Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul 01 Kasım 2026 07:44
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

İklim krizi sağlık tehdidine dönüştü: Acil durum çağrısı

İklim krizi sağlık tehdidine dönüştü: Acil durum çağrısı
Görsel kaynağı: DW Türkçe
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri giderek ağırlaşıyor
  • 30'dan fazla ülkeden yaklaşık 150 araştırmacı, küresel ısınmanın "küresel sağlık acil durumu" olarak ele alınması çağrısında bulunuyor

İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri giderek ağırlaşıyor. 30'dan fazla ülkeden yaklaşık 150 araştırmacı, küresel ısınmanın "küresel sağlık acil durumu" olarak ele alınması çağrısında bulunuyor.

Google'da DW'yi tercih edin Aşırı sıcaklar, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki en doğrudan etkilerinden biri. Sıcak çarpması özellikle yaşlılar, kronik hastalar ve açık havada çalışanlar için ciddi risk oluşturuyor. Fotoğraf: Pugazh Murugan/ Matrix Images/picture alliance Reklam Sıcak havaya bağlı ölümler, kuraklık ve gıda güvensizliği dünya genelinde hızla artarken 30'dan fazla ülkeden 150 araştırmacı iklim değişikliğinin "küresel sağlık acil durumu" ilan edilmesi çağrısında bulundu.

Yapılan araştırmaya göre ülkelerin Paris İklim Anlaşması'nı imzalamasının üzerinden geçen on yılda küresel ısınmanın sağlık ve ekonomi üzerindeki maliyeti keskin biçimde yükseldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dönemin dönüm noktası niteliğindeki anlaşmasını "yüzyılın en önemli halk sağlığı anlaşması" olarak nitelendirmişti.

Ancak iklim değişikliği yalnızca 2023 yılında 500 binden fazla sıcaklığa bağlı ölüme, 2016'dan bu yana ise yaklaşık 3 milyon ölüme sebep oldu. Gıda ve su kaynaklarını tehdit eden, hastalık riskini artıran aşırı kuraklıktan etkilenen alanlar, Paris Anlaşması öncesindeki on yıla kıyasla yüzde 700'den daha hızlı büyüdü.

Lancet Countdown adlı bağımsız kuruluşun Sağlık ve İklim Değişikliği raporuna göre sıcak hava, geçen yıl dünya genelinde potansiyel gelir kaybı açısından yaklaşık bir trilyon dolarlık ekonomik zarara yol açtı. Lancet raporunu finanse eden ve dünyanın en büyük yardım kuruluşlarından biri olan Wellcome Trust'ın iklim ve sağlık direktörü Alan Dangour şu çağrıyı yaptı:

"Bu böyle devam edemez. Yönümüzü değiştirmeli, iklim değişikliğine vereceğimiz yanıtın merkezine insanların sağlığını ve refahını koymalıyız. Başarıyı emisyon hedefleri ya da santigrat derece üzerinden değil, kurtarılan hayatlar ve iyileştirilen sağlık sonuçları üzerinden ölçmeliyiz."

Lancet araştırmasının son bulguları, Paris İklim Anlaşması'nın imzalanmasından sonraki on yılı önceki dönemle karşılaştırarak sağlık risklerinin ne kadar hızlı arttığını ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre 2016-2023 dönemindeki sıcaklığa bağlı ölümlerin yüzde 68'i iklim değişikliğiyle bağlantılı. Önceki on yılda bu oran yüzde 55 seviyesindeydi. İklim kaynaklı sıcaklık ölümlerindeki yıllık artış da iki katından fazla yükseldi.

Avustralya merkezli Sydney Üniversitesi Sıcaklık ve Sağlık Araştırma Merkezi'nden Ollie Jay, ölümlerin yalnızca "buzdağının görünen kısmı" olduğunu belirtiyor:

"Üstelik bu buzdağı erimiyor, her yıl büyüyor."

Yüzeyin altında ise sıcak çarpması, uyku kaybı ve kronik hastalıkların ağırlaşması gibi başka sağlık sorunları bulunuyor.

Ekonomik zarar da giderek artıyor. Aşırı sıcakta çalışmak insanları sıcak bitkinliği, hastalık veya yaralanma riskiyle karşı karşıya bırakıyor ve nihayetinde gelirlerini ve geçim kaynaklarını kaybetmelerine yol açabiliyor.

2025 yılında aşırı sıcak nedeniyle 573 milyar potansiyel çalışma saati kaybedildi. Bunun yükünü en fazla tarım işçileri taşıdı. Afrika ve Güneydoğu Asya'daki kırılgan ekonomiler en ağır darbeyi aldı. Kayıplar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine kadar çıkarken daha gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 0,5'te kaldı.

Uydu verilerine göre 2003'ten bu yana dünya kara alanlarının yüzde 43'ü düzenli biçimde kuraklaşırken yüzde 37'si daha yağışlı hale geldi. Böylece kara alanlarının yüzde 80'inden fazlası, tarımı, gıda arzını ve sanitasyonu tehdit eden aşırı koşullara doğru kaydı.

Kuraklık insanların güvenli içme suyuna erişimini engelleyebiliyor ve bulaşıcı hastalık riskini artırıyor. Seller ise boğulma, yaralanma ve su kaynaklarının kirlenmesi gibi tehditler oluşturuyor.

Sıcak hava dalgaları ve kuraklıklar, 1981-2010 ortalamasına kıyasla 2024 yılında yaklaşık 128 milyon kişiyi daha gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bıraktı.

Uzmanlar hayat kurtarmak ve insan sağlığını korumak için ülkelerin bilgi paylaşmasına, müdahalelerini koordine etmesine, tehditleri izlemesine ve fon dağıtmasına yardımcı olacak yeni bir DSÖ mekanizması oluşturulmasını istiyor.

Bu öneri, Covid-19 salgını ve maymun çiçeği (mpox) salgınlarında kullanılan "Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu" mekanizmasına benziyor. Ancak araştırmacılar, iklim değişikliğinin kısa süreli krizlerden farklı olarak uzun vadeli ve çok boyutlu bir tehdit olduğuna dikkat çekiyor.

Lancet Countdown İcra Direktörü Marina Romanello, dünyanın daha kapsamlı bir yaklaşıma ihtiyacı olduğunu belirtiyor:

"Böylece bir acil durumun ardından diğerine tepki vermek zorunda kalmayız. Dayanıklılığı ve kapasiteyi artıran, ülkelerin yeni acil durumları önleme imkanlarını güçlendiren, uyumlu ve uzun vadeli bir yaklaşım benimseriz."

Romanello, gazetecilere yaptığı açıklamada, bu tür önlemlerin sağlık sonuçlarını iyileştirdiğine dair "fazlasıyla kanıt" bulunduğunu söylüyor:

"İklim verileriyle desteklenen erken uyarı sistemlerinin, aşırı hava olaylarının olumsuz etkilerini azalttığını şimdiden görüyoruz."

Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması da 2016'dan bu yana incelenen 140 ülkenin yarısında fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğine bağlı ölümlerin azalmasına kısmen katkı sağladı. Bunun yılda yaklaşık 323 bin ölümü önlediği tahmin ediliyor.

Ayrıca bugün 56 ülkenin, sıcak hava dalgaları ve hastalık salgınları gibi iklim etkilerine karşı sağlık hizmetlerini uyarlamayı amaçlayan ulusal planları bulunuyor. 2015 yılında bu sayı yalnızca 14'tü.

Ancak rapora göre ilerleme hâlâ çok yavaş.

Yakıldıklarında hem gezegenin ısınmasına yol açan emisyonları hem de başka kirleticileri açığa çıkaran fosil yakıtlar, dünya enerji ihtiyacının yüzde 80'inden fazlasını karşılamaya devam ediyor.

Enerji kaynaklı emisyonlar 2024 yılında rekor seviyeye ulaştı. Dünyanın en büyük 100 petrol ve doğal gaz şirketi, 2040'a kadar küresel ısınmayı 1,5 santigrat dereceyle sınırlama hedefiyle uyumlu miktarın yüzde 150 üzerinde petrol ve doğal gaz üretme yolunda ilerliyor. Bir yıl önce bu oran yüzde 138'di.

Hükümetler fosil yakıtları desteklemeyi sürdürüyor. Sübvansiyonlar 2016'dan bu yana iki katına çıkarak 6,2 trilyon dolara ulaştı. 2024 yılında 10 ülke, fosil yakıt sübvansiyonlarına tüm sağlık sistemlerine harcadıklarından daha fazla para ayırdı.

Romanello'ya göre fosil yakıt fiyatları yükselirken yenilenebilir enerji ucuzladığı için bu kirletici teknolojiler ekonomik açıdan da giderek daha az cazip hale geliyor.z Romanello yeni fosil yakıt yatırımlarını, yayın platformlarına uyum sağlayamayarak piyasadan çekilen eski video kiralama zincirine atıfta bulunarak "Netflix varken Blockbuster'a yatırım yapmaya" benzetiyor.

Buna karşılık sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine uyum sağlaması için gereken kaynak son derece sınırlı. Gelişmekte olan ülkeler, bu tür uyum önlemleri için yılda yaklaşık 3,3 milyar dolara ihtiyaç duyduklarını tahmin ediyor.

Lancet yazarlarına göre bu rakam muhtemelen gerçek ihtiyacın altında. 2024 yılında bunun yalnızca yaklaşık üçte biri için finansman taahhüdünde bulunuldu.

Başını ABD'nin çektiği dış yardım kesintileri bu açığı daha da büyütüyor. Almanya ise bu alandaki en büyük ikinci kesintiyi yapan ülke oldu.

Yeni Zelanda'nın eski Başbakanı ve Lancet Countdown Yönetim Kurulu Başkanı Helen Clark şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Bu rapor, iklim değişikliğinin bir sağlık acil durumu olduğuna dair çok güçlü bir uyarı. Eksik olan kanıt değil, harekete geçmek için gereken siyasi irade."

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: DW Türkçe
Haber metni ve görseller DW Türkçe sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık · Bölge: İstanbul
Yayın: 01 Kasım 2026 07:44 · Kaynak: DW Türkçe
Kaynağı Oku ↗