Şimşek: 2026'da bütçe açığı%3,1'e inecek, memur-emekli zamı enflasyonun altında kalmayacak
Hazine Bakanı Şimşek, 2026 bütçe açığı hedefinin%3,5'ten%3,1'e revize edildiğini, ücretli kesimin alım gücünün en az enflasyon oranında korunacağını ve dezenflasyonun dış şoklara rağmen sürdüğünü açıkladı.
Linki kopyala · 3 dk 9 okunma Google News'te Takip Et Şimşek: 2026'da bütçe açığı%3,1'e inecek, memur-emekli zamı enflasyonun altında kalmayacak Gözden Kaçırmayın Gözden Kaçırmayın Demirkıran: Siirt'in bakır rezervleri elektrifikasyon çağında stratejik öneme sahip Habere git Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı canlı yayında ekonomi programının gidişatıyla ilgili kapsamlı açıklamalarda bulundu. Şimşek, enflasyonla mücadelenin, bütçe disiplininin ve reel sektör desteklerinin merkezi eksenleri etrafında şekillendiğini vurgularken, önümüzdeki dönem için sayısal hedefleri netleştirdi.
Şimşek, Orta Vadeli Program (OVP) kapsamındaki en bağlayıcı hedefin bütçe açığı olduğunu kaydetti. 2026 için önceden öngörülen%3,5'lik bütçe açığı hedefinin, performansın iyileşmesiyle%3,1'e çekileceğini duyurdu. Bakan, son üç yıldır bütçe hedeflerinin sürekli hedefin altında gerçekleştiğini hatırlatarak; 2023'te%6,4 hedefe karşılık%5,1, 2024'te%6,4 hedefe karşılık%4,7 ve 2025'te de hedeften çok daha iyi performans sergilendiğini belirtti. Benzer ülkeler ortalamasının%5,9 iken Türkiye'ninin yarım kademe seviyelerde seyrettiğini vurguladı.
Dezenflasyon sürecinin 2024'ün ikinci çeyreğinden itibaren başladığını anımsatan Şimşek, savaş etkisi arındırıldığında 2024 yılı enflasyonunun%20-22 bandında olacağını, ancak dış şoklar (enerji, emtia, Orta Doğu, Çin şoku) nedeniyle hedeflerin zaman çizelgesinin uzattığını ifade etti. Ölçüm metodolojisinin Eurostat standartlarında olduğunu, TÜİK verilerinin uluslararası normlara uygun olduğunu tekrarlayan Bakan, "Enflasyon artış oranında ciddi yavaşlama var, program sonuç veriyor" dedi.
Seçim döneminde de dezenflasyondan vazgeçilmeyeceğini vurgulayan Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin en büyük öncelik olduğunu söyledi. "Bütün kamu çalışanlarının ve emeklilerinin maaşları her zaman en az enflasyon kadar artacak" şeklinde net bir taahhütte bulundu. Ücretli kesimin alım gücünün korunmasının sürdürülebilir büyüme için şart olduğunu, bu konuda maliye politikasının en güçlü desteğinin devam edeceğini bildirdi.
Türkiye'nin normalde dalgalı kur rejimi olması gerektiğini, ancak piyasada Türk Lirası'na tek yönlü (değerlenme) rağbet varken bu riskin yönetilmesi gerektiğini anlatan Şimşek, "Tek yönlü piyasa varsa'yönetilen kur rejimi' ile karşı karşıyasınız" dedi. Reel kurun 2000 ve 2010 baz yıllarında 100'in altında, 2020 baz yılında ise üstünde seyrettiğini belirterek, baz yıl seçiminin sonucu değiştirdiğini kaydetti. İdeal ortamda (enflasyon tek haneye indiğinde) ihracatçı zorunlu satışının kaldırılarak daha esnek rejime geçilebileceğini, ancak şartların henüz oluşmadığını söyledi.
Rekabet gücünü belirleyen tek faktörün kur olmadığını, girdi maliyetlerinin (doğal gaz, elektrik) rakiplere oranla çok daha uygun olduğunu belirten Şimşek, dış talep şokunun yorumcular tarafından göz ardı edildiğini uyardı. Avrupa Birliği ve MENA bölgesindeki büyüme yavaşlamasının ihracatı etkilediğini, Çin'in WTO sonrası ve son dönem gümrük savaşlarına rağmen kapasiteyi artırarak global piyasalara (AB, Afrika, Asya) ucuz mal sürdüğünü ("İkinci Çin Şoku") vurguladı. Bu tahribatın sadece programla ilişkilendirilmemesinin gerektiğini savundu.
Şimşek, tarıma ve sanayiye yönelik desteklerin hacmini rakamlarla ortaya koydu:
Gelir vergisi beyanname veren mükellef sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyona çıktığını, büyük firmalardaki denetim oranının%31'e, orta büyüklükteki oranının%7'ye yükseldiğini bildiren Şimşek, kayıt dışı mücadelesinin getirilerinin 2027 bütçesine yansıyacağını söyledi. Gelecek yılki bütçe planlamasında Eşel Mobil uygulamasının (mazot hariç kısmi devam) devam etmeyeceğini netleştirdi. Kurumlar ve gelir vergisinde değişiklik gündemde olmadığını, dolaylı vergilerde de cari açık yönetimi dışında gündem olmadığını ifade etti.
Türkiye ekonomisinin küresel ortalama üzerinde büyüdüğünü, G20 içinde büyümede ilk sıralarda yer aldığını kaydeden Şimşek, büyüme kompozisyonunun yatırım odaklı (makine-teçhizat) kaydığını vurguladı. Cari açığın 55 milyar dolara, dış ticaret açığının 120 milyar doladan gerilediğini anlattı. ABD yaptırımlarının izole bir olay olduğunu, Türkiye bankacılık sisteminin Basel III standartlarının iki katı (%16,6 sermaye yeterliliği), düşük NPL oranları (%2-3) ve güçlü varlık kalitesi ile şoklara dayanıklı olduğunu belirterek uluslararası normlara uyumun sürdüreceğini vurguladı.
Kategori: Ekonomi
Yayın: 16 Eylül 2026 14:51 · Kaynak: habergo.com.tr