Edirne’nin 155 Günlük Nöbeti (2)
- Her ev, her sokak, her siper direnişin bir parçasıydı
- Bu nedenle Edirne Müdafaası’nı yalnızca Şükrü Paşa’nın hikâyesi olarak anlatmak eksik olur
Her ev, her sokak, her siper direnişin bir parçasıydı. Bu nedenle Edirne Müdafaası’nı yalnızca Şükrü Paşa’nın hikâyesi olarak anlatmak eksik olur. Şükrü Paşa komutandı. Ama onun yanında binlerce asker ve Edirne halkı vardı. --- ŞÜKRÜ PAŞA’NIN EN BÜYÜK SİLAHI Bir komutanın elindeki en güçlü silah her zaman top değildir.
Bazen o silah inandırma gücüdür. Şükrü Paşa’nın askerleri üzerindeki etkisi de buradan geliyordu. Dışarıdan yardım gelmiyordu. Cephelerin çoğundan kötü haberler ulaşıyordu. Fakat Edirne’nin tabyalarında hâlâ Türk askeri vardı.
Ve o asker biliyordu: Geri çekilecek başka yer yoktu. Arkalarında Edirne vardı. --- SON GÜNLER Mart 1913’e gelindiğinde durum artık dayanılmaz hâle gelmişti. 24 Mart’ta Bulgar ve Sırp kuvvetleri Edirne’nin ana savunma mevzilerine yönelik saldırılarını artırdı.
25 Mart gecesi başlayan kesin taarruzla birlikte savunma hatlarının önemli bölümleri düşmeye başladı. Artık mesele yalnızca direnmek değildi. Şehrin tamamının yok edilmesi ve binlerce askerin sonuna kadar savaşarak imha olması ihtimali vardı.
Şükrü Paşa’nın önünde korkunç bir karar vardı. Devam etmek mi? Teslim olmak mı? Bir komutan için bundan daha ağır bir karar düşünülemez. --- 26 MART 1913 Ve o gün geldi. 26 Mart 1913. Edirne düştü. Şükrü Paşa ve emrindeki kuvvetler teslim oldu.
Tarihî kaynaklar, bu teslimiyetin artık savunma imkânlarının tükenmesiyle gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Millî Savunma Bakanlığı’nın askerî tarih çalışmasında da Edirne’nin yiyecek ve mühimmatının tükenme noktasına geldiği, dışarıdan yardım umudunun kalmadığı ve 26 Mart’ta teslim koşullarının kabul edildiği belirtiliyor.
Şükrü Paşa esir düştü. Fakat burada tarihin en büyük ironilerinden biri vardır: Edirne teslim olmuştu; fakat Şükrü Paşa’nın itibarı teslim olmamıştı. Çünkü bir komutanın savaş sonunda esir düşmesi başka şeydir... Vazifesini terk ederek teslim olması başka.
Şükrü Paşa’nın adı tarihe mağlup bir komutan olarak değil, “Edirne Müdafii” olarak geçti. --- DÜŞMANIN DA SAYGI DUYDUĞU KOMUTAN Şükrü Paşa’nın askerî kişiliği yalnızca Türk kaynaklarında övgüyle anlatılmadı. Millî Savunma Bakanlığı’nın Balkan Harbi çalışmasında, Bulgarların da Şükrü Paşa’nın kişiliği ve komutanlığı karşısında saygı duyduğu belirtilmektedir.
İşte gerçek askerî şeref biraz da budur. Savaş meydanında düşmanınız olabilir. Ama düşmanınız bile cesaretinizi inkâr edemiyorsa... Orada tarihin önünde başka bir hüküm oluşur. --- EDİRNE’NİN DÜŞÜŞÜ SON DEĞİLDİ 26 Mart 1913’te Edirne Bulgar işgaline girdi.
Fakat bu durum uzun sürmedi. İkinci Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusu yeniden harekete geçti ve 21 Temmuz 1913’te Edirne geri alındı. Böylece Edirne yeniden Türk hâkimiyetine girdi. Fakat 1912-1913 yıllarının acısı, şehrin hafızasına kazınmıştı. --- ŞÜKRÜ PAŞA’NIN SON YILLARI Şükrü Paşa esaretin ardından İstanbul’a döndü.
Fakat Edirne Müdafaası onun hayatında derin izler bırakmıştı. 5 Haziran 1916’da İstanbul’da hayatını kaybetti. 59 yaşındaydı. Bir asker ömrü sona ermişti. Ama Edirne’deki nöbeti sona ermedi. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra da bir şehrin hafızasında yaşamaya devam eder. Şükrü Paşa da onlardan biri oldu.
702px)" srcset=" Bir Tek O Sigaranın Fiyatı Arttı: Yeni Tutarı 160 TL'ye Ulaştı 702px)" srcset=" Kasım Ayı Kira Artış Oranı İçin Geri Sayım! Kiracılar Yeni Zammı Öğrenmek İstiyor 702px)" srcset=" Sosyal Medya Kullanıcılarını İlgilendiriyor!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Edirne
Yayın: 03 Kasım 2026 04:16 · Kaynak: yozgatcamlik.com