Habermetrik
← Ana Sayfa
Mardin 01 Kasım 2026 09:06
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Ayaz Elgün Yazdı: Sosyal Medyada e-Devlet Tuzağı

Ayaz Elgün Yazdı: Sosyal Medyada e-Devlet Tuzağı
Görsel kaynağı: mardinhaber.com.tr
⏱️ 7 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Telefonunuza bir bildirim geldiğini düşünün: “Yeni yasal düzenleme gereğince sosyal medya hesabınızı kullanmaya devam edebilmeniz için e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması yapmanız gerekmektedir
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

Telefonunuza bir bildirim geldiğini düşünün: “Yeni yasal düzenleme gereğince sosyal medya hesabınızı kullanmaya devam edebilmeniz için e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması yapmanız gerekmektedir. İşlemi tamamlamamanız hâlinde hesabınız kapatılacaktır.”

Mesajın altında bir bağlantı bulunuyor. Açtığınızda karşınıza e-Devlet’in giriş sayfasına benzeyen bir ekran çıkıyor. T.C. kimlik numaranız ve şifreniz isteniyor. İşleminizi tamamladığınızı düşünürken gerçekte kişisel bilgilerinizi, dijital kimliğinizi ve belki de banka hesaplarınıza uzanan güvenlik zincirinin önemli bir halkasını başkalarının eline teslim etmiş oluyorsunuz.

Üstelik bu senaryo, yalnızca varsayımsal bir tehlike değildir. Sosyal medyada yaş doğrulaması düzenlemesini fırsata çevirmeye çalışan dolandırıcılara karşı resmî makamlar tarafından da uyarılar yapılmaktadır.

Türkiye’de çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yeni bir döneme girildi. 10 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan ve 1 Kasım 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulması yasaklandı.

15-18 yaş grubundaki çocuklar için ise daha sıkı gizlilik tedbirleri, ebeveyn kontrol araçları ve bazı kullanım sınırlamaları öngörüldü.

Düzenlemenin dikkat çeken yönlerinden biri, yaş doğrulamasının e-Devlet üzerinden oluşturulacak dijital bir belirteç aracılığıyla gerçekleştirilmesidir. Bu yöntemle sosyal medya platformlarına kişinin kimlik bilgileri yerine yalnızca ilgili yaş sınırını karşılayıp karşılamadığı bilgisinin aktarılması amaçlanıyor.

Çocukları dijital ortamın tehlikelerinden koruma düşüncesi kuşkusuz önemlidir. Çocukların zararlı içeriklere maruz kalması, tanımadıkları yetişkinlerle kontrolsüz iletişim kurabilmesi, kişisel verilerinin ticari amaçlarla işlenmesi ve sosyal medya bağımlılığı, görmezden gelebileceğimiz sorunlar değildir.

Çocuğun üstün yararı, yalnızca ailelerin değil, devletin ve sosyal medya şirketlerinin de gözetmek zorunda olduğu temel bir ilkedir. Ne var ki çocukları korumak amacıyla getirilen bir düzenlemenin uygulanması sırasında yetişkinlerin ve çocukların yeni tehlikelerle karşılaşmaması da aynı derecede önemlidir.

Bugün dolandırıcıların yararlanmaya çalıştığı boşluk tam olarak buradadır. Daha önce kendisini polis, savcı veya banka görevlisi olarak tanıtan kişiler, artık gerçek bir hukuki düzenlemeyi de aldatma yöntemlerinin parçası hâline getirebiliyor.

Ortada gerçekten yürürlüğe girmiş bir yönetmelik bulunuyor. Gerçekten yaş doğrulaması yapılması öngörülüyor. Mevcut hesaplar bakımından da bir geçiş süresi var. Dolandırıcı, bütün bu gerçek bilgilerin arasına sahte bir bağlantı yerleştirerek vatandaşın güvenini kazanmaya çalışıyor.

İnsanları kandırmanın en etkili yollarından biri, bütünüyle yalan söylemek değil, gerçeğin içine küçük ama tehlikeli bir yalan yerleştirmektir. Bir kişinin yıllardır kullandığı sosyal medya hesabını kaybetmek istememesi anlaşılabilir bir durumdur.

O hesapta aile fotoğrafları, yılların yazışmaları, mesleki ilişkiler, ticari bağlantılar veya emek verilerek oluşturulmuş içerikler bulunabilir. Hesabının kapatılacağı yönünde bir uyarı alan kişi, işlemi bir an önce tamamlamak isteyebilir.

Dolandırıcıların ihtiyaç duyduğu şey de çoğu zaman bu telaştır. Burada vatandaşların bilmesi gereken önemli bir ayrıntı bulunuyor. Yeni düzenleme kapsamında mevcut hesaplar için yaş doğrulama süresi 31 Mart 2027’ye kadar devam etmektedir.

Dolayısıyla bugün gelen ve derhâl işlem yapılmadığı takdirde hesabın kapatılacağını söyleyen şüpheli mesajlar özellikle dikkatle değerlendirilmelidir.

Daha önemlisi, e-Devlet üzerinden gerçekleştirilecek yaş doğrulaması, sosyal medya şirketlerine e-Devlet şifresinin verilmesi anlamına gelmemektedir. Resmî sistem üzerinden oluşturulacak yaş doğrulama belirteci kullanılacaktır.

Mesaj yoluyla gönderilen sahte bir internet sitesine e-Devlet şifresi yazılması ise doğrulama değil, kişisel bilgilerin ele geçirilmesi riskidir.

Bu ayrımın toplumun her kesimine açıkça anlatılması gerekir. Çünkü e-Devlet, sıradan bir sosyal medya hesabı değildir. Vatandaşın adli işlemlerine, tapu bilgilerine, sosyal güvenlik kayıtlarına ve çok sayıda kamu hizmetine erişebildiği dijital bir kapıdır.

Bu kapının giriş bilgilerinin başkalarının eline geçmesi, yalnızca bir hesabın güvenliğini değil, kişinin özel hayatını ve hukuki güvenliğini de tehlikeye atabilir.

Hukukumuzda bu tür fiillerin karşılıksız bırakıldığı söylenemez. Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesi bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girilmesini, 244. maddesi sistemin işleyişine ve verilere yönelik belirli hukuka aykırı müdahaleleri suç olarak düzenlemektedir.

Kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi veya yayılması TCK’nın 136. maddesi kapsamında değerlendirilebilir. Hileli davranışlarla kişilerin mal varlığına zarar verilmesi durumunda ise olayın niteliğine göre TCK’nın 157 ve 158. maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık suçları gündeme gelebilir.

Aynı eylem birden fazla hukuki değeri tehdit edebilir. Bu nedenle suçun niteliği, kullanılan yöntem ve ortaya çıkan sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir. Yine de meseleyi yalnızca ceza hükümleri üzerinden tartışmak yeterli değildir.

Asıl soru şudur: Devlet, vatandaşa yeni bir dijital yükümlülük getirirken o yükümlülüğün nasıl yerine getirileceğini yeterince açık ve güvenli biçimde anlatabiliyor mu?

Vatandaşın güvenliği, yalnızca şüpheli bağlantılara tıklamaması yönünde yapılan uyarılara bırakılamaz. Resmî doğrulama süreçlerinin kolay anlaşılır olması, taklit edilebilen internet sayfalarına karşı etkili önlemler alınması ve sosyal medya platformlarının güvenlik sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir.

Özellikle yaşlıların, dijital okuryazarlığı sınırlı kişilerin ve çocukların bu süreçte karşılaşabileceği güçlükler göz ardı edilmemelidir. Herkesin sahte bir internet adresini ilk bakışta ayırt edebileceğini varsaymak, dijital güvenliğin sorumluluğunu bütünüyle vatandaşın omuzlarına yüklemek anlamına gelir.

Çocuklara yönelik sosyal medya yasağı da bu yönüyle daha geniş bir tartışmayı hak ediyor. Bir çocuğu korumanın yolu, onu yalnızca bir platformdan uzaklaştırmak mıdır? Yoksa dijital dünyayı onun için daha güvenli hâle getirmek, medya okuryazarlığını geliştirmek ve platformların çocuklar üzerinden kurduğu ticari düzeni denetlemek de gerekli midir?

On beş yaşın altındaki çocukların sosyal ağ hizmetlerinden yararlanmasını engelleyen düzenleme, çocukların korunması bakımından belirli riskleri azaltmayı hedeflemektedir. Buna karşılık yaş sınırının tek başına bütün sorunları çözmeyeceği açıktır.

Çocukların internetle ilişkisi sosyal medya hesaplarından ibaret değildir. Oyun platformları, mesajlaşma hizmetleri, video içerikleri ve farklı dijital ortamlar da çocukların gündelik yaşamının parçasıdır. Bu nedenle yaş sınırlamasının yanında dijital eğitim, ailelerin bilinçlendirilmesi, çocukların mahremiyetinin korunması ve teknoloji şirketlerinin sorumluluğu birlikte ele alınmalıdır.

Bir başka önemli mesele de kişisel verilerin korunmasıdır. Yaş doğrulama işlemi, amacına ulaşmak için gerekli olandan fazla veri toplanmasına yol açmamalıdır. Anayasa’nın 20. maddesiyle güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, dijital hizmetlerde de geçerlidir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun temel ilkeleri, kişisel verilerin belirli, açık ve meşru amaçlarla, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü biçimde işlenmesini gerektirir.

Bir kişinin on beş veya on sekiz yaş sınırını karşılayıp karşılamadığını belirlemek için bütün kimlik bilgilerinin sosyal medya şirketlerine aktarılması gerekmemelidir. Düzenlemenin öngördüğü yaş doğrulama belirteci bu bakımdan önemli bir güvencedir.

Bu güvencenin uygulamada da korunması, sistemin nasıl denetlendiğinin açıklanması ve vatandaşın verilerinin başka amaçlarla kullanılmasının önlenmesi gerekir.

Çocukların korunması ile özel hayatın gizliliği birbirine karşıt değerler değildir. Hukukun görevi, birini korurken diğerinden vazgeçmek değil, her ikisini birlikte güvence altına almaktır.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlike, dijital dünyada güvenin ne kadar kolay istismar edilebildiğini bir kez daha gösteriyor. Vatandaşın yapması gereken, sosyal medya üzerinden gelen yaş doğrulama bağlantılarına itibar etmemek; işlemlerini yalnızca adresini kendisinin yazarak ulaştığı www.turkiye.gov.tr üzerinden veya resmî e-Devlet uygulamasından gerçekleştirmektir. e-Devlet şifresi, doğrulama kodları ve banka bilgileri hiçbir kişiyle paylaşılmamalıdır.

Şüpheli bir bağlantıya bilgilerini girmiş olanların ise derhâl şifrelerini değiştirmesi, ilgili hesapların güvenliğini kontrol etmesi ve gerekli başvuruları yapması önem taşımaktadır.

Bütün bunlar bize daha büyük bir gerçeği hatırlatıyor. Teknoloji geliştikçe yalnızca imkânlarımız artmıyor; korunması gereken haklarımızın kapsamı da genişliyor. Dün evimizin kapısını kilitlemek yeterli görülürken bugün kişisel bilgilerimizi, dijital kimliğimizi ve çocuklarımızın çevrim içi güvenliğini de korumak zorundayız.

Devletin çocukları koruma sorumluluğu ile vatandaşın kişisel verilerini koruma sorumluluğu birbirinden ayrı düşünülemez. Güvenli bir dijital toplum, yalnızca yasaklarla veya şifrelerle kurulamaz. Açık kurallar, etkili denetim, hukuki güvenceler ve bilinçli kullanıcılarla mümkün olabilir.

Çocuklarımızı sosyal medyanın tehlikelerinden korumaya çalışırken ailelerimizi dijital dolandırıcıların insafına bırakamayız.

Bir çocuğun güvenliği için getirilen düzenleme, bir yetişkinin dijital kimliğini kaybettiği tuzağa dönüşmemelidir.

Devletin görevi yalnızca dijital dünyaya sınır çizmek değil, o sınırın içinde ve dışında kalan herkesin güvenliğini sağlamaktır.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: mardinhaber.com.tr
Haber metni ve görseller mardinhaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş · Bölge: Mardin
Yayın: 01 Kasım 2026 09:06 · Kaynak: mardinhaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗