İyi Partili Lütfü Türkkan: Siyaset mutlu olmak için değil iktidar olmak için yapılır
- Ezgi Yeşiltepe: Ortam biraz gergin
- Bir yıldır yaklaşık, gergin
Ezgi Yeşiltepe: Ortam biraz gergin. Bir yıldır yaklaşık, gergin. En son ne zaman program yaptık sizinle? Yedi sene olmuş. Bakın, yedi senede Türkiye'de ne değişti?
Lütfü Türkkan: Yedi sene evvel böyle bir stüdyoda karşımda sunucu olan bir arkadaşımız bana herhangi bir soruyu sorduğu zaman acaba benim başıma bir bela gelir mi diye düşünmüyordu. Evet. Yedi sene sonra sizin karşınızda konuk olan bir arkadaşımız, yedi sene önce olduğu gibi her istediği cevabı rahatlıkla verebildiği bir ortamdan, bugün istediği cevabı verirken “acaba benim başıma bir şey gelir mi” diye düşünmeye başladı.
Yedi senede Türkiye'nin geçirdiği en önemli değişiklik bu bence.
En önemli, en büyük değişiklik. Ülkede insanların artık düşündüklerini söylemekten imtina ettiği, korktuğu, sabah saat altıda birilerinin evinden polis baskınlarıyla alındığı bir süreci normal kabul edildiği bir sürece evrildi bu yedi sene içerisinde.
Tabii buna bağlı olarak sadece ve sadece bunlar mı değişti? Buna bağlı olarak çok şey değişti. Yani özgürlüklerin olmadığı, hukukun rafa kaldırıldığı, bağımsız yargının yerine taraflı yargının sizden ve bizden değiştiren bir yargının olduğu bir ülkede ekonominin iyi gitmesini beklemek saftillik olur. Ülke yedi senede o yüzden çok daha fukaralaştı...
Fukaralılık her türlü belayı beraberinde getirir. İnsan sağlığını toplum sağlığını tehlikeye sokar.
Derinleşen yoksulluk toplumsal öfke biriktiriyor
Toplum ilişkilerinde de güvenlik başta gelir. Bakın bu sokak çetelerinin ortaya çıkmasındaki en önemli sebeplerden bir tanesi. Bunlar o Türkiye'nin varoş semtlerinde yetişen, Türkiye'nin zenginliğini seyreden ama bundan hiç nasiplenemeyen ailelerin çocukları.
Aynı Afrika'daki köleler gibi. Kakao üreten ama hayatında çikolatayla tanışmayan insanlar gibi. Türkiye'deki bu güvenlik meselesine dair… Hırs ve öfke tabii birikiyor.
Daha sonra bir de şöyle var. Kendilerinin fukaralığın dibinin dibini yaşadığı bir süreçte birilerinin de 5-10 sene evvel toplumda bilinmeyen birisinin de artık milyonları da geçtik. milyar dolarlarla ifade edilen servetlerin olduğunu görünce bu öfkelerin dışa vurumu da böyle.
Ezgi Yeşiltepe: 29 Ekim'de ne oldu? Anıtkabir'de düzenlenen törenin ardından İYİ Parti lideri Sayın Dervişoğlu ile MHP lideri Devlet Bahçeli'nin kol kola merdivenlerden inişi fotoğraflandı. Ve değişik bir daha doğrusu iki farklı açıdan tartışmaya yol açtı.
Benim sormak istediğim sizce insanlar neden iki genel başkanın kol kola yürümesinden bu kadar siyasi bir mesaj okuma ihtiyacı duyar hale geldi?
Lütfü Türkkan: Sayın Devlet Bahçeli açısından da değerlendirdiğinizde yani birisinin sizin kolunuza girmesinden kaynaklı toplumda bir linç uygulanıyor. Sonra ben kimim diye bir rahatsız oluyor insan.
Yani niye böyle bir şey var diye. Aslında buradaki bütün sıkıntı toplumdaki yaklaşık son on senedir hızlıca sürdürülen bir kutuplaşma söz konusu. Yani insanlar benden sen problemden değilsen düşmansın.
Ben Milliyetçi Hareket Partisi'nde uzun süre yöneticilik yaptım. Milletvekilliği yaptım. Beni de ilk milletvekili yapan sayın Devlet Bahçeli'dir.
İnsanlığı bırak adamlığa sığmaz!
Ancak bugün geldiğimiz noktada hatta 2016'dan sonra geldiğimiz noktada Devlet Bahçeli'nin Milliyetçi Hareket Partisi'nde uyguladığı dönüşümünü sağlayan fikirlerin hiçbirinin ne takipçisi olurum ben ne de destekleyicisi olurum. Bunların hiçbirisi benim geçmişte Milliyetçi Hareket Partisi'nde görev yaptığım dönemde savunduğumuz fikirler değildi. Sayın Devlet Bahçeli bu konuda fikirlerini değiştirmiş olabilir ama ben değiştirmedim.
Ben hala aynı noktayım. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ülkeye hizmet etmek yerine ülkeyi başka yerlere sürüklediğine inanıyorum. (…)
Sayın Devlet Bahçeli ile uzun yıllar beraber siyaset yaptık. Benim bulunduğum dönemde de Müsavat Bey'de Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. İzmir İl Başkanlığı yaptı.
O çok uzun süre Sayın Devlet Bahçeli'nin de sevdiği bir siyasetçiydi. Yan yana yürüdüğünüz bir yerde birisinin yürümesinde bir zorluk çekiyorsanız, hatta o zorluk biraz daha başka bir tarafa doğru evrildiğini hissediyorsunuz, elinize atarsınız. Burada Sayın Devlet Bahçeli'nin olması da söz konusu değil.
Herhangi birisi de olabilir orada. Bu Devlet Bahçeli mi? Düşüyor mu? O zaman bırakayım. Veyahut da herhangi bir boşluk mu oldu? Hayır, bırakayım.
Devlet Bahçeli’nin siyasi duruşuna karşı çıkan tek siyasi partiyiz ama …
Bu bir kere insanlığı falan da bırakayım, bizim kendi yetiştiğimiz kültürle söyleyeceğim, adamlığa sığmaz ya! Böyle bir şey olabilir mi? Üstelik Devlet Bahçeli'nin şu anda yaptığı, şu anda düşündüğü, şu anda uyguladığı ne kadar siyaset varsa, tamamen muhalif olan bir partinin milletvekiliyiz. Sayın Müsavat Dervişoğlu da o partinin genel başkanı.
Bizim siyasi duruşumuz ve Sayın Devlet Bahçeli'nin mevcut duruşuna muhalefetimizde en ufak bir değişiklik yok. Gerçekler ortada. Bundan sonra da olmayız.
Hatta bütün bunların arasında tek siyasi partiyiz onların bu mevcut duruşuna karşı çıkan. Bilmem ne komisyon masası dediler, biz gitmeyiz dedik. Niye? O masada Abdullah Öcalan'ın talebiyle kurulan o masayı meşru hale getirmeyiz.
Meşrulaştırmayız. Gitmedik. Meclise çerçeve yasa onaylandı, oy vermedik.
Tamamı oy vermeyen tek partiyiz biz. Şimdi oradan kalkıp da “niye kolunu tuttu!” Ortaçağ zihniyeti gibi düşünmek, böyle ortada bir gladiyatörler savaşı var. Ellerinde birer mızrak, kim kim öldürürse o galip…
Öyle bir şey yapmıyoruz. Biz siyaset yapıyoruz ve ülkenin hayrına ne varsa onları konuşuyoruz. Ülkenin hayrına olmayan her şeyinde karşısında durmaya devam ediyoruz.
Muhalifiz doğru ama karşılıklı birbirini öldürmeye çalışan iki gladyatör değiliz
Ezgi Yeşiltepe: Peki Erhan Usta'nın tepkisi de parti içinde farklı tartışma başlattı. Siz burada bir iletişim kazası mı yaşandığını düşünüyorsunuz? Yoksa İyi Parti tabanında gerçekten farklı bir yaklaşım var mı? Çünkü Erhan Usta dedi ki o kol kola giriş bir siyasi tercihtir. “Ve benim tutumum tabanımızdan ciddi bir karşılık buldu “dedi.
Lütfü Türkkan: Şimdi ben o tweetlerin tamamını okudum. Erhan Bey'e destek veren arkadaşların da tweetlerini okudum. Bunların içerisinde mevcut siyasi konjoktürden dolayı olumsuz etkilenen çok insan var.
Onun kızgınlığıyla “ya bu da onlardan birisi niye elini tutuyorsun” diye kızmış olabilirler. Ama onlara da bunu izah etmek mümkün. Biz muhalifiz. Doğru. Ama karşılıklı birbirini öldürmeye çalışan iki gladyatör değiliz.
Sayın Erhan Usta'ya gelince Erhan Usta bunu tasvip etmeyebilir. Ben saygı duyuyorum. Yani böyle bir şeyi tasvip etmeyebilir. Ama merak ediyorum. Mesela Erhan Usta o anda orada olmuş olsa, Devlet Bey'in böyle hafif bir o koluna girilmesine ihtiyacı olduğu bir dönem olsa Erhan Usta onu iter miydi? Merak ediyorum. Yani düşüyorum. “Bir de ben iteyim.”
Erhan Usta’yı ilk milletvekil yapan Devlet Bahçeli, bir öfkesi varsa…
Erhan Usta'yı da ilk milletvekili yapan Sayın Devlet Bahçeli…Yani onu da bir kenara koymak lazım. Eğer Devlet Bahçeli'ye bir öfkesi varsa, bir kini varsa Erhan Usta'nın, bunu Müsavat Bey üzerinden değil de bizzat Devlet Bey üzerinden yapması daha doğru olurdu.
Yani Müsavat Bey’i aracı kılmadan, onu kullanmadan direkt Devlet Bey'e bu kininin, nefretinin, öfkesini söyleyebilir. Bunda hiçbir beis yok. Nitekim Sayın Müsavat Dervişoğlu da birçok konuşmasında öfkelendiği birçok şeye karşı Sayın Devlet Bahçeli'ye öfkesini rahatlıkla ifade etti.
Sayın Erhan Usta bu öfkeyi ifade etmek yerine Devlet Bahçeli'ye farklı bir yol seçmiş. Müsavat Bey'in üzerinden bir öfkesini sunmuş. Bence doğru değil.
Yani bundan rahatsız olmasından ben rahatsız değilim, rahatsız olabilir. Yani bu insani bir şey. Ben böyle “hayır rahatsız olmaması gerekiyor” diye bir şey de iddia etmiyorum.
Ama bunun usulü erkanı, bir de devlet umuru gördüğünü bildiğimiz bir arkadaşın, eğer başka bir amacı yoksa bunu pazartesi günü Divan yapılırdı, Divan’da dile getirilebilirdi. Grup yapıyoruz, grup toplantısında dile getirilebilirdi ve bunu tasvip etmediğini ifade edebilirdi.
Erhan kardeşimiz de mutlu olsun. Ne yapalım? Denemiştir, olmamıştır. Burada mutlu olmuş demek ki!
Ezgi Yeşiltepe: Burada başka bir amaç var diyorsunuz.
Lütfü Türkkan: Hiç bilemiyorum ama yani eğer amaç bunu engellemesi, bundan rahatsız olmaksa bu işin yolu oydu. Ama bu başka bir yolu tercih etmiş. Bu tercih ettiği yoldan da mutluluğunu ifade eden cümleler sarfetmeye de devam ediyor.
Mutlu olsun, Erhan kardeşimiz de mutlu olsun. Ne yapalım, onu mutlu edecek bir sürü şey denemiştir, olmamıştır. Burada mutlu olmuş demek ki.
Ezgi Yeşiltepe: İYİ Parti'nin önümüzdeki seçimlerde kendi başına güçlü bir alternatif olma hedefi var mı? Yoksa yeni siyasi işbirliklerine kapı açık mı?
Lütfü Türkkan: Şimdi ben hamaset üzerine siyaset yapma devrinin sona erdiğini düşünüyorum. Yani bizi köyde tek kanallı televizyon izleyen veyahut da haberlerden bihaber olan bir seçmen kitlesi yok artık Türkiye'de. Ben 320 tane, Kandıra dahil köylere olan bir ilin milletvekiliyim.
Vallahi hepsi de siyaseten o kadar ciddi donanımlılar ki herkes her şeyi okuyor. Dolayısıyla İYİ Parti'nin şu anda tek başına iktidar olma hedefini ortaya koymak bu insanların aklıyla dalga geçmek olur. Çünkü şu anda iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin de tek başına iktidar olma hayali yok.
Şimdi değil o da. İşte 15 senedir aynı şekilde. Milliyetçi Hareket Partisi'nin tutunarak onun sırtında eli onunla beraber yürümek zorunda.
O da yetmedi, DSP'yi aldı. O da yetmedi, Büyük Birlik Partisi'ni aldı. O da yetmedi, Hüda Par’ı aldı.
Mutlu olmak istiyorsanız vakıf dernek kurun, siyaset iktidar olmak için yapılır, mutlu olmak için değil
O da yetmedi, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'ni almak yolunda bir çabası var onu görüyorum. Yani tek başına iktidar olmak, 24 senedir iktidar diyoruz ya, tek başına değil. Son 15 senedir Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidar değil.
Bundan sonraki seçimde de tek başına iktidar olan bir parti olmaz. Burada da ittifaklar olacaktır. Ama bu ittifakı mümkün olan geniş tabanlı bir ittifak yapmak çok önemli.
Ben zaman zaman sosyal medyada da bu tartışılıyor. İşte aynı görüşte olan partilerin bir araya gelmesiyle yapılan bir ittifakın birilerini ben sadece mutlu edeceğini düşünüyorum. Ama iktidar yapmaz.
Mutlu olmak için de siyaset yapılmaz. İktidar olmak için siyaset yapılır. Ülkeyi yönetmek için siyaset yapılır.
Mutlu olmak istiyorsanız vakıf kurun, dernek kurun. Kanarya Sevenler Derneği olur. Bol bol bülbül sesi dinleyin.
Çok paranız varsa yardım kuruşlarına yardım edin. İttifaklar kaçınılmaz diyorsunuz. Ama yani siyaset öyle bir şey değil.
Siyaset ülkeye hizmet etme makamı. Bundan sonraki seçimde de mutlaka ittifak olacaktır. Ama bu ittifakın rengini şeklini şu anlam belli etmek çok zor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset
Yayın: 05 Kasım 2026 12:13 · Kaynak: trabzonx.com