Habermetrik
← Ana Sayfa
01 Kasım 2026 04:16
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Tarihte bugün: 1 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?

Tarihte bugün: 1 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
Görsel kaynağı: kapadokyahaber.com.tr
⏱️ 31 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • 1 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
  • Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
Hukuki not: Ölüm haberi: bilgiler adli makamların açıklamalarına dayanır, kesinleşmiş yargı kararı değildir.

1 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.

Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 1 Kasım, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.

İşte tarihin sayfalarında 1 Kasım'da yaşanan dikkat çekici olaylar…996 - “Ostarrîchi” adı ilk kez bir belgede geçti996 yılında Kutsal Roma İmparatoru III. Otto tarafından düzenlenen bir bağış belgesi, Avusturya tarihinin en önemli erken belgelerinden biri hâline geldi.

Belge 1 Kasım 996 tarihinde Bavyera'daki Freising Piskoposluğuna bazı toprakların bağışlanması amacıyla hazırlanmıştı. Söz konusu arazinin bugünkü Aşağı Avusturya bölgesinde bulunduğu kabul edilir. Belgede bölge için “Ostarrîchi” adı kullanıldı.

Bu sözcük kabaca “doğu bölgesi” veya “doğu ülkesi” anlamına gelir ve modern “Österreich”, yani Avusturya adının tarihsel kökeni olarak görülür. Ancak 996 yılında bağımsız bir Avusturya devleti kurulmuş değildi. Bölge o sırada Babenberg Hanedanı'nın yönettiği Bavyera'nın doğu sınır bölgesinin parçasıydı.

Babenberg yönetimi sonraki yüzyıllarda güçlenerek Avusturya'nın ayrı bir siyasi kimlik kazanmasına katkı sağladı. Avusturya 1156 yılında Privilegium Minus belgesiyle dükalık statüsü elde etti. 996 tarihli belge bu nedenle Avusturya'nın “doğduğu gün” olmaktan çok, ülkenin bugünkü adının bilinen en eski yazılı kullanımının görüldüğü tarih olarak önem taşımaktadır.

1512 - Sistine Şapeli'nin Michelangelo tarafından yapılan tavanı halka gösterildi1512 yılında Michelangelo'nun yaklaşık dört yıllık çalışması sonucunda tamamladığı Sistine Şapeli tavan freskleri ilk kez geniş biçimde görülebilir hâle geldi. Papa II.

Julius, Michelangelo'yu 1508 yılında Vatikan'daki Sistine Şapeli'nin tavanını süslemekle görevlendirmişti. Michelangelo kendisini öncelikle heykeltıraş olarak görmesine rağmen son derece büyük ve karmaşık bir fresk programı hazırladı.

Çalışmada Yaratılış Kitabı'ndan sahneler, peygamberler, sibiller ve çok sayıda insan figürü yer aldı. En ünlü sahnelerden biri Tanrı'nın Âdem'e hayat verdiğini gösteren “Âdem'in Yaratılışı”dır. Tavan freskleri 1 Kasım 1512 tarihinde Azizler Günü ayini sırasında halka açıldı.

Michelangelo'nun insan anatomisini, hareketi ve dramatik ifadeyi kullanma biçimi Rönesans sanatının başyapıtlarından biri olarak kabul edildi. Sanatçı yıllar sonra aynı şapelin sunak duvarına “Son Yargı” freskini de yaptı.

Sistine Şapeli günümüzde Vatikan'ın ve dünya sanat tarihinin en çok tanınan mekânlarından biridir. Ayrıca papa seçimlerinin gerçekleştirildiği konklav toplantılarına ev sahipliği yapmaktadır.

1604 - Shakespeare'in Othello oyununun bilinen ilk temsili yapıldı1604 yılında William Shakespeare'in en önemli trajedilerinden Othello'nun bilinen en eski sahne temsili Londra'da gerçekleştirildi. Oyun 1 Kasım tarihinde Kral I.

James'in saray eğlenceleri kapsamında Whitehall Sarayı'nda sahnelendi. Temsil Shakespeare'in bağlı bulunduğu King's Men tiyatro topluluğu tarafından gerçekleştirildi. Eser, Venedik ordusunda görev yapan Mağribi komutan Othello ile eşi Desdemona'nın trajik hikâyesini anlatır.

Oyunun merkezinde Iago'nun kıskançlık, yalan ve manipülasyon yoluyla Othello'yu felakete sürüklemesi bulunur. Shakespeare eserinde kıskançlık, güven, ırk, evlilik ve iktidar gibi temaları işler. Oyunun kesin olarak hangi tarihte yazıldığı bilinmemekle birlikte genellikle 1603-1604 dönemine tarihlenir.

Whitehall'daki 1604 kaydı, eserin günümüze ulaşan en erken kesin temsil belgesidir. Othello daha sonraki yüzyıllarda dünya tiyatrosunun en sık sahnelenen trajedilerinden biri oldu. Eser çok sayıda sinema, opera ve modern tiyatro uyarlamasına da kaynaklık etti.

1755 - Lizbon depremi ve tsunami büyük yıkıma yol açtı1755 yılında Portekiz'in başkenti Lizbon, Avrupa tarihinin en yıkıcı doğal afetlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Deprem 1 Kasım sabahı, Katolik dünyasında Azizler Günü kutlanırken meydana geldi.

Modern tahminlerde depremin büyüklüğü yaklaşık 8,5 ile 9,0 arasında değerlendirilmektedir. Şiddetli sarsıntılar çok sayıda binayı yıktı ve şehirde büyük yangınlar çıktı. Depremden kısa süre sonra Atlas Okyanusu'nda oluşan tsunami Lizbon kıyılarını ve Portekiz'in başka bölgelerini vurdu.

Dalgalar Kuzey Afrika ve Avrupa'nın başka kıyılarında da hissedildi. Can kaybı konusunda kesin rakam bulunmamaktadır; yalnızca Lizbon'da on binlerce kişinin öldüğü, toplam kaybın bazı tahminlerde 50 binin üzerine çıktığı belirtilmektedir.

Eski kaynaklarda 90 bin veya daha yüksek rakamlar da yer alır ancak bunlar kesin değildir. Afetin ardından Başbakan Sebastião de Carvalho, daha sonra Pombal Markisi, şehrin yeniden inşasını yönetti. Lizbon depremi yalnızca şehircilik ve deprem mühendisliğini değil, Avrupa'daki din, felsefe ve doğal afet tartışmalarını da derinden etkiledi.

1896 - National Geographic'in erken dönem sayılarında çıplaklık içeren fotoğraflar yayımlandı1896 yılında National Geographic dergisinin erken dönem sayılarından birinde yerli toplulukların günlük yaşamını gösteren fotoğraflar arasında çıplaklık içeren bir kadın fotoğrafının yayımlanması dikkat çekti. Dergi 1888 yılında National Geographic Society'nin yayını olarak kurulmuştu.

İlk yıllarında bugünkü görsel ağırlıklı popüler dergi formatından çok bilimsel ve coğrafi araştırmalara odaklanan bir yayın niteliğindeydi. 1890'ların ortalarından itibaren fotoğraf kullanımı giderek artmaya başladı. Farklı kültürlerden insanların kıyafetleri ve günlük yaşam biçimleri antropolojik ve coğrafi belge anlayışıyla okuyucuya sunuluyordu.

Bu bağlamda kadın bedeninin çıplak veya yarı çıplak göründüğü fotoğraflar da yayımlandı. Ancak “National Geographic ilk kez tam olarak 1 Kasım 1896'da çıplak göğüslü kadın fotoğrafı yayımladı” şeklindeki iddianın günlük tarih düzeyinde kesinleştirilmesi güçtür.

Derginin bu tür fotoğrafları uzun yıllar etnografik belge olarak sunması daha sonra temsil, sömürgecilik ve bakış açısı tartışmalarına konu oldu. National Geographic 20. yüzyılda fotoğraf gazeteciliğinin en etkili yayınlarından biri hâline geldi.

1897 - Juventus Futbol Kulübü Torino'da kuruldu1897 yılında İtalya'nın en başarılı futbol kulüplerinden Juventus, Torino'da bir grup öğrenci tarafından kuruldu. Kurucular Massimo D'Azeglio Lisesi'nde eğitim gören gençlerden oluşuyordu.

Kulübün ilk adı Sport-Club Juventus olarak belirlendi. Latince kökenli “Juventus” sözcüğü “gençlik” anlamına geliyordu ve kulübün genç kurucularına uygun görülmüştü. Kuruluş tarihi geleneksel olarak 1 Kasım 1897 olarak kabul edilir.

Juventus ilk yıllarında pembe formalarla sahaya çıktı. Daha sonra İngiltere'nin Notts County kulübünden esinlenilerek siyah-beyaz çizgili forma kullanılmaya başlandı. Kulüp 20. yüzyıl boyunca İtalya futbolunun en güçlü takımlarından biri hâline geldi.

Çok sayıda Serie A şampiyonluğu, İtalya Kupası ve Avrupa kupası kazandı. Alessandro Del Piero, Michel Platini, Roberto Baggio ve Gianluigi Buffon gibi dünya çapında futbolcular Juventus forması giydi. Kulüp bugün de İtalya ve Avrupa futbolunun en tanınmış takımlarından biridir.

1911 - Uçaktan gerçekleştirilen ilk bombardıman Trablusgarp Savaşı'nda yapıldı1911 yılında Trablusgarp Savaşı sırasında dünya askerî tarihinde yeni bir dönem başlatan olay gerçekleşti. İtalyan pilot Giulio Gavotti 1 Kasım tarihinde Osmanlı kuvvetlerine karşı uçaktan bomba attı.

Gavotti, Etrich Taube tipi uçağıyla Libya'daki Osmanlı mevzileri üzerinde uçuyordu. Yanında taşıdığı küçük bombaları Ain Zara ve Tagiura civarındaki hedeflere elle bıraktı. Bu olay genellikle uçaktan gerçekleştirilen tarihteki ilk hava bombardımanı olarak kabul edilmektedir.

Bundan birkaç gün önce başka bir İtalyan pilot Carlo Piazza, Osmanlı hatları üzerinde tarihteki ilk askerî hava keşif uçuşlarından birini gerçekleştirmişti. Bombardımanın askerî etkisi sınırlıydı ancak teknolojik ve sembolik etkisi son derece büyüktü.

Uçakların yalnızca keşif için değil doğrudan saldırı amacıyla da kullanılabileceği ortaya çıktı. Birkaç yıl sonra başlayan I. Dünya Savaşı'nda hava kuvvetleri hızla geliştirildi. 1911'deki bu küçük ölçekli saldırı modern hava savaşının başlangıç noktalarından biri oldu.

1912 - Karşıyaka Spor Kulübü İzmir'de kuruldu1912 yılında İzmir'in köklü spor kulüplerinden Karşıyaka Spor Kulübü kuruldu. Kulübün kuruluşu Osmanlı döneminde İzmir'de futbol ve spor kültürünün giderek yaygınlaştığı yıllara rastladı.

Karşıyaka'da yaşayan gençler yerel bir Türk spor kulübü oluşturmak amacıyla bir araya geldi. İlk adı Karşıyaka Muaresei Bedeniye Kulübü olarak kayıtlara geçti. Kuruluş tarihi 1 Kasım 1912 olarak kabul edilmektedir. Kulüp yeşil ve kırmızı renkleri benimsedi.

Futbol başlangıçta temel faaliyet alanıydı ancak zaman içerisinde basketbol, voleybol ve başka spor dallarında da mücadele etmeye başladı. Karşıyaka özellikle İzmir'deki güçlü taraftar kültürüyle tanındı. Kulüp futbolun yanı sıra basketbolda da Türkiye ve Avrupa düzeyinde önemli başarılar kazandı.

Karşıyaka Spor Kulübü İzmir'in en eski Türk spor kulüplerinden biri olarak günümüzde de faaliyetlerini sürdürmektedir.

1918 - Minber gazetesi İstanbul'da yayımlanmaya başladı1918 yılında Mondros Mütarekesi'nin hemen ardından İstanbul'da Minber adlı siyasi gazete yayın hayatına başladı. Gazetenin sahibi ve başyazarı Ali Fethi Bey, yani daha sonraki adıyla Fethi Okyar'dı.

Mustafa Kemal Paşa da gazetenin kuruluşunu ve yayın çizgisini destekleyen isimler arasında bulunuyordu. Minber'in ilk sayısı 1 Kasım 1918 tarihinde yayımlandı. Gazete İttihat ve Terakki yönetimi sonrasındaki siyasi ortamı, Osmanlı Devleti'nin savaş sonrası geleceğini ve ülkenin bağımsızlığını ilgilendiren gelişmeleri ele aldı.

Mustafa Kemal'in görüşlerinin kamuoyuna yansımasında da gazetenin belirli bir rolü oldu. Yayın ömrü oldukça kısa sürdü ve gazete aralık ayı sonlarına doğru kapandı. Buna rağmen Minber, Mustafa Kemal'in İstanbul'daki son siyasi faaliyetlerini ve Millî Mücadele öncesindeki düşünsel ortamı anlamak açısından önemli bir kaynak kabul edilir.

Ali Fethi Okyar daha sonra Cumhuriyet döneminde Başbakanlık, büyükelçilik ve Serbest Cumhuriyet Fırkası Genel Başkanlığı gibi görevler üstlendi.

1918 - İttihat ve Terakki kendini feshederek Teceddüt Fırkası'nın kurulmasına karar verdi1918 yılında Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasının ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti siyasi varlığını sona erdirme kararı aldı.

Mondros Mütarekesi 30 Ekim'de imzalanmış ve savaşın Osmanlı Devleti açısından sona ermesiyle İttihatçı yönetimin siyasi zemini büyük ölçüde çökmüştü. Cemiyet 1 Kasım tarihinde olağanüstü kongresini topladı. Kongrede İttihat ve Terakki'nin kendisini feshetmesine karar verildi.

Yerine Teceddüt Fırkası adıyla yeni bir siyasi parti kurulması benimsendi. Ancak bu yeni yapı İttihat ve Terakki'nin eski gücüne ve örgütlenmesine sahip olamadı. Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa gibi önde gelen İttihatçı liderler kısa süre sonra yurt dışına çıktı.

İtilaf Devletlerinin İstanbul üzerindeki baskısı arttı ve eski İttihatçı yöneticilere yönelik soruşturmalar başlatıldı. Teceddüt Fırkası da işgal döneminin siyasi koşulları içerisinde uzun ömürlü olamadı. İttihat ve Terakki'nin feshi Osmanlı siyasetinde 1908'den beri belirleyici olan bir dönemin sona erişini simgeledi.

1920 - Venizelos hükûmetinin yenilgisi seçim sürecinde kesinleşti1920 yılında Yunanistan'da Eleftherios Venizelos'un siyasi iktidarı büyük bir seçim yenilgisiyle sona erdi. Ancak Venizelos kabinesinin tam olarak 1 Kasım'da düştüğünü söylemek kullanılan takvim sistemine bağlıdır.

Yunanistan o dönemde Jülyen takvimini kullanıyordu. Seçimler Jülyen takvimine göre 1 Kasım 1920'de, bugünkü Gregoryen takvimine göre ise 14 Kasım'da gerçekleştirildi. Venizelos liderliğindeki Liberal Parti, Anadolu'daki askerî harekâtın sürdüğü ve ülkenin yıllardır savaş içinde bulunduğu bir ortamda seçimlere girdi.

Kral Konstantin'i destekleyen monarşi yanlısı muhalefet büyük başarı kazandı. Venizelos kendi seçim bölgesinde dahi milletvekili seçilemedi ve kısa süre sonra ülkeyi terk etti. Yeni hükûmet Kral Konstantin'in Yunanistan'a dönmesini sağladı.

Anadolu'daki savaş politikası ise değişmedi ve Yunan ordusunun ilerleyişi devam etti. Seçim sonucu Yunanistan'ın iç siyasetindeki büyük bölünmeyi derinleştirdi. Bu gelişmeler 1922'deki askerî yenilgiye kadar sürecek siyasi ve askerî dönemin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

1922 - Türkiye Büyük Millet Meclisi saltanatı kaldırdı1922 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Osmanlı saltanatını kaldırarak egemenliğin kaynağı konusunda tarihî bir karar aldı. Kurtuluş Savaşı'nın askerî zaferle sonuçlanmasının ardından barış görüşmeleri için hazırlıklar başlamıştı.

İtilaf Devletlerinin Lozan Konferansı'na hem Ankara Hükûmetini hem de İstanbul Hükûmetini davet etmesi temsil sorununu gündeme getirdi. TBMM Türk milletini yalnızca Ankara'daki Meclisin temsil ettiğini savundu. 1 Kasım 1922 tarihinde yapılan görüşmelerin ardından saltanatın kaldırılmasına karar verildi.

Böylece Osmanlı padişahlarının siyasi egemenliği hukuken sona erdi. Son Osmanlı Padişahı VI. Mehmed Vahdeddin 17 Kasım'da İstanbul'dan ayrıldı. Halifelik makamı ise bir süre daha devam ettirildi ve Abdülmecid Efendi halife seçildi.

Halifelik 3 Mart 1924 tarihinde kaldırıldı. Saltanatın kaldırılması Cumhuriyet'in 29 Ekim 1923'te ilan edilmesine giden anayasal ve siyasi sürecin en önemli aşamalarından biri oldu.

1927 - Mustafa Kemal ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildi1927 yılında Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhuriyet'in ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinde ilk Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Kemal'in ilk görev dönemi yeni TBMM seçimleriyle sona ermişti.

1927 genel seçimlerinin ardından üçüncü dönem TBMM çalışmalarına başladı. Meclis 1 Kasım tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimini gerçekleştirdi. Mustafa Kemal yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yıl Cumhuriyet Halk Fırkasının büyük kongresinde Millî Mücadele ve Cumhuriyet'in kuruluş sürecini anlattığı Nutuk'u okumuştu.

İkinci Cumhurbaşkanlığı dönemi Harf Devrimi, eğitim ve hukuk reformları ile ekonomik modernleşme çalışmalarının hızlandığı yıllara denk geldi. Mustafa Kemal 1931 ve 1935 yıllarında da yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Görevini 10 Kasım 1938'deki ölümüne kadar sürdürdü.

Cumhurbaşkanlığı dönemi Türkiye Cumhuriyeti'nin temel kurumlarının ve reformlarının şekillendiği tarihsel dönem oldu.

1928 - Yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin kanun TBMM'de kabul edildi1928 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Arap harfleri yerine Latin esaslı yeni Türk alfabesinin kullanılmasını öngören kanunu kabul etti. Dil ve yazı reformu Cumhuriyet'in eğitim ve kültür politikalarının en önemli adımlarından biri olarak hazırlanmıştı.

Mustafa Kemal yaz aylarından itibaren yeni harflerin tanıtımına doğrudan katıldı ve farklı şehirlerde halka yeni yazıyı anlattı. “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” 1 Kasım 1928 tarihinde TBMM'de kabul edildi.

Kanun 3 Kasım'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni alfabe 29 harften oluşuyordu. Devlet daireleri, basın, eğitim kurumları ve ticari yazışmaların belirlenen takvim içerisinde yeni harflere geçmesi zorunlu tutuldu.

Halkın yeni yazıyı öğrenebilmesi için Millet Mektepleri açıldı. Mustafa Kemal bu kampanyadaki rolü nedeniyle Başöğretmen unvanını aldı. Harf Devrimi Türkiye'deki okuryazarlık, eğitim ve kültür hayatını derinden etkileyen Cumhuriyet reformlarından biri oldu.

1934 - Atatürk müzikte yenileşme gereğini vurguladı1934 yılında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'nin kültürel dönüşümünde müzik alanındaki değişimin önemine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Atatürk Cumhuriyet reformlarının yalnızca hukuk, eğitim ve siyasetle sınırlı kalmaması, sanat ve kültür alanında da çağdaşlaşmanın gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyordu.

TBMM'nin yeni yasama yılının açılışı sırasında yaptığı konuşmada müzik meselesine özel olarak değindi. “Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği kavrayabilmesidir” şeklindeki sözleri bu yaklaşımın en çok bilinen ifadelerinden biri oldu.

Dönemin geleneksel müzik yayınlarının çağdaş sanat anlayışıyla yeniden değerlendirilmesini istedi. Bu tartışmalar sırasında radyolardaki Türk musikisi yayınlarına ilişkin sınırlamalar da gündeme geldi. Cumhuriyet yönetimi aynı dönemde konservatuvar eğitiminin geliştirilmesine ve Batı müziği teknikleriyle yetişen Türk bestecilerin desteklenmesine önem verdi.

Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmed Adnan Saygun ve Necil Kazım Akses gibi besteciler bu dönemin öne çıkan isimleri oldu. Atatürk'ün sözleri daha sonraki yıllarda Türkiye'deki müzik politikaları ve kültürel modernleşme tartışmalarında sıkça gündeme geldi.

1939 - Suni döllenmeyle dünyaya getirilen tavşan basına tanıtıldı1939 yılında hayvan üreme biyolojisi üzerine yapılan deneylerden biri kapsamında suni döllenme yöntemiyle dünyaya getirilen bir tavşanın basına tanıtıldığı bildirildi. 20. yüzyılın ilk yarısında bilim insanları yapay tohumlama ve laboratuvar ortamında üreme teknikleri üzerinde yoğun çalışmalar yürütüyordu.

Suni tohumlama aslında 1939'dan çok daha önce hayvanlar üzerinde denenmiş ve farklı türlerde başarılı sonuçlar elde edilmişti. Bu nedenle söz konusu olayın “dünyada ilk suni döllenmeyle doğan hayvan” şeklinde sunulması doğru değildir.

Tavşanlar üreme fizyolojisi çalışmalarında sık kullanılan deney hayvanlarından biriydi. 1930'lu yıllarda hormonlar, yumurtlama ve embriyo gelişimi üzerine yapılan araştırmalar modern yardımcı üreme tekniklerinin bilimsel temelini geliştirdi.

Bu çalışmalar daha sonraki dönemlerde hayvancılıkta yapay tohumlama yöntemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağladı. İnsanlarda tüp bebek teknolojisinin gelişmesi ise çok daha sonra gerçekleşti. 1978 yılında Louise Brown'ın doğumu başarılı in vitro fertilizasyon sonucunda dünyaya gelen ilk insan doğumu olarak tarihe geçti.

1939'daki tavşan haberi bu uzun bilimsel gelişim sürecinin erken dönem örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

1954 - FLN'nin saldırılarıyla Cezayir Bağımsızlık Savaşı başladı1954 yılında Cezayir'de Fransa'nın sömürge yönetimine karşı silahlı bağımsızlık mücadelesi başladı. Ulusal Kurtuluş Cephesi, Fransızca kısaltmasıyla FLN, farklı milliyetçi grupları ortak bir mücadele altında birleştirmek amacıyla 1954 yılı içerisinde örgütlenmişti.

1 Kasım gecesi ülkenin farklı bölgelerinde Fransız askerî ve idari hedeflerine eş zamanlı saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar “Toussaint Rouge”, yani “Kanlı Azizler Günü” olarak anıldı ve Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nın başlangıcı kabul edildi.

FLN aynı gün yayımladığı bildiriyle bağımsız ve egemen bir Cezayir devleti kurmayı hedeflediğini açıkladı. Fransa başlangıçta olayları sınırlı bir güvenlik sorunu olarak değerlendirdi ancak çatışmalar kısa süre içinde ülke geneline yayıldı.

Savaş boyunca FLN, Fransız ordusu, Avrupalı yerleşimciler ve farklı Cezayirli gruplar arasında ağır şiddet yaşandı. Can kayıpları konusunda kaynaklar arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. Uzun müzakereler sonucunda 1962 Evian Antlaşmaları imzalandı. Cezayir aynı yıl yapılan referandumun ardından Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.

1955 - United Airlines uçağına yerleştirilen bomba 44 kişinin ölümüne yol açtı1955 yılında United Airlines'a ait Douglas DC-6B tipi yolcu uçağı Colorado üzerinde meydana gelen patlamanın ardından düştü. Flight 629 sefer sayılı uçak New York'tan Seattle'a gidiyor ve yol üzerinde Chicago, Denver ve Portland'a uğruyordu.

Uçak Denver'dan kalktıktan kısa süre sonra 1 Kasım akşamı Longmont yakınlarında havada parçalandı. Uçakta bulunan 39 yolcu ile beş mürettebatın tamamı, toplam 44 kişi hayatını kaybetti. İlk aşamada teknik arıza ihtimali üzerinde duruldu ancak enkaz incelemeleri patlamanın bagaja yerleştirilen dinamitle meydana geldiğini ortaya koydu.

Soruşturma sonucunda yolculardan birinin oğlu olan John Gilbert Graham'ın annesinin bavuluna bomba yerleştirdiği belirlendi. Graham'ın annesinin ölümü üzerinden sigorta parası elde etmeyi amaçladığı da soruşturmada gündeme geldi.

Yakalanarak yargılanan Graham suçlu bulundu ve daha sonra idam edildi. Olay, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ticari havacılığa yönelik en erken büyük sabotaj vakalarından biri olarak tarihe geçti. Facia sonrasında uçak güvenliği ve yolcu bagajlarının kontrolü konusunda yeni tartışmalar başladı.

1956 - Macaristan Varşova Paktı'ndan çekileceğini açıkladı1956 yılında Macaristan Başbakanı Imre Nagy, ülkesinin Varşova Paktı'ndan çekileceğini ve tarafsız bir devlet olacağını açıkladı. Macar Devrimi 23 Ekim'de öğrencilerin ve halkın Sovyet etkisine karşı başlattığı gösterilerle ortaya çıkmıştı.

Gösteriler kısa sürede ülke genelinde büyük bir siyasi ayaklanmaya dönüştü. Nagy hükûmeti çok partili siyasi sisteme dönüş ve Sovyet birliklerinin ülkeden ayrılması yönünde adımlar atmaya başladı. 1 Kasım tarihinde Nagy, Macaristan'ın tarafsızlığını ilan ederek Birleşmiş Milletlerden ve büyük devletlerden bu statünün tanınmasını istedi.

Aynı zamanda Varşova Paktı'ndan çekilme kararını duyurdu. Bu gelişme Sovyet yönetimi açısından kabul edilemez görüldü. Sovyet birlikleri 4 Kasım sabahı Budapeşte ve diğer kentlere geniş çaplı askerî müdahale başlattı. Devrim ağır biçimde bastırıldı ve binlerce kişi hayatını kaybetti veya yaralandı.

Imre Nagy daha sonra tutuklandı ve 1958 yılında idam edildi. 1956 Macar Ayaklanması Soğuk Savaş dönemindeki Sovyet karşıtı en önemli halk hareketlerinden biri olarak tarihe geçti.

1959 - Patrice Lumumba Kongo'da tutuklandı1959 yılında Belçika Kongosu'nun bağımsızlık hareketinin önde gelen liderlerinden Patrice Lumumba sömürge yönetimi tarafından tutuklandı. Lumumba, Mouvement National Congolais adı verilen Kongo Ulusal Hareketinin kurucularından ve en etkili isimlerinden biriydi.

Afrika ülkelerinde hızla yayılan bağımsızlık hareketlerinden etkilenen Lumumba, Kongo'nun Belçika yönetiminden tamamen bağımsız olmasını savunuyordu. Ekim 1959'da Stanleyville'de düzenlenen siyasi toplantılar sırasında göstericiler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Olayların ardından Belçika yönetimi Lumumba'yı kargaşayı teşvik ettiği gerekçesiyle tutukladı. Tutuklama tarihi 1 Kasım 1959 olarak kabul edilmektedir. Lumumba hapis cezasına çarptırıldı ancak ülkede artan bağımsızlık baskısı nedeniyle kısa süre sonra Belçika'daki yuvarlak masa görüşmelerine katılması için serbest bırakıldı.

Kongo 30 Haziran 1960 tarihinde bağımsızlığını kazandı. Lumumba bağımsız devletin ilk Başbakanı oldu. Ancak birkaç ay içinde siyasi kriz sırasında iktidardan uzaklaştırıldı ve Ocak 1961'de öldürüldü.

1962 - Sovyetler Birliği Mars 1 uzay aracını fırlattı1962 yılında Sovyetler Birliği Mars gezegenini incelemek amacıyla Mars 1 adlı uzay aracını fırlattı. Araç 1 Kasım tarihinde Baykonur Uzay Üssü'nden Molniya roketiyle uzaya gönderildi.

Mars 1, Mars'a doğru başarılı biçimde yönlendirilen ilk Sovyet uzay araçlarından biri oldu. Görevin amacı gezegenler arası uzayın özelliklerini ölçmek, Mars'ın manyetik alanını ve radyasyon ortamını incelemek ve gezegenin yakınından bilimsel gözlemler yapmaktı.

Uzay aracı Dünya'dan milyonlarca kilometre uzaklaşırken çeşitli bilimsel veriler gönderdi. Ancak Mart 1963'te iletişim sistemiyle bağlantı kaybedildi. Mars 1 buna rağmen yoluna devam ederek haziran ayında Mars'ın yaklaşık 193 bin kilometre yakınından geçtiği hesaplandı.

Bu nedenle aracın Mars yüzeyine ulaşması veya gezegen çevresinde yörüngeye girmesi mümkün olmadı. “Mars'a fırlatılan ilk roket” ifadesi biraz geneldir; daha önce başarısız Sovyet Mars fırlatma girişimleri de yapılmıştı. Mars 1, gezegenler arası araştırmaların ilk yıllarındaki önemli Sovyet görevlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

1967 - Rauf Denktaş Kıbrıs'a gizlice girdikten sonra tutuklandı1967 yılında Kıbrıs Türk toplumunun önde gelen liderlerinden Rauf Denktaş, adaya gizlice girdikten sonra Rum güvenlik güçleri tarafından yakalandı. Denktaş 1964 yılından beri Kıbrıs'a giriş yasağı nedeniyle Türkiye'de bulunuyordu.

Kıbrıs Türk toplumuyla doğrudan temas kurmak isteyen Denktaş deniz yoluyla gizlice adaya dönmeye karar verdi. 31 Ekim'i 1 Kasım'a bağlayan süreçte iki Kıbrıs Türküyle birlikte Kıbrıs kıyılarına çıktı. Ancak kısa süre içerisinde Rum güvenlik güçleri tarafından tespit edilerek gözaltına alındı.

Tutuklanması Türkiye'de büyük tepkiye neden oldu ve Ankara yönetimi serbest bırakılması için yoğun diplomatik girişim başlattı. Olay zaten yüksek olan Türk-Rum gerilimini daha da artırdı. Denktaş bir süre tutuklu kaldıktan sonra Türkiye'ye gönderildi.

1968 yılında ise Kıbrıs'a resmî olarak geri dönmesine izin verildi. Daha sonraki yıllarda Kıbrıs Türk toplumunun siyasi liderliğini üstlendi ve 1983 yılında ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

1968 - Aydınlık dergisi yeniden yayımlanmaya başladı1968 yılında Türkiye'deki sosyalist hareketin önemli yayınlarından Aydınlık, aylık dergi olarak yeniden yayın hayatına başladı. Yayının çevresinde Doğu Perinçek, Vahap Erdoğdu ve dönemin çeşitli sosyalist aydınları yer aldı.

1960'ların ikinci yarısı Türkiye'de öğrenci hareketlerinin, sendikal örgütlenmenin ve sosyalist düşüncenin hızla güç kazandığı bir dönemdi. Aydınlık bu ortamda Marksizm, işçi hareketi, antiemperyalizm ve Türkiye'nin siyasi sorunları üzerine teorik ve güncel yazılar yayımladı.

Dergi kısa süre içerisinde Türkiye sosyalist hareketi içindeki farklı görüşlerin tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Daha sonra yayın çevresi içerisinde ideolojik ayrılıklar ortaya çıktı. Bu ayrılıklar Proleter Devrimci Aydınlık ve başka yayınların ortaya çıkmasına yol açtı.

Aydınlık adı sonraki dönemlerde farklı biçimlerde dergi ve gazete olarak kullanılmaya devam etti. Yayın çeşitli dönemlerde kapatma, dava ve siyasi baskılarla karşılaştı. 1968'deki yeniden çıkışı Türkiye'nin yakın dönem sol düşünce ve basın tarihinde önemli gelişmelerden biri olarak kabul edilmektedir.

1970 - Fransa'daki 5-7 dans salonu yangınında 146 kişi öldü1970 yılında Fransa'nın Saint-Laurent-du-Pont kasabasındaki 5-7 adlı dans salonunda çıkan yangın büyük bir faciaya dönüştü. Olay 1 Kasım gecesi yüzlerce gencin katıldığı eğlence sırasında meydana geldi.

Binanın dekorasyonunda yoğun biçimde yanıcı plastik ve sentetik malzemeler kullanılmıştı. Yangın başladıktan sonra alevler ve zehirli duman birkaç dakika içerisinde bütün salonu kapladı. Çıkışların yetersiz olması ve bazı kapıların insanların hızla dışarı çıkmasını engelleyen biçimde düzenlenmiş bulunması can kaybını artırdı.

Facia sonucunda 146 kişi hayatını kaybetti; kurbanların büyük bölümü gençlerden oluşuyordu. Bazı eski listelerde 144 rakamı verilse de yaygın kabul gören nihai can kaybı 146'dır. Yangının ardından Fransa'daki eğlence mekânlarının yangın güvenliği kuralları ve acil çıkış düzenlemeleri ciddi biçimde sorgulandı.

İşletmeciler ve yerel yetkililerin sorumlulukları konusunda soruşturmalar yapıldı. 5-7 yangını Fransa'nın yakın tarihindeki en ağır gece kulübü facialarından biri oldu.

1971 - Hindistan'ın doğu kıyısında kasırga binlerce kişinin ölümüne yol açtı1971 yılında Bengal Körfezi'nde oluşan güçlü tropikal siklon Hindistan'ın doğu kıyısında ağır yıkıma neden oldu. Özellikle Orissa, günümüzdeki adıyla Odisha, ve çevresindeki kıyı bölgeleri fırtınadan etkilendi.

Şiddetli rüzgârlar ve fırtına kabarması çok sayıda köyü sular altında bıraktı. Binlerce ev yıkıldı veya ağır hasar gördü. Dönemin haberlerinde yaklaşık 5 bin kişinin hayatını kaybettiği yönünde rakamlar yer aldı. Evsiz kalanların sayısının ise yalnızca 1.500 kişi olduğu yönündeki eski ifade gerçekçi görünmemektedir; afetin etkilediği ve barınma sorunu yaşayan insan sayısı çok daha yüksekti.

Tarım arazileri ve hayvan varlığı da büyük zarar gördü. Bölgedeki haberleşme altyapısının çökmesi nedeniyle ilk günlerde gerçek kayıp rakamlarına ulaşmak güçleşti. Bengal Körfezi'nin sığ kıyı yapısı ve yoğun nüfus, siklonların oluşturduğu fırtına dalgalarını özellikle tehlikeli hâle getiriyordu.

Bu tür afetler daha sonraki yıllarda Hindistan'ın erken uyarı ve tahliye sistemlerini geliştirmesinde önemli rol oynadı.

1981 - Antigua ve Barbuda bağımsızlığını kazandı1981 yılında Karayipler'deki Antigua ve Barbuda, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazanarak egemen bir devlet oldu. Ada ülkesi uzun yıllar Britanya sömürge yönetimi altında kalmıştı.

1967 yılında “Birleşik Devlet Statüsü” kazanarak iç yönetimde geniş özerkliğe ulaşmış ancak dış politika ve savunma alanlarında İngiltere'ye bağlı kalmaya devam etmişti. 1 Kasım 1981 tarihinde tam bağımsızlık ilan edildi.

Vere Cornwall Bird ülkenin ilk Başbakanı oldu. Antigua ve Barbuda bağımsızlık sonrasında İngiliz Milletler Topluluğunun üyesi olarak kalmayı tercih etti. Devlet başkanı sembolik olarak Britanya hükümdarı olmaya devam etti ve ülkede bir genel vali tarafından temsil edildi.

Ekonominin temel sektörlerinden biri turizm hâline geldi. Antigua aynı zamanda bölgesel Karayip kuruluşlarında aktif rol üstlendi. 1 Kasım her yıl ülkede Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır.

1982 - Ataol Behramoğlu Lotus Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü1982 yılında Türk şair ve yazar Ataol Behramoğlu, Asya-Afrika Yazarlar Birliği tarafından verilen Lotus Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Behramoğlu 1960'lı yıllardan itibaren Türk şiirinin öne çıkan isimlerinden biri olmuştu.

Şiirlerinde bireysel duyguların yanı sıra toplumsal mücadele, özgürlük, barış ve insan ilişkileri gibi temaları işledi. Asya-Afrika Yazarlar Birliği sömürgecilik karşıtı edebiyat hareketleri ve Üçüncü Dünya ülkelerindeki yazarlar arasında kültürel dayanışmayı geliştirmek amacıyla faaliyet gösteriyordu.

Lotus Ödülü de Asya ve Afrika ülkelerinden önemli şair ve yazarlara verilen uluslararası bir edebiyat ödülüydü. Behramoğlu'nun ödülü Türkiye'deki edebiyat çevrelerinde önemli bir uluslararası başarı olarak değerlendirildi.

12 Eylül döneminde hakkında açılan davalar nedeniyle Türkiye dışında yaşamak zorunda kaldığı yıllar da oldu. Şiirleri çok sayıda dile çevrildi. Edebiyatın yanı sıra çeviri, deneme ve akademik çalışmalar yaptı. Lotus Edebiyat Ödülü onun uluslararası tanınırlığını artıran önemli ödüllerden biri oldu.

1983 - MİT'in görev ve yetkilerini düzenleyen 2937 sayılı kanun kabul edildi1983 yılında Türkiye'deki istihbarat hizmetlerinin hukuki çerçevesini yeniden düzenleyen 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu kabul edildi. Millî İstihbarat Teşkilatı 1965 yılında önceki Millî Emniyet Hizmeti yapılanmasının yerine kurulmuştu.

1980 askerî darbesi sonrasında devlet kurumlarının yapısı ve görevleri çeşitli yasal düzenlemelerle yeniden şekillendirildi. 2937 sayılı kanun MİT'in görev alanını, yetkilerini, devlet kurumlarıyla ilişkilerini ve istihbarat koordinasyonundaki rolünü ayrıntılı biçimde belirledi.

Teşkilatın doğrudan Başbakana bağlı çalışması sistemin temel unsurlarından biriydi. Kanun aynı zamanda millî güvenliği ilgilendiren istihbaratın toplanması, değerlendirilmesi ve ilgili makamlara ulaştırılması konusunda düzenlemeler içeriyordu.

Sonraki yıllarda değişen güvenlik koşulları ve yönetim sistemi nedeniyle kanunda çok sayıda değişiklik yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne geçişin ardından MİT'in bağlı olduğu makam da değişti. 2937 sayılı kanun günümüzde de çeşitli değişikliklerle teşkilatın temel hukuki dayanaklarından biridir.

1993 - Maastricht Antlaşması yürürlüğe girdi ve Avrupa Birliği resmen doğdu1993 yılında Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle Avrupa bütünleşmesi yeni bir aşamaya geçti ve Avrupa Birliği resmen kuruldu. Antlaşma 7 Şubat 1992 tarihinde Hollanda'nın Maastricht kentinde imzalanmıştı.

Üye ülkelerdeki onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girdi. Daha önce Avrupa Ekonomik Topluluğu ağırlıklı olarak ekonomik bütünleşmeye odaklanırken yeni yapı dış politika, güvenlik, adalet ve içişleri gibi alanları da kapsadı.

“Avrupa Birliği” adı bu anlaşmayla resmî siyasi çerçeveye kavuştu. Antlaşma aynı zamanda Avrupa vatandaşlığı kavramını oluşturdu. Ortak para birimine geçiş için ekonomik ve parasal birlik kriterleri belirlendi. Bu süreç daha sonra avronun 1999 yılında elektronik olarak, 2002 yılında ise banknot ve madeni para olarak kullanılmasına yol açtı.

Maastricht kriterleri bütçe açığı, kamu borcu, enflasyon ve faiz oranları gibi ekonomik göstergeleri kapsıyordu. Antlaşma Avrupa Birliği'nin bugünkü siyasi ve ekonomik yapısının temel belgelerinden biri kabul edilmektedir.

1996 - NTV'nin kuruluş süreci başladı1996 yılında Türkiye'nin haber yayıncılığına odaklanan ilk özel televizyon kanallarından NTV'nin kuruluş çalışmaları gerçekleştirildi. Kanal Cavit Çağlar'ın girişimleriyle kuruldu. NTV adı “Nergis Televizyonu” ifadesinden geliyordu.

1990'lı yıllarda Türkiye'de özel televizyon yayıncılığının hızla gelişmesiyle tematik kanallar için de yeni bir pazar oluşmuştu. NTV genel eğlence yayınları yerine haber, ekonomi, kültür ve güncel gelişmelere ağırlık veren bir yayın çizgisi oluşturdu.

Ancak kanalın fiilî televizyon yayınına başlaması 1996 sonrasındaki hazırlıkların ardından 1997 yılında gerçekleşti. Bu nedenle 1 Kasım 1996 tarihi daha çok kuruluş süreciyle ilişkilidir; düzenli yayın başlangıcıyla karıştırılmamalıdır.

Kanal daha sonra Doğuş Grubu bünyesine geçti. Ulusal ve uluslararası haberlerin yanı sıra ekonomi, spor, sanat ve yaşam programlarıyla geniş izleyici kitlesine ulaştı. NTV Türkiye'deki 24 saat haber kanalı modelinin yaygınlaşmasında önemli rol oynadı.

1998 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yeni sürekli yapısıyla çalışmaya başladı1998 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11 No'lu Protokolü'nün yürürlüğe girmesiyle bugünkü sürekli mahkeme yapısına kavuştu. Ancak AİHM'in ilk kez 1 Kasım 1998 tarihinde “kurulduğunu” söylemek doğru değildir.

Mahkeme 1959 yılında Avrupa Konseyi bünyesinde kurulmuş ve uzun yıllar bireysel başvuruları incelemişti. Eski sistemde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ile Mahkeme birbirinden ayrı çalışıyordu. Başvuruların sayısının artması üzerine sistemin daha hızlı ve doğrudan işlemesi amacıyla kapsamlı reform yapıldı.

11 No'lu Protokol 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe girdi. Komisyon kaldırıldı ve tam zamanlı çalışan tek bir sürekli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi oluşturuldu. Bireylerin Mahkemeye doğrudan başvurabilmesi sistemin temel unsuru hâline geldi.

Mahkeme Strasbourg'da faaliyet göstermektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf devletler hakkında verdiği kararlar insan hakları hukukunun gelişiminde büyük rol oynamaktadır. Dolayısıyla 1998 tarihi AİHM'in kuruluşundan çok, bugünkü kurumsal yapısının başlangıcıdır.

2001 - Varyag İstanbul Boğazı'ndan geçirildi2001 yılında Çin tarafından Ukrayna'dan satın alınan eski Sovyet uçak gemisi Varyag, uzun süren diplomatik ve teknik görüşmelerin ardından İstanbul Boğazı'ndan geçirildi. Gemi Sovyetler Birliği döneminde uçak taşıyan kruvazör olarak inşa edilmeye başlanmış ancak Sovyetler'in dağılması üzerine tamamlanamamıştı.

Ukrayna'nın elinde kalan gövde daha sonra Çinli bir şirket tarafından satın alındı. Varyag motorları çalışır durumda olmadığı için kendi gücüyle seyredemiyor ve römorkörler tarafından çekilmesi gerekiyordu. Türkiye, İstanbul Boğazı'nın dar yapısı ve yoğun deniz trafiği nedeniyle geçişe uzun süre güvenlik gerekçesiyle izin vermedi.

Ayrıntılı güvenlik planları hazırlandıktan sonra gemi 1 Kasım 2001 tarihinde Boğaz'dan geçirildi. Geçiş sırasında Boğaz deniz trafiğine kapatıldı ve çok sayıda römorkör görev yaptı. Varyag uzun yolculuğun ardından Çin'e ulaştı.

Gemi yıllar süren modernizasyon çalışmaları sonrasında Liaoning adıyla Çin'in ilk uçak gemisi olarak 2012 yılında hizmete girdi. Varyag'ın Boğaz geçişi Türkiye'nin yakın dönem denizcilik tarihinin en dikkat çekici operasyonlarından biri oldu.

2007 - 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak kabul edildi2007 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu otizm konusunda dünya çapında farkındalığın artırılması amacıyla özel bir gün belirlenmesini kabul etti. Kararla her yıl 2 Nisan tarihinin Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak anılması öngörüldü.

Amaç otistik bireylerin hakları, eğitim olanakları, toplumsal katılımı ve destek ihtiyaçları konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesiydi. Karar 2008 yılından itibaren uygulanmaya başladı. Birleşmiş Milletler üye devletleri, sivil toplum kuruluşlarını ve ilgili kurumları bu tarihte farkındalık faaliyetleri düzenlemeye teşvik etti.

Zaman içerisinde yalnızca farkındalık değil, otistik bireylerin kabulü, hakları ve topluma eşit katılımı da etkinliklerin temel konuları hâline geldi. Eğitim, istihdam, sağlık hizmetlerine erişim ve ayrımcılıkla mücadele uluslararası çalışmaların önemli başlıkları arasında yer aldı.

Otizmin belirtileri ve destek ihtiyaçları kişiden kişiye büyük farklılık gösterebildiği için günümüzde “otizm spektrumu” kavramı kullanılmaktadır. Dünya Otizm Farkındalık Günü birçok ülkede kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlikleriyle anılmaktadır.

2008 - TRT Çocuk yayın hayatına başladı2008 yılında Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından çocuk izleyicilere yönelik hazırlanan TRT Çocuk kanalı yayın hayatına başladı. Kanal 1 Kasım tarihinde yayınlarını başlattı. TRT Çocuk'un amacı okul öncesi ve okul çağındaki çocuklara eğitici, eğlendirici ve yaş gruplarına uygun içerikler sunmaktı.

Yayınlarda yerli çizgi filmler, yabancı animasyonlar, eğitim programları, yarışmalar ve çocuklara yönelik kültür içerikleri yer aldı. Zaman içerisinde Türk yapımı çizgi dizilerin sayısı önemli ölçüde arttı. Rafadan Tayfa, Keloğlan ve başka yerli yapımlar geniş çocuk izleyici kitlesine ulaştı.

Kanalın yayın politikalarında çocukların gelişimine uygun dil ve içerik kullanılması temel ilkelerden biri oldu. TRT Çocuk daha sonraki yıllarda dijital platformlar ve mobil uygulamalar üzerinden de içerik sunmaya başladı.

Bazı yapımlar sinema filmi ve lisanslı ürünlere de dönüştü. Kanal Türkiye'deki çocuk yayıncılığı alanının önemli aktörlerinden biri hâline geldi.

2010 - Halkın Sesi Partisi Numan Kurtulmuş liderliğinde kuruldu2010 yılında Numan Kurtulmuş öncülüğünde Halkın Sesi Partisi, kısa adıyla HAS Parti kuruldu. Kurtulmuş daha önce Saadet Partisi Genel Başkanlığı görevini yürütmüş ancak parti içerisindeki yönetim tartışmaları nedeniyle görevinden ayrılmıştı.

Onunla birlikte hareket eden bir grup siyasetçi yeni bir siyasi oluşum kurmaya karar verdi. HAS Parti 1 Kasım 2010 tarihinde resmen kuruldu. Parti siyasi söyleminde demokrasi, sosyal adalet, ekonomik eşitsizlikle mücadele ve muhafazakâr toplumsal değerleri bir araya getirmeye çalıştı.

Numan Kurtulmuş partinin Genel Başkanı oldu. HAS Parti 2011 genel seçimlerine katıldı ancak TBMM'ye milletvekili sokacak oy oranına ulaşamadı. 2012 yılında AK Parti ile başlayan siyasi yakınlaşma sonucunda partinin feshedilmesi gündeme geldi.

HAS Parti aynı yıl olağanüstü kongreyle kendisini feshetti. Numan Kurtulmuş ve bazı parti yöneticileri daha sonra AK Parti'ye katıldı. Parti yaklaşık iki yıllık kısa siyasi yaşamına rağmen Türkiye'nin yakın dönem siyasi hareketleri arasında yer aldı.

2014 - 1 Kasım “Dünya Kobani Günü” adıyla uluslararası eylem günü olarak duyuruldu2014 yılında Suriye'nin Kobani kentinde IŞİD ile Kürt güçleri arasında süren ağır çatışmalar sırasında uluslararası dayanışma amacıyla 1 Kasım için küresel eylem çağrısı yapıldı. Kobani, Eylül 2014'ten itibaren IŞİD'in yoğun saldırısı altında bulunuyordu.

Kentin büyük bölümünde sokak çatışmaları yaşanırken binlerce sivil Türkiye sınırına geçti. Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu ve farklı uluslararası aktivist ağları “Kobani ve insanlık için küresel seferberlik” çağrısı yayımladı.

1 Kasım “Dünya Kobani Günü” adıyla çeşitli ülkelerde gösteri ve dayanışma etkinliklerinin düzenlendiği bir gün hâline geldi. Ancak bu tarih Birleşmiş Milletler veya devletler tarafından kabul edilmiş resmî bir uluslararası gün değildir.

Daha çok sivil toplum ve siyasi hareketlerin çağrısıyla ortaya çıkan bir dayanışma günü niteliğindedir. Kobani'deki çatışmalar sonraki aylarda da devam etti. ABD öncülüğündeki koalisyonun hava desteği ve sahadaki Kürt güçlerinin direnişi sonucunda IŞİD Ocak 2015'te kentin büyük bölümünden çıkarıldı. Kobani çatışması IŞİD'e karşı savaşın sembolik dönüm noktalarından biri oldu.

2015 - Türkiye'de 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimi yapıldı2015 yılında Türkiye, aynı yıl içerisinde ikinci kez milletvekili genel seçimi için sandık başına gitti. 7 Haziran seçimlerinden sonra hiçbir parti tek başına hükûmet kuracak çoğunluğa ulaşamamış ve koalisyon görüşmelerinden sonuç alınamamıştı.

Bunun üzerine 1 Kasım tarihinde yenileme seçimi gerçekleştirildi. AK Parti oyların yaklaşık yüzde 49,5'ini alarak 317 milletvekili çıkardı ve yeniden tek başına hükûmet kurma çoğunluğuna ulaştı. CHP yaklaşık yüzde 25,3 oyla 134 milletvekili kazandı.

MHP yaklaşık yüzde 11,9 oyla 40, HDP ise yaklaşık yüzde 10,8 oyla 59 milletvekili çıkardı. Diğer partiler ve bağımsız adaylar milletvekili çıkarmaya yetecek düzeyde temsil elde edemedi. Dolayısıyla “diğer partiler yüzde 2,52 oy alarak milletvekili çıkardı” ifadesi doğru değildir.

Seçime katılım yüzde 85'in üzerinde gerçekleşti. Sonuçların ardından Ahmet Davutoğlu başkanlığında yeni AK Parti hükûmeti kuruldu. 1 Kasım seçimi Türkiye'nin aynı takvim yılı içerisinde iki genel seçim gerçekleştirdiği istisnai dönemlerden biri oldu.

2024 - Novi Sad tren istasyonundaki sundurma çökmesinde can kaybı daha sonra 16'ya yükseldi2024 yılında Sırbistan'ın Novi Sad kentindeki ana tren istasyonunda büyük bir beton sundurmanın çökmesi ağır can kaybına yol açtı. Olay 1 Kasım tarihinde istasyon girişinin önündeki büyük beton yapının aniden çökmesiyle meydana geldi.

İlk saatlerde 14 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Ağır yaralanan bazı kişilerin daha sonra yaşamını yitirmesiyle nihai can kaybı 16'ya yükseldi. Kurbanlar arasında çocuklar da bulunuyordu. Facianın ardından Sırbistan'da yas ilan edildi ve olayla ilgili geniş kapsamlı soruşturma başlatıldı.

İstasyon binasının yakın zamanda yenileme çalışmalarından geçmiş olması kamuoyunda büyük tepki yarattı. Projenin denetimi, ihale süreci ve yapısal güvenliği hakkında sorular gündeme geldi. Ülke genelinde öğrencilerin ve vatandaşların katıldığı protestolar düzenlendi.

Göstericiler sorumluların ortaya çıkarılmasını, belgelerin açıklanmasını ve kamu yatırımlarında daha fazla şeffaflık sağlanmasını talep etti. Novi Sad faciası kısa sürede yalnızca bir yapı güvenliği olayı olmaktan çıkarak Sırbistan'da yönetim, denetim ve kamu sorumluluğu tartışmalarının merkezine yerleşti.

Tarihin izinde bir gün: 1 KasımHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 1 Kasım'ın geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: kapadokyahaber.com.tr
Haber metni ve görseller kapadokyahaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 01 Kasım 2026 04:16 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗