Habermetrik
← Ana Sayfa
04 Kasım 2026 09:21
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kenyalı genç aktivist Erica Njuguna: Z Kuşağı iklim krizinden benzersiz şekilde etkilendi

Kenyalı genç aktivist Erica Njuguna: Z Kuşağı iklim krizinden benzersiz şekilde etkilendi
Görsel kaynağı: artigercek.com
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Kenya'daki Z Kuşağı protestolarına katılan iklim aktivisti Erica Njuguna, sokaklarda yaşadıkları polis şiddetini ve gençlerin değişim talebini anlattı

Kenya'daki Z Kuşağı protestolarına katılan iklim aktivisti Erica Njuguna, sokaklarda yaşadıkları polis şiddetini ve gençlerin değişim talebini anlattı. Njuguna, iklim adaletinin borçların iptali, ekonomik eşitlik ve sömürgeci sistemlerle mücadeleden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı Artı Gerçek - Erica Njuguna, 22 yaşında Kenyalı genç bir iklim aktivisti.

Fosil yakıtlardan arındırılmış, borçsuz ve adil bir gelecek için mücadele ediyor. Sivil Radikal Gençlik Birliği’nin (ANGRY) küresel koordinatörü olan Erica, aktivizme 2017 yılında, başkent Nairobi dahil Kenya genelinde şiddetli kuralık nedeniyle suyun sınırlı dağıtılmasının ardından başladı.

Bu söyleşide Erica, Uluslararası Af Örgütü'ne, Fridays for Future (İklim İçin Okul Boykotu) hareketine nasıl katıldığını, protesto etmek için sokaklara çıkmanın nasıl bir his olduğunu ve iklimle ilgili onarıcı mekanizmaların neden hayati önemde olduğunu anlatıyor. *Aktivizme nasıl başladığını anlatır mısın? İklim krizi nin etkilerini bizzat tecrübe ettikten sonra iklim adaleti aktivisti oldum.

2017 yılında müthiş bir kuraklık yaşandı ve Nairobi de dahil tüm ülkede çok büyük bir su kıtlığına ve sınırlı su dağıtımına yol açtı. O dönem hayat çekilmez hale geldi. *Fridays for Future hareketine nasıl katıldın? Fridays for Future hareketine lisede katıldım.

Birçok gencin iklim krizinin ayırdına varmaya başladığı bir dönemdi. Kenya'da protestolar düzenleyerek hükümeti harekete geçmeye çağırdık. Fridays for Future hareketiyle COP'a (küresel iklim değişikliği konferansı) gittik ve Küresel Güney ülkeleri için daha fazla iklim finansmanı, daha fazla azaltım, fosil yakıt sektöründen aşamalı çıkış ve yenilenebilir enerjiye büyük yatırımlar talep ettik. *Aktivizmin zaman içinde nasıl değişti?

Son zamanlarda Kenya'yı kasıp kavuran Z Kuşağı (Gen Z) protestolarına katıldım. Protestolar, Kenya'nın büyük bir borç yükü altında olmasından kaynaklanan sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle başladı. Nairobi'de hayat pahalılığı dayanılmaz seviyede ve birçok üründen vergi alınıyor.

Hükümet borç ödemelerini yapabilmek adına insanların hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu sağlık, eğitim ve diğer temel hizmetlere yeterince kaynak ayırmadı. Bu durum hayatı çekilmez, yaşanmaz hale getirdi ve birçok genci harekete geçerek sokaklara çıkmaya, borç iptali ve hükümet değişimi talep etmeye yöneltti. *Z Kuşağı için protestolara katılmak neden bu kadar önemli, özellikle de tam şu anda?

Gençler için borç iptali ve iklim adaleti çağrısı yapmak üzere protestolar düzenlemek çok önemli çünkü biz iklim değişikliğinden benzersiz şekilde etkileniyoruz. Gençler zaten çok büyük bir işsizlik krizi yaşıyor. İstihdam edilmiyorlar.

Öte yandan eğitim de metalaştırılıyor ve eğitime de erişemiyorlar. Bunun etkisi ve sosyal hizmetlere yeterince kaynak ayrılmaması gençleri protestolara yönlendiriyor. Hükümetin hesap verebilir olmasını talep ediyor ve aslında rejim değişikliği istiyorlar.

Gençler arasında siyasi bilinci artırmak da bir diğer önemli konu, böylelikle bizi hangi temel nedenlerin bu noktaya getirdiğini anlayabilirler. Bizi bu gerçekliğe getiren, temeldeki kapitalist ve neokolonyal emperyalist baskı sistemlerini anlayabildiğimiz noktaya henüz ulaşmadık.

Z Kuşağı hareketlerinde eksik olan şey bu siyasi bilinçlenme.'BİR AN GAZ NEDENİYLE ÖLECEĞİMİ DÜŞÜNDÜM' *Sokaklara çıkıp protestolara katıldığında neler hissediyorsun? Çok korkutucu olabiliyor. Yakın zamanda Nairobi'nin merkezindeki Genel Posta İdaresi’nin (GPO) karşısındaki yoldaydık.

Herkes, "Borç iptali istiyoruz!" ve "(Başkan) Ruto istifa!" sloganları atıyordu. Ardından polis çok sert, çok şiddetli müdahale etti. Orada durduğum sırada polis göz yaşartıcı gaz bombası attı ve bomba patladı. Herkes kaçmaya başladı.

Ben ise köşede sıkıştım kaldım, gaz benim bulunduğum yere doğru yayılıyordu. Nefes alamıyordum. Boğuluyordum. İnsanlar temiz hava alabileceğimiz bir yere doğru ilerlemem için bana yardım etmeye çalışıyordu. Ama kaçacak yer yoktu.

Bulanık görüyorduk. Hiçbir şeyi net olarak göremiyorduk. Ve bir an, gaz nedeniyle öleceğimi düşündüm. Ama bu, polisin bize mermi sıktığı anla kıyaslanınca hiçbir şey değildi. Gençlerden oluşan bir kalabalık parlamentoyu işgal etmek istedi, ben de orada, ön sıralardaydım.

Polis gençlerin üzerine tazyikli su sıktı. Pembe bir sıvıydı, vücuda temas ettiğinde kaşındırıyordu. Gerçekten korkutucuydu. Bence birçok insan o günden sonra travma sonrası stres bozukluğu yaşadı. Şunu fark ettim ki en cesur olanların çoğu, bu ekonomik şoktan en ağır etkilenenlerdi.

Varoşlardan gelen gençlerdi çünkü kaybedecek bir şeyleri yoktu. Zaten işsizler. Sağlık hizmeti için para ödeyemiyorlar. Eğitim çok pahalı. Artık bir şeylerin değişmesi gerek! *Sömürgecilik ve tazminat programları dünyanın mevcut durumunda nasıl bir rol oynuyor?

Bu oldukça zor bir soru: Sömürgeciliğin rolü nedir ve tazminat neler sağlayabilir? Küresel Güney ülkeleri sera gazı emisyonlarından en az sorumlu ülkeler, ama iklim krizinden en ağır biz etkileniyoruz. Küresel Kuzey ülkeleri ise iki şey yapıyor: Fosil yakıt sübvansiyonları aracılığıyla fosil yakıt sektörüne yatırım yapmaya devam ediyor ve fosil yakıtlardan aşamalı çıkışı sağlayacak politikalar üretmiyorlar.

Bu tutum ateşe körükle gidiyor ve iklim krizini daha da şiddetlendiriyor. Diğer yandan karbon piyasaları, yerli halkları kendi topraklarından uzaklaştırıyor. Bu piyasalar, temelde Küresel Kuzey ülkeleri ve şirketleri için yapmaları gerekenden, yani emisyonlarını aşamalı olarak sonlandırmaktan, kaçınırken kirliliğe de devam etmelerine olanak sağlayan araçlar.

Küresel Güney'de yaşayanların uyum için, iklim krizine yol açan ülkelerden gelecek daha fazla paraya ihtiyacı var. Küresel Kuzey bize iklim tazminatı borçlu. Küresel Güney ülkelerinde yaşanabilir çevreleri yeniden inşa edebilmek için trilyonlarca dolarlık desteğe ihtiyacımız var.

Ama bu para bize gelmiyor ve büyük bölümü de borç olarak veriliyor. Bu başlı başına neokolonyalizm, öyle değil mi? *Bu dönemde insanlık neden önemli ve neden insanlık kazanmalı? İnsanlığın öneminin herkesçe bilinen bir gerçek olmasını beklersiniz, ama otoriterliğin ve aşırı sağ söylemlerin yükselişiyle durum hiç de öyle değil.

Göçmenlere, iklim krizinden en ağır etkilenen topluluklara, LGBTİ+'lara ve diğer birçok azınlık grubuna yönelik insanlık dışı uygulamalar gitgide daha fazla, daha da fazla normalleştiriliyor. En zengin yüzde bir, medyayı ve yaygın söylemleri kontrol ediyor.

Dünyanın zenginliğinin bir avuç insanda toplandığı gerçeğine odaklanmamızı istemiyorlar. Milyarlarca insanın açlıkla ve şiddetli iklim etkileriyle karşılaştığı bir dönemde trilyonerlerimiz var. İnsanlık kazanmalı, birlikte mücadele etmeliyiz; çünkü açgözlülerin, o yüzde birlik kesimin, çoğunluk pahasına kaynaklarımızın tamamına sahip olmasına göz yummamalıyız. *Uluslararası Af Örgütü'nün yaptığı bu söyleşi Artı Gerçek için çevrilmiştir.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: artigercek.com
Haber metni ve görseller artigercek.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 04 Kasım 2026 09:21 · Kaynak: artigercek.com
Kaynağı Oku ↗