Gümüşhaneli Başdanışman ve Ulusalcı Rüya
- Siyasi mesaj verme telaşı gerçeği görmezden gelmeye dönüşünce inandırıcılık bir başka bahara kalıyor
- İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı kıymetli dostumuz Prof
Siyasi mesaj verme telaşı gerçeği görmezden gelmeye dönüşünce inandırıcılık bir başka bahara kalıyor.
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı kıymetli dostumuz Prof. Dr. Zafer Ulutaş, geçtiğimiz günlerde yapılan İstanbul Barosu seçim sonuçlarını yorumlarken Baro seçim sonuçlarından siyasi iktidar mesajı verdi. Seçim sonuçları üzerinden iktidara yönelik siyasi bir mesaj çıkarmak isterken, seçimin tüm aktörlerini ve ortaya çıkan tablonun arka planını gözden kaçırdı.
Parti farkı gözetmeksizin ulusalcı bir çizgide buluşan avukat harekatını Türk siyasetine uyguladı.
Ulutaş’a göre, Cumhuriyetçi Güç Birliği İttifakı adayı Avukat Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın fark atarak kazandığı İstanbul Barosu seçimleri, iktidara verilmiş önemli bir siyasi mesajdı. Bu sonucun, Türkiye’de ulusalcı ve milliyetçi hassasiyetler üzerinden yeni bir siyasi hareketlenmenin habercisi olabileceğini savundu.
Peki, gerçekten ulusalcı bir hareket siyasette de bu denli etkili olur mu? Toplum, ulusalcı avukatlar gibi düşünür mü?
Siyasi değerlendirme yaparken sonuç kadar, o sonucun nasıl ortaya çıktığına da bakmak gerekir.
İstanbul Barosu seçimlerinde kaybeden Avukat Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu iktidarın adayı değildi. Değişim İçin Avukatlar Grubu, Yeni Parti tarafından desteklendiği bilinmekteydi. Kocasakal’ın da, Kaboğlu’nun da iktidar ve ortağı ile aynı yolun yolcusu olmadığı herkesin malumu.
Dolayısıyla seçim sonucunu doğrudan iktidara karşı verilmiş bir mesaj olarak okumak, siyasi tabloyu doğru bir şekilde okunamadığına işaret ediyor.
Bize göre ilk mesaj Yeni Parti’ye…
Üstelik mesele bununla da sınırlı değildi.
Yani iktidarı destekleyen avukat gurubu bu harekatın tamamının dışındaydı. Nitekim İstanbul, çok ciddi eleştirilerin gölgesinde uzun süre önce çoklu baro sistemine geçmişti. AK Parti ve MHP’nin desteğiyle 15 Temmuz 2020’den beri İstanbul 2 No.lu Barosu kurulmuş ve iktidara yakın avukatlar bu baro çatısı altında örgütlenmişti.
Haliyle bu durum İstanbul Barosu seçim sonuçları değerlendirilirken göz önünde bulundurulması gereken bir gerçekti. Yani hareket, tüm avukatların ortak tercihi değildi.
Bütün bu ayrıntılar ortadayken, baro seçim sonuçlarını yalnızca iktidara karşı yükselen ulusalcı bir dalganın göstergesi olarak okumak, zorlama bir çıkarımdan öteye gitmiyor. Ama bu harekatın yeni bir yol olduğu da görülüyor.
Hakkını teslim edelim. Ulutaş’ın açıklamasında üzerinde durulması gereken haklı tespitler de var.
İktidarın siyasi söylemleriyle vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı sorunlar arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Ekonomik sıkıntılar, adalet sistemine duyulan güvenin zedelenmesi, fon skandallarıyla yeniden gündeme gelen yolsuzluk iddiaları ve toplumda giderek büyüyen çaresizlik hissi, değişim arayışını besliyor.
Vatandaşın rahatsızlığı, sadece iktidarın uygulamalarıyla sınırlı kalmıyor. Hangi parti olursa olsun, gücü eline geçiren partililerin sınır tanımayan vurdumduymazlığı, siyasi yakınlığın liyakatin önüne geçmesi ve makamların kişisel çıkar aracı hâline getirilmesi de eleştiriliyor.
Ancak, bu eleştirilerin adresi tek bir parti değil. İktidarın yanlışlarını görmezden gelenler kadar, sırf muhalefet etmek adına zorlama çıkarım sahipleri de toplumun beklentilerini karşılayamıyor. Çünkü vatandaş, karşısında yalnızca iktidarı eleştiren bir muhalefet değil, sorunları doğru teşhis eden ve çözüm üretebilen bir siyasi anlayış görmek istiyor. Açıkçası muhalefet etmek başka, muhalefeti siyaset üretmenin yerine koymak başkadır.
Bir başka mesele de Ulutaş’ın açıklamalarında yer alan İYİ Parti’nin ulusalcı ve milliyetçi hassasiyetlerin siyasi temsilcisi olma iddiası. Baroda ki bu birlikteliğin siyasette de sürdürülebilmesi.
İYİ Parti de dâhil olmak üzere bütün siyasi partilerin önünde aynı sınav var: Toplumun hassasiyetlerini doğru okumak, güven vermek ve söylediklerini uygulanabilir politikalarla desteklemek. Marşlar ve sloganlarla birlik aramak değil.
Sonuç olarak…
Zafer Ulutaş’ın İstanbul Barosu seçimlerine ilişkin değerlendirmesi, siyasette doğru bir tespitin nasıl yanlış bir yorumla gölgelenebileceğini gösteriyor. İYİ Parti, Yeni Partideki ulusalcıları alabilecek mi? Daha önemlisi, İYİ Partiden CHP/ Yeni Parti’ye giden ulusalcılar geri dönecek mi?
Evet, toplumda değişim arayışı var. Evet, iktidarın söylemleriyle vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Evet, adalet, ekonomi ve liyakat konularında güçlü beklentiler var. Ama her şey bunlarla sınırlı değil.
Yeniden Refah ve Anahtar Parti tabanı hem ‘Genç Osman’ marşını söyleyip hem ‘Mustafa Kemalin Askerleriyiz’diyenlerle bir araya gelecek mi?
Bu tablo, İstanbul Barosu seçimleri özelinde iktidara karşı verilmiş bir mesaj olarak okumayı haklı çıkarmaz. Hele ki seçimdeki aktörlerin konumları ve çoklu baro gerçeği yeterince dikkate alınmamışsa…
Sadece İstanbul barosu avukatlarının ulusalcı bir çizgide bir araya gelebileceğini gösterir. Bunun siyasi karşılığı ise Ulusalcı-Siyasi bir çizgidir. İYİ Parti + Yeni Parti + Zafer Partisi +CHP …
Hâlbuki ki çatı aday iddiası daha geniş bir konsensüstür. Yeniden Refah ve Anahtar Parti gibi Milliyetçi -Muhafazakâr kitleler olmadan bu işin olmazı gözükmektedir. Ulusalcılık, Barodan seçim alır. Ama Türkiye’de kazanamaz.
Siyaset, yalnızca istenen sonucu görmek değil, ortaya çıkan sonucu bütün yönleriyle değerlendirebilmektir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 02 Kasım 2026 18:09 · Kaynak: gumuskoza.com.tr