Merdan Yanardağ 1 yıldır cezaevinde: ‘Rejim değişikliğini tamamlamaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız’
- Yanardağ, aynı dava kapsamında tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte yargılanıyor
Türksat: 4A Frekans: 12457,5 Sembol: 30000 Polarizasyon: V(Dikey) FEC: 2/3
“Siyasal casusluk” suçlamasıyla bir yıldır tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ, “Feodal ve siyasal ömrünü doldurmuş, rejim değişikliğini tamamlamaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu, tükenmiş bir iktidar. Özetle enseyi karartmaya, moralimizi bozmaya gerek yok” değerlendirmesi yaptı.
Haber Merkezi Yayınlanma: 28 Ekim 2026 15:48 Güncellenme: 28 Ekim 2026 15:49 TELE1 Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Merdan Yanardağ’ın “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklanmasının üzerinden bir yıl geçti. 24 Ekim 2025’te gözaltına alınan, 27 Ekim’de tutuklanan Yanardağ, bir yıldır Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuluyor.
Yanardağ, aynı dava kapsamında tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte yargılanıyor.
Tutukluluğunun birinci yılında bianet’ten Evrim Kepenek ‘e konuşan Yanardağ, hakkındaki suçlamaları reddederek davanın temel amacının TELE1’e el koymak ve muhalif gazeteciliği susturmak olduğunu söyledi.
Hakkındaki iddiaları “trajikomik” olarak nitelendiren Yanardağ, dosyada kanıt olarak gösterilen 22 Haziran 2023 tarihli Kemal Kılıçdaroğlu yayınını da değerlendirdi.
Yanardağ, cezaevindeki yaşamını, gazetecilik faaliyetlerini ve meslektaşlarına mesajlarını da anlattı.
“Tutuklu yargılandığım “siyasal casusluk” davası, deyim yerindeyse beşinci sınıf bir kumpas. Açık yalana ve fütursuz iftiraya dayalı bir yargılama.
Daha önceki davalardan farkı, sahte ve düzmece de olsa bir kanıt gösterilmemesi. Dahası, asıl amaç ve siyasal niyet neredeyse açıkça ortaya konuluyor. Uygulanan hukuk, düşman hukuku bile değil. Suçlamalar somut kanıtlara ve tanıklıklara dayanmadığı gibi, akla ve mantığa uygun bir savunma zemini de sunmuyor. Tam anlamıyla darbe hukuku uygulanıyor.
İddianamede temel vatandaşlık haklarını kullanmak suç sayılıyor. Seçimlere katılmak, seçim kazanmak, bir adayı desteklemek ve bu yönde yayın yapmak suç kabul ediliyor. Demokratik hak ve özgürlüklerin iktidara karşı muhalefet amacıyla kullanılması yasaklanmak isteniyor. Olay bundan ibaret.
İddia, program sırasında Kılıçdaroğlu’nu fazlasıyla sıkıştıran sorular sorarak onu zor duruma düşürmek. Böylece Ekrem İmamoğlu lehine ve Özgür Özel’den yana olumlu, yanlı bir siyasal atmosfer yaratıp İmamoğlu’nun CHP’nin 38.
Kurultayı’nı kazanmasını sağlamak; ardından İstanbul seçimlerinin kaybedilmesinin yolunu açarak Türkiye’de iktidar olması için çalışmak. Şaka gibi ama iddianamede aynen böyle yazmışlar.
Asıl trajikomik olan, bütün bunları dış güçler adına yaptığımın ileri sürülmesi. Açıkça belirtilmiyor ama İngiltere kastediliyor.
TELE1’e el konulmasıyla benim tutuklanmam, operasyonun birbiriyle doğrudan bağlantılı iki hedefidir. Amaç, TELE1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaktı. Çünkü TELE1 medya ortamında çok özel ve önemli bir yere sahipti.
TELE1 üzerinden medyaya ne kadar ileri gidilebileceğini göstermek istediler. Bir yandan bağımsız ve muhalif medyaya gözdağı vermek, diğer yandan muhalif gazeteciliğin ön saflarında bulunanları tasfiye ederek örnek alınabilecek bir modeli ortadan kaldırmak istediler.
Çizilen sınırlar içinde kontrollü bir muhalefet isteniyor. Geri çekilmek, boyun eğmek ve taviz vermek mesleğimiz bakımından felaketle sonuçlanacaktır. Bağımsız ve özgür gazetecilik yerine yeniden “merkez medya” anlayışının yerleştirilmek istendiğini görüyorum.
Bu teslimiyettir ve kimseyi korumayacaktır. Çare, bağımsız medyayı savunmak ve mücadele etmektir.
‘Ağırlaştırılmış müebbet hapis koşullarında tutuluyoruz’
12 metrekarelik bir hücre ve benzer metrekarelik bir avludan oluşan, sabah 08.00 ile akşam 18.00 arasında açık olan alanda yaşıyoruz. Haftada bir gün, bir saat ziyaret hakkımız var. Ayda bir de açık görüş yapılıyor. Haftada bir kez 10 dakika telefon hakkımız var.
Adli tutuklu ve hükümlüler ise haftada 60 dakika telefonla konuşabiliyor; üstelik bu süreyi haftanın farklı günlerine dağıtabiliyorlar.
Burası yüksek güvenlikli bir cezaevi. “Kuyu tipi” denilen cezaevlerinden farkı, avlu duvarlarının yaklaşık iki metre daha alçak olması. Ağırlaştırılmış müebbet hapis koşullarında tutuluyoruz.
Bol bol okuyor ve yazıyorum. Tutukluluğumun ilk ayında, dışarıdayken hazırlıklarını tamamladığım “İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği” adlı kitabım yayımlandı. Sonraki baskılar için düzeltmeleri burada yaptım. Ayrıca tümüyle cezaevinde yazdığım “Silivri’ye Direniş Yazıları” adlı çalışmam da yayımlandı. Bu, 18’inci kitabımdı.
Her hafta perşembe günleri BirGün gazetesine yazı gönderiyorum. TELE1 Haber’e, şimdi TELE1’e, yazı göndermeyi de sürdürüyorum. Sağlığıma dikkat etmeye çalışıyor, sporu ihmal etmiyorum. Silivri yalnızca bir siyasal zulüm merkezi değil, aynı zamanda bir direniş alanı.
Türkiye’nin her yerinden çok sayıda mektup geliyor. Hepsine yanıt vermeye çalışıyorum. En büyük harcama kalemlerimden biri mektup yanıtlamak için yaptığım masraflar. Gazeteler her zaman gelmiyor; içeride abonelik olmadığı zaman gazetelere erişemiyoruz.
Kitap konusunda ise büyük bir sıkıntı yok. Postayla gelen kitaplar denetimden geçiriliyor. Şimdi yeni bir kitap hazırlığı içindeyim.
‘Rejim değişikliğini tamamlamaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız’
Bir haber kanalının kurucusu, mesleki kıdemi 40 yılı aşan bir genel yayın yönetmeni ya da herhangi bir gazetecinin 12 aydır hapiste olması, hem aktif basın çalışanları hem de mesleğe yeni başlayan genç meslektaşlarımız üzerinde ürkütücü bir etki yaratabilir. Daha doğrusu, ülkeyi yönetenlerin amacı böyle bir etki yaratmaktı. Amaç açık.
Gençlere şunu söylemek isterim: Namık Kemal’den beri bu ülkenin aydınlarının ve gazetecilerinin bir direniş geleneği de var. Yarına kalanlar, direnenler oldu. Gazeteciler bu mücadelede özgür ve demokratik bir ülke için önemli bir tarihsel rol oynayacaktır.
Feodal ve siyasal ömrünü doldurmuş, rejim değişikliğini tamamlamaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu, tükenmiş bir iktidar. Özetle enseyi karartmaya, moralimizi bozmaya gerek yok.
Tutuklanmanın kendisi, benim gibi bu konularda deneyimli sayılabilecek biri için bile incitici. Ancak toplumun, izleyicilerimizin, okurlarımızın, meslektaşlarımızın ve dostlarımızın desteği en büyük güç kaynağımız.
Bir insana verilebilecek en büyük ceza sanırım unutulmaktır. Bugüne kadar kalbimi kıran, beni duygusal olarak yıpratan bir eleştiriyle karşılaşmadım. Unutulmadık!
Gazetecilikten, okurlardan ve izleyicilerimden uzak kalmak çok üzücü. Bu boşluğu yazı yazarak, mesaj ileterek ve mektuplaşarak kapatmaya çalışıyorum. Ama bunu romantize etmeye gerek yok: Hapishaneler zindandır.”
İlke TV'yi, Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İlke TV’nin özel haberlerini ve güncel gelişmeleri anında takip etmek için tıklayarak WhatsApp kanalımıza abone olabilirsiniz. SON HABERLER MLSA’dan AYM’ye X yasağı başvurusu: İfade ve basın özgürlüğü ihlal edildi 28 Ekim 2026 15:35 Kalp krizi geçiren hasta tutuklu Celal Yıldırım’ın infazı ertelenmiyor: ‘Siyasi mahpuslara karşı öç alan politikalar yürütülüyor’ 28 Ekim 2026 14:40 📹İsrail seçimlerinin sonuçları bölgeye nasıl yansır? #ÖneÇıkanlar 28 Ekim 2026 14:27 Geri dönüşüm işçilerinden belediyelere: ‘Alın terimizi gasp etmeyin’ 28 Ekim 2026 14:16 Netanyahu tahminleri tutmadı: Siyasi ‘hayatta kalma’ ustası koltuğu garantiledi mi?
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 28 Ekim 2026 12:49 · Kaynak: ilketv.com.tr, babaocagi.com.tr