Habermetrik
← Ana Sayfa
27 Ekim 2026 04:22 · Güncelleme 04:23
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Tarihte bugün: 27 Ekim'de Türkiye ve dünyada neler yaşandı?

Tarihte bugün: 27 Ekim'de Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
Görsel kaynağı: kapadokyahaber.com.tr
⏱️ 22 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • 27 Ekim, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
  • Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

27 Ekim, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.

Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 27 Ekim, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.

İşte tarihin sayfalarında 27 Ekim'de yaşanan dikkat çekici olaylar…312 - Konstantin'in gökyüzünde haç gördüğüne ilişkin anlatı ortaya çıktı312 yılında Roma İmparatorluğu'ndaki iktidar mücadelesi sırasında I. Konstantin, rakibi Maxentius'a karşı Roma'ya doğru ilerliyordu.

Hristiyan tarih yazımında bu sefer sırasında Konstantin'in gökyüzünde haç biçiminde bir işaret gördüğüne ilişkin ünlü anlatı yer alır. Lactantius ve Eusebios gibi erken dönem yazarları olayı farklı biçimlerde aktarır. Bir anlatıya göre Konstantin rüyasında askerlerinin kalkanlarına Hristiyanlıkla bağlantılı bir sembol çizmesini emreden bir mesaj aldı.

Eusebios'un daha sonraki anlatısında ise gökyüzünde güneşin üzerinde haç ve “Bu işaretle kazanacaksın” anlamına gelen bir ifade gördüğü belirtilir. Olayın kesin biçimde 27 Ekim'de gerçekleştiğini kanıtlayan bağımsız çağdaş kayıt bulunmamaktadır.

Ertesi gün yapılan Milvian Köprüsü Muharebesi'nde Konstantin, Maxentius'u yenerek Batı Roma'daki üstünlüğünü güçlendirdi. Zafer onun Hristiyanlığa yönelik siyasetinde önemli dönüm noktalarından biri olarak yorumlandı. Konstantin 313 yılında Licinius ile birlikte Milano Fermanı olarak bilinen düzenlemeyle Hristiyanlara yönelik baskıların sona erdirilmesini destekledi.

Bu nedenle haç görme anlatısı hem Roma tarihi hem de Hristiyanlık tarihinin en ünlü sembolik olaylarından biri hâline geldi.

1524 - Fransız ordusu Pavia'yı kuşatma altına aldı1524 yılında Fransa Kralı I. François komutasındaki Fransız ordusu İtalya Savaşları sırasında Pavia kentine karşı kuşatma harekâtı başlattı. Fransa ile Kutsal Roma İmparatoru V.

Karl arasındaki mücadele özellikle Kuzey İtalya'nın kontrolü üzerinde yoğunlaşıyordu. Fransız kuvvetleri Milano bölgesine girdikten sonra stratejik Pavia kentine yöneldi. Şehir Antonio de Leyva komutasındaki imparatorluk birlikleri tarafından savunuluyordu.

Ekim sonlarında Fransız ordusu kentin çevresine yerleşerek kuşatma hatlarını oluşturdu. Ağır topçu ateşine rağmen Pavia garnizonu uzun süre direnmeye devam etti. Kış aylarının yaklaşması Fransız ordusunun ikmal ve sağlık sorunlarını artırdı.

İmparatorluk kuvvetleri şehri kurtarmak amacıyla yeni bir ordu hazırladı. 24 Şubat 1525 tarihinde yapılan Pavia Muharebesi Fransız ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Kral I. François savaşta esir düştü ve bu sonuç Avrupa'daki güç dengelerini önemli ölçüde etkiledi.

1553 - Michael Servetus Cenevre'de yakılarak idam edildi1553 yılında İspanyol ilahiyatçı ve hekim Michael Servetus, Cenevre'de sapkınlık suçlamasıyla idam edildi. Servetus özellikle Teslis öğretisine karşı çıkması ve çocuk vaftizini reddetmesi nedeniyle hem Katolik hem de Protestan otoriteler tarafından sert biçimde eleştiriliyordu.

Daha önce Fransa'da Katolik Engizisyonu tarafından tutuklanmış ancak cezaevinden kaçmayı başarmıştı. Kaçışının ardından Cenevre'ye giden Servetus burada Jean Calvin'in etkili olduğu Protestan yönetim tarafından yakalandı.

Mahkeme onun teolojik görüşlerini sapkınlık olarak değerlendirdi. Servetus 27 Ekim 1553 tarihinde Champel bölgesinde kazığa bağlanarak yakıldı. İnfaz Avrupa'da dinî hoşgörü ve düşünce özgürlüğü konusunda büyük tartışma yarattı.

Calvin'in olayda oynadığı rol daha sonraki yüzyıllarda yoğun biçimde eleştirildi. Özellikle Sebastian Castellio gibi bazı düşünürler bir insanın inancı nedeniyle öldürülmesine açıkça karşı çıktı. Servetus'un ölümü Reform dönemindeki dinî çatışmaların ve hoşgörüsüzlüğün en tanınmış örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

1806 - Napolyon'un ordusu Berlin'e girdi1806 yılında Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız kuvvetleri Prusya'nın başkenti Berlin'e girdi. Fransız ordusu kısa süre önce Jena ve Auerstedt muharebelerinde Prusya ordusuna ağır yenilgi yaşatmıştı.

Prusya'nın askerî direnci hızla çöktü ve çok sayıda kale teslim olmaya başladı. Napolyon birlikleriyle birlikte 27 Ekim tarihinde Berlin'e girdi. Fransız İmparatoru kentte büyük bir zafer gösterisi düzenledi. Brandenburg Kapısı'ndan geçişi Fransa'nın Prusya üzerindeki üstünlüğünün sembolü hâline geldi.

Napolyon Berlin'de bulunduğu sırada İngiltere'ye karşı Kıta Ablukasını güçlendiren kararlarını hazırladı. Kasım ayında yayımlanan Berlin Kararnamesi İngiliz mallarının Avrupa kıtasına girişini engellemeyi amaçlıyordu. Prusya yönetimi savaşa devam etse de başkentinin işgali ağır siyasi darbe oldu. Fransa'nın Orta Avrupa'daki üstünlüğü birkaç yıl boyunca sürdü.

1810 - ABD Batı Florida'nın bir bölümünü ilhak etti1810 yılında Amerika Birleşik Devletleri, İspanya'nın hak iddia ettiği Batı Florida bölgesinin bir bölümünü kendi topraklarına kattığını ilan etti. Bölge günümüzde Louisiana, Mississippi ve Alabama'nın bazı kesimlerini kapsıyordu.

İspanya'nın Kuzey Amerika'daki gücünün zayıflaması bölgedeki Amerikalı yerleşimcileri harekete geçirdi. Yerel isyancılar eylül ayında İspanyol yönetimine karşı ayaklanarak kısa ömürlü Batı Florida Cumhuriyeti'ni ilan etti.

ABD Başkanı James Madison bölgenin aslında 1803 Louisiana Satın Alması kapsamında ABD'ye ait olduğunu savundu. 27 Ekim 1810 tarihinde Madison Batı Florida'nın bir bölümünün Amerika Birleşik Devletleri'ne katıldığını ilan eden açıklamayı yayımladı.

İspanya bu iddiayı kabul etmedi. Amerikan kuvvetleri sonraki aylarda bölge üzerinde fiilî kontrol kurdu. Florida'nın geri kalanına ilişkin anlaşmazlık 1819 Adams-Onís Antlaşması'yla çözüldü. İspanya 1821 yılında Florida'yı resmen Amerika Birleşik Devletleri'ne devretti.

1904 - New York metrosu hizmete açıldı1904 yılında New York kentinin ilk yeraltı metro hattı resmen hizmete açıldı. 27 Ekim tarihinde düzenlenen törenle City Hall ile Manhattan'ın kuzeyindeki 145th Street arasında yolcu taşımacılığı başladı.

İlk sistem Interborough Rapid Transit Company tarafından işletiliyordu. Hat yaklaşık 14,5 kilometre uzunluğundaydı ve büyük bölümünde yer altında ilerliyordu. New York'un hızlı nüfus artışı ve sokaklardaki ulaşım yoğunluğu böyle bir toplu taşıma sistemini zorunlu hâle getirmişti.

Açılış gününde binlerce kişi yeni metroyu görmek ve kullanmak için istasyonlara akın etti. Sistem kısa süre içerisinde kentin temel ulaşım altyapılarından biri hâline geldi. Sonraki yıllarda farklı şirketler yeni hatlar inşa etti ve ağ Brooklyn, Queens ve Bronx yönünde genişledi.

Bu ayrı sistemler daha sonra tek bir belediye ulaşım ağı altında birleştirildi. New York metrosu bugün dünyanın en büyük ve en yoğun kullanılan şehir içi raylı ulaşım ağlarından biridir.

1913 - Mustafa Kemal Sofya askerî ataşeliğine atandı1913 yılında Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti'nin Sofya'daki askerî ataşeliğine atandı. Balkan Savaşları'nın ardından Osmanlı Devleti ile Balkan ülkeleri arasındaki askerî ve diplomatik ilişkiler yeniden şekilleniyordu.

Mustafa Kemal daha önce Trablusgarp ve Balkan cephelerinde görev yapmıştı. 27 Ekim 1913 tarihinde Sofya Ataşemiliterliği görevine atanmasına ilişkin karar çıktı. Mustafa Kemal kasım ayında Sofya'ya giderek görevine başladı.

Burada Bulgaristan'ın askerî yapısını takip etmek, Osmanlı Genelkurmayına rapor göndermek ve diplomatik çevrelerle ilişkiler kurmakla sorumluydu. Görevi sırasında Balkan ülkelerindeki siyasi gelişmeleri yakından gözlemledi.

Sofya'daki diplomatik çevrelerle kurduğu ilişkiler onun uluslararası siyaset konusundaki deneyimini artırdı. Bir süre Belgrad ve Çetine askerî ataşelikleri de görev alanına. I. Dünya Savaşı başladıktan sonra aktif cephe görevi isteyen Mustafa Kemal 1915 başında Çanakkale'de 19. Tümen Komutanlığına atandı.

1922 - İtilaf Devletleri Lozan Barış Konferansı için davet gönderdi1922 yılında İtilaf Devletleri, Türk tarafını ve ilgili devletleri barış konferansına davet ederek Lozan sürecinin resmî hazırlıklarını başlattı. Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasının ardından askerî çatışmalar durmuş ve kalıcı barış antlaşmasının hazırlanması gündeme gelmişti.

27 Ekim civarında gönderilen davetlerde konferansın İsviçre'nin Lozan kentinde yapılması öngörüldü. Davetin hem Ankara'daki TBMM Hükûmetine hem de İstanbul'daki Osmanlı Hükûmetine gönderilmesi Türkiye'de önemli siyasi kriz yarattı.

TBMM, Türk milletini yalnızca Ankara Hükûmetinin temsil edebileceğini savunuyordu. Bu gelişme saltanatın kaldırılması sürecini hızlandırdı. TBMM 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatı kaldırdı. Böylece Lozan'a yalnızca TBMM Hükûmetini temsil eden heyetin gitmesinin önü açıldı.

Konferans başlangıçta 13 Kasım için düşünülmüş olsa da fiilen 20 Kasım 1922 tarihinde başladı. İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyeti aylar süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması'nı imzaladı.

1922 - Faşistlerin Roma'ya Yürüyüşü başladı1922 yılında Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti, İtalya'da iktidarı ele geçirmeyi hedefleyen Roma'ya Yürüyüş sürecini başlattı. Faşist hareket I. Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik kriz, işçi hareketleri ve siyasi istikrarsızlık ortamında hızla güç kazanmıştı.

Kara Gömlekliler adı verilen faşist milisler siyasi rakiplerine karşı sistematik şiddet uyguluyordu. 27 Ekim tarihinde farklı bölgelerdeki faşist birlikler kamu binalarını ve stratejik noktaları ele geçirmeye başladı. Ardından binlerce faşist Roma yönünde toplandı.

Başbakan Luigi Facta sıkıyönetim ilan edilmesini istedi ancak Kral III. Vittorio Emanuele kararnameyi imzalamadı. Kral bunun yerine Mussolini'yi hükûmeti kurmak üzere Roma'ya davet etti. Mussolini 30 Ekim'de Başbakan oldu.

Roma'ya Yürüyüş tam anlamıyla askerî bir fetih olmaktan çok monarşinin faşist baskı karşısında iktidarı Mussolini'ye devretmesiyle sonuçlanan siyasi güç gösterisiydi. Bu olay İtalya'da yaklaşık yirmi yıl sürecek faşist diktatörlüğün başlangıcı oldu.

1923 - İcra Vekilleri Heyeti istifa etti1923 yılında Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından hemen önce ciddi bir hükûmet krizi yaşandı. O dönemde bakanlar, yani İcra Vekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tek tek seçiliyordu.

Bu sistem hükûmet kurmayı ve uyumlu bir kabine oluşturmayı giderek zorlaştırmıştı. Mevcut İcra Vekilleri Heyeti 27 Ekim tarihinde topluca istifa etti. Yeni hükûmet oluşturulmaya çalışıldı ancak Mecliste gerekli uzlaşma sağlanamadı.

Mustafa Kemal Paşa ortaya çıkan krizin mevcut yönetim sisteminin sorunlarını açık biçimde gösterdiğini düşündü. 28 Ekim akşamı yakın çalışma arkadaşlarına “Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz” sözünü söylediği aktarılır. Ertesi gün anayasa değişikliği TBMM'de kabul edildi ve devletin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça belirtildi.

Mustafa Kemal aynı gün Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 27 Ekim hükûmet istifası bu nedenle Cumhuriyet'in ilanına giden doğrudan siyasi gelişmelerden biri oldu.

1924 - Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti oluşturuldu1924 yılında Sovyet yönetimi Orta Asya'da kapsamlı bir millî ve idari sınır düzenlemesi gerçekleştirdi. Bu süreç sonucunda Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin oluşturulmasına karar verildi.

Bölgedeki eski Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile Buhara ve Harezm halk cumhuriyetlerinin toprakları etnik ve idari ölçütler temelinde yeniden bölündü. 27 Ekim 1924 tarihi Özbek SSC'nin kuruluş sürecindeki temel tarihlerden biri olarak kabul edilir.

Yeni cumhuriyet Sovyetler Birliği'nin kurucu olmayan ancak birlik cumhuriyeti statüsündeki parçalarından biri hâline geldi. Başkent ilk dönemde Semerkant'tı ve daha sonra Taşkent'e taşındı. Tacik bölgesi başlangıçta Özbek SSC içerisinde özerk cumhuriyet olarak yer aldı.

Tacikistan 1929 yılında ayrı birlik cumhuriyeti statüsüne yükseltildi. Sovyet döneminde Özbekistan'ın ekonomik yapısı özellikle pamuk üretimine büyük ölçüde bağımlı hâle geldi. Özbekistan Sovyetler Birliği'nin dağılması sürecinde 1991 yılında bağımsızlığını ilan etti.

1939 - DuPont naylonu kamuoyuna tanıttı1939 yılında DuPont şirketi geliştirdiği yeni sentetik malzeme naylonu geniş kamuoyuna tanıtan önemli bir duyuru yaptı. Naylonun keşfi aslında 1930'ların başında Wallace Carothers liderliğindeki araştırma ekibinin polimer kimyası çalışmaları sonucunda gerçekleşmişti.

İlk başarılı naylon türü 1935 yılında laboratuvarda elde edildi. DuPont birkaç yıl boyunca malzemenin ticari kullanımına yönelik çalışmalar yaptı. Naylon güçlü, esnek ve ipeğe alternatif oluşturabilecek sentetik bir lif olarak büyük ilgi gördü.

1939 New York Dünya Fuarı'nda halka geniş biçimde tanıtıldı. Aynı yıl Wilmington'da ilk naylon çorap satışları yapıldı. Bu nedenle 27 Ekim 1939'u “naylonun keşfedildiği gün” olarak vermek doğru değildir; bu dönem daha çok ürünün ticarileştirilmesi ve kamuoyuna duyurulmasıyla ilgilidir.

II. Dünya Savaşı sırasında naylon üretiminin büyük bölümü paraşüt, ip ve askerî malzemelerde kullanıldı. Savaş sonrasında ise tekstilden otomotive kadar çok geniş bir endüstriyel kullanım alanına yayıldı.

1953 - Birleşik Krallık Avustralya'da Totem 2 nükleer denemesini yaptı1953 yılında Birleşik Krallık, Avustralya'nın güneyindeki Emu Field test sahasında Totem 2 adı verilen nükleer silah denemesini gerçekleştirdi. İngiltere ilk atom bombasını 1952 yılında Monte Bello Adaları'nda test ederek nükleer güçler arasına katılmıştı.

Sonraki testler İngiliz nükleer silah tasarımının geliştirilmesini amaçlıyordu. Totem serisinin ikinci patlaması 27 Ekim 1953 tarihinde gerçekleştirildi. Deneme Avustralya hükûmetinin iş birliğiyle yapıldı. Patlamanın oluşturduğu radyoaktif serpinti geniş bir bölgede çevresel ve sağlık etkilerine yol açtı.

Özellikle bölgede yaşayan Aborjin toplulukların yeterince bilgilendirilmediği ve korunmadığı daha sonraki araştırmalarda önemli eleştiri konusu oldu. İngiltere Avustralya'da daha sonra Maralinga sahasında da çok sayıda nükleer test gerçekleştirdi.

Bu testlerin çevresel sonuçları onlarca yıl boyunca tartışıldı. Avustralya hükûmeti daha sonraki dönemlerde etkilenen bölgelerin temizlenmesi ve zarar gören topluluklarla ilgili çeşitli çalışmalar yürüttü.

1954 - Benjamin O. Davis Jr. ABD Hava Kuvvetlerinde general oldu1954 yılında Benjamin O. Davis Jr., Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetlerinde general rütbesine yükselen ilk siyahi subay oldu. Davis daha önce West Point Askerî Akademisinde eğitim görmüş ve burada ağır ırk ayrımcılığıyla karşılaşmıştı.

II. Dünya Savaşı sırasında tamamı siyahi pilotlardan oluşan ünlü Tuskegee Airmen birliklerinin komutanları arasında yer aldı. Avrupa'daki hava operasyonlarında başarılı görevler yürüttü. ABD Silahlı Kuvvetlerinde ırk ayrımının kaldırılması sürecinden sonra kariyerine Hava Kuvvetlerinde devam etti.

1954 yılında tuğgeneral rütbesine yükselmesi Amerikan askerî tarihi açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Daha sonra daha yüksek general rütbelerine terfi etti ve Avrupa ile Uzak Doğu'da önemli komutanlık görevlerinde bulundu.

Emekli olduğunda korgeneral rütbesindeydi. 1998 yılında Başkan Bill Clinton tarafından emekli statüsünde dört yıldızlı general rütbesine yükseltildi. Davis'in kariyeri ABD ordusundaki ırksal engellerin aşılması sürecinin sembollerinden biri oldu.

1957 - Demokrat Parti genel seçimleri kazanarak iktidarını korudu1957 yılında Türkiye'de genel seçimler 27 Ekim tarihinde gerçekleştirildi. Demokrat Parti 1950 ve 1954 seçimlerinin ardından üçüncü kez iktidarda bulunuyordu.

Ekonomik sorunlar, enflasyon ve iktidar-muhalefet gerilimi nedeniyle seçimler önceki yıllara göre daha çekişmeli geçti. Demokrat Parti oyların yaklaşık yüzde 47,9'unu almasına rağmen dönemin çoğunluk esaslı seçim sistemi sayesinde 424 milletvekilliği kazandı.

Cumhuriyet Halk Partisi yaklaşık yüzde 41 oyla 178 milletvekili çıkardı. Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Hürriyet Partisi de Mecliste temsil edildi. Demokrat Parti böylece oyların yarısından azını almasına rağmen güçlü parlamento çoğunluğunu korudu.

Seçim sonuçları kullanılan seçim sisteminin temsilde adalet yönünden tartışılmasına yol açtı. İktidar ile muhalefet arasındaki siyasi gerilim sonraki yıllarda daha da yükseldi. Demokrat Parti hükûmeti 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesiyle iktidardan uzaklaştırıldı.

1958 - Eyüb Han İskender Mirza'yı görevden uzaklaştırdı1958 yılında Pakistan'da General Muhammed Eyüb Han, Cumhurbaşkanı İskender Mirza'yı kansız bir güç değişikliğiyle görevden uzaklaştırdı. Mirza 7 Ekim 1958 tarihinde anayasayı askıya almış, parlamentoyu feshetmiş ve ülkede sıkıyönetim ilan etmişti.

Aynı gün Genelkurmay Başkanı Eyüb Han'ı sıkıyönetim baş yöneticisi olarak görevlendirmişti. Ancak iki isim arasındaki güç mücadelesi kısa sürede açık hâle geldi. 27 Ekim tarihinde Eyüb Han'ın desteklediği askerî liderler Cumhurbaşkanı Mirza'yı görevden çekilmeye zorladı.

Mirza kısa süre sonra ülkeyi terk ederek İngiltere'ye gitti. Eyüb Han Cumhurbaşkanlığını devralarak Pakistan'ın en güçlü siyasi figürü hâline geldi. Askerî yönetim altında siyasi partilerin faaliyetleri sınırlandırıldı ve yeni bir yönetim sistemi oluşturuldu.

Eyüb Han 1960'lar boyunca ülkeyi yönetmeye devam etti. Bu olay Pakistan siyasetinde ordunun doğrudan yönetimde belirleyici hâle gelmesinin en önemli erken örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

1960 - 147 üniversite öğretim elemanı görevden uzaklaştırıldı1960 yılında Millî Birlik Komitesi tarafından kabul edilen düzenlemeyle 147 üniversite öğretim elemanı görevlerinden uzaklaştırıldı. 27 Mayıs askerî müdahalesinin ardından üniversitelerde de kapsamlı yeniden yapılanma çalışmaları başlatılmıştı.

27 Ekim tarihinde kabul edilen 114 sayılı kanunla İstanbul ve Ankara üniversiteleri başta olmak üzere çeşitli yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademisyenlerin üniversiteyle ilişkileri kesildi. Listede ordinaryüs profesörler, profesörler, doçentler, doktorlar ve asistanlar bulunuyordu.

Tasfiyenin gerekçeleri arasında bazı öğretim üyelerinin reforma karşı oldukları veya akademik açıdan yetersiz görüldükleri yönünde değerlendirmeler yer aldı. Ancak uygulama kamuoyunda ve üniversite çevrelerinde büyük tepki yarattı.

Çok sayıda üniversite rektörü ve akademisyen kararı protesto etti. Olay Türk üniversite tarihine “147'ler Olayı” adıyla geçti. Daha sonra kararın yanlış olduğu yönündeki görüşler güçlendi ve görevden uzaklaştırılan akademisyenlerin dönüşüne izin veren düzenleme 1962 yılında kabul edildi.

147'ler Olayı Türkiye'de üniversite özerkliği ile askerî yönetim ilişkilerinin en çok tartışılan örneklerinden biri oldu.

1971 - Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin adı Zaire oldu1971 yılında Orta Afrika'daki Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin adı Zaire olarak değiştirildi. Bu ülke, başkenti Brazzaville olan Kongo Cumhuriyeti ile karıştırılmamalıdır.

1965 yılında askerî darbeyle iktidara gelen Joseph-Désiré Mobutu, ülkenin sömürge geçmişinden uzaklaştırılması amacıyla kapsamlı bir “özgünlük” politikası uygulamaya başlamıştı. 27 Ekim 1971 tarihinde ülkenin adı resmen Zaire Cumhuriyeti olarak değiştirildi.

Kongo Nehri de Zaire Nehri adıyla anılmaya başlandı. Mobutu daha sonra kendi adını Mobutu Sese Seko olarak değiştirdi ve vatandaşların Avrupalı isimler yerine Afrika kökenli isimler kullanmasını teşvik etti. Zaire yönetimi giderek otoriter bir tek parti rejimine dönüştü.

Mobutu yaklaşık otuz yıl boyunca ülkeyi yönetti. Ekonomik sorunlar, yolsuzluk ve bölgesel çatışmalar zamanla yönetimin gücünü zayıflattı. Mobutu'nun 1997 yılında devrilmesinin ardından ülkenin adı yeniden Kongo Demokratik Cumhuriyeti olarak değiştirildi.

1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü kazandı1978 yılında Nobel Barış Ödülü Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin'e ortaklaşa verildi. Ödül kararı 27 Ekim tarihinde açıklandı.

İki lider bir yıl önce başlayan doğrudan diplomatik temasların ardından ABD Başkanı Jimmy Carter'ın arabuluculuğunda Camp David görüşmelerine katılmıştı. Eylül 1978'de imzalanan Camp David Anlaşmaları Mısır ile İsrail arasında kalıcı barışın çerçevesini oluşturdu.

Nobel Komitesi iki liderin Ortadoğu'da barış için üstlendikleri siyasi riskleri ve müzakere çabalarını ödüllendirdi. Sedat 1977 yılında Kudüs'e giderek İsrail parlamentosunda konuşmuş ve bu ziyaret Arap dünyasında büyük tartışma yaratmıştı.

Begin ise İsrail adına barış müzakerelerini yürüttü. İki ülke 1979 yılında resmî barış antlaşmasını imzaladı. Böylece Mısır, İsrail'i resmen tanıyan ilk Arap ülkesi oldu. Sedat 1981 yılında barış politikasına karşı çıkan radikal kişiler tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürüldü.

1982 - Çin nüfusunun 1 milyarı aştığını açıkladı1982 yılında Çin Halk Cumhuriyeti yeni nüfus sayımının sonuçlarını açıklayarak ülke nüfusunun 1 milyar sınırını geçtiğini duyurdu. 27 Ekim tarihinde yayımlanan sonuçlara göre Çin anakarasında yaşayan nüfus yaklaşık 1 milyar 8 milyon kişiye ulaşmıştı.

Hong Kong, Makao ve Tayvan da Çin'in hesaplamasına dahil edildiğinde toplam rakam daha da yükseliyordu. Böylece Çin dünyada nüfusu 1 milyarı aşan ilk ülke oldu. Sayım ülkenin büyük bölümünün hâlen kırsal alanlarda yaşadığını ortaya koydu.

Nüfusun hızlı artışı gıda, konut, eğitim ve istihdam politikaları üzerinde ciddi baskı oluşturuyordu. Çin yönetimi 1970'lerin sonlarından itibaren doğum oranlarını azaltmak amacıyla son derece katı nüfus politikaları uygulamaya başlamıştı.

Tek çocuk politikası bu dönemin en çok bilinen uygulamalarından biri hâline geldi. Bu politika sonraki yıllarda yaşlanan nüfus ve düşen doğum oranları gibi yeni sorunlara yol açtı. Çin 2020'li yıllarda nüfus azalmasıyla karşılaşınca doğumları teşvik eden farklı politikalara yöneldi.

1991 - Türkmenistan bağımsızlığını ilan etti1991 yılında Türkmenistan, Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsız bir devlet olduğunu ilan etti. Sovyetler Birliği'nin 1980'lerin sonlarından itibaren yaşadığı siyasi ve ekonomik kriz birlik cumhuriyetlerindeki bağımsızlık hareketlerini hızlandırmıştı.

Türkmenistan'da 26 Ekim 1991 tarihinde bağımsızlık konusunda halkoylaması gerçekleştirildi. Resmî sonuçlara göre seçmenlerin çok büyük bölümü bağımsızlık yönünde oy kullandı. Bunun ardından 27 Ekim tarihinde Türkmenistan Yüksek Sovyeti ülkenin bağımsızlığını ilan etti.

Saparmurat Niyazov yeni devletin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Türkmenistan daha sonra Bağımsız Devletler Topluluğuyla ilişkiler kurdu ancak dış politikasında tarafsızlık çizgisini öne çıkardı. Birleşmiş Milletler 1995 yılında Türkmenistan'ın daimi tarafsızlık statüsünü tanıdı.

Ülke özellikle çok büyük doğal gaz rezervleri sayesinde Orta Asya'nın önemli enerji üreticilerinden biri hâline geldi. 27 Ekim uzun yıllar Türkmenistan'da bağımsızlığın temel tarihî günü olarak kutlandı.

1992 - Hantur Dağı bölgesinde PKK'ya karşı operasyon düzenlendi1992 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye-Irak sınırı ve Kuzey Irak'taki PKK yapılanmalarına karşı geniş çaplı askerî harekâtlarını sürdürdü. Bu operasyonların yoğunlaştığı bölgelerden biri Hantur Dağı ve çevresiydi.

Körfez Savaşı sonrasında Irak merkezi yönetiminin kuzeydeki etkisinin zayıflaması PKK'nın bölgede kamp ve lojistik merkezleri oluşturmasını kolaylaştırmıştı. Türk birlikleri kara ve hava unsurlarının katıldığı harekâtlarla bu kampları hedef aldı.

27 Ekim civarında Hantur Dağı bölgesindeki çatışmaların yoğunlaştığı ve çok sayıda PKK mensubunun öldürüldüğünün açıklandığı bildirildi. Dönemin resmî açıklamalarında yaklaşık 100 örgüt mensubunun etkisiz hâle getirildiği yönünde rakamlar yer aldı.

Ancak 1990'lı yıllardaki sınır ötesi operasyonlara ilişkin günlük can kaybı rakamlarının bağımsız kaynaklarla kesin olarak doğrulanması çoğu zaman mümkün değildir. 1992 harekâtı Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki PKK kamplarına karşı düzenlediği en geniş kapsamlı erken dönem operasyonlarından biri oldu.

Bölgede Kürt grupların güçleri de aynı dönemde PKK ile çatışmalara girdi. Kuzey Irak'taki PKK varlığı sonraki on yıllarda da Türkiye'nin temel güvenlik meseleleri arasında kaldı.

1995 - Litvanya Avrupa Birliği üyeliği için başvurdu1995 yılında Litvanya, Avrupa Birliği'ne tam üyelik başvurusunda bulundu. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından önce bağımsızlığını yeniden ilan eden Baltık ülkesi, 1990'lı yılların başından itibaren Batılı siyasi ve ekonomik kurumlara katılmayı temel dış politika hedeflerinden biri hâline getirmişti.

Litvanya piyasa ekonomisine geçiş, demokratik kurumların güçlendirilmesi ve Avrupa hukukuyla uyum alanlarında kapsamlı reformlar gerçekleştirdi. 1995 yılındaki üyelik başvurusu Avrupa bütünleşmesi yolundaki önemli aşamalardan biri oldu.

Avrupa Birliği daha sonra Litvanya'nın siyasi ve ekonomik kriterleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirmeye başladı. Üyelik müzakereleri sonraki yıllarda ilerledi. 2003 yılında yapılan referandumda Litvanyalı seçmenlerin büyük bölümü Avrupa Birliği üyeliğini destekledi.

Litvanya 1 Mayıs 2004 tarihinde dokuz başka ülkeyle birlikte Avrupa Birliği'ne katıldı. Aynı yıl NATO üyesi de oldu. Böylece ülkenin Sovyet sonrası dönemde Batı kurumlarına entegrasyonu büyük ölçüde tamamlandı.

1998 - Gerhard Schröder Almanya Şansölyesi seçildi1998 yılında Sosyal Demokrat Parti lideri Gerhard Schröder, Almanya Federal Meclisi tarafından Şansölye seçildi. Bir ay önce yapılan federal seçimlerde SPD, Helmut Kohl liderliğindeki Hristiyan Demokrat blok karşısında seçim zaferi kazanmıştı.

Schröder, Yeşiller Partisi ile koalisyon kurarak Almanya'nın federal düzeydeki ilk kırmızı-yeşil hükûmetini oluşturdu. Federal Mecliste 27 Ekim tarihinde yapılan oylamada Schröder gerekli çoğunluğu elde ederek Şansölye oldu.

Böylece Helmut Kohl'un 16 yıl süren yönetimi sona erdi. Schröder hükûmeti işsizlikle mücadele, vergi reformları, sosyal devletin yeniden yapılandırılması ve çevre politikaları üzerinde yoğunlaştı. Almanya onun döneminde Kosova ve Afganistan gibi uluslararası askerî operasyonlara katıldı.

Schröder ayrıca 2003 yılında başlattığı Agenda 2010 reformlarıyla iş gücü piyasası ve sosyal güvenlik sisteminde köklü değişiklikler yaptı. Bu reformlar hem destek hem de yoğun eleştiri aldı. Schröder 2005 yılına kadar Şansölyelik yaptı ve ardından görevi Angela Merkel'e devretti.

1999 - Ermenistan parlamentosuna silahlı saldırı düzenlendi1999 yılında Ermenistan Parlamentosu oturum hâlindeyken silahlı bir grup salona girerek üst düzey devlet yöneticilerine ateş açtı. Saldırı 27 Ekim tarihinde başkent Erivan'daki parlamento binasında meydana geldi.

Nairi Hunanyan liderliğindeki silahlı grup oturum sırasında otomatik silahlarla ateş açtı. Başbakan Vazgen Sarkisyan ve Parlamento Başkanı Karen Demirciyan saldırıda hayatını kaybedenler arasındaydı. Toplam sekiz kişi öldürüldü ve çok sayıda kişi yaralandı.

Saldırganlar daha sonra milletvekilleri ve hükûmet görevlilerini saatlerce rehin tuttu. Yetkililerle yapılan görüşmeler sonucunda grup ertesi gün teslim oldu. Hunanyan saldırının ülkeyi kötü yöneten siyasi elitlere karşı gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

Olayın arkasında daha geniş bir siyasi yapılanma bulunup bulunmadığı uzun yıllar Ermenistan'da tartışıldı. Saldırı ülkenin siyasi yapısını derinden sarstı ve 1990'ların sonundaki Ermeni siyasetinin en ağır olaylarından biri oldu.

2005 - Paris banliyölerinde haftalar sürecek olaylar başladı2005 yılında Paris'in kuzeydoğusundaki Clichy-sous-Bois banliyösünde iki gencin ölümü Fransa genelinde haftalar sürecek şiddetli toplumsal olayların başlangıcına yol açtı. 27 Ekim tarihinde 15 yaşındaki Bouna Traoré ile 17 yaşındaki Zyed Benna, polisten kaçtıklarını düşündükleri sırada bir elektrik dağıtım tesisine girerek elektrik akımına kapıldı ve hayatlarını kaybetti.

Yanlarındaki üçüncü genç Muhittin Altun ise ağır yaralandı. Gençlerin ölümünün ardından mahallede polis ile gençler arasında çatışmalar başladı. Araçlar ateşe verildi ve kamu binaları zarar gördü. Olaylar kısa süre içerisinde Paris'in başka banliyölerine ve Fransa'nın farklı kentlerine yayıldı.

Hükûmet kasım ayında olağanüstü hâl ilan etti. Protestolar göçmen kökenli nüfusun işsizlik, ayrımcılık, polis uygulamaları ve sosyal dışlanma sorunlarını ülke gündeminin merkezine taşıdı. Yaklaşık üç hafta süren olaylarda binlerce araç yakıldı ve binlerce kişi gözaltına alındı.

2005 banliyö olayları modern Fransa'nın en ciddi toplumsal krizlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

2008 - Türksat 3A üzerinden yeni yayın düzenine geçildi2008 yılında Türkiye'nin haberleşme uydusu Türksat 3A televizyon ve radyo yayınlarının önemli bölümünü devralarak tam operasyonel kullanımda yeni bir aşamaya geçti. Türksat 3A daha önce 13 Haziran 2008 tarihinde Fransız Guyanası'ndaki Kourou Uzay Merkezi'nden Ariane 5 roketiyle fırlatılmıştı.

Uydu gerekli yörünge testlerinin ardından hizmete alınmaya hazırlandı. 27 Ekim tarihinde saat 02.00 itibarıyla çok sayıda televizyon ve radyo kanalının yayınları Türksat 3A üzerindeki yeni frekanslara taşındı. Bu nedenle uydu alıcı kullanan birçok izleyicinin cihazlarında yeniden kanal araması yapması gerekti.

Türksat 3A önceki uydulara göre daha yüksek kapasite ve daha geniş kapsama alanı sağladı. Türkiye'nin yanı sıra Avrupa, Orta Doğu ve çevre bölgelerde haberleşme ve yayın hizmetlerine katkı sundu. Uydu televizyon yayınlarının yanında veri haberleşmesi ve başka telekomünikasyon hizmetlerinde de kullanıldı.

Geçiş sırasında bazı bölgelerde kısa süreli yayın kesintileri yaşandı. Türksat 3A, Türkiye'nin uydu haberleşme altyapısının gelişmesinde önemli aşamalardan biri oldu.

Tarihin izinde bir gün: 27 EkimHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 27 Ekim' in geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: kapadokyahaber.com.tr
Haber metni ve görseller kapadokyahaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 27 Ekim 2026 04:22 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗