Habermetrik
← Ana Sayfa
Denizli/Bekilli 25 Ekim 2026 11:19 · Güncelleme 14:01
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Doğrusu bu önce kendin inanacaksın

Doğrusu bu önce kendin inanacaksın
Görsel kaynağı: gazetesehir.com
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Siyaset yapıyorsanız kendinize güveneceksiniz
  • Seçmene de inanacaksınız

Siyaset yapıyorsanız kendinize güveneceksiniz. Seçmene de inanacaksınız. Bu iş düşük özgüvenle, söylediği sözden kendisi bile şüphe ederek yapılacak bir iş değil. İnsanlardan ülkeyi yönetme sorumluluğunu istiyorsunuz. Başarabileceğinize önce siz inanacaksınız ki karşınızdaki de size güvenebilsin.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Denizli’deki basın toplantısında söylediği “2028 seçimleri de adil olmayacak. Yine kazanacağız” sözünü bu açıdan yerinde buluyorum.

Özdağ, kendisine yöneltilen erken seçim ve muhalefetteki dağınıklık sorusunu yanıtlarken ağır eleştirilerde bulunuyor. İktidarın yargı müdahaleleriyle siyaseti şekillendirmeye çalıştığını savunuyor. Gazetecilerin ve muhalif siyasetçilerin tutuklanmasından söz ediyor.

Kendi tutukluluğunu da hatırlatıyor. Seçimlerde devlet bürokrasisinin bütün imkânlarıyla karşılarında olacağını düşündüğünü söylüyor.

Bütün bunları anlattıktan sonra da “Yine kazanacağız” diyor.

Bu kararlılığı önemsiyorum. Tutukluluk yaşamış bir siyasetçinin, yaşadıklarını anlattıktan sonra aynı iddiayla konuşmaya devam etmesi, söylediği sözün ağırlığını da artırıyor. Karşılaşabileceğini düşündüğü güçlükleri biliyor ve seçmenin karşısına mücadeleyi sürdüreceğini söyleyerek çıkıyor.

Zaten bir siyasi liderden ne bekleriz? Partisini kurmuş, kadrosunu oluşturmuş, insanlardan destek istiyor. Çıkıp “Biz de pek ümitli değiliz ama bir deneyelim” mi diyecek? Böyle bir konuşmanın ardından vatandaş hangi heyecanla yanında yer alacak? Genel başkanın kendisini ikna edemediği bir başarıya seçmeni nasıl inandıracağız?

Kendine güvenmek, siyasetin gereğidir. İddianızı ortaya koyacaksınız, sorumluluğunu üstleneceksiniz. İnsanlar da sizi dinleyecek, izleyecek ve karar verecek. Söylediklerinizle yaptıklarınız arasındaki ilişki, zamanla o güvenin ne kadar sağlam olduğunu gösterecek.

Özdağ’ın açıklamasında üzerinde ayrıca durmak istediğim bir cümle daha var: “Millet bu iktidardan kurtulmak için öfkesini sandığa saklıyor.”

Ben de değişim isteyenlerdenim. Çevremde değişim isteyen çok insan var. Konuşuyoruz, tartışıyoruz, yaşananlara tepki gösteriyoruz. Fakat kendi çevreme bakıp bütün Türkiye’nin kararını verdiğini söyleyemem. Benim görüştüğüm insanların düşüncesi belli diye dışarıdaki herkesin aynı noktada olduğunu varsaymak kolaycılık olur.

Çünkü şikâyet eden, hatta oldukça sert şikâyet eden ama siyasi tercihini değiştirmeyi düşünmeyen insanları da görüyorum.

Geçinemediğini anlatıyor. Hayat pahalılığına kızıyor. Çocuğunun geleceğinden endişe ediyor. Konuşmanın buraya kadar olan bölümünü dinleseniz, değişim konusunda sizden daha kararlı olduğunu düşünebilirsiniz. Sonra sandık meselesi açılıyor, yıllardır desteklediği partiye yeniden dönüyor. Az önce anlattığı sıkıntılar yerli yerinde duruyor; siyasi tercihi de öyle.

Bunu görmezden gelemeyiz.

Ben bazı insanlarda bu bağlılığın biat derecesine ulaştığını düşünüyorum. Desteklediği siyaseti sorgulamak, kişinin kendi inancını sorgulaması kadar zor hâle geliyor. İtiraz ettiğinizde sizi dinlemek yerine savunmaya geçiyor.

Kendi hayatındaki olumsuzlukları kabul etse bile bunlarla siyasi tercihi arasında bağ kurmaktan kaçınabiliyor.

Böyle bir bağlılığı değiştirmek çok zor. Siz önüne yaşadığı sıkıntıyı koyuyorsunuz, o zaten o sıkıntıyı her gün yaşıyor. Anlatacağınız şeyi biliyor. Yine de tercihini koruyor. Demek ki yaşadıklarından şikâyet etmesi, tek başına sandıktaki davranışını açıklamaya yetmiyor.

Bu yüzden “Millet öfkesini sandığa saklıyor” sözünü duyduğumda şunu sormak istiyorum: Herkesin öfkesi değişim iradesine dönüşecek mi?

Keşke bunun cevabını yalnızca çevremizdeki konuşmalardan çıkarabilsek. Fakat aynı şikâyeti dile getiren iki insanın sandıkta farklı tercihler yapabileceğini de hesaba katmak gerekiyor. Muhalefetin, kendisini zaten destekleyen insanların dışına çıkıp bu bağlılığı anlamaya çalışması şart.

Kızarak, küçümseyerek veya “Daha ne olması gerekiyor?” diye sorarak alınabilecek yolun bir sınırı var.

İnsanlardan yıllardır sürdürdükleri bir tercihi değiştirmelerini istiyorsunuz. Size güvenmelerini, yönetme sorumluluğunu sizin kadronuza vermelerini bekliyorsunuz. O güveni oluşturmak emek ister. Sorularına cevap vermek, kaygılarını dinlemek, söylediklerinizin arkasında durmak gerekir. Kendinize duyduğunuz inanç, bu emeği sürdürebilmenizi de sağlar.

Özdağ’ın “Yine kazanacağız” sözünü bu yüzden değerli buluyorum. Siyasetçi iddialı olacak. Yaşadığı zorlukların ardından da kendi sözüne ve seçmene inanacak. Fakat değişim isteyen biri olarak ben, şikâyetlerin çokluğundan hareketle sonucu şimdiden belli sayamam.

Önce kendin inanacaksın. Ardından, bugün sana inanmayan vatandaşa da güven verebilmek için çalışacaksın.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazetesehir.com
Haber metni ve görseller gazetesehir.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset · Bölge: Denizli/Bekilli
Yayın: 25 Ekim 2026 11:19 · Kaynak: gazetesehir.com
Kaynağı Oku ↗