Habermetrik
← Ana Sayfa
08 Kasım 2026 06:09
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Karanlığın ardında bir arkadaş | Alara Beykan

Karanlığın ardında bir arkadaş | Alara Beykan
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Karanlıkta kendi odasında uyumaya alışkın bir çocuk bile bazen kendini güvende hissetmekte zorlanabilir

Karanlıkta kendi odasında uyumaya alışkın bir çocuk bile bazen kendini güvende hissetmekte zorlanabilir. Gündüz gözüyle canıgönülden bildiği eşyaları, gecenin karanlığında şekil değiştirebilir; perdedeki ağaç gölgesi bir yaratığa, dolabın üstündeki kutular bir canavara, yatağın altındaki oyuncaklar ürkütücü karaltılara dönüşebilir… Aslında odada değişen bir şey yoktur.

Değişen, çocuğun hayal gücünün karanlıktaki belirsizlikleri kolayca korkutucu kılıklara sokabiliyor olmasıdır.

Çocuklukta hayal gücü, yalnızca oyunların ve eğlenceli hikâyelerin değil, henüz anlamlandırılamayan deneyimlerin de parçasıdır. Bir sesin kaynağını bilememek, gölgelerin neye benzediğini çözmeye çalışmak ya da gözünün seçemediği yerleri merak etmek, zihnin türlü ihtimaller üretmesine neden olabilir.

Bazen korkunun kendisinden çok, o korkunun ardındakini bilememek ürkütücüdür. Çocuk için gece, tanıdığı dünyanın değiştiği, zihnindeki ihtimallerin gerçeklikle iç içe geçtiği fantastik bir hal alabilir.

Günışığı Kitaplığı’ndan yayımlanan Duru ve Karanlıkçık adlı resimli öykü, çocukların karanlık korkusunu ele alırken bu tanıdık deneyime bambaşka bir açıdan bakmayı öneriyor. Kaan Elbingil’in yazıp İrem Jung’un desenlediği bu aile öyküsünde, beş yaşındaki Duru, tatilde ziyaretlerine gelen dedesiyle neşeli zaman geçiriyor; ancak gece olduğunda tek başına uyumaktan korktuğunu itiraf ediyor.

Dedesinin yaklaşımı alışıldık teselli cümlelerinden epeyce farklı oluyor. Karanlığı ortadan kaldırmaya ya da torununu korkusunun yersiz olduğuna ikna etmeye çalışmıyor. Bunun yerine, karanlığa yeni bir anlam kazandırıyor: Onu “Karanlıkçık” adında, Duru’nun empati kurabileceği bir karaktere, adeta bir arkadaşa dönüştürüyor.

Duru, karanlığın içinde neler olabileceğini düşünüp tedirgin olmak yerine artık Karanlıkçık’la konuşmaya başlıyor. Geceleri ona gün içinde yaptıklarını anlatıyor ve korkusu zamanla meraka, ardından yakınlığa evriliyor. Hikâyenin en sevdiğim yanlarından biri, karanlığın yenilmesi gereken bir düşmana dönüşmemesi. Karanlık hâlâ orada. Değişen, Duru’nun ona bakış açısı…

Çocukların korkularını yetişkinlerin mantığıyla değerlendirmek, onların dünyayı nasıl deneyimlediğini gözden kaçırmamıza neden olabilir. Bir yetişkin için odanın köşesindeki gölgenin ne olduğu belliyken, bir çocuk için aynı gölge cevaplanmamış sorularla doludur.

Dolayısıyla korkacak bir şey olmadığını söylemek, çocuğun korkusunun ortadan kalkmasını sağlamaz. Korkunun yetişkine yersiz görünmesi, onu yaşayan çocuk için gerçekliğinin azalacağı anlamına gelmez. İşte, Duru ve Karanlıkçık bu duyguyu küçümsemek yerine, onu yönlendirmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Kaan Elbingil’in karanlığa bir isim vermesi, İrem Jung’un onu belirsiz bir gölge halinde görselleştirmesi yeniden anlamlandırma çabası… Adını koyabildiğimiz bir şey, bütünüyle bilinmez olmaktan çıkar. Karanlıkçık, Duru’yu belirsiz bir boşluk olarak sarmak yerine hakkında düşünebileceği, konuşabileceği ve kendi hikâyesine dahil edebileceği bir karakter artık.

Duru’nun korkusu bir anda sihirli biçimde ortadan kalkmıyor elbette, ancak Duru korktuğu belirsizliğe merakla yaklaşmayı, onunla zaman geçirmeyi ve duygularını paylaşmayı öğreniyor.

Bu noktada dedenin yaklaşımı, hikâyenin yaratıcı merkezini oluşturuyor. Çocukların duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenmelerinde, çevrelerindeki yetişkinlerin yaklaşımı çok önemli. Çocuğu dinlenmek, duygularını ciddiye almak, empatiyle davranmak, kendi içdünyasını tanımasında çocuğun en güçlü desteği. Zorlayıcı duygularla baş etmeyi tek başına öğrenmesi gerekmiyor.

Dede, Duru’ya korkmaması gerektiğini söylemiyor; onun yerine, korkusuyla ilişki kurabileceği bir yol sunuyor. Karanlıkçık fikrini birlikte hayal etmeleri, korkuyu konuşulabilir ve paylaşılabilir duruma getiriyor. Burada yetişkinin görevinin çocuğun olumsuz her duygusunu hemen ortadan kaldırmaya ya da her sorusuna kusursuz bir cevap vermeye çabalamanın esas olmadığı vurgulanıyor.

Bazen çocuğun deneyimini ciddiye almak, onu dinlemek, hayal gücüne eşlik etmek yeterince kıymetli bir karşılık olabilir.

Öte yandan, bir çocuğun duygularını rahatça paylaşabilmesi, ileride bütün korkularıyla kolayca baş edeceği ya da her zaman kendini doğru ifade edeceği anlamına gelmez. Çocukların duygusal ve sosyal becerileri pek çok deneyimle, farklı ilişkiler içinde gelişir.

Yine de korkuların küçümsenmediği, duygular hakkında konuşmanın mümkün olduğu bir ortam, çocuğun hem kendisini hem de başkalarını anlamayı öğrenmesi için önemli bir fırsattır. Bu açıdan Duru’nun öyküsü, karanlıktan korkan çocukların yanı sıra, onlarla bu konuda nasıl bir iletişim kurulabileceğini düşünen yetişkinlere de sesleniyor.

Duru ve Karanlıkçık ‘ın karanlığı bir düşmana dönüştürmemesini de anlamlı buluyorum. Hikâye, Duru’yu korkusundan kurtarmak için onu ortadan kaldırmıyor; karanlığa başka bir gözle bakabilmesine imkân tanıyor. Çünkü mesele, çocuklara karanlıkta korkacak hiçbir şey olmadığını kanıtlamaya çabalamak değil, korkularını paylaşabileceklerini bilmelerini sağlamak.

Olumlu olumsuz bir duyguyu konuşabilmek, onu her zaman hemen ortadan kaldırmaz; ama çocuklar için de, ebeveynler için de tek başına olunmadığını anlamaya yardımcı olabilir.

Belki de karanlık sandığımız kadar kötü değildir. Hatta bazen onu daha yakından tanımak için birinin yanımızda oturmasına, bizi dinlemesine ve birlikte başka bir ihtimal hayal etmemize ihtiyaç duyarız.

Kategoriler Yazı Mutluhan İzmir’le “Psikanalitik Kavramlar – Aşk, Arzu ve Öteki” Ders 101’de Nermin Ülker’in “Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları” adlı sergisi 5 Aralık’a dek Black Light Gallery’de Duyguların iki rengi: Gurur ve Utanç | Pınar Taşçı Sözün Ardı/Önü: 82 Yazdıkça Görülen: (26) Bir Güne Dokunan Söz | Feridun Andaç Bir “hiç” olarak madde ve ilahi düzenin korunması | Burak Soyer “Muhterem” Bir İstanbul Efendisi | Metin Celâl Honoré de Balzac’ın Eugenie Grandet'i | Neslihan Hazırlar “Bir toplum ne kadar dibe inebilir?” | Metin Celâl Yorum yapın Yanıtı iptal et Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: edebiyathaber.net
Haber metni ve görseller edebiyathaber.net sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 08 Kasım 2026 06:09 · Kaynak: edebiyathaber.net
Kaynağı Oku ↗