Yozgat'ta Koltuklar Güçlü, Peki Kurumlar Neden Zayıf?
- Yozgat üzerine kaleme aldığım son iki yazıda önce “Ne gerek var?” zihniyetini, ardından bu şehrin neden sahip olduğu bütün imkânlara rağmen mutsuz, umutsuz ve içine kapanık bir görüntü verdiğini sorguladım
Yozgat üzerine kaleme aldığım son iki yazıda önce “Ne gerek var?” zihniyetini, ardından bu şehrin neden sahip olduğu bütün imkânlara rağmen mutsuz, umutsuz ve içine kapanık bir görüntü verdiğini sorguladım.
Bugün meselenin belki de en can alıcı noktasına gelmek istiyorum.
Yozgat'ta makamlar var, yetkiler var, güçlü siyasetçiler var, önemli bürokratlar var. Peki neden bütün bu güç, şehrin hayatına aynı ölçüde yansımıyor?
Neden bir kamu kurumunun başındaki isim değiştiğinde o kurumun geleceği de değişebiliyor?
Neden bir müdürün hangi siyasetçiye yakın olduğu, şehre hangi hizmeti kazandırdığından daha fazla konuşulabiliyor?
Neden sorunları çözmesi gereken makamlar, zaman zaman sorunların bir parçası haline gelebiliyor?
Yozgat'ta bu kadar insanın yetkisi varken neden kimse şehrin geleceğinin sorumluluğunu bütünüyle üstlenmiyor?
İşte bugün biraz da bu soruların peşinden gitmek istiyorum.
Yozgat'ın en önemli meselelerinden biri, kurumlarla kişilerin birbirine karıştırılmasıdır.
Oysa bir kurumun itibarı, başındaki kişinin siyasi yakınlığından değil, ortaya koyduğu hizmetten gelir.
Valilik, belediyeler, üniversite, kamu müdürlükleri, ticaret ve sanayi kuruluşları...
Bunların her biri şehrin geleceğinde önemli sorumluluklar taşıyor.
Ancak bir kurumun başarısı yalnızca başındaki kişinin kişisel gayretine bırakılıyorsa ortada ciddi bir yönetim eksikliği vardır.
Bir vali atanır, görev süresini tamamlar.
Bir siyasetçi seçilir, bir başkası onun yerini alır.
Ne yazık ki bazen bu basit gerçeği unutuyoruz.
Bir makamı korumak için gösterilen gayretin, o makamın temsil ettiği kurumu geliştirmek için de gösterilmesi gerekmez mi?
BENİM ADAMIM ANLAYIŞI ŞEHRE NE KAZANDIRDI?
Yozgat'ta artık açıkça tartışılması gereken bir mesele var.
Siyasetçinin şehrine hizmet etmek istemesi kadar doğal bir şey olamaz.
Elbette kamu yatırımlarını takip edecek, kurumlarla görüşecek, sorunların çözümüne katkı sağlayacak.
Ancak siyasetçinin görevi kendisine yakın müdürler oluşturmak değil, başarılı müdürlerin önünü açmak olmalıdır.
Bir bürokratın başarısızlığına rağmen görevde kalmasını sağlayan şey siyasi yakınlığıysa, bunun bedelini o siyasetçi değil, vatandaş öder.
Bir kurumda işler aksarken, sırf başındaki isim birilerinin adamı diye susuluyorsa orada artık hizmet değil, kişisel hesaplar konuşuluyor demektir.
Biz Yozgat'a hizmet edecek insanları mı arıyoruz, yoksa kendimize bağlı kalacak insanları mı?
Bu iki anlayış arasındaki fark, bir şehrin kaderini değiştirecek kadar büyüktür.
Bunlar devlet yönetiminde karşılaşılabilecek durumlardır.
Asıl mesele, yanlış ortaya çıktığında nasıl davranıldığıdır.
Vatandaşın şikayeti gerçekten araştırılıyor mu?
Yoksa mesele, kurumun ya da yöneticinin itibarı zarar görmesin diye sessizce kapatılmaya mı çalışılıyor?
Bir kurumu korumak, o kurumun yanlışlarını korumak değildir.
Tam tersine, kurumu güçlü kılan şey yanlışların ortaya çıkarılması ve düzeltilmesidir.
Siyasi çevrelerin görevi de yanlış yapan yöneticiyi savunmak değil, kamu yararını savunmaktır.
Bürokratın görevi ise sorumluluktan kaçmak değil, gerektiğinde hesap vermektir.
Çünkü devletin itibarı hataların gizlenmesiyle değil, adaletli biçimde giderilmesiyle korunur.
ANKARA'DA GÜCÜMÜZ VAR, YOZGAT'TA NEDEN KARŞILIĞINI GÖREMİYORUZ?
Yozgat'ın Türkiye siyasetinde ve bürokrasisinde önemli bir insan kaynağı bulunduğunu kim inkar edebilir?
Bakanlıkların üst kademelerinde, kamu kurumlarında, siyasette, iş dünyasında önemli görevler üstlenen hemşehrilerimiz var.
Ankara'da güçlü bir Yozgat nüfusu ve ciddi bir hemşehri dayanışması potansiyeli bulunuyor.
Peki bu gücün ne kadarı Yozgat'ın ortak geleceği için kullanılabiliyor?
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Siyaset · Bölge: Yozgat
Yayın: 29 Ekim 2026 04:11 · Kaynak: yozgatcamlik.com