Berlin seçimleri: Sol Parti ile CDU başa baş, AfD yükseliyor
Berlin'de başbakan Sol Parti'nin adayı Elif Eralp mi, CDU'nun adayı Stefan Evers mi olacak? Fotoğraf: dts Nachrichtenagentur/IMAGO Reklam Almanya'nın başkenti Berlin'de 20 Eylül Pazar günü yapılacak seçimlerde, eyalet meclisinin yeni üyeleri belirlenecek.
Yaklaşık 3,9 milyon nüfusu bulunan, kozmopolit yapısı ile tanınan kentin her ilçesi siyaseten farklı bir eğilim gösteriyor. Aynı zamanda bir eyalet olan Berlin'in merkezi bölgelerindeki seçmenler Yeşiller ile sosyalist Sol Parti'ye oy verirken, batıda kalan ilçelerde Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) oy oranı daha yüksek çıkıyor. Berlin'in doğusundaki bölgelerde ise aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) hâkim durumda olduğu görülüyor. Bu nedenle Berlin'de seçimlerin sonucunu tahmin etmek oldukça zor, üstelik son yıllarda artan parti sayısı tabloyu daha da karmaşık bir hale getiriyor.
Berlin'deki seçimler öncesinde yapılan anketler Sol Parti ve CDU'nun başa baş gittiğini gösteriyor. Kamuoyu araştırma şirketi infratest dimap'ın yaptığı ankete göre Sol Parti'nin oy oranı yüzde 21. Bunu yüzde 20 ile CDU ve yüzde 18 ile AfD takip ediyor. Ankete göre Yeşiller'in oy oranı yüzde 16 düzeyinde kalırken Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) de oy oranının yüzde 12'ye gerileyeceği tahmin ediliyor. Bu ankete göre sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yüzde 4 ile seçim barajını aşamıyor.
Kamuoyu yoklamaları eyalette koalisyon hükümetini oluşturan CDU ile SPD'nin oy oranlarında 2023 seçimlerine kıyasla düşüş olacağına, AfD'nin ise oylarını artıracağına işaret ediyor. 2023 yılındaki eyalet seçimlerinde CDU'nun oy oranı yüzde 28,2 ve SPD'nin yüzde 18,4 olurken, AfD ise yüzde 9,1 düzeyinde kalmıştı.
AfD'nin bu seçimlerde oylarını yaklaşık iki kat artıracağı tahmin edilse de parti, Berlin'de Saksonya-Anhalt eyaletindeki kadar güçlü bir konuma sahip değil.
Berlin'de Sol Parti'nin seçimi kazanması ve CDU'nun sandıktan ikinci parti olarak çıkması halinde, eyalette hükümet dengelerinin değişmesinin yanı sıra Başbakan Friedrich Merz üzerindeki siyasi baskının da artması bekleniyor. Saksonya-Anhalt'ta AfD'nin birinci çıktığı seçimde, CDU'nun ağır yenilgi alması, Merz'in siyasi geleceğine ilişkin kamuoyunda tartışma başlatmıştı.
Berlin'in dağınık siyasi yapısı seçim kampanyası yürütmeyi zorlaştırıyor. CDU'nun Berlin teşkilatı genel sekreteri Lukas Krieger, "Berlin gerçekten de zor bir yer" diyor. Federal Meclis üyesi de olan Krieger, Berlin'in ne Almanya'nın geneline ne de Saksonya-Anhalt'a benzediğini söylüyor. CDU'lu federal milletvekillerinin Saksonya-Anhalt seçim sonuçlarını değerlendireceği toplantı öncesinde DW'nin sorularını yanıtlayan Krieger, Berlin'de partisinin rakibinin Sol Parti olduğuna işaret ediyor.
"CDU ile Sol Parti arasındaki çekişme giderek daha net bir hal alıyor" diyen Krieger, "Berlin'de AfD'nin hükümet kurmak için görüşme yapma şansı yok. Hiç kimse bu partiyle çalışmak istemiyor. Ancak Berlin'de çok radikal bir Sol Parti var. Bu nedenle de Berlin'in istikrarı koruyacağını ve siyasi yelpazenin merkezinde kalmasını garanti altına alabilecek tek partinin CDU olduğunu söylüyoruz" ifadelerini kullanıyor.
Berlin'de CDU için bir başka zorluk, görevdeki eyalet başbakanı Kai Wegner'in yeniden aday olmaması. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Berlin'de yaşanan en büyük elektrik kesintisi sırasında tenis oynamaya gittiğinin ortaya çıkmasının ardından Wegner istifa etmedi ancak yeniden aday da olmadı.
Bunun üzerine yeni bir isim arayışına giren CDU, Wegner'in yerine Maliye Senatörü Stefan Evers'i başbakanlığa aday göstermek zorunda kaldı. Evers, eyalette güç kazanan AfD'nin yanı sıra hızla yükselen Sol Parti'nin yarattığı siyasi rekabetle karşı karşıya bulunuyor.
Kuzey Ren-Vestfalya doğumlu bir siyasetçi olan Evers'in başbakanlık yarışındaki rakibi ise Sol Parti'nin adayı Elif Eralp. 1980 yılında Münih'te dünyaya gelen Eralp'in ailesi 12 Eylül darbesi nedeniyle Türkiye'den kaçarak Almanya'ya sığınmış. Avukat olan Eralp, 2021 yılından bu yana eyalet meclisi üyesi. Eralp, seçilmesi halinde Berlin'in ilk kadın ve Türkiye kökenli başbakanı olabilir.
Ancak anketler, Berlin'deki yaklaşık 2,4 milyon seçmenin önemli bir bölümünün adayları yeterince tanımadığını ortaya koyuyor. Yapılan son anketlerden birinde Berlinlilerin yaklaşık yarısı adaylar hakkında belirgin bir görüşe sahip olmadığını belirtti.
Başbakan Merz'in partisi CDU'nun karşı karşıya kaldığı sorun, Saksonya-Anhalt seçimlerinin de gösterdiği gibi, Alman siyasetinin giderek daha radikalleşmesi. Siyasi gözlemcilere göre bunun nedenlerinden biri merkez partilerin seçmene yeni çözümler sunmakta başarısız oldukları yönündeki algı.
Hamburg Üniversitesi'nden siyaset bilimci Julia Reuschenbach, "Asıl soru şu: Kendi siyasi önerileriniz var mı? Yeni gruplara ulaşmaya çalışıyor musunuz?" diyor.
Reuschenbach, Sol Parti'nin Berlin'de aşırı sağcı AfD'ye karşı en "güvenilir" muhalefet olarak kabul ettirmeyi başardığı görüşünde. Siyaset bilimciye göre, bunun nedenlerinden biri merkez sol partiler arasında CDU'yu desteklemeye yanaşmayan tek partinin Sol Parti olması. CDU da Sol Parti ile iş birliğini reddediyor.
Ancak Sol Parti'nin üstesinden gelmesi gereken bazı sorunlar bulunuyor. Bunlardan biri antisemitizm suçlamaları. Berlin'de Filistinlilerin ve diğer ülkelerden Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Neukölln'deki bir seçim mitinginde sahne alan bir rap şarkıcısının İsrail ordusuna atıfla "IDF'ye ölüm" sloganı atmasının ardından parti antisemitizm suçlamaları ile karşı karşıya kaldı. Rap şarkıcısının sahnedeki performansını kınayan Elif Eralp, parti içinde konuya ilişkin inceleme başlatılacağını açıkladı. Ancak Gazze, Sol Parti seçmenleri için çok önemli bir konu haline gelmiş durumda. Parti de Haziran ayında aldığı bir kararla İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını "soykırım" olarak değerlendirdiğini duyurmuştu.
Sol Parti'nin gücünün somut siyasi çözüm önerileri sunabilmesinden kaynaklandığını düşünen Reuschenbach, "Elbette popülistler. Maksimalist bir tutum izliyorlar.'Kamulaştırmak, mülklere el koymak istiyoruz' diyorlar. Ancak söylemleri net. Birçok kişinin Sol Parti'yi daha açık bulduğunu ve partinin daha özgün öneriler sunduğunu söyleyebilirim" ifadelerini kullanıyor.
Reuschenbach, bu sözleriyle Berlin siyasetinde tartışmalı bir konu olan, Sol Parti'nin en radikal taleplerinden birine işaret ediyor. Sol Parti, 2021 yılında Berlin'de yapılan bir referandumun sonucunu hayata geçirmeyi vadeden tek büyük parti. Söz konusu referandumda Berlinlilerin yüzde 59'u, kentte 3 bine fazla konuta sahip gayrimenkul şirketlerinin kamulaştırılmasını ve bu mülklerin kamuya devredilmesine destek verdi.
2021'den bu yana önce SPD, ardından da CDU liderliğinde kurulan koalisyon hükümetleri konuyla ilgili komisyonlar kurmasına rağmen referandumun sonucunu uygulamaya geçirmeyi ağırdan aldı.
Sol Parti Berlin teşkilatı eş başkanı ve eyalet milletvekili adaylarından Kerstin Wolter, emlak şirketlerine ait mülklerin kamulaştırılması fikrinin "popülist" olarak nitelendirilmesine karşı çıkıyor. Wolter, bu fikrin 1949 yılında Batı Almanya Federal Cumhuriyeti'nin kuruluşu sırasında hazırlanan Anayasa'da da yer aldığını hatırlatıyor. Ancak söz konusu kamulaştırma maddesi bugüne kadar hiç uygulanmadı.
Wolter'e göre, Berlin'de halkın radikal fikirlere destek vermesinin ve partisinin bu kadar güç kazanmasının tek bir nedeni var. DW'ye konuşan Wolter, "Bütün kamuoyu yoklamalarında, anketlerde, seçmenlerle yaptığımız görüşmelerde hep aynı şey karşımıza çıkıyor. Kiralık konut piyasasındaki durum felaket. İnsanlar ev bulamıyor, kiranın artmasından korkuyor ve ev sahiplerinin konutları kendilerinin kullanacaklarını gerekçe göstermesi nedeniyle insanlar evlerini kaybediyor" tespitini aktarıyor.
Yakın zamanda yapılan Berlin Trend anketi, seçimlerde insanlar için en önemli konunun konut sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Berlinlilerin yüzde 32'si konut sorununun kentin en önemli sorunu olduğunu söyledi. Aynı ankette göç ve iltica meselesini en önemli sorun olarak görenlerin oranı yüzde 10'da kalırken, güvenlik, suç ve terörizmin en önemli olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 9 oldu.
Berlin'de devrimci fikirlerin bu kadar ilgi görmesinin belki de bir diğer nedeni ise bu seçimde ilk kez oy verme yaşının 16'ya indirilmiş olması. Almanya'da gençlerin son yıllarda daha fazla politize olduğu dikkati çekiyor.
Wolter, "Benim genç olduğum dönemle kıyaslandığında, gençlerin büyük bölümü, iklim değişikliği,'gelecekte bir işim olacak mı?' gibi sorularla daha fazla ilgileniyor. Hatta emeklilik konusuyla ilgileniyorlar. Partinin standına gelen, yaklaşık 14 yaşında görünen bir kız, emeklilik politikalarımızı sordu" diyor.
Muhafazakarlık ile radikalizmin bir karışımı olan Berlin'de artık ekonomik açıdan da eşitsizliğin arttığına işaret eden Wolter, kentte hem milyonerlerin hem de yoksulların sayısının arttığını söylüyor.


Kategori: Siyaset
Yayın: 17 Eylül 2026 04:53 · Kaynak: DW Türkçe