Cezayir’den Akdeniz’e uzanan müzikal yolculuk: Nesrine
- Cezayir köklerini, Akdeniz’in müzikal mirasını ve kişisel hafızasını bestelerinde buluşturan sanatçı Nesrine, 11 Kasım’da ilk kez İzmir’de sahne alacak
Cezayir kökleri, Fransa’da geçen çocukluğu ve Akdeniz’in sesleri. Nesrine, müziğinde farklı coğrafyaları ve kişisel hafızasını bir araya getiriyor. “Kan Ya Makan” albümüyle kendi hikâyesine dönen sanatçı, 11 Kasım’da İzmir’de dinleyiciyle buluşmaya hazırlanırken müziğin sınırları aşan dilini ve kendine ait bir ses kurma yolculuğunu anlattı.
Klasik orkestra müziğinin disiplinli dünyasından solo kariyere geçiş, Nesrine için hem belirsizliklerle dolu hem de özgürleştirici bir deneyim olmuş. Orkestrada çalmanın kendisine dinlemeyi, bir bütünün parçası olmayı ve bestecinin vizyonuna hizmet etmeyi öğrettiğini söyleyen sanatçı, zamanla kendi hikâyelerini anlatma, beste yapma ve çelloyu geleneksel repertuvarının ötesinde keşfetme isteğinin ağır bastığını belirtiyor.
Solo kariyere yönelmekle birlikte alışık olduğu yapının ve güvencenin dışına çıktığını anlatan Nesrine, “Bir anda ne çalacağımı söyleyen bir nota, yoruma yön veren bir orkestra şefi yoktu. Kendi yönümü bulmam gerekiyordu.
Hem korkutucu hem de inanılmaz derecede özgürleştirici bir deneyimdi” diyor. Ancak bu değişimin klasik müzik geçmişini geride bırakmak anlamına gelmediğini de vurguluyor: “Klasik müzisyen olarak öğrendiğim her şeyin hâlâ benimle olduğunu fark ettim.
Geçmişimi geride bırakmıyordum; onun üzerine yeni bir şey inşa ediyordum.”Çello, Nesrine’in müzikal dünyasında yalnızca klasik repertuvarla sınırlı bir enstrüman değil. Sanatçı, çellonun insan sesi gibi şarkı söyleyebilen, derin bas çizgileri oluşturabilen, vurmalı bir enstrümana dönüşebilen ya da bir orkestranın sesini taşıyabilen çok yönlü yapısına dikkat çekiyor.
Beste yaparken enstrümanın geleneksel olarak nasıl kullanılması gerektiğine odaklanmadığını belirten Nesrine, önce yaratmak istediği sesi düşündüğünü, ardından bunu çelloyla nasıl gerçekleştirebileceğini araştırdığını söylüyor. Ona göre çello, tek bir rolle tanımlanamayacak bir olasılıklar evreni.
Sanatçının müzikal yaklaşımında Akdeniz ve Kuzey Afrika kültürel mirasının da önemli bir yeri var. Türkiye müziğinde kendisini en çok etkileyen unsurların melodik geleneklerin zenginliği ve müziğin taşıdığı yoğun duygu olduğunu anlatan Nesrine, bu özelliklerin kendi müzikal geçmişiyle ortak noktalar taşıdığını düşünüyor.
Melodi, süsleme ve duygu arasındaki ilişkiye aşina olduğunu söyleyen sanatçı, Akdeniz çevresindeki müzik geleneklerinin yüzyıllar boyunca birbirini etkilediğine dikkat çekiyor. Melodik süslemeler, ritmik kalıplar, doğaçlama ve yoruma verilen önem bu ortaklıkların başında geliyor.
Ancak her geleneğin kendine özgü bir kimliği olduğunu hatırlatan Nesrine, bu benzerlikleri kültürler arasındaki uzun soluklu etkileşimin bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Müziğinde kimlik, hafıza, aşk ve özgürlük gibi temalara yer veren sanatçı, dinleyicinin şarkılardan kendi hikâyesini çıkarmasını önemsiyor.
Bir eserin herkes için farklı bir anlam taşıyabileceğini belirten Nesrine, dinleyiciye belirli bir yorum dayatmak istemediğini söylüyor. Konserden etkilenen, ilham alan ya da kendisini başkalarına biraz daha yakın hissederek ayrılan dinleyicilerle buluşmak onun için müziğin en değerli taraflarından biri.
Nesrine, 11 Kasım’da İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde vereceği konser için heyecanlı. İzmir’de ilk kez sahne alacak sanatçı, programda “Kan Ya Makan” albümündeki şarkıların yanı sıra önceki albümlerinden eserlerin de yer alacağını belirtiyor.
Konseri müzikal dünyasında bir yolculuk olarak tanımlayan Nesrine, dinleyicileri bazı sürprizlerin de beklediğini söylüyor. Türkiye konserinde repertuvarına bir Türkçe şarkı ekleme fırsatı olsa Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” eserini seçmek istediğini dile getiren sanatçı, şarkının sadeliği ve derin mesajından etkilendiğini anlatıyor.
Eseri kendi müzikal diliyle yeniden yorumlamanın kendisi için gerçek bir meydan okuma olacağını düşünüyor. Türkiye’den bir müzisyenle ortak çalışma yapma ihtimali konusunda ise Mercan Dede’nin adını veriyor. Sanatçıyı yakın zamanda keşfettiğini söyleyen Nesrine, geleneksel enstrümanlarla elektronik ses dokuları arasında kurduğu diyaloğu özellikle beğendiğini belirtiyor. Türkiye’nin müzikal zenginliklerini keşfetmeye açık olduğunu da ekliyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 08 Kasım 2026 14:12 · Kaynak: tr.euronews.com