Habermetrik
← Ana Sayfa
17 Eylül 2026 06:37 · Güncelleme 09:26
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Britanya’nın kendi “Brexit”i yakın mı?

Britanya’nın kendi “Brexit”i yakın mı?
Görsel kaynağı: anayurtgazetesi.com

Karşılaştırmalı siyasi tarih anlatılarında Britanya’nın Avrupa’yla ilişkisi hep mesafe, egemenlik, ayrıksılık gibi kelimelerle ifade edilir. Elbette bu diyalektik boşa değil; nitekim Birleşik Krallık, Avrupa bütünleşmesinin içinde yer alırken bile kendisini hep kıtanın geri kalanından biraz ayrı tutmayı tercih etti. Brexit hamlesi ise siyaseten bu ayrıksı ve kibirli eğilimin en nihai durağı oldu. Şimdilerde ise aynı egemenlik tartışmasının bu kez Londra’nın kendi sınırları içinde büyümesi, üzerinde durmaya değer bir siyasi çelişki yaratıyor.
Bu hafta Cardiff’te İskoç, Galli ve İrlandalı milliyetçi hareketlerin anayasal değişim için ortak bir mutabakata varması, elbette Birleşik Krallık’ın dağılmak üzere olduğu anlamına gelmiyor. Üç hareketin hedefleri de aynı değil. İskoçya’da bağımsızlık, Galler’de bağımsızlık ve daha fazla yetki talepleri, Kuzey İrlanda’da ise İrlanda’nın birleşmesi tartışılıyor. Fakat mevzunun çıkış noktası, Westminster merkezli mevcut düzenin sonsuza kadar aynı biçimde sürüp sürmeyeceği düşüncesine dayanıyor.
Aslında bu, Britanya siyasetinin eski bir meselesi. Birleşik Krallık hiçbir zaman birbirine benzeyen dört parçanın yan yana gelmesinden oluşmadı. İngiltere’nin belirgin ağırlığı altında farklı tarihleri, kimlikleri ve siyasi hafızaları olan ülkeler aynı devlet çatısı içinde tutuldu. 1990’ların sonunda İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’ya yetki devredilmesi, merkezin bu farklılıkları bastırmak yerine yönetme arayışının sonucuydu.
Bu model Britanya’da uzun süre işe yarasa da, zamanla söz konusu yetki devri başka bir sonuç daha doğurdu. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da siyaset yerel parlamentolarla güçlendikçe giderek Londra’dan ayrı gündemler, talepler üretmeye başladı. Böylelikle yerel parlamentolar yalnızca idari kurumlar olmanın dışında farklı ulusal tercihlerin ifade edildiği siyasi merkezlere dönüştü. Böylece “birliğin içinde daha fazla söz hakkı” talebi ile “birliğin dışında başka bir gelecek mümkün mü?” soruları da yan yana büyüdü.
Brexit ise bu süreci hızlandırdı. 2016’da İngiltere ve Galler Avrupa Birliği’nden ayrılmayı tercih ederken İskoçya ve Kuzey İrlanda kalmak istedi. Dolayısıyla referandum yalnızca Avrupa konusunda değil, Birleşik Krallık içindeki siyasi yönelimlerin ne kadar farklılaşabildiği konusunda da önemli bir gösterge oldu. Özellikle İskoçya için, kendi çoğunluğunun istemediği bir dış politika tercihinin Birleşik Krallık çoğunluğu adına uygulanması bağımsızlık tartışmasına yeni bir gerekçe sağladı.
Yine de Cardiff’teki “troyka hamlesi”nden Britanya’da “kaçınılmaz bir çözülme” yaşanabileceği sonucu çıkarmak doğru olmaz. İskoçya’da bağımsızlığın güçlü bir toplumsal karşılığı olsa da ülke bölünmüş durumda; Galler’de destek daha sınırlı, Kuzey İrlanda’da ise birleşme meselesi kendi tarihsel ve toplumsal dengeleri içinde ilerliyor. Üstelik ayrılık tartışmaları yalnızca kimlikten ibaret değil; ekonomi, mali yapı, ticaret, sınırlar ve Avrupa’yla kurulacak ilişkinin biçimi de seçmenin kararında en az semboller kadar belirleyici olacak.
Mevzuya bir de Avrupa tarafından baktığımızda manzara ayrıca ilginç. Brexit, ulusal egemenliğin ulusüstü bir yapıdan geri alınması iddiasıyla savunulmuştu. Şimdi Londra’dan daha fazla uzaklaşmak isteyen hareketlerin önemli bölümü geleceğini yeniden Avrupa’yla yakın ilişki içinde düşünüyor. Bu, Avrupa’nın ulusal kimlikleri ortadan kaldırdığı tezinden çok, bazı küçük uluslar için bağımsızlığı daha az yalnız bir seçenek haline getirdiğini düşündürüyor. Avrupa Birliği burada yalnızca ekonomik bir pazar değil; daha küçük devletlerin daha geniş bir siyasi ve ekonomik düzen içinde var olabileceği bir çerçeve olarak da görülüyor.
Diğer yandan tüm bunlar bana Brexit’in en çarpıcı sonucunu düşündürüyor. Britanya, Avrupa’dan çıkarak ulusal egemenliğini tahkim ettiğini düşünürken; aynı anda kendi içindeki uluslara egemenliğin ne kadar güçlü bir siyasi fikir olduğunu yeniden hatırlattı.
Birleşik Krallık henüz bir dağılmanın eşiğinde, kıyısında değil. Ama artık mesele yalnızca birlikte kalıp kalmamak da değil. Asıl soru, gelecekte adadaki birliğin hangi rızaya, hangi yetki paylaşımına ve hangi ortak gelecek fikrine dayanacağı… Neticede bir siyasal birlik ayakta kalmak için sadece hukuka değil, kapsayıcı ortak bir gelecek duygusuna da muhtaçtır.

Kaynaklar: anayurtgazetesi.com
Haber metni ve görseller anayurtgazetesi.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 17 Eylül 2026 06:37 · Kaynak: anayurtgazetesi.com
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp