Musibetler Ve İnsanın Dünya Sürgünü
- Geçenlerde görüştüğüm birisi elimi attığımı kurutuyorum, neye el atsam umduğumu bulamıyorum, musibetler bir türlü başımdan eksik olmuyor, dedi
- O şahıs sanki bu sözü birçok kişi adına söylemiş gibiydi
Geçenlerde görüştüğüm birisi elimi attığımı kurutuyorum, neye el atsam umduğumu bulamıyorum, musibetler bir türlü başımdan eksik olmuyor, dedi. O şahıs sanki bu sözü birçok kişi adına söylemiş gibiydi. Genellikle görüştüğüm kişilerin hemen hemen hepsinin bu dünyada bir çıkmazı, bir sıkıntısı, bir yarası, içinde sakladığı bir derdi vardı. Dertsiz insan dünyada var mıdır, derseniz evet vardır; ama yerin altındadır, diyebiliriz.
Peki, niçin biz insanların iyi giden işleri bir anda bozulur, mutlu geçen günleri kaybolur, yüzlerindeki tebessüm solar; zihin dinginliği, gönül huzuru gider?
İnsan olarak kalmayı başarmamız için musibetler bize gelebilir.
Yanlışlarımızdan bir an önce dönmemiz için musibetlere uğrayabiliriz.
Şükrü unutup şikâyet hastalığına uğramamamız için musibetler gelebilir.
Taşkınlıktan, aşırılıktan, azgınlıktan, ihtiraslardan, zulümden uzaklaşmamız için gelebilir.
Rabbimizi ve bir gün öleceğimizi unutmamamız için musibetler gelebilir.
Rabbimiz, bizleri insan olarak yaratmış, dünyaya göndermiş. Çocukluk dönemi bittikten sonra bazılarımız insani boyutta yaşamayı bırakıp âlimlerin dediği gibi kimimiz yırtıcılar boyutunda kimimiz hayvani boyutlarda kimimiz şeytani boyutlarda yaşamayı tercih edebilmektedir.
Bize bir anne ve babadan daha şefkatli olan Rabbimiz (cc) bizi nurani ve insani boyuta yani çocukluğumuzdaki masumiyete geri döndürmek için musibetlerle sarsar, yorar, kendimizi gelmemizi tekrar insanlığımıza dönmemizi ister. Bu vesileyle musibetler vasıtasıyla günahlarımızdan yanlışlarımızdan kurtulmamızı ister; insan olarak var olmamızı, insan olarak ölmemizi ve cennete gitmemizi ister.
Günahlar diyarında dolaşmasak bile Rabbimiz bize musibetler gönderebilir. Derecemizi arttırmak daha mükemmel bir insan olmak için musibet ateşinde pişirebilir. Nasıl ki, altın diğer madenler içinde daha değerli ateşle buluştuğu ve ateşe sabrettiği için biz insanlar da musibet ateşiyle güzelleşir, adam gibi adam olur, melekleri bile geçme kabiliyetine ulaşır, içimizdeki saf cevheri keşfeder, dünya imtihanını başarıyla veririz.
İnsan kendisini çoğu zaman insan boyutunda yaşadığını zanneder ve musibetleri bu düşüncesi, yanılgısı yüzünden kendisine çeker. Yırtıcılara, hayvanlara, şeytanlara dönüştüğünün farkında bile değildir. Artık insan değildir, görünüş haricinde insani tarafı çok denecek kadar azdır.
Bazılarımız yırtıcılar gibi insanları iter, kakar, kanını emer, etini dişler kendinden uzaklaştırır. Aslan, kaplan, yılan, şahin, doğan, timsah, köpekbalığı, tilkiye dönüştüğünün farkında bile değildir. Bazılarımız hayvanlar gibi mide ve tenasül organı şehveti için yaşar ve ölür; ama insan görünümünde bir hayvandır.
Dünyadaki tek derdi kendi hazları ve çıkarlarıdır. Onun için dünyadaki haksızlıkların, zulümlerin hiçbir önemi yoktur. Yeter ki, kendi çıkarına zarar gelmesin; keyfi, konforu bozulmasın, midesine giden yollar kesilmesin.
Bazılarımız şeytanlar gibidir hile hurda fitne fesat yalan dolan içindedir. Şeytana lanet okur; ama şeytan ondan çoktan uzaklaşmıştır. Şeytan kendi görevini devraldığı için şükranlarını sunar kendisine. İnsan görünümünde insani bir şeytana dönüştüğünün farkında bile değildir.
İşte dünyada durduk yere hiç ummadığımız anda başımıza gelen musibetlerin birçoğu bizleri yırtıcılar boyutunda yaşamaktan kurtarmak için yine birçoğu hayvanlar boyutunda yaşamaktan kurtarmak için yine birçoğu şeytanlar boyutundan kurtarmak için gönderilir.
Azgınlık, taşkınlık, bitmek tükenmeyen ihtiraslarımız, şükürsüzlüğümüz, haramlarda ısrar etmemiz, dünya malına aşırı tutkunluğumuz, sahte sevgilerle kalbimizi doldurmamız, ölümle barışmamamız ve gerçek sahibimiz, yöneticimiz, terbiye edicimiz olan Rabbimizi unutmamız musibetlere davetiye çıkartıyor.
Peki, başımıza gelen musibetler bizi kendimize getiriyor mu, boyutumuzu değiştiriyor mu, Rabbimize yaklaştırıyor mu?
Hz. Ali’ye “Başımıza gelen sıkıntılar, imtihan mıdır yoksa cezâ mıdır? diye sorulunca Hz. Ali şöyle cevâp vermiştir: “Eğer bizi Allâh’a yaklaştırıyorsa imtihandır, uzaklaştırıyorsa cezâdır!”
Bediüzzaman Hazretleri “mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder” der ve musibetlerden şikâyet etmenin doğru olmadığını söyler:
“Musîbet ve hastalıklarda, insânların şikâyet etmeye üç vecihle hakları yoktur: Birinci Vecih: Cenâb-ı Hak, insâna giydirdiği vücûd esbisesini sanâtına mazhar ediyor. İnsanı bir model yapmış; o vücûd libâsını o model üstünde keser, biçer, muhtelif esmâsının cilvesini gösterir.
“Mülk sâhibi, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.” İkinci Vecih: Hayât musîbetlerle, hastalıklarla kemâl bulur, kuvvet bulur, terakkî eder. Üçüncü Vecih: Şu dâr-ı dünyâ, imtihân meydânı ve hizmet yurdudur. Lezzet ve mükâfat yeri değildir.
Madem dâr-ı hizmettir ve mahall-i ubudiyettir; hastalıklar ve musîbetler, sabretmek şartıyla o ubûdiyete kuvvet verir, bu yüzden şikâyet değil asıl şükretmek gerekir. Evet, ibâdet iki kısımdır: Bir kısmı müsbet, diğeri menfî.
Müsbet kısmı malûmdur. Menfî kısmı ise, hastalıklar ve musîbetlerle, musîbetzede, zaafını ve aczini hissedip, Rabb-i Rahîm’ine ilticâkârâne teveccüh edip, O’nu düşünüp, O’na yalvarıp hâlis bir ubûdiyet yapar. Bu ubûdiyete riyâ giremez, hâlistir.
Eğer sabretse, musîbetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit her bir saati bir gün ibâdet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Hattâ bir kısmı var ki bir dakikası bir gün ibâdet hükmüne geçer.”
“İnsanlar çeşitli belâlarla imtihan edilmeden sâdece “iman ettik’’ diyerek paçayı kurtaracaklarını sanmasınlar” Ankebût: 29/2.
Madem ayeti kerimede ifade edildiği gibi Rabbimiz kimseye torpil geçmeyecek inanan herkesi çeşitli musibetlerle imtihan edecek, bize düşen daha kötüsüyle imtihan edilmediğimiz için şükretmek; bir yanlıştan, günahtan geri döndürdüğü için memnun olmak, insani boyutta kalmayı musibet vesilesiyle başardığımız için Rabbimize daima iltica etmek.
Her zaman şu cümleyi hatırlamamamız gerekiyor:
Biz insanları çoğu zaman varlık, konfor, güç, başarı, çeşitli imkânlar şımartır ve yoldan, insani boyuttan çıkarır. Musibetlerle kendimize gelir, aciz ve ölümlü olduğumuzu hatırlar, kendimize çeki düzen verir, unuttuğumuz Rabbimize yöneliriz.
Yorumunuz için teşekkürler, en kısa sürede gözden geçirilip yayınlanacaktır
Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.
Karaman'dan haberleri Google'da kaçırmayın
karamandan.com'u tercih edilen kaynak olarak ekleyin, haberlerimizi daha sık görün.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Karaman
Yayın: 31 Ekim 2026 13:11 · Kaynak: karamandan.com