COP31 öncesi Türkiye'nin iklim karnesi: Artan emisyonlar, kömür yatırımları ve katılım tartışması
- Türkiye, COP31'de iklim çözümlerini dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor
- Ancak emisyonlar artıyor, kömür yatırımları sürüyor
Türkiye, COP31'de iklim çözümlerini dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. Ancak emisyonlar artıyor, kömür yatırımları sürüyor. İklim Ağı, Türkiye'nin politikalarını yedi başlıkta değerlendirdi.
Google'da DW'yi tercih edin İklim zirvesi COP31 Antalya'da gerçekleşiyor Fotoğraf: Goksel Yapar/AFP Reklam Türkiye, 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) hazırlanıyor. Hükümet zirveyi iklim çözümlerini dünyaya tanıtma fırsatı olarak görüyor.
Ancak sera gazı emisyonları artıyor, elektrik üretiminde kömürün payı yüksek ve yeni kömür projeleri gündemde.
Greenpeace Türkiye, TEMA, WWF-Türkiye, Mekanda Adalet Derneği, Temiz Hava Hakkı Derneği ve Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfının da aralarında bulunduğu 17 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, 3 Kasım'da Türkiye'nin iklim karnesini açıkladı. Karne, zirveye katılımdan emisyon hedeflerine, kömür yatırımlarından plastik atık ithalatına kadar yedi başlıkta eleştiriler içeriyor.
Kuruluşlar, Türkiye'nin iklim liderliği iddiasının mevcut politikalarla çeliştiğini savunuyor. Peki resmi veriler ve hükümetin açıkladığı hedefler nasıl bir tablo ortaya koyuyor?
Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığını üstleneceği COP31'de müzakereleri Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen yönetecek. Antalya'da 11-12 Kasım'da Dünya Liderleri Zirvesi düzenlenecek.
Zirve için yaklaşık 1,1 milyon metrekarelik alan ayrıldı. Bunun 527 bin metrekaresi resmi müzakerelerin yapılacağı Mavi Bölge, 582 bin metrekaresi ise etkinliklerin düzenleneceği Yeşil Bölge olacak.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 3 Kasım'daki açıklamasında Yeşil Bölge'nin iklim çözümlerinin sergileneceği bir merkez olacağını belirterek konserler, sergiler ve söyleşilerle "festival alanına döneceğini" söyledi. Bakanlığın açıklamasına göre 154 ülkeden 45 binden fazla kişi gönüllü olmak için başvurdu. Yaklaşık 2 bin sivil toplum kuruluşu ve belediye de katılım talebinde bulundu.
Bakanlık Yeşil Bölge'yi sivil toplumun, şirketlerin ve akademisyenlerin buluşacağı bir alan olarak tanıtırken İklim Ağı, COP31 Başkanı ile görüşme talebinin karşılıksız kaldığını ve Türkiye'nin düzenleyeceği yan etkinliklerde kendilerine yer verilmediğini açıkladı.
İklim Ağı, maden ve fosil yakıt şirketlerinin zirveye ortak edilmesini eleştirdi. COP31'in resmi internet sitesinde Cengiz Holding uygulama ortakları arasında, Nurol Holding, OYAK Çimento, Limak Holding ve IC Holding ise iklim destekçileri arasında yer alıyor.
İklim Ağı'na göre karar alıcılarla diyalog kuramamak ve yan etkinliklerde yer alamamak, COP31 Başkanlığının katılımcılık taahhüdüyle çelişiyor.
Türkiye'nin 2053'te net sıfır emisyona ulaşma hedefi bulunuyor. Ancak TÜİK'in son envanterine göre sera gazı emisyonları 2024'te yüzde 5,3 artarak 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine yükseldi. Emisyonların yüzde 71,8'i enerji sektöründen kaynaklandı.
Türkiye'nin BM'ye sunduğu 2035 hedefi ise emisyonları 643 milyon tonla sınırlandırmayı öngörüyor. Hükümet bunu, önlem alınmaması halinde emisyonların ulaşacağı varsayılan 1 milyar 109 milyon tonluk senaryoya göre 466 milyon tonluk azaltım olarak tanımlıyor.
Ancak hedef, mevcut emisyon seviyesine göre mutlak bir azalma taahhüdü içermiyor. Climate Action Tracker'ın hesaplamasına göre arazi kullanımı ve ormancılık sektörü hariç tutulduğunda 2035 hedefi 694 milyon tona karşılık geliyor.
Kuruluş, hedefi küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma amacıyla uyumsuz buluyor.
İklim Ağı da hazırlanırken sivil toplumun görüşlerinin dikkate alınmadığını savunduğu hedefin güçlendirilmesini ve emisyonların azaltılmasını istiyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına göre Eylül 2026 sonunda kurulu gücün yüzde 22,2'sini güneş, yüzde 12,2'sini rüzgar oluşturdu. Ancak 2025 elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 33,3, doğal gazın payı yüzde 22,3 oldu. İki fosil yakıtın toplam payı yüzde 55,6'ya ulaştı.
İklim Ağı, Çanakkale'deki yeni kömür santrali planını ve Afşin-Elbistan'daki ek ünite projesini eleştiriyor. Afşin-Elbistan A Santrali'ne yapılması planlanan iki ek ünite için verilen ÇED olumlu kararı 2026'da mahkemelerce iptal edildi.
Bakanlık ve şirket, iptal kararlarından birini temyize taşıdı. Çanakkale'deki Cenal Termik Santrali'ne 1050 megavatlık yeni ünite eklenmesi için ÇED süreci başlatıldı.
Akbelen çevresinde kömür madenciliği için altı köydeki 679 parsel hakkında acele kamulaştırma kararı alındı. Danıştay 6. Dairesi, ekim ayında Çamköy'deki beş taşınmaza ilişkin davayı, enerji arz güvenliği ve mevcut kömür rezervlerinin tükenmekte olması gerekçeleriyle reddetti.
İklim Ağı ise acele kamulaştırmaların zeytinlikleri ve köyleri tehdit ettiğini belirterek bu uygulamaya son verilmesini istiyor.
İklim Ağı, kömüre verilen kamu desteklerinin kaldırılmasını, yeni projelerin durdurulmasını ve kömürden adil çıkış için takvim açıklanmasını istiyor.
İklim Ağı'na göre Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ve Eylem Planı Taslağı, kömüre bağımlı bölgelerde çalışanların istihdam ve gelir güvencesine yeterli çözüm sunmuyor.
Kuruluşlar, bölgesel ekonomik dönüşüme yönelik somut planların eksik olduğunu, kadınların istihdam olanakları ve ücretsiz bakım emeğinin yeterince ele alınmadığını belirtiyor. Kömürden çıkışın çalışanların ve bölge halkının haklarını koruyacak önlemlerle yürütülmesini istiyor.
İklim Ağı bu yaklaşımı olumlu bulmakla birlikte ulaşım, ısınma ve sanayide artacak elektrik talebinin kömür ve doğal gaz yerine rüzgar ve güneşten karşılanması gerektiğini vurguluyor. Enerji verimliliği, depolama ve şebeke yatırımlarının da dönüşümün parçası olmasını istiyor.
Türkiye, COP31'de Sıfır Atık yaklaşımını da öne çıkarıyor. Küresel eylem hedefleri arasında 2035'e kadar atık üretimindeki artışın yarıya indirilmesi bulunuyor.
Ancak Türkiye, Avrupa Birliği'nden (AB) plastik atık ithalatını sürdürüyor. Avrupa Komisyonuna göre AB, 2025'te Türkiye'ye 510 bin ton plastik atık ihraç etti. Bu, toplam 1,4 milyon tonluk ihracatın yaklaşık yüzde 36'sı.
Türkiye, AB'nin plastik atık ihracatında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasındaki başlıca varış noktası oldu.
Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin plastik atık yönetimine ilişkin mevzuatını güçlendirdiğini ve denetimleri artırdığını da belirtiyor. Buna karşılık İklim Ağı, ithalatın çevre ve halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu savunarak tamamen yasaklanmasını ve yeni plastik üretim tesislerinin açılmamasını istiyor.
24 Eylül 2026'da yayımlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, sürdürülebilir ekonomik faaliyetleri sınıflandırarak yeşil yatırımlara finansman akışını teşvik etmeyi amaçlıyor.
İklim Ağı, doğal gaz ve nükleer enerji projelerinin yeşil yatırım sayılabilmesine ve 15 üyeli Türkiye Yeşil Taksonomisi Komitesinde sivil toplum temsilcisi bulunmamasına karşı çıkıyor.
Yönetmeliğin 20'nci maddesi sisteme yüklenen taksonomi raporlarının kamuya açık olmasını esas alırken 22'nci maddesi, raporlar dışındaki bilgi ve belgelerin üçüncü taraflarla paylaşılmasını ilgili kurum veya şirketin iznine bağlıyor. İklim Ağı, bu sınırlamanın şeffaflığı zayıflattığını savunuyor.
Antalya'daki zirve yaklaşırken Türkiye'nin iklim hedefleriyle uygulamaları arasındaki fark tartışılmaya devam ediyor. İklim Ağı, COP31'de somut ilerleme sağlanması için emisyonların azaltılmasını, kömürden adil çıkış takviminin açıklanmasını ve sivil toplumun karar alma süreçlerine katılmasını istiyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Eğitim
Yayın: 03 Kasım 2026 13:00 · Kaynak: DW Türkçe