Sinop’ta nükleer santral için Güney Kore ile anlaşma: Çevresel riskler ve maliyetler tartışılıyor
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Kasım’da Güney Kore’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında, iki ülke arasında nükleer enerji, madencilik, bilim ve teknoloji alanlarında dört mutabakat zaptı imzalandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Kasım’da Güney Kore’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında, iki ülke arasında nükleer enerji, madencilik, bilim ve teknoloji alanlarında dört mutabakat zaptı imzalandı.
Erdoğan ile Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un Seul’deki görüşmelerinin ardından imzalanan anlaşmalardan biri, Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile Güney Kore İhracat-İthalat Bankası (KEXIM) arasında nükleer enerji projelerinin finansmanına yönelik iş birliğini kapsıyor.
NÜKLEER SANTRAL İÇİN FİNANSMAN GÖRÜŞMELERİ BAŞLIYOR
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıklamasına göre TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan mutabakat, nükleer enerji projelerinde potansiyel finansman modellerinin değerlendirilmesini öngörüyor.
İki kuruluş finansal analizler yapacak, olası yatırım ve kredi modellerini inceleyecek ve düzenli bilgi alışverişinde bulunmak üzere ortak çalışma grubu oluşturacak.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, ortak basın toplantısında Sinop nükleer santraline ilişkin görüşmelerin ilerlediğini belirterek Koreli şirketlerin Türkiye’deki nükleer enerji projelerine katılımını destekleyeceklerini söyledi.
Erdoğan ise Güney Kore’yi Sinop projesinde önemli bir potansiyel ortak olarak gördüklerini ifade etti. Nihai kararın elektrik üretim maliyeti, finansman koşulları ve Türkiye ekonomisine sağlayacağı faydalar dikkate alınarak verileceğini belirtti.
İNCEBURUN’DAKİ ORMANLAR VE KARADENİZ EKOSİSTEMİ TEHDİT ALTINDA
Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral, uzun yıllardır çevre örgütlerinin ve bölge halkının itirazlarına konu oluyor.
Santral için belirlenen İnceburun bölgesindeki yaklaşık bin 10 hektarlık arazi, 2012 yılında yapılan protokolle Elektrik Üretim AŞ’ye tahsis edildi. Bölgede nükleer santral hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilen ağaç kesimleri ve ormanlık alanların tahribatı tepkilere neden oldu.
Nükleer karşıtı çevre örgütleri, santralin inşası ve işletilmesi sırasında orman ekosisteminin zarar göreceğini, kıyı yapısının değişeceğini ve bölgedeki doğal yaşamın olumsuz etkileneceğini belirtiyor.
Santralin soğutma sistemlerinde Karadeniz’den büyük miktarda su kullanılması da tartışılan başlıklar arasında bulunuyor. Soğutma işleminden sonra denize bırakılacak suyun sıcaklığındaki artışın deniz canlıları, balık popülasyonları ve yerel balıkçılık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği ifade ediliyor.
Çevre savunucuları, projenin yalnızca elektrik üretimi açısından değil, ormanlar, deniz ekosistemi ve bölge halkının geçim kaynakları üzerindeki uzun vadeli etkileri bakımından da değerlendirilmesini istiyor.
ÇERNOBİL FELAKETİNİN ETKİLERİ HÂLÂ HAFIZALARDA
Sinop’ta nükleer santrale yönelik itirazların önemli gerekçelerinden birini de nükleer güvenlik endişeleri oluşturuyor.
1986’da yaşanan Çernobil Nükleer Felaketi’nin radyoaktif etkilerinin Karadeniz kıyılarına ulaşmış olması, bölgede nükleer enerjiye ilişkin kaygıların sürmesine neden oluyor.
Nükleer karşıtı platformlar, olası bir kazanın yalnızca santralin bulunduğu alanı değil, Karadeniz çevresindeki geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Santralin işletme süresinin ardından ortaya çıkacak radyoaktif atıkların nasıl depolanacağı, uzun dönemli güvenlik önlemlerinin maliyeti ve santralin sökülmesine ilişkin yükümlülükler de yanıt bekleyen konular arasında bulunuyor.
Sinop nükleer santralinin yatırım maliyetinin yaklaşık 30 milyar dolar olabileceği tahmin ediliyor. Ancak proje için kesinleşmiş yatırım tutarı ve elektrik alım koşulları henüz açıklanmadı.
Projenin finansman modeli, devlet tarafından verilebilecek elektrik alım garantileri ve uzun vadeli mali yükümlülükler de tartışılıyor.
Mersin’de Rusya tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde belirli üretim miktarları için kilovatsaat başına 12,35 sentlik alım garantisi bulunuyor.
Sinop projesinde de benzer bir model uygulanabileceği yönündeki değerlendirmeler, üretilecek elektriğin maliyeti ve kamu bütçesine olası yükü konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bununla birlikte Sinop için herhangi bir alım fiyatı veya garanti süresi kesinleşmiş değil.
Muhalefet temsilcileri, yabancı şirketlerin nükleer santral projelerinde uzun süreli işletme haklarına sahip olmasının enerji bağımsızlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
KRİTİK MADENLER VE NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ İÇİN DE ANLAŞMA
Erdoğan’ın Güney Kore ziyaretinde nükleer enerji iş birliğinin yanı sıra doğal kaynaklar ve madencilik alanında da mutabakat imzalandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Güney Kore Ticaret, Sanayi ve Kaynaklar Bakanı Kim Jung-Kwan tarafından imzalanan anlaşma; nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve mıknatıs üretiminde kullanılan hammaddelerin araştırılması, işlenmesi, rafine edilmesi ve geri dönüştürülmesi alanlarını kapsıyor.
Bakan Bayraktar, anlaşmaya ilişkin açıklamasında kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinde Türkiye’nin kaynak potansiyelini teknoloji, yatırım ve yüksek katma değerli üretimle buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Ancak mutabakat kapsamında hangi maden sahalarında çalışma yapılacağı, şirketlere özel arama veya işletme hakları tanınıp tanınmayacağı ve projelerde hangi çevresel yükümlülüklerin uygulanacağına ilişkin ayrıntılar kamuoyuna açıklanmadı.
Bu belirsizlik, Türkiye’nin doğal kaynaklarının işletilmesinde yabancı şirketlerin üstleneceği rol ve kamusal denetimin kapsamı açısından tartışmaları beraberinde getiriyor.
Sinop’ta nükleer santral kurulması fikri 1980’li yıllardan bu yana Türkiye’nin enerji politikalarında yer alıyor.
2013 yılında Japonya ile yürütülen görüşmeler sonucunda, Japonya, Fransa ve Türkiye ortaklığıyla santral kurulması planlandı. Ancak artan yatırım maliyetleri nedeniyle Japonya’nın projeden çekilmesiyle bu girişim sonuçsuz kaldı.
Sonraki yıllarda Rusya ve Güney Kore ile görüşmeler yürütüldü. Güney Kore’nin kamu elektrik şirketi KEPCO, 2023 yılında projeye ilişkin teklif sundu.
Son olarak 3 Kasım 2026’da imzalanan finansman mutabakatı, Güney Kore’nin Sinop projesine katılımı açısından yeni bir aşama oluşturdu.
Bununla birlikte anlaşma henüz santralin inşasına başlanması veya Güney Koreli bir şirketin projeyi üstlenmesi anlamına gelmiyor.
Sinop’ta nükleer santral projesinin geleceği, finansman koşulları ve şirketler arasındaki görüşmelerin yanı sıra çevresel etkiler, güvenlik önlemleri ve ekonomik maliyetlere ilişkin tartışmalar eşliğinde şekillenmeye devam ediyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 12:49 · Kaynak: politikahaber.com