İçişleri Bakanı Çiftçi: "Gayemiz bu toprakları terörün gölgesinden kalıcı biçimde kurtarmak
- Çorum'da düzenlenen "Terörsüz Türkiye Konferansı'nda konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Gayemiz bu toprakları terörün gölgesinden kalıcı biçimde kurtarmak ve kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etmektir
Çorum'da düzenlenen "Terörsüz Türkiye Konferansı'nda konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Gayemiz bu toprakları terörün gölgesinden kalıcı biçimde kurtarmak ve kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etmektir. Çorum'da düzenlenen "Terörsüz Türkiye Konferansı'nda konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Gayemiz bu toprakları terörün gölgesinden kalıcı biçimde kurtarmak ve kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etmektir.
Bu projenin hayata geçirilmesinde de temel ölçümüz ülkemizin bütünlüğünü, vatandaşımızın güvenliğini ve milletimizin kardeşliğini her daim korumaktır" dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çorum'da Hitit Üniversitesi tarafından düzenlenen Terörsüz Türkiye Konferası'na katıldı. Törende konuşan Bakan Çiftçi, Hitit Üniversitesine düzenlenen bu anlamlı program için teşekkür ederek, "Çorum Valiliği görevimden ayrılıp gittiğim zaman 2023 yılının Ağustos ayıydı.
Bugün bir vesileyle daha "Terörsüz Türkiye" vesilesiyle Türkiye'nin şu anda önemli virajlarından birinde bulunduğu, önemli eşiklerinden birisi olan Terörsüz Türkiye sürecinde Hitit Üniversitesi'nde bu kıymetli buluşmayı tertiplediği için, bizleri sevgili öğrencilerimizle, akademisyenlerimizle ve siz değerli hemşehrilerimle buluşturduğu için ben değerli rektörümüze sizler adına bir kez daha teşekkür ediyorum, sağ olsun, var olsun" dedi.
"Bu ülkenin bütün evlatlarıyla ortak bir hayat kurduk, gelecek kurduk"
Türkiye'nin uzun yıllardır taşıdığı bir yükün sona ermesini, milletin huzurunu ve ortak geleceğin hangi esaslar üzerinde yükseleceğini bugün paylaştıklarını belirten Bakan Çiftçi, "Bu hedefi konuşurken ülkemizin güvenliği ve milletimizin huzuru uğruna yapılan bütün fedakarlıkları daima hatırımızda tutuyoruz. Aziz şehitlerimize yüce Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Şehit ailelerimizin daima yanında olmak, gazilerimize vefayı sürekli kılmak ve uğruna bedel ödedikleri vatanı huzur içinde geleceğe taşımak hepimizin boynunun borcudur. Üzerinde yaşadığımız kadim Anadolu topraklarını asırlar boyunca verilen mücadelelerle, emekle ve büyük fedakarlıklarla vatan kıldık.
Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Milli Mücadele'den Cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar tarihimizde bağımsızlık irademizin sarsılmaz izleri vardır. Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle bu ülkenin bütün evlatlarıyla ortak bir hayat kurduk, gelecek kurduk.
Bir olduk, birlik olduk. Kardeş olduk hamdolsun. Ortak kaderine sahip çıkan hep beraber aziz bir millet olduk, Türk milleti olduk. Tıpkı Ahmed Arif'in şiirinde söylediği gibi, "Kirveyiz, kardeşiz, birbirimize kanla bağlıyız." Komşuluklarımız, akrabalıklarımız ve hatıralarımız birbirine bağlandı.
Aynı toprağa emek verdik, aynı istiklal mücadelesini birlikte taşıdık. Aynı ezanın sesinde, aynı kıbleye, aynı bayrağın gölgesinde, aynı istikballe yürüdük. Bugün bize düşen devraldığımız mirası adaletle korumak ve gelecek nesillere en güzel şekilde teslim etmektir.
Mehmet Akif'in şu mısraları bize toplumsal bağlarımızın kıymetini hatırlatır; "Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez." Millet olma iradesi işte bu müşterek hayata sahip çıkmaktır. Birbirimizin hakkını gözetmek, acısını paylaşmak ve geleceğine karşı sorumluluk duymaktır.
İnancımızın bize öğrettiği kardeşlik ahlakı da bu sorumluluğu derinleştirir. Cenab-ı Hak Hucurat Suresi'nde, "İnananlar ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin" buyurur. Kardeşliği yaşatmak emek ister.
Dinlemeyi, hakkı teslim etmeyi, incitilen gönlü onarmayı gerektirir. Birlikte yaşama irademiz bu ahlaki sorumluluğun hayatımıza yansımasıyla güçlenir. Devlet olma iradesi ise ortak hayatımızı bağımsızlıkla, hukukla ve kurumlarla güvence altına almaktır.
Devlet milletin güvenliğinden ve adaletin ayakta tutulmasından sorumludur. Bu sebeple bizim anlayışımızda kamu görevi bir emanettir. Bu emaneti taşıyan herkes vazifesini hakkaniyetle yerine getirmekle sorumludur" diye konuştu.
"Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda yürütülen çalışmalar kesintisiz bir şekilde devam etmektedir"
Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili konuşan Çiftçi, "İçişleri Bakanlığı olarak temel sorumluluğumuz vatandaşımızın canını, malını ve huzurunu her şartta korumaktır. Bu görevi hukukun çizdiği çerçevede yerine getirmeye gayret ediyoruz.
Düşünce açıklamanın, eleştiride bulunmanın ve hak aramanın meşru yolları vardır. Bu yolların güvencesi hukuktur. Şiddet, insan hayatını ve serbest iradeyi hedef almaktadır. Hiçbir talep masum insanların canına kastetmeyi haklı göstermez.
Terör korkuyu kullanarak topluma ve kamu otoritesine irade dayatır. Dolayısıyla terörle mücadele devletin vatandaşına karşı vazgeçilmez bir sorumluluğudur. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda yürütülen çalışmalar kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Devlet görevlileri, kamu görevlileri görevlerinin başındadır. Kamu düzenini koruma, suçu önleme ve suç işleyenleri adalet önüne çıkarma vazifesi devam etmektedir. Her fiil somut deliller ve hukuki usuller çerçevesinde değerlendirilir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın dirayetli liderliğinde ortaya konulan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de tarihi çağrısıyla güç kazanan terörsüz Türkiye iradesi, Gazi Meclisimizin çalışmalarıyla ve Meclis Başkanımız Prof. Dr.
Numan Kurtulmuş'un da gayretleriyle hukuki ve kurumsal bir çerçeveye oturmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları bu iradenin geniş bir istişare ile ele alınmasını sağlamıştır.
Ardından Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 467 milletvekilinin oyuyla yasalaşması, Meclisimizde ortaya çıkan tarihi bir mutabakatı da bizlere göstermiştir. Böylece terörsüz Türkiye hedefi; siyasi iradenin, meclisimizin desteğini ve devlet kurumlarının sorumluluğunun birleştiği bir devlet projesi halini almıştır.
Bu sürecin siyasi ve hukuki boyutu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesi ile yürütülürken, biz İçişleri Bakanı sorumluluğumuzu, sahadaki sorumluluğumuzu kısaca "3T" diye andığımız üç kademeli bir güvenlik anlayışıyla yerine getirmekteyiz. Birincisi tespit, ikincisi takip, üçüncüsü de tasfiye.
Önce tehdidi kaynağında tespit ediyor, bölücü örgütün bütün uzantılarını, lojistik hatlarını ve finansal ağlarını en küçük ayrıntısıyla görünür hale getiriyoruz. Ardından sahadaki her gelişmeyi kesintisiz takip ediyor, silah bırakma ve fesih sürecinin akamete uğramaması için verilen her sözün karşılığını zeminde kolluyoruz.
Son aşamada ise muhterem Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hedef doğrultusunda silah bütünüyle devreden çıkana ve terör örgütü bütün unsurlarıyla tasfiye edilene kadar bu mücadeleyi tavizsiz bir şekilde sürdürüyoruz. Bu üç aşama birbirinden kopuk işler olmayıp aynı kararlılığın birbirini bütünleyen halkalarıdır.
Gayemiz bu toprakları terörün gölgesinden kalıcı biçimde kurtarmak ve kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etmektir. Bu projenin hayata geçirilmesinde de temel ölçümüz ülkemizin bütünlüğünü, vatandaşımızın güvenliğini ve milletimizin kardeşliğini her daim korumaktır.
Şehitlerimizin emaneti olan aziz vatanımızı korumak, ülkemizin bütünlüğünü, vatandaşımızın hukukunu ve milletimizin huzurunu birlikte gözetmeyi gerektirmektedir. Bu emanet karşısındaki sorumluluğumuz kararlarımızda ve görevimizi yerine getirme biçimimizde de kendini göstermektedir.
Mağdurların haklarının korunması, şehit ailelerimizin hassasiyetlerinin dikkatle dinlenmesi ve gazilerimizin ihtiyaçlarının gözetilmesi bu sorumluluğumuzun ayrılmaz parçalarını oluşturmaktadır. Terörün insani bedelinin yanında ağır bir ekonomik maliyeti de vardır.
Muhterem Cumhurbaşkanımız doğrudan ve dolaylı maliyetlerin 2.3 trilyon doları bulduğunu bir vesileyle bir konuşmasında ifade etmişti. Bu değerlendirme harcamalarla birlikte ekonomik kayıpları da kapsamaktadır. Ertelenen yatırımlar, kesintiye uğrayan üretim ve gerçekleşemeyen kalkınma imkanları toplumun tamamını etkilemektedir" ifadelerini kullandı.
"Türkiye Yüzyılı ile Terörsüz Türkiye vizyonu birbirinden ayrılmayan, birbirini bütünleyen projelerdir"
Güven ortamının güçlenmesi, Türkiye'nin kaynaklarını eğitimi, bilimi, teknolojiye ve üretime daha fazla yönlendirilmesine imkan sağlayacağını söyleyen Çiftçi, "Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürüttüğümüz terörsüz Türkiye vizyonu milletimizin refahını, gelecek nesillere büyük ve güçlü Türkiye bırakmayı hedeflemektedir. Bütün gayemiz buna yöneliktir.
Terörsüz Türkiye hedefi de bu vizyonun ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye Yüzyılı ile Terörsüz Türkiye vizyonu birbirinden ayrılmayan, birbirini bütünleyen projelerdir. Dolayısıyla terörün ülkemize yüklediği ağır maliyetin ortadan kalkması, kalkınma yolunda kaybettiğimiz zamanı telafi etmemize ve milletimizin emeğini, kaynaklarını, üretme gücünü ortak geleceğimize yöneltmemize imkan sağlayacaktır.
İçişleri Bakanlığı olarak görevimizi bu anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Milletimizin emanetine sahip çıkacak, vatandaşımızın huzuru için hukuk içinde gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Cenab-ı Hak aziz şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet ihsan eylesin" şeklinde konuştu.
Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk de İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye teşriflerinden dolayı teşekkür etti. Rektör Öztürk, programın sonunda Bakan Çiftçi'ye tablo hediye etti.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Tarım
Yayın: 08 Kasım 2026 11:51 · Kaynak: karsmanset.com