Sandığın yolu emeklinin boğazından geçiyor
- Siyaset, sahanın sesini doğru okuyabildiği ölçüde varlığını sürdürür
- Seçim sandıkları sadece siyasi partilerin projelerini yarıştırmadığı, aynı zamanda milyonlarca vatandaşın mutfaktaki, pazardaki ve cüzdandaki gerçeğini kestiği keskin birer dönemeçtir
Siyaset, sahanın sesini doğru okuyabildiği ölçüde varlığını sürdürür. Seçim sandıkları sadece siyasi partilerin projelerini yarıştırmadığı, aynı zamanda milyonlarca vatandaşın mutfaktaki, pazardaki ve cüzdandaki gerçeğini kestiği keskin birer dönemeçtir.
Bugün Türkiye’nin siyasi tablosu da bu gerçeğin en somut örneklerinden birine sahne oluyor.
Geçmişteki kritik bir eşiği hatırlamak, bugünü anlamak adına yol göstericidir.
2023 seçimleri öncesinde Şevki Yılmaz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben sarf ettiği o meşhur söz hafızalardaki yerini koruyor:
"Her şeyi ver ama koltuğu verme."O dönem bu stratejik ve pragmatik uyarı karşılıksız kalmamıştı. Tayyip Bey, bu siyasi akıl doğrultusunda hızla harekete geçerek Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) önünü açmış, 3600 ek göstergeyi hayata geçirmiş ve nihayetinde sandıktan zaferle çıkmıştı.
Ancak siyaset dinamik bir süreçtir; dünün başarıları bugünün krizlerini tek başına göğüslemeye yetmez. Bugünlerde benzer bir siyasi iklimin ve sancının yeniden kendini gösterdiği aşikardır.
2028 seçimlerine yaklaşırken, kamuoyu araştırmaları ve saha verileri siyaset kurumuna net bir alarm veriyor. Anketlerde kararsız seçmen oranının yüzde 15 seviyelerinde seyretmesi, sandığa gitmeyeceğini açıkça ifade edenlerin oranının ise yüzde 12'lere dayanması dikkat çekicidir.
Bu tablo, Şevki Yılmaz’ın yıllar önce dile getirdiği cümlenin bugün de tüm yakıcılığıyla geçerliliğini koruduğunu gösteriyor: "Her şeyi ver ama koltuğu verme." Sahanın bu gerçeğine duyarsız kalmak, siyasetin doğasına ve tabiatına tamamen aykırıdır.
Neyse ki siyasetin merkezindeki bu hareketlilik, son dönemde gelen sinyallerle yeni bir evreye giriyor. Nitekim geçtiğimiz Pazartesi günü gerçekleştirilen Kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ilk kez sokağın sesini net bir şekilde duyduklarını ifade etmesi ve emeklilere yönelik yeni bir iyileştirme sinyali vermesi bu anlamda oldukça önemlidir.
Bugün milyonlarca emeklinin beklentisi açık ve seçik ortadadır:
Ocak 2027 dönemi için en düşük emekli maaşı beklentisi 30 bin lira,
Temmuz 2027 döneminde ise bu rakamın 40 bin liraya çıkarılmasıdır.
Elbette böylesine kapsamlı ve maliyetli bir düzenlemenin bütçeye getireceği yükün boyutu ortadadır. Uygulamanın mali sürdürülebilirliği mutlaka gözetilmeli, makroekonomik dengeler elden bırakılmamalıdır.
Ancak çözüm yolları aranırken, milyonlarca emeklinin bugün karşı karşıya olduğu derin geçim sıkıntısı ve enflasyon baskısı da asla göz ardı edilmemelidir.
İnanıyorum ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişteki siyasi sezgisiyle bu hassasiyeti dengede tutacak adımları atacaktır. Çünkü emeklinin beklentisini karşılamak, yalnızca bugünün acil ekonomik sorununu çözmekle sınırlı değildir; aynı zamanda yarının siyasi tablosunu ve iktidarın geleceğini şekillendiren en temel unsurdur.
Unutulmamalıdır ki; siyasetin ve sandığın yolu, her dem olduğu gibi bugün de doğrudan emeklinin boğazından, mutfağından ve huzurundan geçmektedir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Kırıkkale/Keskin
Yayın: 03 Kasım 2026 06:32 · Kaynak: cagdaskocaeli.com.tr