konuşma, anlatma heyecanıyla dolu, sorularımıza hiç duraksamadan yanıtlar verdi, verdikçe coştu, o coştukça biz de yeni kitabı için sabırsızlandık

Biz, ‘hoş geldin’ demeye hazırlanırken ve kendisine ulaşmışken konuşalım istedik. Her sabah yazma isteğiyle uyanan yazarımız bu kez konuşma, anlatma heyecanıyla dolu, sorularımıza hiç duraksamadan yanıtlar verdi, verdikçe coştu, o coştukça biz de yeni kitabı için sabırsızlandık.

İnsanlardan neleri beklemiyorsunuz?

İnsanın doğasını düşününce, insanlardan beklemediğim hiçbir şey yok aslında. Çünkü insanoğlu, imkânsız görüneni göğüsleyecek cesarete de “asla yapmaz” denileni yapacak kaypaklığa da aynı anda sahip. İnsanın sınırını çizmek de onu tek bir kalıba oturtmak da mümkün değil.

Bu yüzden bu soruyu, neyi beklemediğimi değil, neyi beklediğimi söyleyerek yanıtlamayı tercih ederim. Bütün insanlardan en başta ve en çok beklediğim şey samimiyet; yani yalnızca kendileri olabilmeleri. Rol yapmadan, maskelerin arkasına saklanmadan kendi olabilen insan, benim gözümde insanlığın en güzel ve en gerçek halidir.

Neden yazma gereksinimi duydunuz?

Yazma serüvenim “Hadi bugün oturup da bir şeyler yazayım” diyerek başlamadı; bu, zamanla biriken, kendiliğinden ilerleyen bir gelişimin sonucuydu. Bunu çok basit bir şekilde hepimizin bildiği'menemen' ile anlatayım: Bir gün domatesi tanır, sadece onu yersiniz.

Başka bir gün biberi, bir diğer gün soğanı keşfedersiniz. Başlangıçta bunları tek tek, çiğ halleriyle yemek size yeter. Ancak zaman geçer, yaşınız ve deneyiminiz demlenir; o malzemeler tek başına ve çiğ halleriyle eskisi gibi tat vermemeye başlar.

Artık elinizdeki bu tatları o kadar iyi tanımışsınızdır ki, hepsini bir araya getirip, ateşte ağır ağır pişirerek lezzetli bir menemen yapacak kıvama, o ustalığa erişmişsinizdir.

İşte yazmak benim için bu ateşe koyma, bu dönüştürme hali. Kitaplarım; yıllar boyu yaşadıklarımın, okuduklarımın, gezdiğim ülkelerin, insanlardan ve sokaklardan topladıklarımın artık usulca pişip, menemene dönüşmüş şekli.

Yazarlığı sevdiniz mi? Yazarak yaşama güzellik katabilecek misiniz?

Türkiye’de mimar olarak çalıştım ve Almanya’daki yüksek lisansımın ardından uzun yıllar boyunca danışmanlık yaptım. O yılların tamamı başkaları için ve elbette daha çok para kazanmak için geçti. Ancak yaklaşık iki üç yıl önce bir dönüm noktasına geldim ve her şeyi geride bıraktım.

Bugün hayatımdaki tek ve en önemli işim yazarlık. Henüz bana maddi bir getirisi olmasa da bütün zamanımı kitaplarıma yatırmamın tek bir nedeni var: Bugüne kadar hayatımda yapmayı en çok sevdiğim, beni en çok mutlu eden ve tamamlandığımı hissettiren eylemin yazmak olması.

Sorunuzun “Yazarak yaşama güzellik katabilecek misiniz?” kısmına gelirsek... Ben şuna kalpten inanıyorum: Yaşama güzel bakan insan, kendi varoluşuyla etrafına, yaşadığı topluma ve hatta bütün dünyaya güzellik katar. Nasıl ki Nâzım şiirleriyle, Edip Akbayram hepimizin içine işleyen şarkılarıyla yaşamımızı renklendirip güzelleştirdiyse, ben de yazdığım öykülerle, kitaplarımla insanların hayatına bir pencere açmak, bu dünyaya bir güzellik ve renk katmak istiyorum.

Mutsuz olduğunuz için mi yazıyorsunuz?

Bana yönelttiğiniz bu soru da sanıyorum bizim ülkemizde çok yaygın olan melankolik romantizmden kaynaklanıyor. Oysa edebiyat, tıpkı bütün diğer sanat dalları gibi insanın içindeki bütün uçsuz bucaksız duyguları ifade etme aracı olarak gelişmiştir ve mutsuzluk da bu duygulardan sadece biridir.

Her yazar, günün sonunda dünyaya bakışını, kendi penceresini kâğıda aktarır. Ben kendi hayatımda bilinçli olarak mutlu olmayı seçtim. Çünkü mutluluğun, dışarıdan gelip kapımızı çalacak bir tesadüf ya da şans değil; hayata karşı gösterdiğimiz bir duruş, bir seçim olduğuna inanıyorum.

Uzun lafın kısası; ben kedere sarılmaktansa içimdeki yaşam sevincini ve umudu paylaşmayı tercih ediyorum, çünkü gülen kalemin mürekkebi asla kurumaz.

Yazarak insanı ütülemek mi derdiniz?

Tam tersine asıl uğraşım, insanın kendi hiç ütülenmemiş, doğal halini görebilmesi; onu bütün kusurlarıyla sevebilmesi. Çünkü yüzyıllardır dünyadaki bütün savaşların, bitmek bilmeyen krizlerin ve acıların temelinde; kendini sevmeyen, kibrine, hırsına yenik düşen insanlar yatar.

Kendiyle barışık insan ise başkalarını yargılamaktan ve ezmekten de vazgeçer ve dünya çok daha güzel, çok daha yaşanılır bir hale gelir.

İlk kitabınız “Binbir Pencereden İnsan”, ikinci kitabınız “Ütüsüz Duygular”. Yazma eyleminizin devamı gelecek mi?

Evet, şu an elimde bitirmek üzere olduğum ve seneye yayımlanabilecek bir romanım daha var. Ondan sonra da sırasını bekleyen, birisi kaba taslak halinde, birisi de sadece düşünce düzeyinde iki kitap projem daha var. Yazmaya başladığımdan beri hep yazdıkça yazasım geliyor ve etrafımdaki olaylara'yazan' kişi olarak bakıyorum. Bu nedenle yazmanın artık benim bundan sonra yaşam biçimim olduğuna inanıyorum.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: cukurovametropol.com.tr
Haber metni ve görseller cukurovametropol.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 06 Kasım 2026 10:09 · Kaynak: cukurovametropol.com.tr
Kaynağı Oku ↗