Başkent geceleri nasıl aydınlanıyordu? Ankara’nın unutulan enerji sistemi
- Bugün tek bir düğmeyle aydınlanan Ankara’da bir asır önce gecenin karanlığını dağıtmak başlı başına bir altyapı meselesiydi
- Başkent önce gazyağı lambalarıyla, ardından Bentderesi’ndeki küçük bir santral ve birkaç yıl içinde büyüyen elektrik şebekesiyle aydınlandı
Ankara’nın başkent ilan edilmesinden hemen sonraki yıllarda kentin en temel sorunlarından biri geceleri nasıl aydınlatılacağıydı. Bugünkü anlamda yaygın bir elektrik şebekesinin bulunmadığı şehirde ilk çözüm elektrik değil, gazyağıydı.
Goethe-Institut’un Ankara’nın şehirleşme tarihine ilişkin çalışmasına göre, 1921 yılında Maliye Bakanlığından Şehremaneti’ne aktarılan 2 bin liralık özel krediyle gazyağı jeneratörleri kullanılarak sokakların aydınlatılmasına başlandı. Asıl kırılma ise birkaç yıl sonra yaşandı.
EGO Genel Müdürlüğünün tarihçesine göre Ankara Belediyesi, 1925 yılı başında Bentderesi’nde 50 beygir gücünde lokomobilli bir elektrik santrali kurdu. Doğru akım üreten bu küçük tesisin gücü, bütün Ankara’yı değil; ağırlıklı olarak sokak lambalarını ve TBMM, Valilik ile Belediye gibi kamu binalarını aydınlatmaya yetiyordu.
Başka bir deyişle Ankara’nın elektrikle tanışması, evlerin tamamında aynı anda lambaların yanmasıyla değil, kentin merkezindeki belirli noktaların karanlıktan çıkarılmasıyla başladı. İLK SANTRAL BENTDERESİ’NDEYDİAnkara’nın ilk elektrik tesisinin kapasitesi bugünün ölçüleriyle son derece küçüktü.
Elektrik tarihine ilişkin akademik çalışmada Bentderesi’ndeki sistemin, lokomobil tarafından döndürülen yaklaşık 35 kilovatlık doğru akım dinamosuyla çalıştığı belirtiliyor. Tesis yalnızca kısa süre hizmet verdi ve büyüyen başkentin ihtiyacı karşısında 1926’da devreden çıkarıldı.
Bu hızlı değişim aslında Ankara’nın o yıllardaki büyüme hızını da gösteriyor. Başkentte yeni kamu binaları, mahalleler ve konutlar yükselirken elektrik talebi birkaç yıl önce yeterli görülen sistemlerin kısa sürede yetersiz kalmasına yol açıyordu.
Bentderesi’nin ardından Güvercinlik’te daha güçlü bir santral kuruldu. Elektrik Mühendisleri Odasının yayımladığı tarihçeye göre burada üretilen elektrik 400 volttan 6 bin 300 volta yükseltilerek şehre taşınıyor, kent içinde ise yeniden 380/220 volta düşürülerek abonelere veriliyordu.
Böylece elektrik üretimi yalnızca bir santral meselesi olmaktan çıkıp üretim, yüksek gerilimle taşıma ve mahallelere dağıtım zincirine dönüşmeye başladı. MALTEPE, BAŞKENTİN ENERJİ MERKEZİNE DÖNÜŞTÜKentin elektrik ihtiyacındaki artış devam edince yeni ve daha büyük bir yatırım gündeme geldi.
24 Mart 1927’de Ankara’nın elektrik üretim ve dağıtımına ilişkin bir imtiyaz sözleşmesi imzalandı. Akademik kayıtlara göre Maltepe’de elektrik fabrikası için arsalar 1928’in başında satın alındı; tesisin inşaatı aynı yıl tamamlandı ve Ankara Elektrik Türk Anonim Şirketi 1 Ocak 1929’dan itibaren faaliyete başladı.
EGO kayıtları Maltepe Elektrik Fabrikası’nın 20 Ocak 1929’da hizmete girdiğini belirtiyor. Talep öylesine hızlı artıyordu ki santral kısa sürede genişletildi; 1931’de Maltepe’deki dizel üretim gücü 5 bin 850 beygire ulaştı.
Rakamlar dönüşümün boyutunu daha açık gösteriyor. Ankara Elektrik Türk Anonim Şirketinin üretimi 1929’da yaklaşık 4,34 milyon kilovatsaat iken 1931’de 6,07 milyon kilovatsaate yükseldi. Aynı dönemde abone sayısı 2 bin 709’dan 4 bin 766’ya çıktı.
Bu veriler, elektriğin birkaç kamu binasını ve sokak lambasını besleyen sınırlı bir hizmetten giderek kent yaşamının parçasına dönüştüğünü gösteriyor. DİZELDEN KÖMÜRE GEÇİLDİAncak Ankara’nın erken dönem elektrik sistemi başka bir sorunla karşı karşıyaydı: Dizel santraller büyük miktarda ithal yakıt tüketiyordu.
EGO tarihçesine göre bunun sürdürülebilir görülmemesi üzerine Maltepe Santrali’nin Zonguldak kömürüyle çalışan bir termik tesise dönüştürülmesine karar verildi. 5 bin 100 kilovat gücündeki yeni termik santral 14 Ekim 1936’da işletmeye alındı.
Böylece yaklaşık on yıl içinde Ankara’nın aydınlatma altyapısı gazyağı lambalarından küçük bir doğru akım dinamosuna, oradan dizel jeneratörlere ve sonunda kömürlü termik üretime kadar uzanan hızlı bir teknolojik dönüşüm geçirdi. Maltepe’de yalnızca elektrik de üretilmiyordu.
Aynı bölgede kurulan havagazı fabrikasının ilk fırınları 1929’un sonlarında faaliyete geçti. Başlangıçta günlük 6 bin metreküpe kadar gaz üretilebilecek biçimde kurulan sistem ilerleyen yıllarda büyütüldü. Ankara’da havagazı hizmeti, doğalgazın yaygınlaşmasına kadar onlarca yıl kent altyapısının bir parçası olarak kaldı.
Maltepe Havagazı Fabrikası 17 Temmuz 1990’da kapatıldı. ELEKTRİK HERKES İÇİN AYNI HIZDA GELMEDİAnkara’nın elektriklenme hikâyesini yalnızca santrallerin kapasite artışı üzerinden okumak eksik kalıyor. Dönemin kaynakları, şehir içinde elektriğe erişimin eşit olmadığını da gösteriyor.1930’larda gazetelere gönderilen okur mektuplarında bazı mahallelerde sokak lambalarının yanmamasından ya da komşu mahallelerde elektrik bulunduğu halde kendi sokaklarına hattın ulaşmamasından şikâyet edildiği aktarılıyor.
Elektrik henüz bugünkü gibi kesintisiz ve her haneye erişen sıradan bir altyapı hizmeti değildi; bulunduğu semtin niteliğini ve gündelik yaşamı doğrudan değiştiren bir imkândı. Bu nedenle Ankara’nın “ilk elektrik santrali”ni bilmek tek başına başkentin nasıl aydınlandığı sorusuna cevap vermiyor.
Asıl hikâye; üretim kapasitesinin büyümesi, direklerin dikilmesi, hatların mahallelere taşınması ve elektrik kullanımının kamu binalarından evlere doğru yayılmasıyla ortaya çıkıyor. BUGÜNKÜ EGO ADININ ARKASINDA DA BU TARİH VARAnkara’nın elektrik tarihi bugün kullanılan bir kurum adında da yaşamaya devam ediyor.
Ankara Elektrik ve Havagazı İşletme Müessesesi 1942’de kuruldu. Otobüs işletmesinin de yapıya katılmasıyla kurum 1950’de Ankara Elektrik, Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi adını aldı. EGO kısaltmasının “E” ve “G” harfleri, bugün ulaşım kurumu olarak bilinen yapının elektrik ve gaz geçmişinden geliyor.
Elektrik işleri ise 1982’de Türkiye Elektrik Kurumuna devredildi. Yaklaşık bir asır önce Ankara’da geceyi aydınlatmak için Bentderesi’nde çalışan küçük bir lokomobil yeterli görülüyordu. Fakat birkaç yıl içinde başkentin büyümesi, aynı sistemi yetersiz bıraktı.
Güvercinlik ve Maltepe santrallerinin kurulması, şebekenin genişlemesi ve üretimin dizelden kömüre geçmesi, Ankara’nın yalnızca mimarisinin değil altyapısının da başkent olma sürecinde yeniden kurulduğunu gösteriyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 04 Kasım 2026 12:11 · Kaynak: yeniankara.com.tr