Barajlardan önce Ankara’nın suyu nereden geliyordu?
- Ankara’nın musluklarına baraj suyu ulaşmadan önce kenti Elmadağ ve Kayaş çevresindeki yeraltı suları, kuyular ve mahalle çeşmeleri besliyordu
- Başkentin hızla büyümesiyle yüzyıllardır kullanılan bu sistem yetmeyince önce Kusunlar’daki yeraltı suyu tesisleri, ardından Çubuk Barajı devreye girdi
Bugün Ankara’nın suyundan söz edildiğinde akla Çamlıdere, Kurtboğazı, Eğrekkaya ve diğer barajlar geliyor. ASKİ’nin 3 Kasım 2026 verisine göre kentin barajlarında yaklaşık 527,5 milyon metreküp su bulunurken aynı gün Ankara’ya yaklaşık 1 milyon 455 bin metreküp su verildi.
Ancak başkentin su sistemi her zaman barajlara dayanmıyordu. Peki Çubuk I Barajı'nın 1936'da hizmete girmesinden önce Ankaralılar suyunu nereden sağlıyordu? Tarihsel kayıtların verdiği yanıt tek bir kaynak değil: Kayaş ve Elmadağ çevresindeki pınarlar, yeraltı su galerileri, Hanım Pınarı, kuyular ve bunlardan beslenen mahalle çeşmeleri.
Ankara'nın barajlardan önceki su sistemi, aslında yüzyıllar boyunca onarılarak ve yeni hatlar eklenerek kullanılan çok parçalı bir altyapıydı. KAYAŞ'TAN ANKARA'YA 15 KİLOMETRELİK SU YOLUASKİ'nin Ankara su tarihine ilişkin kayıtlarında kentin bilinen eski su tesislerinin Roma dönemine kadar uzandığı belirtiliyor.
Kayaş yakınlarında oluşturulan bir su galerisinde toplanan suların, Üreğil civarındaki Hanım Pınarı suyuyla birleşerek yaklaşık 15 kilometrelik bir hat üzerinden Ankara'ya taşındığı aktarılıyor. Ancak bu su özellikle şehrin alçak kesimleri için elverişliydi.
Yüksek bölgelerin ihtiyacı için başka bir kaynak devreye giriyordu: Elmadağ. Elmadağ kaynaklarından yaklaşık 20 kilometrelik kanallarla getirilen su, pişmiş toprak künklerle kaleye ulaştırılıyor; burada depolandıktan sonra şehre ve özellikle hamamlara dağıtılıyordu.
Etlik, Keçiören ve Çankaya çevresindeki bağ evlerinde ise kuyular önemli bir su kaynağıydı. Yani bugünkü anlamıyla merkezi bir baraj ve arıtma sistemi yerine, kentin farklı yüksekliklerini besleyen pınar-kuyu-kanal-çeşme ağı vardı.
ÇEŞME YALNIZCA SÜS DEĞİLDİSelçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kuyuların yanı sıra mahalle çeşmeleri Ankara'nın günlük su yaşamının temel parçalarından biri oldu. ASKİ kayıtları, özellikle kale çevresinde çeşmeler yapıldığını; kale sakinlerinin bazı gündelik ihtiyaçları için Hatip Çayı'ndan da yararlandığını belirtiyor.
Bugün eski Ankara sokaklarında mimari bir kültür varlığı olarak görülen çeşmelerin önemli bir bölümü o dönemde doğrudan kent altyapısının parçasıydı. Evinde musluk bulunmayan Ankaralı için suya ulaşmak, çeşmeye ya da kuyuya gitmek anlamına gelebiliyordu.19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise kentin su sistemi daha düzenli bir şebekeye dönüştürülmeye başladı.
ABİDİN PAŞA DÖNEMİNDE ELMADAĞ SUYU DEMİR BORULARA GİRDİAnkara Valisi Abidin Paşa döneminde Elmadağ ve Hanım Pınarı sularının kente taşınmasında önemli bir modernleşme yaşandı. ASKİ, bu çalışmaların başlangıcını 1890 olarak verirken başka tarih araştırmaları demir boruların Ankara'ya ulaşması ve Hanım Pınarı hattındaki çalışmaların 1893 yılına uzandığını gösteriyor.
Kaynaklardaki tarihler, projenin planlama, yapım ve işletmeye alma aşamalarını farklı tarihlerle tanımlıyor. Elmadağ'dan gelen su Cebeci çevresinde toplanıyor, buradan basınca dayanıklı demir borular yardımıyla kentin yüksek kesimlerine ve kaleye ulaştırılıyordu.
Su daha sonra mahalle çeşmelerine dağıtılıyordu.30 Ocak 1936 tarihli Ulus gazetesi de Cumhuriyet öncesindeki temel sistemi özetlerken iki önemli kaynağı özellikle kayda geçiriyordu: Elmadağ'daki pınarlar ve Kayaş Vadisi'ndeki Hanım Pınarı. BAŞKENT OLUNCA ESKİ SİSTEM YETMEDİSorun, Ankara'nın 1923'te başkent olmasının ardından büyümeye başlamasıyla görünür hale geldi.
ASKİ'ye göre başkentlik öncesinde yaklaşık 20-30 bin olan nüfus, 1927'de yaklaşık 75 bine çıktı. Pınarlara ve eski şebekeye dayanan sistem bu büyümeyi taşımakta zorlanınca belediye 1925'ten itibaren yeni su projelerine yöneldi.
Kayaş yakınındaki Kusunlar çevresinde yeraltı suyunu toplamak amacıyla kaptaj çalışmaları yapıldı. Buradan suyun kente taşınması için büyük çaplı borular döşendi; Hanım Pınarı ve Şahne'de pompa tesisleri, Kocatepe'de su deposu ve Çankaya için terfi sistemi kuruldu.
ASKİ'nin 2013 tarihli altyapı çalışması, Kusunlar Yeraltı Barajı'nın 1934'te tamamlandığını kaydediyor. Dolayısıyla “barajlardan önce” ifadesinde küçük ancak önemli bir ayrım var. Ankara'nın ilk büyük yüzey suyu barajı Çubuk I olmadan önce de Kusunlar'da yeraltı suyunu toplamaya yönelik bir tesis bulunuyordu.62 LİTRE YETMEDİ: ÇUBUK BARAJI'NI ZORLAYAN HESAPBaşkent büyüdükçe pınar sisteminin neden yetersiz kaldığını dönemin rakamları daha açık gösteriyor.
Kusunlar ve Elmadağ hatlarının şehre getirdiği suyun debisi en düşük durumda saniyede 62 litreydi. Aynı planlamada kişi başına günlük 150 litre su kabul ediliyor ve Jansen'in şehir planındaki 160 bin kişilik nüfus esas alınıyordu.
Bu iki rakam birlikte hesaplandığında ortaya çarpıcı bir fark çıkıyor. Saniyede 62 litre, günde yaklaşık 5 bin 357 metreküp suya karşılık geliyor. 160 bin kişinin kişi başına 150 litre tüketmesi halinde ise kentin günlük ihtiyacı 24 bin metreküp, yani saniyede yaklaşık 278 litre olacaktı.
Başka bir ifadeyle, dönemin kaydında verilen Kusunlar-Elmadağ debisi, planlanan kentin günlük su ihtiyacının yaklaşık yüzde 22'sine karşılık geliyordu. Bu hesap, Çubuk Çayı üzerinde büyük bir yüzey suyu kaynağı oluşturulmasının neden yalnızca bir imar tercihi değil, büyüyen başkentin altyapı ihtiyacı haline geldiğini de gösteriyor.1936'DA ANKARA'NIN SU TARİHİNDE YENİ DÖNEM BAŞLADIÇubuk I Barajı, 3 Kasım 1936'da hizmete açıldı.
Barajın temel amaçları Ankara'ya içme suyu sağlamak, Ankara Ovası'nın sulanmasına katkıda bulunmak ve Çubuk Çayı'nın taşkınlarını kontrol etmekti. Barajla birlikte Dışkapı'da, Ziraat Fakültesi yakınında günlük 24 bin metreküp kapasiteli bir filtre istasyonu kuruldu.
İlginç biçimde bu kapasite, 160 bin kişi için günlük 150 litre üzerinden yapılan 24 bin metreküplük planlama hesabıyla da örtüşüyordu. Böylece Ankara'nın su tarihinde temel model değişti. Yüzyıllar boyunca kaynağı bul, künk veya boruyla şehre getir, depola ve çeşmelere dağıt anlayışı hâkimken, büyüyen Cumhuriyet başkenti yüzey suyunu barajda depolayan, arıtan ve geniş bir şehir şebekesine dağıtan sisteme geçti.
Ancak eski kaynaklar bir gecede ortadan kalkmadı. Elmadağ, Hanım Pınarı, Kusunlar ve yeraltı suları sonraki dönemlerde de Ankara'nın su sisteminde farklı ölçülerde kullanılmaya devam etti. Bugünkü barajlar Ankara'nın su haritasının görünen yüzünü oluşturuyor.
O haritanın altında ise Kayaş'tan kaleye uzanan galeriler, Elmadağ'ın pınarları, Hanım Pınarı, kuyular ve bir zamanlar mahalle yaşamının merkezinde bulunan çeşmelerden oluşan çok daha eski bir altyapının izleri bulunuyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 04 Kasım 2026 13:19 · Kaynak: yeniankara.com.tr