Osmanlı’nın Mısır’ı emanet ettiği Ermeni aile: Nubarlar
- Mısır’ı yaklaşık kırk yıl boyunca etkisi altında tutan Nubar Paşa ile oğlu Bogos Nubar Paşa, modern Mısır ve Osmanlı tarihinin en dikkat çekici fakat az bilinen ailelerinden birini oluşturdu
Osmanlı Devleti’nin Mısır ile fiilî bağlarını Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile yitirdiği malumdur; ama hem modern Mısır’ın tarihini derinden etkileyen hem de Osmanlı’nın dağılma sürecini hızlandıran baba-oğul Nubar Paşalar çok az tanınır. Mehmed Ali Paşa, Mısır’da hâkimiyet sağladıktan sonra devletini yönetecek yetişmiş bürokrat bulamadı.
Bu sebeple neredeyse kabinesinin tamamını Osmanlı’da doğmuş ve yetişmiş gayrimüslimlere emanet etti. Bunlardan en önemlisi Mısır’da iki defa Başbakanlık görevine kadar yükselecek olan idi. Mısır’da evvela İbrahim Paşa döneminde önemli görevler alan Nubar Paşa, ardından Abbas Paşa döneminde de Danışman olarak görevini sürdürdü.
Osmanlı ve İngiltere’ye yakınlığı ile bilinen Abbas Paşa, muhtemelen Fransızlar tarafından hizmetlilerine öldürtülünce yerine Said Paşa geldi. Bu dönemde gözden düşen Nubar Paşa, Mısır Demiryolları'ndaki icraatlarıyla tekrar devlet içerisinde sivrilmeyi başardı.
Nubar Paşa’ya ilk ciddi görevi Tevfik Paşa döneminde verildi. payesi verilen Nubar Paşa’nın ilk görevi İstanbul’a gelmek oldu. Muazzam zekâsıyla İstanbul’dan Hidivliğin gücüne güç katarak dönen Nubar Paşa, bu başarısından sonra bir andana dönüştü.
Nubar Paşa’nın 1872 yılında İstanbul’a gelişindeki talepleri ise oldukça ilginçti. Mısır Hidivi’nin kendi adına para bastırmasına müsaade edilmesi ve dış politikada Osmanlı’dan tamamen bağımsız hareket etmek gibi talepleri Bab-ı Ali’nin tahmin ettiği isteklerdi; ama Nubar’ın istekleri bunlarla sınırlı değildi.
Hatta Nubar Paşa’nın bu görevi Genel Valilik olarak geçmesi hasebiyle ismi değişse de fiilen Mısır’ın yeni Hidivi de denilebilirdi. Elbette davul Nubar Paşa’nın boynunda, ama tokmak İngilizlerin elindeydi.1882-85 yılları arasındaki Başbakanlık dönemi Mısır’ın utanç yılları olacaktı.
Ülke tamamen İngiliz sömürgesi haline dönüştürülmüştü. İngiliz varlığına yönelik en küçük bir hakaret, hatta eleştiri, idam cezasını öngören yasalar Nubar Paşa döneminde çıkarıldı. Nubar Paşa’nın döneminde çıkarılan medeni hukuk, ekonomik reformlar ve İngiliz hâkimiyeti Mısırlıların sonraki yetmiş yılını adeta ipotek altına alacaktı.
Nubar Paşa’nın ünü kendisini de aşacak oğlu ise Anadolu’da kurulması hedeflenen büyük Ermenistan’ın mimarlarından birisi olarak tarih sahnesindeki yerini alacaktı. 1906 tarihinde Mısır’da kurduğu “vakfı Anadolu’da yaşayan Ermenilere maddi destek sağlamak amacı taşısa da yıkıcı faaliyetlerin merkezine dönüşecekti.
Oğul Nubar Paşa, 1912 yılında atandığında tüm faaliyetlerini aleni bir biçimde yapacak olsa da özellikle Sultan Abdülhamid döneminde faaliyetlerini gizli olarak sürdürecekti. Mısır Başbakanı Nubar Paşa da 1878 tarihinde Bulgaristan Prensi olarak atanmak istemişse de Rusların buna mani olması Nubar Paşaların Ruslarla mesafeli bir siyaset takip ettiğini gösteriyor.
Nubar Paşa’nın Osmanlı aleyhtarlığına dayanan siyaseti Yıldız Sarayı'nda ciddi bir rahatsızlık sebebiydi; ama daha sonraları oğul Bogos Nubar Paşa daha fazla dikkat çeken bir figüre dönüşecekti. Mısır’da babasının güçlü politik bağlarını kullanarak önemli bir güç devşiren Bogos, Avrupalı, bilhassa Ermeni kökenli tüccarları etkisi altına almayı başarmıştı.
Kurduğu vakıf aracılığıyla yürüttüğü faaliyetleri ilk fark eden kişi de son derece şaşırtıcıydı. Çocukluğundan beri Sultan Abdülhamid’in yakın arkadaşı olan, Hariciye Nazırlığı ve Vezirlik görevlerini üstlenen, Bogos Nubar Paşa’nın faaliyetlerini ilk fark eden ve bu durumu Sultan Abdülhamid’e bildiren kişi olacaktı.
Artin Paşa, saraya yakınlığıyla tanınan Dadyan ailesinin bir mensubuydu. Sorbonne Üniversitesi'nde politika eğitimi almış ve Fransızcayı ana dili gibi konuşabiliyordu. Artin Paşa genç yaşında Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahatinde ona refakat etmiş ve yakın arkadaşı Şehzade Abdülhamid ile her daim güçlü münasebetler kurmuştu.
İşte Sultan’ın bu denli yakınında bulunan Dadyan Paşa yanılmayacak ve Nubar Paşa’nın kışkırtmaları sonucu Van ve etrafında önemli hadiseler yaşanacaktı. Bu olaylar neticesinde Osmanlı vatandaşı olan Ermeni ve Kürtler arasında çatışmalar meydana gelecekti.
Bogos Nubar Paşa’nın öncelikli amacı Osmanlı’nın Vilayet-i Şarkiye’de sözünü verdiği ıslahatların bir an evvel hayata geçirilmesiydi. Osmanlı 1913 yılında bu ıslahatları hayata geçirmeye yanaşmış ve bir Vali tayin etme kararı almıştı.
Patrikhane bir Rus’un vali olarak atanmasını talep edince, Bogos Nubar Paşa itiraz etti ve Valinin Osmanlı’dan olması için mücadele etti. Sonuç olarak, Patrikhane geri adım atarak Valinin Osmanlı’dan olmasını kabul etti.
Neredeyse tüm ekonomik ve politik gücünü eski bir Osmanlı toprağı olan Mısır’dan alan Nubar Paşa, İstanbul’dan şu taleplerde bulunuyordu: Osmanlı Hükümeti, Ruslarla mesafeli bir politika izleyen Nubar Paşa ile uzlaşma yoluna gitmeye çalışsa da Nubar Paşa’nın ıslahatları dış devletlerin müdahalesine açık hale getirme teşebbüsleri bir mutabakatı imkânsız kılıyordu. Ahmet Ağaoğlu, hadiseleri o günlerde şu sözlerle kaleme alacaktı:(Tercüman-ı Hakikat, 7 Temmuz 1913)Müzakereler tıkandıktan sonra hem İstanbul hükümeti hem de Ermeni yapılar farklı politikalar izledi.
Nubar Paşa, güç zehirlenmesi içine girmeyip İstanbul ile bir şekilde anlaşmaya yanaşsaydı belki de sonraki yıllarda meydana gelecek felaketler hiç yaşanmayacaktı. Baba-oğul Nubar Paşaların Mısır’daki yükselişleri hem modern Mısır tarihini hem modern Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini derinden etkileyecekti.
Yaklaşık kırk sene Mısır’ı yöneten Ermeni Nubar ailesinin çok az tanınıyor olması da son derece şaşırtıcı. Oysaki Mısır halkı hem bağımsızlık sürecinde hem de sonraki yıllarda Nubar Paşa’nın mirası ile fazlasıyla karşılaşmıştı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Sağlık
Yayın: 22 Ağustos 2026 06:00 · Kaynak: gzt.com