O pankart, sarı torbadan tehlikeli
Bu yazıyı, koyu bir Kocaelisporlu olarak, ayrıca kızı Galatasaray Üniversitesi’nden mezun bir baba olarak yazıyorum.
Galatasaray maçı öncesi İzmit sokaklarında öyle bir pankart asla açılmamalıydı. Buna asla izin verilmemeliydi.
Sokakların, tribünlerin ve toplumsal hafızanın kendine has bir dili vardır. Fakat o dilin inceldiği, ipin koptuğu ve ifade özgürlüğü sınırlarının ötesine geçip açık bir tehdit diline dönüştüğü anlar vardır.
Bazı taraftarların açtığı son pankart, tam da bu sınırın aşıldığı, sağduyunun yerini vahşet retoriğine bıraktığı karanlık bir eşikti.
Bir futbol karşılaşmasında rakibe mesaj vermek, rekabetin dozunu artırmak veya tribün nüktesi yapmak futbol kültürünün parçası sayılabilir. Ancak bir şiddet eyleminin, cinayet yönteminin ya da insan hayatına kastetmiş sembollerin meşrulaştırılarak tribüne taşınması "rekabet" kelimesiyle açıklanamaz.
Kadın cinayetlerinden faili meçhullere, mafyamatik hesaplaşmalardan sokak infazlarına kadar bu ülkenin canını yakan "sarı torba" imgeleri ne kadar ürkütücü ve nefret doluysa, bu anlayışı kopyalayıp yeşil sahalara taşıyan zihniyet de en az onun kadar tehlikeli ve iğrençtir.
Şu başlıkları açabiliriz:
Suçu ve Şiddeti Sıradanlaştırma: Tribünler binlerce gencin enerjisini boşalttığı, duygusal bağ kurduğu alanlardır. Burada sergilenen her vahşet sembolü, genç zihinlerde şiddeti normalleştirir.
Toplumsal Kutuplaşmayı Tırmandırma: Futbolun birleştirici gücü, nefret söylemleri ve tehdit içerikli materyaller yüzünden düşmanlık tohumları eken bir mekanizmaya dönüşmektedir.
Kentin ve Kulübün Marka Değerine Darbe: Kocaeli gibi sanayisi, kültürü ve köklü spor geçmişiyle anılan bir kentin adını bu tür karanlık pankartlarla yan yana getirmek, her şeyden önce bu şehre ve kulübün tarihine haksızlıktır.
Futbol, şiddetin diliyle değil; tutkunun, centilmenliğin ve sahada verilen mücadelenin diliyle güzeldir. Tribün gruplarının kendi özsorgulamalarını yapması, yönetimin ve güvenlik güçlerinin ise bu tür tehdit dili içeren materyallere karşı sıfır tolerans göstermesi şarttır.
Kimden ve kime karşı gelirse gelsin, şiddeti öven ve ima eden her sembol tribünlerden tamamen temizlenmelidir.
Ben Kocaelispor’un İzmit’teki tüm maçlarını hem gazeteci hem seyirci hem de ayrımcılık karşıtı bir eş ve bir baba olarak izliyorum.
Tribünlerdeki aile sayısının çokluğuna baktıkça umutlanıyor ve çağdaş bir şehirde yaşadığıma inanmaya başlıyorum.
Ama…
Böylesine çirkin bir pankart, gırla giden küfürlü tezahüratları bile geride bırakmıştır.
Umarım ki bu pankarta karşı gösterilen tepkiden ders çıkarırız.
Türkiye’ye rezil olduk.
Kadınların, ailelerin hedefi olduk.
Yazık değil mi?

Kategori: Spor · Bölge: Kocaeli/İzmit
Yayın: 16 Eylül 2026 21:27 · Kaynak: demokratkocaeli.com