Hayatınızı ertelemeyin, geleceğinizi inşa edin!
- Sizler bu milletin yarını, bu ümmetin umudu, anne babalarınızın duası, geleceğimizin teminatısınız
- Sizlerden beklentimiz yalnızca diploma almanız, makam sahibi olmanız veya çok para kazanmanız değildir
Sizler bu milletin yarını, bu ümmetin umudu, anne babalarınızın duası, geleceğimizin teminatısınız. Sizlerden beklentimiz yalnızca diploma almanız, makam sahibi olmanız veya çok para kazanmanız değildir. Bizim sizlerden beklentimiz; ahlaklı, imanlı, meslek sahibi, sorumluluk alabilen ve yuva kurmaktan korkmayan insanlar olmanızdır.
Bugün sizlere bir ağabeyiniz, bir büyüğünüz olarak gönülden seslenmek istiyorum. Çünkü hayat sadece sınavlardan, diplomalardan ve kariyer planlarından ibaret değildir. Hayat; emek vermektir, helalinden kazanmaktır, bir yuvayı omuzlamaktır, evlat yetiştirmektir ve arkanızda hayırlı izler bırakmaktır.
Diploma mı, meslek mi? Asıl mesele hayata hazırlanmak!
Okulunuzda başarılı olun. Derslerinize çalışın, kendinizi geliştirin, okuyun, araştırın. İmkânınız varsa üniversiteye gidin, ilim öğrenin, uzmanlaşın. Fakat şunu da unutmayın: Herkesin üniversite bitirmesi şart değildir; ama herkesin hayatta bir hedefinin, bir emeğinin ve mümkünse elinin altında bir mesleğinin olması gerekir.
Bir gencin iyi bir usta olması, işini dürüstçe yapması, helalinden para kazanması ve insanlara fayda sağlaması da büyük bir başarıdır.
Elektrikçi, tesisatçı, marangoz, kaynakçı, teknisyen, aşçı, yazılımcı veya başka bir meslek sahibi olun… Yeter ki yaptığınız işi sevin, hakkını verin ve kimseye yük olmadan hayatınızı kurmaya gayret edin.
Üniversite okumak bir yoldur; meslek sahibi olmak da bir yoldur. Asıl mesele, hangi yolda olursanız olun kendinizi yetiştirmenizdir.
Bir de gençler, hayatınızı sürekli “Bir gün hazır olacağım!” diyerek ertelemeyin. Önce şu diplomayı alayım, sonra iş bulayım, sonra ev alayım, sonra arabam olsun, sonra biraz daha birikim yapayım…
İnsan hayatın bütün şartlarını eksiksiz hazırlamadan da sorumluluk almayı öğrenebilir. Elbette evlilik için asgari bir olgunluk, geçim planı ve karşılıklı rıza gerekir. Fakat her şeyin kusursuz olmasını beklemek de insanı hayatın güzelliklerinden uzaklaştırabilir.
Evlilikten korkmayın, aile kurmayı küçümsemeyin!
Bugün sizlere özellikle bir meseleyi anlatmak istiyorum: Evlilik…
Evliliği yalnızca maddi imkânların tamamlandığı, bütün hayallerin gerçekleştiği ve insanın hiçbir sıkıntısının kalmadığı bir döneme ertelemeyin.
Evlilik sadece hazır bir hayatı paylaşmak değildir. Bazen iki insanın el ele vererek hayatı birlikte kurmasıdır. Bazen küçük bir evde büyük bir huzur bulmaktır. Bazen azla yetinmek, birlikte çalışmak, birlikte yorulmak ve birlikte büyümektir.
Genç yaşta evlenen, birbirini tanıyarak, konuşarak, anlayarak ve birbirine destek olarak büyüyen eşler, hayatın pek çok tecrübesini birlikte kazanabilirler. Yıllar geçtikçe birbirlerinin huylarını, hassasiyetlerini, sevinçlerini ve üzüntülerini daha iyi öğrenebilirler.
Elbette her erken evlilik mutlu olacak diye bir kural yoktur. Yaş tek başına olgunluk getirmez. Evlilik; sevgi, saygı, sabır, sadakat, sorumluluk ve karşılıklı anlayış ister.
Ancak sırf bütün maddi şartlar tamamlanmadı diye evliliği yıllarca ertelemek de her zaman doğru bir yaklaşım değildir.
Evlilik bir yarış değildir; fakat hayatı sürekli ertelemek de bir marifet değildir.
Her iki tarafın da birbirine ihtiyacı olsun!
Bugünün gençlerine bir başka gerçeği daha hatırlatmak istiyorum.
İnsanlar yıllarca yalnızca kendi hayatlarına odaklanıp bütün düzenlerini tek başlarına kurduklarında, evliliğe iki kişinin birbirine ihtiyaç duyduğu bir ortaklık olarak değil, mevcut hayatlarına eklenen bir yük olarak bakabilirler.
Böyle olmak zorunda değildir. Maddi bağımsızlık elbette kıymetlidir; insanın kendi ayakları üzerinde durması önemlidir. Fakat evlilik, iki tarafın da birbirine mecbur kalması değil, birbirini özgür iradesiyle seçmesi ve hayatın sorumluluğunu birlikte üstlenmesidir.
Eşler birbirlerine “Ben sana muhtaç değilim!” diyerek değil, “Ben seninle hayatı paylaşmayı seçiyorum!” diyerek yaklaşmalıdır.
Bir yuvanın temeli, bir tarafın diğerine boyun eğmesi değildir. Temeli; merhamet, güven, sadakat ve ortak emektir.
Unutmayın gençler, insanın kendi ayakları üzerinde durmasıyla hayat arkadaşına ihtiyaç duyması birbirine zıt şeyler değildir. Asıl zenginlik, güçlü olduğunuz hâlde birbirinize destek olabilmenizdir.
Haramdan uzak durun, helal bir yuvaya yönelin!
İnsanın gençliği değerlidir. Gençlik, yalnızca eğlenip zaman geçirmek için değil; kendini yetiştirmek, imanını güçlendirmek ve geleceğini hazırlamak için de büyük bir fırsattır.
İslam bize iffeti, hayâyı, sorumluluğu ve aileyi öğretir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), evliliğe gücü yeten gençleri evlenmeye teşvik etmiş, evliliğin iffeti korumadaki önemini bildirmiştir.
Öyleyse neden helal olanı zorlaştırıp harama giden yolları kolaylaştırıyoruz?
Neden evlilik için her şeyi kusursuz hâle getirmeyi beklerken insanın duygularını, ihtiyaçlarını ve manevi sorumluluklarını görmezden geliyoruz?
Elbette evlilik, sırf harama düşme korkusuyla düşünmeden atılacak bir adım değildir. İki tarafın da rızası, olgunluğu, güvenliği ve sorumluluk bilinci esastır. Ailelerin desteği de bu süreçte önemli bir kolaylık sağlayabilir.
Ama şartlar makul ölçüde hazırsa, iki genç birbirini tanımışsa, evliliğin sorumluluğunu kavramışsa ve helal bir yuva kurmak istiyorsa, gereksiz beklentilerle bu yolu zorlaştırmayalım.
Düğünleri gösteriş yarışına çevirmeyelim. Gençleri yıllarca borç altında bırakacak masrafları bir mutluluk şartı gibi sunmayalım. Bir yuvanın değerini takılan altınla, tutulan salonla, kullanılan eşyayla ölçmeyelim.
Bir evin duvarlarını para yükseltebilir; ama o evi yuva yapan şey iman, ahlak, sevgi ve merhamettir.
Hem okuyun hem çalışın hem de aile kurun!
“Evlendikten sonra eğitim hayatım biter.”
Bu düşüncelerin hepsi her zaman doğru değildir.
İmkânlar, şartlar ve kişilerin hedefleri farklıdır. Bazı gençler için önce eğitimini tamamlamak daha uygun olabilir. Bazıları çalışırken üniversite okuyabilir. Bazıları da eşinin desteğiyle eğitimine devam ederken ailesini kurabilir.
Önemli olan, evlilikle eğitimi birbirine düşman iki tercih gibi görmemektir.
Birbirini anlayan, hedeflerine saygı duyan ve sorumlulukları paylaşan eşler, birbirlerinin gelişimine destek olabilirler. Bir taraf okurken diğeri çalışabilir; şartlar değiştiğinde görevler yeniden paylaşılabilir.
Yeter ki birbirinizin hayallerini küçümsemeyin. Yeter ki evliliği bir engel değil, gerektiğinde birbirine güç veren bir ortaklık olarak görün.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 28 Ekim 2026 11:58 · Kaynak: akasyam.com