Kaşif Kozinoğlu ve Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin raporlar kamuoyundaki soru işaretlerini gideremedi
- Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Kaan Arslan, Kaşif Kozinoğlu ve Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümlerine dair hazırlanan yeni Adli Tıp raporlarının hayatın akışına uygun olmadığını belirtti
Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Kaan Arslan, Ulusal Kanal'da Serkan Aksarı'nın sunduğu Günaydın Türkiye programında Süleymancılar cemaatinin lideri Arif Ahmet Denizolgun ile eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümlerine ilişkin yürütülen yeniden soruşturma süreçlerini değerlendirdi. Her iki dosyada da Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Dairesinin hazırladığı raporların çelişkilerle dolu olduğunu vurgulayan Arslan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın raporlara ikna olmayarak Adli Tıp Genel Kurulu'na başvurduğuna dikkat çekti.
Arslan, Arif Ahmet Denizolgun dosyasındaki karanlık noktalar, tanık ifadeleri ve saklanan delilleri tek tek anlattı. CEMAAT LİDERİ DENİZOLGUN'UN ÖLÜMÜNDEKİ KARANLIK NOKTALARSüleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada adli makamlar ile Adli Tıp Kurumu arasında ciddi bir gerilim yaşandı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ısrarlı taleplerine rağmen otopsi videolarının uzun süre gönderilmediğini, hatta'video yoktur' denilerek yalan söylendiğini belirten Kaan Arslan, savcılığın soruşturma tehdidi üzerine görüntülerin parça parça iletildiğini vurguladı. Arslan, Denizolgun'un ölümüne ilişkin geçmişte Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan raporlarda yer alan tespitlerin cinayet şüphesini güçlendirdiğini ifade etti.
Olay yerine giden doktor raporunda cenazenin en az 36 saat önce vefat ettiğinin belirtildiğini aktaran Arslan, milyonlarca mensubu olan büyük bir cemaatin liderinin yanına 36 saat boyunca kimsenin gitmemesinin hayatın akışına aykırı olduğunu dile getirdi. Ayrıca Denizolgun'un kaldığı çiftlik evinin kapısında dışarıdan anahtar olması ve evde başka kimsenin bulunmaması dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı.
TASFİYE EDİLEN İSİMLER ÇİFTLİKTE NE ARIYORDU?Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı iddialardan biri de o gece çiftlikte yaşanan ziyaretçi trafiği oldu. Cemaatten tasfiye edilen ve şu an suç örgütü operasyonu kapsamında tutuklu bulunan Alihan Kuriş ile kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in ölüm gecesi çiftlikte olduğu ortaya çıktı.
Denizolgun'un şahsi doktoru Nurettin Demirkol'un, o gece Hilmi Tuna Kuriş ile görüştüğünü itiraf ettiğini belirten Arslan, bu durumun cemaati ele geçirmek için önceden hazırlanan bir planın parçası olduğunu gösterdiğini kaydetti. Olay yeri inceleme ekiplerinin ve polisin saatler sonra olay yerine gelmesi de soru işaretlerini artırdı.
Uzman adli tıp profesörü Nevzat Alkan'ın otopsi videoları üzerinden yaptığı incelemede, göğüs bölgesinde ölüm sonrasına ait olmayan morarmalar ve kan toplanmaları tespit edildiğini belirten Arslan, bu durumun ölümden hemen önce bir boğuşma veya darp yaşandığını gösterdiğini söyledi. Buna rağmen Adli Tıp Kurumunun boğmaya ve darba dair delil bulunamadığı yönünde rapor vermesi dikkat çekti.
KOZİNOĞLU DOSYASINDA ANTİMON ÇELİŞKİSİProgramda ele alınan bir diğer dosya ise Ergenekon kumpasında tutuklanan ve cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yöneticisi Kâşif Kozinoğlu oldu. Fethi kabir işlemi sonucunda hazırlanan raporda zehirlenme belirtisi görülmediğinin belirtilmesine karşın, ilk bulgularda vücutta zehirli antimon maddesine rastlandığını hatırlatan Arslan, bu durumun başsavcılığı tatmin etmediğini söyledi.
Toprakta bulunmayan ancak vücutta yer alan antimon maddesinin 15 yıl geçmesine rağmen varlığını korumasının ve vücut bütünlüğünün bozulmamasının şüphe uyandırdığını belirten Arslan, Kozinoğlu'nun Oda TV davasında yapacağı savunma öncesinde hayatını kaybetmesine dikkat çekti. Kozinoğlu'nun duruşma için hazırladığı savunma metninin kayıp olduğunu ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e gönderdiği mektuplarda ABD'nin FETÖ üzerinden yürüttüğü faaliyetleri deşifre ettiğini hatırlattı.
BAŞSAVCILIK KARARA İTİRAZ EDEREK DOSYAYI GENEL KURUL'A TAŞIDIKozinoğlu ve Denizolgun dosyalarının Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Dairesi tarafından arka arkaya ve benzer sonuçlarla kapatılmak istendiği izlemini yarattığını belirten Kaan Arslan, her iki dosyada da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın karara ikna olmayarak Adli Tıp Genel Kurulu'na itiraz ettiğini söyledi. Arslan, Aydınlık olarak soruşturmaların takipçisi olacaklarını ve gerçeğin açığa çıkarılması için ellerindeki belgeleri, delilleri ve tanık beyanlarını savunmaya devam edeceklerini vurguladı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Asayiş
Yayın: 06 Kasım 2026 10:15 · Kaynak: aydinlik.com.tr