Özgür Özel'den Erdoğan'a:'Burnunun dibindeki bu soygunu nasıl görmüyorsun?
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarın ekonomi politikalarını, tarım krizini ve son dönemde gündeme gelen borsa fonlarındaki hareketlilikleri sert bir dille eleştirdi. Özel, cumhuriyet bayramı kutlamalarından parti içi demokrasi adımlarına, tarım sektöründeki sıkıntılardan "asrın vurgunu" olarak nitelendirdiği olaylara kadar birçok konuda çarpıcı iddialarda bulundu.
Değerli yol arkadaşlarım, Türkiye'nin dört bir yanından gelerek grup toplantımızı onurlandıran kıymetli konuklarımız, bizleri ekranları başından izleyen, radyolarından dinleyen sevgili yurttaşlarımız; sizleri yeni partimiz adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.
Geçen hafta Cumhuriyet Bayramı'nda hep birlikte Anıtkabir'deki resmî törene iştirak edip Atamıza saygımızı sunduktan sonra İstanbul'da, Kadıköy'de, yeni partimize yeni katılan Kadıköy Belediye Başkanımızın davetiyle 33 yıldır Kadıköy'de gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı yürüyüşüne katıldık.
30 yıldır da oradaydık. Büyük bir kalabalık vardı. Geçen yıl ilk kez partinin genel başkanı olarak oradaydım. Tüm İstanbul'dan çok önemli bir katılım vardı. Bu sene, geçtiğimiz yıllara oranla hem İstanbul'da yaşananlar hem o günkü iklim şartları gereğince çok daha mütevazı bir katılım beklenirken tüm zamanları aşan, adeta vatandaşın geceleyin sokağa çıkıp Cumhuriyet'e sahip çıktığı, saldırılara karşı Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'i koruyanlara karşı göğsünü siper ettiği, yan yana, omuz omuza durduğu muhteşem bir geceyi hep birlikte yaşadık.
Bu vesileyle 81 ilde, yurdun dört bir tarafında yüreği Cumhuriyet sevgisiyle, vatan sevgisiyle ve Atatürk sevgisiyle atan tüm yurttaşlarımızı selamlıyorum. Cumhuriyet Bayramımız bir kez daha kutlu olsun.
Yeni parti yine sahadaydı, sokaktaydı, çarşıdaydı, pazardaydı, köylerdeydi. Millet neredeyse yeni parti oradaydı.
Biz de hafta sonunu yine önce İstanbul'da karşıladık. Ümraniye-Ataşehir-Göztepe metro hattının, sürücüsüz metro hattının test sürüşünü gerçekleştirdik. Test sürüşüne iştirak ettik ve telsizden ilk komutu verdik.
Ümraniye'yi denize bağlayan, Anadolu Yakası'nı kuzeyden güneye, güneyden kuzeye doğru kat eden, yani yoksul mahalleleri kentin daha gelişmiş kısımlarına bağladığı için sosyolojik olarak da büyük önem arz eden büyük bir projenin tamamlandığını büyük bir memnuniyetle gördük.
Küçük bir hatırlatmaya burada da ihtiyaç var. Geçen dönem birlikte görev yaptığımız arkadaşlarımız bizzat yaşadılar, sizler takip ettiniz. 2017 yılının büyük tartışması şuydu: Belediye AK Parti'deydi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, daha önceden karar verilen, başlatılan, projelendirilen 10 metro hattını durdurmaya karar verdi.
Dediler ki: "Oraya verilecek parayı buraya vereceğiz. Metroya verirsek maaşları ödeyemeyiz."
İstanbul Büyükşehir Belediyesi için 2019'da aday Ekrem İmamoğlu çıktı. Kampanyada büyük bir özgüvenle, "O 10 metroyu yapacağım." dedi. Dediler ki: "Yapamazsın. Arkasında devlet var. AK Partili Büyükşehir Belediye Başkanı yapmamışsa..."
Durdurmuş, hatta o dönemin ulaştırmadan sorumlu genel sekreter yardımcısı Ulaştırma Bakanı oldu. Sonra İstanbul kaybedildikten sonra geldi, burada Ulaştırma Bakanı oldu.
Bütçe görüşmelerinde tartışıldı: Metrolar yapılır, yapılmaz, beton döktüğünüz... Yapmadık. Ekrem Başkan, dünyada raylı sistemler konusunda, bunların projeleri ve finansmanı konusunda çok liyakatli bir ismi arada buldu. Pelin Hanım'ı getirdi.
Onu dünyadaki bütün metroları kredilendirenler tanıyor. Çünkü Japonya'nın hızlı tren hatlarını tasarlayanlar Pelin Hanım'ı tanıyorlar.
Pelin Hanım işe girişti. İstanbul'da da 10 metronun birden inşaatının sürmesi için ilk adımlar atıldı.
Gelinen noktada şuradayız: O 10 metronun altısı bitti, biri bitmek üzere, biri gelecek yıl, ikisi öbür yıl bitecek. Yani Ekrem İmamoğlu ikinci dönemini tamamladığında —ki maalesef ikinci döneminde sadece bir yıl, bir yıldan az bir süre görev başında kaldı— İstanbul'a verdiği sözü tam da verdiği günde tutmuş olacak.
Ekrem İmamoğlu, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir başarıyla, bir yılda yaptığı metro hattıyla, yani toplam yaptığını görev süresine böldüğünüzde yılda 13,4 kilometre metro yaparak Sayın Erdoğan'ın görev süresinde yılda 1,3 kilometre yaptığı metro miktarının tam 10 katını gerçekleştirdi.
Trabzon'da söyledik, İstanbul'da söyledik. Bir kez de gruptan kayda geçirelim: Vaktiyle Trabzon'da AK Parti'nin 4 milletvekili vardı, 4 bakanı, bir Büyükşehir, bir Ortahisar Belediye Başkanı vardı. 10 tane AK Partili Trabzonlu, AK Parti'ye bir hafif raylı sistem bile yapamazken, bırakın metroyu, bir tane CHP'li Trabzonlu İstanbul'a 10 tane metro yaptı.
Gördüklerimle gurur duydum. Ekrem Başkan'ı vizyonundan, liderliğinden; Nuri Aslan'ı kendisine vekâlet ederken gösterdiği gayretlerinden ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde emek veren herkesi bundan dolayı kutluyorum.
Ümit ediyorum, ümit ediyorum; gün gelecek, nasıl İstanbul'da yapılamaz denilenleri yaptıysak, bütün imkânsızlıkları aştıysak, liyakatli kadrolarla çalıştıysak ve ekonomiyi bahane edip hizmet edemeyen AK Parti'nin yerelde ve genelde iktidarına inat, bütün engellemelere rağmen imkânları bulup yaratıp dünyadan kredileri alarak bu işleri nasıl başardıysak, Türkiye'de de yapılamaz denilenleri yapacak, hayallerin ötesine geçecek, bu milletin yüzünü yine biz güldüreceğiz.
Pazar günü Balıkesir'in güzel Balıkesir'in birbirinden güzel dört ilçesindeydik.
Dediler ya: "Edremit'e bu mevsim mi gidilir? Yazın bütün İstanbul orada, miting yap, yıkılır."
Dedik ki: "Biz bu sefer misafir ağırlayan Edremit'e değil de hem hepimizin karnını doyuran, ihracat için çırpınan hem kendini geçindirmeye çalışan, zeytincilikle uğraşan Edremit'in sesini duymaya, feryadını duymaya, Türkiye'ye duyurmaya gidiyoruz."
Ve tabii ki yeni partinin kadroları sokaktadır, meydandadır, sahadadır, diyorum. Çünkü AK Parti malum foncuların, faizcilerin, vurguncuların partisi olmuşken yeni parti emeklinin, işçinin, esnafın ve çiftçinin partisidir.
Zeytinde yaşanan sıkıntılara bolca değindik. Birazdan birkaç cümleyle de burada kayda geçireceğim. Ama öncesinde bir çağrı, bir hatırlatma, bir teşekkür, bir davet var.
Biliyorsunuz, yeni partiyi keyiften değil, zaruretten kurduk. Bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun diye kurduk. Muhalefet yapsın diye değil, millete doğru yolu göstersin, yönetime gelsin, dertleri bitirsin diye kurduk.
Yeni parti kurulduğunda, "Neyi yeni?" dediler. Dedik ki: "Millet istedi, partiyi koyduk. Adını millet, Yeni Parti koydu. O adı biz de kabullendik, o adı biz de kullandık."
İsmimize saldırdılar, kaybettiler. Para yoktu, bütçemizi milletimiz oluşturdu. "Yeni Parti'nin nesi yeni?" diye konuştuğumuzda dedik ki: "Göreceksiniz, hep söylenip yapılamayanı yapacağız."
Ne yapacağız? Yeni Parti'de sözü, kararı, yetkiyi üyelere vereceğiz. Kim gelirse gelsin, öyle delege sistemiyle değil, gereği yerine getirilecek ama esas kararı üyeler verecek.
İlçe kongrelerinde üyeler geldi, ilçe başkanlarını seçtiler. İlk kongrelerinde il başkanlarını seçtiler. Sıra geldi genel başkan seçimine. Şimdi tam buradayız.
Ve buradan bir hatırlatma: Öyle polemik olsun, nispet olsun diye değil. Hani bazısı diyor ya: "Yeni Parti'yi kurmayaydınız, eski, önceki partide dursaydınız, bekleseydiniz."
Gelin, gidelim oralara. Ta haziranın sonuna kadar mücadele ediyoruz. Millet diyor ki: "Bir yol bulun, partiyi geri alın. 47 yıl sonra kazanmış, AK Parti'yi ilk kez yenmiş kadrolar partideki görevlerinde olsun."
O zaman söylüyoruz: "Gelin, kurultay yapın." Yapmayın, 9 Eylül'de başlayacağız, takvim ilan edeceğiz, kasım olmadan bitireceğiz. Ama orada gördük ki ne böyle bir niyet var ne de böyle bir yaklaşım. Tam aksine, öyle bir kötü niyet var ki...
Verilmiş sözler şimdi teker teker ortaya çıkıyor.
Ne diyor? "Anayasa'yı değiştirmeye varım." diyor.
Ne diyor? "Ben bütün muhalefetin karşı çıktığı anlaşmayı imzalarım. Mehmet Şimşek'i çöllere yollarım. Suudi Arabistan'ı korumak için savaştaki Suudi Arabistan'ın yanına..." Mekke Antlaşması ile Erdoğan'ın Trump talimatıyla, Trump'tan talimat alarak yaptığı anlaşmada ben de varım, diyor.
"Dokunulmazlıkları kaldırırım. Bunun için Anayasa bile değiştiririm." diyor. Nasıl Selahattin Başkan'ın Anayasa değişikliğiyle, süreci kolaylaştırarak ve hızlandırarak içeriye gitmesine sebep olduysa gerekirse Yeni Partili kadrolar için de yaparım, diyor.
Ne diyor? "Cumhurbaşkanlığı seçimi bir hafta erkene alınsa ben oy veririm, Erdoğan'ı yine aday ederim. Yeter ki beni yerimden etmeyin. Ben burada oturayım." diyor.
O günlerde söylemiştim, demiştim ki: "Niyet kurultay olsa biz buradayız ama yapmayacaklar. Ne 9 Eylül'de yapacaklar ne ekimde yapacaklar." Uzattıkça uzattılar. Mahkeme yolunu kapatacaklar. Bizim kararı götürmediler Yargıtay'a, adli tatile kadar tuttular.
O günden bugüne de o partideki yöneticileri tek tek partiden atıyorlar. Yargıtay bizi haklı görse de o partide kalınmasın, o parti geri alınmasın falan, filan...
Şimdi bunların hepsi yaşanırken bir anda da "İrade, irade, irade!" diyorlar. Delegenin iradesi! Ya delegenin iradesi... Mahallede delege, ilçede delege, ilde delege. Bunlar kimin yerine delege? Üyenin yerine delege. Sizin yerinize delege!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 03 Kasım 2026 09:47 · Kaynak: habersunum.com